T. C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/551
KARAR NO: 2026/862
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/809 Esas, 2024/1209 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/09/2023
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH: 03/06/2026
YAZILDIĞI TARİH: 04/06/2026
Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/809 Esas, 2024/1209 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ... adına kayıtlı, ... Anonim Şirketi'nin ... numaralı poliçe ile zorunlu mali sorumlu sigortalısı olan ... plaka sayılı aracın müteveffa ...'in sevk ve idaresindeyken meydana gelen trafik kazasında, araçta yolcu olarak bulunan ...'nın vefat ettiğini, kaza nedeniyle sigorta şirketi, araç maliki ve sürücü müteveffa ...'in mirasçılarının sorumlu olduğunu, müteveffa ...'nın ... yılında ...'ya kayıt yaptırması nedeniyle 4 yıllık eğitiminin sonunda asgari ücret kadar gelir elde edebileceği, mezuniyetinden 6 ay sonra (iş arama ve sınav dönemi) 30/12/2023 tarihinde mesleğini icra etmeye başlayacağı ve asgari ücretin 2 katı düzeyinde gelir elde edeceğini, müteveffanın anne, babası ve kardeşlerine destek olacağını, müteveffanın olay tarihinde 20 yaşında olduğunu ve ... A.Ş.'de 02/09/2022 tarihinde çalışmaya başladığını, kaza meydana gelmemiş olsaydı 30/06/2024 tarihinde okulundan mezun olacağını, müstekar Yargıtay uygulamalarına göre yaklaşık 2 yıl sonra 31/12/2026 tarihinde evleneceğini, yaklaşık iki yıl sonra 31/12/2028 tarihine kadar birinci çocuğunun, 31/12/2030 tarihine kadar ikinci çocuğunun olacağını, çocukların 20 yaşı hitamlarına (birinci çocuğun 31/12/2048 tarihine, ikinci çocuğun 31/12/2050 tarihine) kadar annelerinin desteğini alacaklarını, KTK m.97 gereği zorunlu olarak sigorta şirketine başvuru yapıldığı ve anne için 340.000,00 TL, baba için 235.000,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin yetersiz olduğunu, kardeşlere dair herhangi bir ödeme yapılmadığını, dava şartı arabuluculuk başvurusunun olumsuz sonuçlandığını, kardeşlerin aynı evde ikamet ettiklerini ve müteveffa ölmeden önce gerek kardeşlerine gerekse de anne ve babasına aylık kazancı ile düzenli olarak yardımcı olmakla birlikte bir yandan küçük kardeşlerinin bakımını üstlendiğini, abisi ve ablasının giyim, gezme, günlük zorunlu ihtiyaçlarını dahi karşıladığını, zor zamanlarında yanlarında bulunarak elinden gelen her tür noktada yardımda bulunduğunu, gerçek destek olduğunu belirterek bu nedenlerle anne ... için 100,00 TL, baba ... için 100,00 TL, kardeşler... için 100,00 TL, ... için 100,00 TL, ... için 100,00 TL, ... için 100,00 TL, ... için 100,00 TL maddi tazminatın, ... lehine 175.000,00 TL, ... lehine 175.000,00 TL... lehine 75.000,00 TL, ... lehine 75.000,00 TL, ... lehine 75.000,00 TL, ... lehine 75.000,00 TL, ... lehine 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/4501 E. 2022/4725 K. sayılı dosyası ile mirasın gerçek reddi davası açtığını ve 29/12/2022 tarihli karar ile müvekkilleri ... ve ... tarafından mirasın kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespit ve tescil edildiğini, gerçekleşen kazada müvekkili ...'e atfedilebilecek kusur bulunmadığını, sunulan uzman görüşünü kabul etmediklerini, hangi kriterlere göre belirlendiğini ve hangi mirasçı yönünden hesaplandığının belli olmadığını, davacılar lehine destekten yoksun kalma tazminatı talep edilemeyeceğini, talep edilen rakamların fahiş olduğunu, müvekkillerinin de olay nedeniyle zor zaman geçirdiklerini, sigorta şirketinden para alınmasına karşın dava açılmasının kötü niyetli olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varıldığını ve anlaşma tutanağının ilam mahiyetinde olduğunu, kesin hüküm bulunması nedeniyle usulden reddi gerektiğini, müteveffanın desteklerinin anne ve babası olduğunu, kardeşlere destek olmadığını, kanunen kardeşlere bakma yükümlülüğü bulunmadığını, müteveffanın kaza tarihinde öğrenci olduğunu, destek iddialarının davacı tarafça ispatlanması gerektiğini, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın, araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi nedeniyle de müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müteveffanın araçta yolcu olarak bulunması nedeniyle hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, cenaze ve defin giderlerinin sigorta poliçesi teminatına dahil olmadığını, müteveffanın gelirinin ispatlanması gerektiğini, davacıların kaza nedeniyle elde ettiği tazminatların mahsubu gerektiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;
"DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
Maddi tazminat davası yönünden;
A-Davalı ... A.Ş. yönünden;
1-Davacı ... ve ...'nın davalı sigorta şirketine yönelik açtığı davanın usulden reddine,
2-Davacılar..., ..., ..., ..., ...'nın sigorta şirketine yönelik açtığı davanın esastan reddine,
B-Davalı ... ve ... yönünden;
1-Davacıların ... ve ...'e yönelik davalarının husumet nedeniyle reddine.
C-Davalı ... ve müteveffa ...'in terekesi yönünden;
1-Davacı ...'nın maddi tazminat talebi yönünden; 720.663,14-TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
2-Davacı ...'nın maddi tazminat talebi yönünden; 1.601.577,73-TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
3-Davacılar..., ..., ...,..., ...'nın davalı ... ve müteveffa ...'in terekesine karşı açtığı davanın reddine,
Manevi tazminat davası yönünden;
A-Davalı ... ve ... yönünden;
1-Davacıların ... ve ...'e yönelik davalarının husumet nedeniyle reddine,
B- Davalı ... ve müteveffa ...'in terekesi yönünden;
1-Davacı ...'nın manevi tazminat talebi yönünden; 75.000,00-TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
2-Davacı ...'nın manevi tazminat talebi yönünden; 75.000,00-TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
3-Davacı...'nın manevi tazminat talebi yönünden; 25.000,00-TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
4-Davacı ...'nın manevi tazminat talebi yönünden; 25.000,00-TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
5-Davacı ...'nın manevi tazminat talebi yönünden; 25.000,00-TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
6-Davacı ...'nın manevi tazminat talebi yönünden; 25.000,00-TL'nin ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine,
7-Davacı ...'nın manevi tazminat talebi yönünden; 25.000,00-TL'nin 19/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya yönelik talebin reddine, ..." dair karar verildiği görülmüştür.
Bu karar davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından süresinde istinaf edilmiştir.
Davalı ...'in istinafı ilk derece mahkemesinin 29/01/2025 tarihli ek karar ile reddedilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigorta şirketine karşı açılan davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, her ne kadar davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmış olsa da dönemin şartları düşünüldüğünde müvekkillerinin maddi açıdan zor günler geçirmesi nedeni ile bu ödemeyi kabul etmek zorunda kaldıklarını ve bu ödemenin yetersiz olduğunun aşikar olduğunu, davalı sigorta şirketinin poliçe kapsamındaki maddi tazminat zorunluluğunun tam 1.000.000,00 TL olduğunu, ailenin yaşamış olduğu maddi zorlukları da fırsata çevirerek yalnızca toplamda 575.000,00 TL ödeme yaparak maddi sorumluluğu ibraname ile sona erdirmeye çalıştıklarını, ... ve ...'e yönelik açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, sigorta şirketinin poliçe limitinden sorumluluğunun sonlandırılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının uğranılan acı ve kederi giderecek nitelikte olmadığını, davalı tarafın ekonomik durumunun yerinde ve talep edilen tazminattan fazlasını karşılayabilecek yeterlilikte olduğunu, bu hususların göz önüne alınması gerektiğini belirterek arz ve izah edilen nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2024 tarihli, 2023/809 Esas ve 2024/1209 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı davacılar vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi.
Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.
Davalı ...'in istinafı ilk derece mahkemesinin 29/01/2025 tarihli ek karar ile reddedildiğinden Dairemizce inceleme konusu yapılmamıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;
İstinaf incelemesine konu dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma zararına ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
- Arabuluculuk anlaşma tutanağına yönelik incelemede;
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) "Amaç ve kapsam" kenar başlıklı 1/2. maddesi "Bu Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır ..." şeklinde düzenlenmiştir.
6325 sayılı HUAK'nın 11/1. maddesinde arabulucunun, arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.
Davacılar vekili ve davalılardan ... A.Ş. vekili arasında düzenlenen 24/03/2023 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinin incelenmesinde "... tarihinde ... plaka sayılı araçta meydana gelen trafik kazası sonucunda ... no'lu poliçe kapsamında hayatını kaybeden müteveffa ...'nın varislerine ödenmesi gereken destekten yoksun kalma tazminatı, defin, cenaze gideri ve manevi tazminat talebidir. Görüşmeler sonunda reddi miras nedeniyle ..., ... ve ... ile manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze defin gideri talebi yönünden anlaşma sağlanamamış, poliçe teminat limiti dahilinde destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze defin gideri talebi yönünden ... A.Ş. ile anlaşma sağlanmıştır. Bununla birlikte ... A.Ş. tarafından ödemenin yapılmasıyla poliçe teminat limiti dahilinde destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze defin gideri talebi yönünden ..., ..., ... ve ... A.Ş.'nin sorumlulukları sona erecek olup başvurucular tüm taraflara karşı talep ve dava hakkından feragat eder. ..." şeklinde anlaşmaya varıldığı, aynı tarihli arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, davalı ... A.Ş. tarafından 14/04/2023 tarihinde davacı tarafa ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
6325 sayılı HUAK'nın (... tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7036 sayılı Kanun 24. maddesi ile eklenen) 18/5. maddesi gereği arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması halinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacaktır. 7036 sayılı Kanun'la eklenen bu düzenleme, Kanun'un gerekçesine göre, "dava açma yasağı" olarak nitelendirilmektedir.
Arabuluculuk tutanaklarının sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli ilam niteliğindeki belgelerden olduğu, davacının isteği ile gerçekleşen ihtiyari arabuluculuk görüşmesi sonucu sağlanan anlaşmanın sahteliği konusunda bir iddia olmadığı gibi, ehliyetsizlik ya da irade fesadı iddiası da bulunmadığından arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılamayacağından arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşılan konularda dava açılması durumunda, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerekecektir (6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi).
Somut olayda, dava dilekçesinde destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunulduğu, zorunlu arabuluculuk görüşmesi sonunda 24/03/2023 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesi imzalandığı, ... tarihli trafik kazası sonucu ...'nın vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı kapsamında davacı ... için 340.000,00 TL ve davacı ... için 235.000,00 TL maddi tazminat üzerinden anlaşmaya varıldığı, aynı tarihli arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği, davalı ... A.Ş. tarafından 14/04/2023 tarihinde tarihinde bu davacılara ödeme yapıldığı, arabuluculuk görüşmelerinde davacıların vekil ile temsil edildiği, istinaf başvuru dilekçesinde "... Müvekkiller çaresiz kaldığı için bu koşulları kabul etmiştir ve bu zaruret halinden kurtulabilmek için sözleşmede belirtilen ağır koşulları kabul etmekten başka çaresi kalmamıştır. ... Müvekkillerin içinde bulunduğu müzayaka hali fırsat bilinerek çıkmaza itilmesi, hukuk düzeni tarafından korunmaz." denilmişse de, arabuluculuk tutanakları sahteliği ispatlanıncaya kadar geçerli ilam niteliğindeki belgelerden olup davacıların isteği ile gerçekleşen arabuluculuk görüşmesi sonucu sağlanan anlaşmanın sahteliği konusunda bir iddia olmadığı gibi, soyut müzayaka iddiasının ise ispatlamadığı, ehliyetsizlik ya da başkaca irade fesadı iddiasının bulunmadığı dikkate alındığında 6325 sayılı HUAK'nın 18/5. maddesi gereği arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılan hususlar hakkında artık dava açılamayacağından dolayı davacılar ... ve ...'nın maddi tazminat talebi yönünden davalı ... A.Ş. hakkında davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur (Yargıtay 4. H.D.'nin 2024/5140 Esas ve 2024/8495 Karar sayılı, 2022/3477 Esas ve 2023/7962 Karar sayılı, 2022/10210 Esas ve 2024/5644 Karar sayılı ve 2022/9714 Esas ve 2024/4277 Karar sayılı ilamları). Dolayısı ile davacıların aksine istinaf itirazlarının yerinde olmadığı görülmüştür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, yine KTK'nın 88. maddesinde, bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulup, birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılacağı, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanacağı düzenlenmiştir.
2918 sayılı KTK'nın 91/1. maddesi gereği işletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1. maddesinde de, "Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı KTK'ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder." şeklinde düzenleme mevcuttur.
TBK'nın 166/2. maddesine göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğerleri bu oranda borçtan kurtulur. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri için alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması gerekir. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için alacaklının açıkça davadan feragat etmiş olması veya böyle bir feragatin durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine TBK'nın 168. maddesi hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bunun sonuçlarına katlanacağı esastır (Yargıtay 17. H.D.'nin 2018/1297 Esas ve 2018/12295 Karar sayılı ilamı).
Sigorta şirketine verilen ibranamedeki irade açıklaması hem sigortacı hem de sigortalı işleten yönünde poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sonuç doğurur. Davalı sigorta şirketi ile birlikte davalı işleten de poliçe limiti kadar borçtan kurtulmuş sayılır. Ancak aracın sürücüsünün işleten dışında başka bir olması halinde sürücünün sorumluluğu sigorta şirketi tarafından ibranamedeki ödenen tutarla sınırlı olacaktır.
2918 sayılı KTK'nın 96/1. maddesi gereği, zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde ön görülen sigorta tutarından fazla ise, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulacaktır. Garameten ödeme ilkesi; bir rizikonun gerçekleşmesi ile zarar görenlerin birden fazla olması ve tazminat alacaklarının da sigorta sözleşmesinde ön görülen sigorta bedelinden fazla olduğu hallerde, zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat miktarı isteminden, sigorta bedelinin tazminat alacaklıları toplamına olan oranına göre indirim yapılmasını ifade etmektedir. Burada amaç, zarar görenlerin birden fazla olması halinde, sigortacının poliçede gösterilen limitle sorumlu olacağı da dikkate alınarak, zarar görenler arasında eşitliği sağlayıcı biçimde ve poliçe limitini de aşmayacak şekilde eşit paylaştırmanın sağlanmasıdır (Yargıtay 17. H.D.'nin 2020/202 Esas ve 2021/2045 Karar sayılı ilamı).
24/03/2023 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinde sigorta tarafından ödeme yapılmasıyla poliçe teminat limiti dahilinde maddi tazminat talebi yönünden ..., ..., ... ve ... A.Ş.'nin sorumlulukları sona erecek olup başvurucuların (davacılar ... ve ...'nın) tüm taraflara karşı talep ve dava hakkından feragat ettiğinin yazdığı, davalı ... A.Ş. tarafından 14/04/2023 tarihinde tarihinde bu davacılara ödeme yapıldığı bellidir.
Sigorta şirketine verilen ibranamedeki irade açıklaması hem sigortacı, hem de sigortalı işleten yönünden poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere sonuç doğurur. Buna göre davalı ... A.Ş. ile birlikte davalı işleten de poliçe limiti kadar borçtan kurtulmuş olur. Kazaya karışan aracın sürücüsünün işleten dışında başka biri olması halinde sürücünün sorumluluğu, sigorta şirketi tarafından ibranamede ödenen tutar ile sınırlı olacaktır. Davacı ..., araç sürücüsü müteveffa ...'in yasal mirasçısı olmayıp sadece kazaya karışan aracın işletenidir. Dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davacılar ... ve ...'nın maddi tazminat davası yönünden davalılardan işleten ...'i ZMMS poliçe teminat limiti yönünden sorumlu tutmaması, zararın poliçe limitini aşan kısımdan işleten sıfatıyla sorumlu tutması isabetlidir. Poliçe limiti kaza tarihi itibarıyla 1.000.000,00 TL'dir (Yargıtay 17. H.D.'nin 2016/16977 Esas ve 2019/8248 Karar sayılı ilamı). Bu nedenlerle davacıların aksine istinaf itirazlarının yerinde olmadığı görülmüştür.
- Vekalet ücretine yönelik incelemede;
Davalılar ... ve ..., kazaya karışan aracın sürücüsü olan müteveffa ...'in yasal mirasçısı olduğu ancak süresi içinde ...'in mirasını reddetmelerinden dolayı bu davalılar hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğrudur.
İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararının maddi tazminat bölümünün 13, 16, 18, 20, 22, 24 ve 26. bentlerinde davalılar ... ve ... yönünden maddi tazminat davasının husumet yokluğu reddinden dolayı ve kararın manevi tazminat bölümünün 18, 20, 22, 24, 26, 28 ve 30. bentlerinde davalılar ... ve ... yönünden maddi tazminat davasının husumet yokluğu reddinden dolayı bu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedildiği görülmektedir.
Dava dilekçesinde kazaya neden olan aracın sürücüsü ...'in ölmesi nedeniyle onun yasal mirasçıları olan davalılar ... ve ...'e husumet yöneltilmiştir. Davalılar ... ve ..., Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli, 2022/4501 Esas ve 2022/4725 Karar sayılı ve 02/02/2023 kesinleşme tarihli ilamı ile ...'in mirasını reddetmiştir. Davadan önce davacıların başvurusu üzerine başlatılan arabuluculuk görüşmeleri sonunda düzenlenen 24/03/2023 tarihli son tutanakta "... Görüşmeler sonunda reddi miras nedeniyle ..., ... ve ... ile manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze defin gideri talebi yönünden anlaşma sağlanamamış, ... " yazmakta olup, tutanağın altı davacılar vekili tarafından imzalanmıştır. Bu durumda 12/09/2023 tarihinde eldeki davanın açılmasından önce en geç arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği 24/03/2023 tarihi itibarı ile davacıların, davalılar ... ve ...'in sürücü ...'in mirasını reddettiğini öğrenmiş olmalarına rağmen bu davalılar hakkında dava açıldığına göre, ilk derece mahkemesince adı geçen davalılar hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddi nedeniyle lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenlerle davacıların aksine istinaf itirazlarının yerinde olmadığı görülmüştür.
-Aktüer bilirkişi raporuna yönelik incelemede;
01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtay'ca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi'nin 17/07/2020 tarihli, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK'nın 90. ve 92. maddelerinde "genel şartlara" atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar ... tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nce zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir (Yargıtay 17. HD.'nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı). Somut olayda destekten yoksun kalma tazminatında hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi raporunda, TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış olduğu anlaşılmakla; ... tarihinde ... sayılı Resmi Gazete'de aynı gün yürürlüğe giren 7327 kanun numaralı İcra Ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunularda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un; 18. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesine yapılan değişiklik neticesinde "... sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat üniteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır..." hükmünün 19/06/2021 tarihinden sonraki kazalar neticesinde açılan tazminat davalarında uygulanacağı, ancak 2918 sayılı KTK'nın 90. maddesinde 7327 kanun numaralı İcra Ve İflas Kanunu İle Bazı Kanunularda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli ve E.:2021/82, K:2022/167 sayılı ile iptal edildiği hususu dikkate alındığında; mahkemece davacıların destek zararının TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım, %10 iskonto yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanması isabetlidir.
-TMK'nın 612. maddesine yönelik incelemede;
Kazaya karışan aracın sürücüsü müteveffa ...'in mirasının en yakın mirasçıları tarafından reddedilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesince müteveffanın terekesine temsilci atanıp atanmadığı araştırılmış, bu amaçla Kayseri 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/4501 Esas sayılı dosyasına müzekkere yazılmış, cevabi yazıda Av. ...'ın tasfiye memuru olarak atandığının bildirildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda hükmedilen tazminatların ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacı tarafa verilmesine dair kararlar oluşturulmuştur.
Eldeki dosyada, muris ...'in en yakın mirasçıları tarafından reddedilen terekenin TMK'nın 612. maddesi uyarınca iflas hükümlerine göre tasfiye edileceği, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nda yer alan iflas tasfiye usulünün tereke tasfiyesinde de aynen uygulanması ve sıra cetveline yönelik esasa ilişkin taleplerin de kayıt kabul davası olarak görülmesi gerektiği açıktır. İcra ve İflas Kanunu'nun 236. maddesi uyarınca iflasın kapatılmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkündür. Kayıt kabul davaları, iflasından önce müflisten alacaklı olanların, bir diğer ifade ile iflas alacaklılarının alacaklarını iflas masasına kaydettirmek için açtıkları ve dayanağını İİK'nın 235. maddesinden alan davalardır. İİK'nın 195. maddesi gereğince, iflasın açılması ile müflisin borçları muaccel olur. Kayıt kabul davasında, alacağın fer'ileri ile birlikte varlığı ve miktarı iflasın açıldığı tarih itibari ile belirlenmesi gerekir. Buna göre kazaya karışan aracın sürücüsü müteveffa ...'in terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesine karar verilme tarihi itibarı ile aktüer hesaplarının işlemiş faizleriyle birlikte yaptırılması ve davalı ... ile tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla terekeye kayıt ve kabülüne karar vermek gerekirken davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacı tarafa verilmesine dair hüküm kurulması infazda tereddüte yol açacağından kamu düzenine aykırı bulunmuştur.
-Manevi tazminat miktarına yönelik incelemede;
İlk derece mahkemesince "Davacıların ... ve ...'e yönelik davalarının husumet nedeniyle reddine, davacı ... yönünden 75.000,00 TL, davacı ... yönünden 75.000,00 TL, davacı... yönünden 25.000,00 TL, davacı ... yönünden 25.000, 00 TL, davacı ... yönünden 25.000, 00 TL, davacı ... yönünden 25.000, 00 TL ve davacı ... yönünden 25.000, 00 TL manevi tazminatın ...tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve müteveffa ...'in terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara ayrı ayrı verilmesine, davacıların fazlaya yönelik manevi tazminat taleplerinin reddine" karar verildiği görülmektedir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük ve yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Bu haliyle, davaya konu edilen olayın gelişim şekli ve davalı tarafın eylemlerine göre manevi tazminat şartlarının oluştuğu bakımından ilk derece mahkemesinin kabulünde hatalı bir değerlendirme bulunmadığı belirlenmiştir.
Öte yandan; gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, somut olayın özelliklerine göre, olay tarihi, müteveffa araç sürücüsü ...'in tam kusurlu olmasına, davacıların desteği ...'nın müterafik kusurunun ispat edilememiş olmasına, kaza sonucu ölenin davacılar ... ve ...'nın kızı, diğer davacıların ise kardeşi olmasına, ölenin yaşına, davacılar ile olan yakınlığı ve ilişkilerine, ölümlü kazanın davacılarda oluşturduğu etkiye, talep miktarına, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına, olay tarihindeki paranın alım gücüne ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların duymuş olduğu elem, üzüntü ve yıpranmanın giderilmesi için ilk derece mahkemesince takdir edilen manevi tazminat miktarının yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde bir miktar az olduğu değerlendirilmiştir. Bu itibarla, belirtilen hususlar yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusu yerindedir.
Yukarıda izah edilen sebeplerle, ilk derece mahkemesince eksik inceleme sonucunda, davanın çözümünü sağlayacak ve esasına etki edecek nitelikteki deliller usulünce ve tam manasıyla toplanmadan dolayısıyla değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olunduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra usuli kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle oluşan sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davacıların istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2024 tarihli, 2023/809 Esas ve 2024/1209 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-)Davanın yukarıda gerekçe bölümünde belirtilen hususlar değerlendirilerek yeniden görülmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE,
3-)Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvurana iadesine,
4-)İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-)İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-)İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,
7-)Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın 302/5 ve 359/3. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a, 362/1-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 04/06/2026
Emsal Karar Arama
T. C. Kayseri BAM 3. HD, E. 2025/551, K. 2026/862
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.