Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal

T.C. İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/919
KARAR NO : 2026/852
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/11/2024
NUMARASI : 2021/423 Esas - 2024/764 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; tatil için Türkiye'ye gelen ve Lübnan vatandaşı olan davacı ... ve eşi ...'un kaldıkları otelin karşısında bulunan dükkanlar tarafına yaya olarak geçiş yaptıkları sırada davalı ...nezdinde ZMM sigortalı bulunan davalı ...'ya ait, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı hız motorunun adı geçen yayalara çarpması neticesinde meydana gelen 30/08/2015 günlü trafik kazasında vekil edeni ...'nin ağır bir biçimde yaralanarak kalıcı bedensel zarara uğradığını, eşi ...'un ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğini ve kazanın oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'ın tam kusuru bulunduğunu, ...'un ölümü ile eşi olan davacı ...'nin ve üniversite eğitimine devam eden çocukları ... ve ...'nin destekten yoksun kaldıklarını, ayrıca vefat nedeniyle, vekil edenlerinin hastane cenaze ve defin masrafları yaptıklarını, bundan ayrı, vekil edeni ...'nin devam eden tedavisi nedeniyle de hastanelere şimdilik 3.000,00 USD'yi aşan miktarda para ödediğini, bakım ve yol gideri gibi başka masrafları da bulunduğunu beyanla, fazlaya ilişen haklar saklı kalmak kaydıyla kazadan kaynaklanan destekten yoksun kalma, geçici/kalıcı iş göremezlik vs. dahil 2.000,00-TL maddi ve davacı ... için 60.000,00-TL, kazazede ... ve ...'un evlatları olan diğer davacıların her biri için de ayrı ayrı 40.000,00-TL olmak üzere toplam 260.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden işletilecek faiziyle birlikte sigorta firmasının sorumluluğu poliçe ve limitle sınırlı olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar; davalılardan ... ise ayrıca yetki itirazında bulunmuştur.
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/334 Esasına kayıtlanan iş bu davada verilen 07/07/2021 günlü yetkisizliğe ilişkin karar istinaf yasa yoluna başvuru konusu yapılmaksızın 08/04/2021 tarihinde kesinleşmesi neticesinde dosyanın İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/423 Esasına kayıtlandığı görülmüştür.
İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde sürdürülen yargılama sırasında davacılar vekili tarafından sunulan 31/12/2024 işlem tarihli dilekçe ile 2.000,00-TL'lik maddi tazminata ilişkin talebin 100,00-TL'sinin ...'un vefatı nedeniyle yapılmak zorunda kalınan hastane, cenaze, yol ve defin giderlerine, 400,00-TL'sinin ..., ... ve ...'nin uğradığı destekten yoksun kalma tazminatına, 100,00-TL'sinin ...'nin yaralanması nedeniyle oluşan tedavi hastane ve yol giderlerine, 1.400,00-TL'sinin de iş göremezlik ve maluliyet tazminatına ilişkin olduğunu açıklayarak; davacı ...'nin yaralanmasına bağlı geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin istek miktarını toplam 72.712,10-TL'ye; ... için olan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin istek miktarını 128.745,12-TL'ye; ... için olan destekten yoksun kalma tazminat miktarı da 1.044,91-TL olmak üzere toplam 129.790,03-TL'ye çıkarttıklarını beyanla, iş bu maddi tazminatların, kaza tarihinden işletilecek ticari faiziyle birlikte tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;
1-Maddi Tazminat Yönünden;
A-Davacı ...'ın Geçici İş Göremezlik Maddi Tazminat Talebinin 1.092,52 TL'nin davalılar ... ve ... bakımından kaza tarihi olan 30/08/2015 tarihinden itibaren; davalı ... şirketi bakımından dava tarihi olan 08/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
B-Davacı ...'ın Sürekli İş Göremezlik Maddi Tazminat Talebinin REDDİNE,
C-Davacı ...'ın Destekten Yoksun Kalma Maddi Tazminat Talebinin 128.745,12 TL'nin davalılar ... ve ... bakımından kaza tarihi olan 30/08/2015 tarihinden itibaren; davalı ... şirketi bakımından dava tarihi olan 08/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
D-Davacı ... ...'nin Destekten Yoksun Kalma Maddi Tazminat Talebi 1.044,91 TL'nin davalılar ... ve ... bakımından kaza tarihi olan 30/08/2015 tarihinden itibaren; davalı ... şirketi bakımından dava tarihi olan 08/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Manevi Tazminat Yönünden;
A- Takdiren 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 30/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ...'a ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
B- Takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 30/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ... ...'na ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
C- Takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 30/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ... ...'na ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
D- Takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 30/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ... ...'na ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
E- Takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 30/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ... ...'na ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
F- Takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi 30/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan alınarak davacı ... ...'na ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
G-Davalı ... şirketine karşı davacıların açmış olduğu manevi tazminat davasının REDDİNE,
3-Davacı vekilinin dava dilekçesinin netice-i talep kısmında "vs" olarak talep edilen alacak kalemleri bakımından hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı ... vekili, davalı ...vekili ve davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine mahkemece verilen 18/03/2025 günlü ek kararla;
"İlamımız davacılar vekili tarafından harçsız olarak istinaf edilmiştir.
Mahkememizce düzenlenen 04.03.2025 tarihli "Temyiz Harç - Masraf Tamamlatılması Hakkında Muhtıra" ile davacılar vekiline her bir müvekkili için 1.683,10 - TL İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcı, 615,40-TL Maktu İstinaf Harcı ile 800,00 - TL Gider Avansı yatırması için tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre verildiği ve aksi takdirde istinaf isteminden vazgeçmiş sayılacağı hususu ihtar edilmiş, bahse konu muhtıra 09.03.2025 tarihinde davacılar vekili Av. ... ' ya tebliğ edilmiş, ancak davacı vekili müvekkillerinden sadece ... adına harç yatırdığı ve gider avansı depo ettiği görülmüştür." şeklindeki açıklamadan sonra;
-Mahkememizin işbu esasında kayıtlı davada verilen 21.11.2024 tarihli kararının davacı vekilince yalnızca davacılardan ... yönünden istinaf edildiğinin ve diğer davacılar yönünden yapılan istinaf başvurusunun HMK. 344. maddesi gereğince yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, iş bu ek karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Davacılar vekilinin ek karara yönelik istinaf talebi incelendiğinde; mahkemece, davacılar vekili gönderilen 04/03/2025 günlü muhtıra ile her bir davacı için ayrı ayrı 1.683,10-TL istinaf başvuru harcı ile 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı yatırılması gerektiğinin açıklandığı, ayrıca 800,00-TL gider avansı yatırılması gerektiği yönünde bilgilendirme yapıldığı anlaşılmış olup, iş bu muhtırayı alan davacılar vekili tarafından sadece davacılardan ...'nin adı yazılmak suretiyle başvurma ve istinaf karar harcı yatırıldığı, diğer davacılar tarafından herhangi bir harç yatırılmadığı, mahkemece bu nedenle istinaf konusu ek kararın verildiği tespit edilmiştir.
Görülmekte olan davada, davacılar zorunlu dava arkadaşı değil, ihtiyati dava arkadaşı konumunda olduklarından, kural olarak her birinden ayrı ayrı istinaf harcı alınmalı ise de; somut olayda davacılar birlikte istinaf yasa yoluna başvurmuşlardır. Bu durumda, her birinden ayrı ayrı istinaf başvuru harcı alınmasına gerek olmayıp, tek başvuru harcı alınması yeterli olduğundan, davacılar vekiline tebliğ olunan hatalı muhtıraya sonuç bağlanamayacak olması nedeniyle, davacılar vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek, 18/03/2015 günlü ek kararın kaldırılmasına oy birliğiyle karar verilmiş ve tarafların istinaf başvurularının esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davalı ... vekilinin istinaf nedenleri; görülmekte olan davada yetkisizlik kararı verildiğinden, yetkili yerde dava açmayan davacılar aleyhine ve müvekkili lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı bulunduğu, ayrıca aynı olay nedeniyle davacılar aleyhine Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan 2017/89 Esasa kayıtlı davadaki davacı taraf davranışları dikkate alındığında, eldeki davada dürüstlük kuralının ihlal edildiği gözetilerek buna göre hüküm tesis edilmesi gerektiği, tüm bunlardan ayrı hangi ülke vatandaşı olursa olsun Türkiye'de tatil yapan turistlerin kendilerini sigorta ettirdikleri dikkate alınarak, davacıları Türkiye'ye getiren seyahat acentasından sorulmak suretiyle, davacıların sigortalı olup olmadıkları tespit edilmeden, sigorta varsa kaza nedeniyle kendilerine ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılıp belirlenmeden sonuca ulaşılmasının doğru olmadığı, kabule göre de; manevi tazminata ilişkin talepler bakımından her bir davacı yararına ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edildiği gözetilerek, her bir davacının reddedilen talebi bakımından da karşılıklılık ilkesi gereğince ayrı ayrı ret vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının da usul ve yasaya aykırı bulunduğu ve hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının da fazla belirlendiği, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.
Davalı ... şirketi vekilinin istinaf nedenleri; eldeki dava açılmadan önce vekil edeni sigorta şirketine 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi uyarınca yapılmış usulüne uygun bir başvuru bulunmadığından, davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, esasa ilişkin hüküm kurulmasının hatalı olduğu, ayrıca davacı yabancıların teminat yatırma yükümlülüğü bulunduğunun karar yerinde göz ardı edildiği, kusura ilişkin belirleme ve kabul şeklinin hatalı olduğu, ev hanımı olduğu anlaşılan davacı ... bakımından geçici iş göremezlik zararı oluşmadığı halde, bu yönde lehine hüküm tesis edilmesinin isabetsiz bulunduğu, tüm bunlardan ayrı Lübnan vatandaşı olan ve Lübnan'a ikamet eden davacıların hüküm kuruluncaya kadar hayatta olup olmadıkları araştırılıp belirlenmeden tazminata hükmedilmiş olmasının resen dikkate alınması gereken dava şartına ilişkin kurallar gereğince doğru bulunmadığı ve müteveffanın anne ve babasının sağ olup olmadığı araştırılmadan ve sağ iseler kendilerine pay ayrılması gerektiği dikkate alınmadan yapılan tazminat hesaplamasının hükme esas alınamayacağı, ayrıca hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1.8 teknik faiz uygulamasıyla yapılması gerekirken prograsif rant yöntemiyle yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının da doğru bulunmadığı, sonuç itibariyle yetersiz araştırmaya dayalı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğine yöneliktir.
Davacılar vekilinin istinaf nedenleri ise; davacı ...'nin maluliyetine ilişkin olarak hükme esas alınan ATK raporuna karşı haklı itirazları dikkate alınmadan gerçek maluliyet oranını göstermekten uzak hatalı rapora bağlı kalınmak suretiyle karar verilmesinin isabetsiz olduğu, kusur oranlarının hatalı belirlendiği, ayrıca hesaplamaya esas miras bırakana ait gelirin doğru bir biçimde tespit edilmediği, dolayısıyla gelirin asgari ücret olduğu varsayımıyla yapılan hesaplama doğrultusunda eksik tazminata hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı bulunduğu, ...'nin tedavisi için hastanelere yapılan ödemeler nedeniyle de maddi tazminat talep edildiği ve üniversite eğitimine devam eden ... için de destek tazminatı istenildiği halde bu yöndeki taleplerin karşılanmamış olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu ve dahi manevi tazminat miktarlarının düşük, davacılar aleyhine belirlenen vekalet ücretlerinin ise fazla belirlendiği, belge sunulamayan cenaze ve defin giderleri ile bakıcı tedavi ve yol giderlerine ilişkin masrafların piyasa rayiçleri dikkate alınarak belirlenmesi mümkün olduğu halde bunun yapılmamış olmasının doğru olmadığı, tüm bu nedenlerle kararın kaldırılarak tüm taleplerin kabulüne karar verilmesi gerektiğine yöneliktir.
Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen ölüm ve yaralanmaya dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
(1)Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ve gerekçesiyle birlikte istinaf başvuru sebepleri de göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde, dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilk derece mahkemesince delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırılık bulunmamasına; oluşa, dosya kapsamına ve talep konusu kazadan sonra kolluk kuvvetlerince düzenlendiği anlaşılan kaza tespit tutanağındaki tespitlerle de uyumlu gerekçeli, denetlenebilir nitelikteki makine yüksek mühendisi ...'ın katılımı ile düzenlenen 08/11/2023 günlü bilirkişi heyet raporu hükme esas alınarak trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsünün %40 oranında, kazazedelerin ise %60 oranında kusurlu olduğunun kabul edilmesinde bir hata olmamasına;
Bundan ayrı; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi önem arzetmektedir.Söz konusu konusu bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmekte (Bknz. Yargıtay 4. HD'nin 2021/18611 Esas, 2022/787 Karar sayılı ilamı) olup; talep konusu kazanın meydana geldiği 30/08/2015 tarihi itibariyle maluliyetin belirlenmesinde esas alınması gereken "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri ile davacı ...'nin geçirmiş olduğu tedavileri gösterir evrakların ve kaza tarihinde yürürlükte bulunmayan "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri uyarınca düzenlendiği anlaşılan ve davacı ...'nin %6.2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği yönündeki 29/04/2020 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun da irdelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde Adli Tıp Kurumu Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından düzenlenen özürlülük kavramı ile meslekte kazanma gücü kaybı, çalışma gücü kaybı kavramlarının birbirinden farklı kavramlar olduğu, dolayısıyla raporlar arasında herhangi bir çelişki bulunmadığına işaret edilerek, davacının tüm vücut fonksiyon kaybının sıfır olduğunu belirleyen yeterli ve geçerli nitelikteki 04/02/2022 günlü rapor doğrultusunda davacı ...'nin kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin isteminin reddine karar verilmiş olmasının isabetli olmasına; hükme esas alınan 08/11/2023 günlü aktüer bilirkişi raporunun Dairemizin de kabul ettiği şekilde Yargıtay'ın güncel içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant uygulaması kullanılarak hazırlanmış olmasında da hata bulunmamasına ve geçici iş göremezlik tazminatı kazadan kaynaklı bedensel zarar kapsamında olduğundan, davacının ev hanımı olduğu gözetilerek ... hariç asgari ücretin neti üzerinden yapılan hesaplamaya göre davalı ... şirketinin iş bu zarar kaleminden sorumluluğu yoluna gidilmesinde ve tazminat miktarının buna göre belirlenmiş olmasında isabetsizlik olmamasına;
Her ne kadar dava açan dilekçede müteveffanın kaza tarihinde oto tamir ve yedek parça işiyle iştigal ettiği, kendisine ait iş yerinin bulunduğu ve aylık gelirinin de 5.000,00 USD olduğu yönünde beyanda bulunulmuş ise de; kaza tarihinde 71 yaşında olan ...'un işletmiş olduğu iş yeri geliri dışında, fiili, bedeni ve fikri çalışmasının asgari ücretin üzerinde gelir elde etmesini sağladığını gösterir bilgi ve belge ibraz edilmediğinden, mahkemece destek gelirinin asgari ücret olduğu varsayımından hareketle düzenlenen aktüer hesaplamanın hükme esas alınmasının doğru bulunmasına;
Tüm bunlardan ayrı, her ne kadar 2918 sayılı KTK'nın 26/04/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişik, 97. maddesinde; "zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içerisinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." denilmek suretiyle, dava açmadan önce zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketine başvuru yapılması dava şartı haline getirilmiş ise de; eldeki davanın, 08/04/2016 tarihinde açıldığı dikkate alındığında, az yukarıda açıklanan yasal düzenlemenin görülmekte olan davada uygulanamayacağının belirgin bulunmasına ve dahi dosyada mevcut Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün 25/05/2016 günlü cevabi yazısına ve bu cevabi yazıya ekli bilgi ve belgelerden anlaşılacağı üzere, Lübnan Cumhuriyeti ile ülkemiz arasındaki sözleşmeler gereğince davacıların teminat yükümlülüğünden muaf olduklarının anlaşılmasına ve kaza tarihinde 27 yaşında bulunan bu suretle de destek alma yaşından çıkan davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatına hükmolunmamış olmasının yerleşmiş yargısal uygulamalara uygun bulunmasına; müteveffanın anne ve babasının kaza tarihinde sağ olup olmadığını gösterir dosya kapsamında temin edilmiş bilgi ve belge mevcut olmadığı gibi, ölenin kaza tarihinde 71 yaşında olduğu gözetildiğinde, anne ve babasına pay ayrılmadan yapılan hesaplamanın hayatın doğal akışına uygun ve doğru bulunmasına ve dahi dava açan dilekçede tazmini gerektiren kalemler arasında tedavi gideri, bakıcı ve yol gideri, cenaze ve defin gideri gibi giderlerden bahsedilmiş ve bir takım tedavi gideri harcamalarını gösterir belge ibraz edilmiş ise de, "vs" olarak ifade edilen tazminatın neye ilişkin bulunduğu ve talep miktarının ne olduğu açıklanmadığı, konuya ilişkin ilk açıklamanın 31/12/2024 dilekçede dile getirildiği ve 2.000,00-TL'lik maddi tazminat talebinin murisin vefatı nedeniyle hastane, cenaze, yol ve defin masraflarına karşılık toplam 100,00-TL, kazazede ... için yapılan tedaviye ilişkin giderler, hastane ve yol masraflarına mahsuben de toplam 100,00-TL tazminat talep edildiği, başkaca bir somut beyanda bulunulmadığı, karar celsesinde de açıkça iş bu talep arttırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinin istenildiği, bu husustaki araştırma ve incelemenin genişletilmesinin de istenilmediği gözetildiğinde, mahkemece dava dilekçesinin netice-i talep kısmında "vs" olarak gösterilen alacak kalemleri bakımından hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmedilmiş olmasının istinaf eden davacı tarafın esasen aleyhine bir durum teşkil etmemesine göre; istinaf yasa yoluna başvuran taraf vekillerinin maddi tazminata ilişkin tüm istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
(2)Davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin manevi tazminatın belirlenmesinde hata yapıldığına ilişkin istinaf itirazlarına gelince;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Bu durumda, kazanın oluşumunda araç sürücüsü olan davalı % 40 oranında, müteveffa ve davacı ... ayrı ayrı % 60 oranında kusurlu ise de, kazanın meydana geldiği tarih (-25/08/2017), oluş şekli, ölümün karşılaşılabilecek en ağır sonuç oluşu, ölen ile davacıların yakınlıkları, ölenin yaşı kaç olursa olsun davacıların eş, baba ve kardeş kaybına bağlı olarak yaşam tecrübelerine göre duyacakları elem ve ızdırabın ağırlığı, davacı ...'nin yaralanmasının niteliği, kaza tarihindeki paranın alım gücü, tarafların dosyaya yansıyan sosyal ve ekonomik durumları ile manevi tazminatın bir sebepsiz zenginleşme aracı olmaması gereği yanında manevi huzuru sağlayabilecek kadar olması, gerekliliği birlikte değerlendirildiğinde; ölüm ve yaralama ile sonuçlanan taksirli bir eylem nedeniyle davacılar yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 4.maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanılmasına ilişkin kurala göre, fazla veya az olmadığı anlaşılmakla; manevi tazminat miktarının belirlenmesinde hata yapıldığına ilişkin taraf istinaf başvurusunun yerinde bulunmadığından ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(3)Davalı ... vekili ile davacılar vekili tarafından vekalet ücretine ilişkin olarak yapılan istinaf başvuruları birlikte değerlendirildiğinde;
(a)Genel olarak yargılama giderleri, bir davanın açılması, uyuşmazlığın esasını çözmeye yönelik belli bazı işlemlerin yapılması ve sonuçlandırılması için ödenmesi gereken paradır. Yargılama giderlerinin kapsamı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 323. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 423.) maddesinde açıklanmıştır. Anılan maddede yargılama giderleri: “celse, karar ve ilam harçları; dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri; dosya ve sair evrak giderleri; geçici hukuki koruma tedbirleri ve protesto, ihbar, ihtarname ve vekâletname düzenlemesine ilişkin giderler; keşif giderleri; tanık ve bilirkişiye ödenen ücret ve giderler; resmî dairelerden alınan belgeler için ödenen harç, vergi, ücret ve sair giderler; vekil ile takip edilmeyen davalarda tarafların hazır bulundukları günlere ait gündelik, seyahat ve konaklama giderlerine karşılık hakimin takdir edeceği miktar; vekili bulunduğu halde mahkemece bizzat dinlenmek, isticvap edilmek veya yemin etmek üzere çağrılan taraf için takdir edilecek gündelik, yol ve konaklama giderleri; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti (ğ bendi); yargılama sırasında yapılan diğer giderler” şeklinde sıralanmıştır.
Yargılama harç ve giderlerinden sorumluluk ancak davanın bitiminde söz konusu olur. Dolayısıyla kural olarak ancak esasa ilişkin nihai kararlarla birlikte yargılama harç ve giderlerine hükmolunur. Ancak istisnai olarak usule ilişkin nihai kararlarda da dava sona eriyor ise, dosya başka bir mahkemeye gönderilmiyorsa, derdestlik nedeniyle davanın usulden reddi durumunda olduğu gibi, yargılama giderlerine hükmedilmelidir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, s. 606; (Kuru, B./Arslan, R./Yılmaz, E.: Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 24. Bası, Ankara 2013, s:702, 703).
Bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığın temeli olan 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sözü edilen fıkrada; "Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder" denilmekte olup; söz konusu bu hüküm, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HMUK) yer almayan, 6100 sayılı HMK'nın getirdiği bir yenilik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 1086 sayılı HMUK'un yürürlükte olduğu dönemde Yargıtay Büyük Genel Kurulu'nun 25.04.1945 tarih ve 1943/21 E., 1945/9 K. sayılı İçtihadı Birleştirme kararı gereğince "yargılama masraflarıyla avukatlık ücretine dair olan istemlerin görevsizlik yahut yetkisizlik kararı veren mahkemece hüküm altına alınmasının gerekli olduğu" belirtildiğinden uygulamada görevsiz veya yetkisiz mahkemece harca, yargılama giderlerine ve vekille temsil edildiği taktirde davalı/davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal zorunluluk olduğu kabul edilmekteydi.
6100 sayılı HMK'nın yürürlük tarihinden sonra ise "Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri" başlığı altında düzenlenen HMK'nın 331. maddesinin 2. fıkrası ile yargılamanın tekliği esası benimsenmiş ve görevsiz/yetkisiz mahkemece yargılama giderlerine hükmedilmeyeceği kabul edilmiştir. Diğer bir anlatımla görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile mahkeme davadan elini çekmiş olsa da söz konusu kararlar davanın esasını çözmeyip, davacı bu kararların kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde görevli veya yetkili mahkemeye başvurarak davaya kaldığı yerden devam olunmasını sağlayabilmektedir (HMK m. 20).
Ancak HMK'nın 331/2. maddesi ile görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmesi hâlinde ilk kararı veren mahkemedeki yargılama için ayrıca bir yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmolunması gerektiği sonucu çıkarılmamalıdır. Çünkü usule ilişkin nihai kararla davanın esası hakkında herhangi bir karar verilmediğinden davanın sonunda hangi tarafın haklı, hangi tarafın haksız olduğu tespit edilemez. Ancak "yargılama giderlerinin, kural olarak aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilmesi" gerektiğine ilişkin HMK'nın 326. maddesi ve "yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği; yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümünün hüküm altında gösterileceği; hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceğinin, mahkemece ilamın altına yazılması" gerektiğine ilişkin HMK'nın 332. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde henüz yargılamayı sona erdirmeyen görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararları üzerine yetkili mahkemede davaya devam edildiği hâllerde uyuşmazlığın esası hakkında verilecek nihai kararda haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin hüküm altına alınması yerinde olacaktır.
Öte yandan, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ederek davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edeceği de maddede belirtilen diğer bir husustur.
Ayrıca dairemizin de görüşüne katıldığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/02/2019 gün 2017/2-3004 E,-2019/217 K sayılı emsal içtihadından da anlaşılacağı üzere, HMK'nın yargılama giderlerine ilişkin bulunan 323., 326.,ve 327. maddeleri de değerlendirildiğinde, sadece HMK'nun 331/2. maddesi hükmüne dayanılarak davaya görevli veya yetkili mahkemede devam edilmesi halinde, yetkisizlik veya görevsizlik kararı veren dolayısı ile de nihai bir karar vermeyen mahkemedeki yargılama için ayrıca bir yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca; davanın açıldığı Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce yetkisizlik kararı verildiğine ve bu kararın kesinleşmesiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığa İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bakılarak davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine hükmolunduğuna göre; ilk derece mahkemesince yetkisiz mahkemede vekille temsil edildiği anlaşılan davalı ...'ın yararına ayrı bir vekalet ücreti takdir edilmemiş olamasında yanılgı bulunmadığından, davalı vekilinin açıklanan hususu amaçlayan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
(b)Bundan ayrı; görülmekte olan davada husumet yöneltilen sigorta şirketi kazaya sebebiyet veren aracın ZMM sigortacısı olup; ZMM sigortasının manevi tazminatları teminat altına almadığı sabittir.
Ne var ki; dava açan dilekçede maddi ve manevi tazminat ayrımı yapılmaksızın talep konusu tüm tazminatların davalılardan birlikte tahsiline karar verilmesi istenilmiş ve aynı yöndeki hatalı talep şekli bedel arttırım dilekçesinin sonuç ve istem başlıklı bölümüne konu 3 nolu bentteki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere açıkça sürdürülmüştür.
Hal böyle olunca görülmekte olan davada ihtiyarı dava arkadaşı konumunda bulunan her bir davacının davalı ... şirketine karşı açtığı manevi tazminat davalarının husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesine bağlı olarak, davalı ... şirketi yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca ayrı ayrı ret vekalet ücreti takdir edilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin bu hususu amaçlayan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
(c)Tüm bunlardan ayrı az yukarıda da belirtildiği üzere davacılar görülmekte olan davada, ihtiyari dava arkadaşı konumunda bulunduklarından ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre, yargılama sırasında vekille temsil edildiği anlaşılan davalı ... aleyhine açılan her bir manevi tazminat talepli dava yönünden ret edilen manevi tazminat miktarları gözetilerek ayrı ayrı ret vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmekte ise de, bu uygulamaya cevaz veren AAÜT'nin 10/2 madde hükmünün Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiği ve iptal kararı doğrultusunda AAÜT düzenleme yapıldığı ve devam eden bir yargılama sırasında yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi kararlarının derhal uygulanması gerektiği dikkate alındığında davalı vekilinin bu yönü amaçlayan istinaf başvurusunun artık önemi kalmadığı yani dairemizce ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması halinde dahi davalı ... yararına ret vekalet ücretine hükmolunamayacak olması karşısında, davalı ... vekili tarafından açıklanan hususu amaçlayan istinaf başvurusunun da hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,
1/İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2024, 2021/423 Esas - 2024/764 Karar sayılı kararına yönelik olarak davalı ... vekili, davalı ...Ş. vekili ve davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının yukarıda bentler ve alt bentler halinde gösterilen nedenlerle kısmen HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN ve kısmen USULDEN REDDİNE
2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıların her birinden ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL harç toplamı olan (732,00 * 6) 4.392,00-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan 615,40-TL harcın düşümü ile kalan 3.776,60-TLbakiye ilam harcının davacılardan mütesaviyen alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ... ve davalı ... şirketinden alınması gereken 21.919,49-TL istinaf karar ve ilam harcından, istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan toplam 10.960,00-TL harcın düşümü ile bakiye kalan 10.959,49-TL harcın adı geçen davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
4/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5/İstinaf yasa yoluna başvuran davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin yapan davalı üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/05/2026

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.