T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/641 - 2026/827
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/641
KARAR NO : 2026/827
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25/12/2024
NUMARASI : 2023/294 ESAS - 2024/756 KARAR
DAVANIN KONUSU : SİGORTA (Tazminat)
KARAR TARİHİ : 04/06/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2026
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen dava davalı ... vekili, davalı ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş. vekili, davalı ... İnşaat Taahhüt Petrol Madencilik Gıda Nakliyat İç ve Dış Ticaret A.Ş. vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davacılar ..., ..., ..., ..., ... vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Asıl dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde; müteveffa ...'ın, 20.04.2022 tarihinde ... Belediyesinin Batı Sitesi Mahallesi Gersan Sanayi Sitesi Tahsin Kahraman Caddesi üzerinde asfalt yapım işini üstlenen ... İnşaat Taahhüt Petrol Madencilik Gıda Nakliyat İç ve Dış Ticaret A.Ş.nin taşeronu olan ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş. sorumluluğunda çalışan ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonun çarpması sonucunda hayatını kaybettiğini, ...'ın kendi sevk ve idaresi ile sorumluluğunda olan ... plakalı kamyonun tamamen durduğunu tespit etmeden aracın şoför koltuğu arkasına dinlenmek için geçtiğini, ancak tam durmayan aracın hareket ederek önünde sırtı araca dönük vaziyette bulunan ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, ...'ın Ankara 59. Asliye Ceza Mahkemesinde 2022/313 esas numaralı dosyasının ceza yargılamasının devam etmekte olduğunu, müvekkillerinin uğradığı zararın haksız fiilden kaynaklandığını, Yargıtay'ın istikrar kazanmış görüşüne göre, esasen haksız fiil tarihi itibariyle bir para borcunun doğarak muaccel hale geldiğinin açık olduğunu, karşı tarafın tam kusurlu-kasıtlı hareketi sonucunda hayatını kaybeden müteveffanın yakınlarının mağdur olduklarını belirterek, müvekkil baba ... lehine, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla kaza tarihi olan 20.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik; 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan sorumlulukları nispetinde müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkiller tarafından yapılmış defin masraflarıyla alakalı, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10,00 TL'nin masrafın yapıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan sorumlulukları nispetinde müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkil ... lehine, 20.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 400.000 TL manevi tazminatın, sigorta şirketi haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkil ... lehine, 20.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 200.000 TL manevi tazminatın, sigorta şirketi haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkil ... lehine, 20.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 200.000 TL manevi tazminatın, sigorta şirketi haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkil ... lehine, 20.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 200.000 TL manevi tazminatın, sigorta şirketi haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde; müteveffa ...'ın 20/04/2022 tarihinde ... Belediyesi'nin Batı Sitesi Mahallesinde asfalt yapım işini üstlenen ... İnş. Taah. Pet. Mad. Gıda Nak. İç ve Dış Tic. A.Ş'nin taşeronu olan ... Yapım İnş. Tic. A.Ş sorumluluğunda çalışan ... sevk ve idaresindeki kamyonun çarpması sonucunda hayatını kaybettiğini, ...'ın kamyonun tamamen durdurduğunu tespit etmeden aracın şoför koltuğu arkasına dinlenmek için geçtiğini, tam durmayan aracın hareket ederek önünde sırtı araca dönük vaziyette bulunan ...'a çarparak ölümüne sebebiyet verdiğini, 20/04/2022 tarihinde fren sistemine ilişkin alınan rapora göre aracın frenlerinde ve hava aksamında herhangi bir arıza olmadığının tespit edildiğini, ...'ın %100 kusurlu olduğunu, ceza yargılamasının devam ettiğini, ... Yapım İnş. Tic. A.Ş ve ... Belediyesinin asfalt yapım işini üstlenen ... İnş. Taah. Pet. Mad. Gıda Nak. İç ve Dış Tic. A.Ş'nin uygun çalışma koşullarının sağlanmaması, güvenlik önlemlerinin alınmaması sebebiyle sorumlu olduklarını, sigorta şirketinin ZMMS poliçesi nedeniyle sorumlu olduğunu, müvekkillerinin murisin mirasçıları olduğunu, murisin desteğinden yoksun kaldıklarını, müvekkillerinin maddi imkanlarının kötü ve kısıtlı olduğunu, kazanın sebep olduğu ölüm nedeniyle müvekkillerinin hem yaşam kalitesinin düştüğünü hem de psikolojilerinin ciddi bir şekilde bozulduğunu, hayatlarında manevi bir çöküntüye yol açtığını belirterek, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ... lehine 10,00 TL, ... lehine 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, müvekkilleri tarafından yapılan 10,00 TL defin masrafının davalılardan sorumlulukları nispetinde (sigorta şirketi açısından poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere), ... lehine 400.000,00 TL, ... lehine 100.000,00 TL, ... lehine 200.000,00 TL, ... lehine 200.000,00 TL, ... Lehine 200.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi haricindeki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile müvekkili şirket tarafından sigortalandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, davacılar tarafından yapılan başvuru üzerine 232.929,00-TL'nin 14.06.2022 tarihinde davacıya ödendiğini, bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğu kalmadığını, öncelikle kusur tespiti yapılması gerektiğini, ceza dosyasının celbi gerektiğini, TRH-2010 Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
... vekili cevap dilekçesinde; zaman aşımı, husumet, derdestlik, dava şartı yokluğu nedeni ile ilk itirazların dikkate alınması gerektiğini, öncelikle kusur incelemesi yapılması gerektiğini, davacıların davalı müvekkilinin tüm iyi niyetli girişimlerini geri çevirerek para kazanma amacı güttüklerini, müteveffa ve kardeşlerinin yetimhanede büyüdüğünü, normal bir aileye göre aile bağlarının daha güçsüz olduğunu, talep edilen manevi tazminat tutarının çok yüksek olduğunu, desteklilik durumunun ispat edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı, husumet, derdestlik ve görev ve yetki itirazlarının mevcut olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkili İdarenin sorumluluğu olmadığını, kazaya konu iş araçlarının sözkonusu alanda çalışma yapan diğer davalılar ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş. ile ... İnş. Taah. Pet. Mad. Gd. Nak. İç ve Dış Tic. A.Ş.'nin sorumluluğunda olduğunu, bu nedenle husumet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurlu olduğunu, öncelikle kusur durumunun netleştirilmesi gerektiğini, davacıların ne kadar destek aldığının tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, müvekkili şirketin kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, müvekkili şirketin asfalt işi ile uğraştığını, dava konusu kazanın gerçekleştiği yerde yapılan asfalt işini müvekkili şirketin ... İnş. Taah. Pet. Mad. Gd. Nak. İç ve Dış Tic. A.Ş.'den aldığını, çalışma alanında gerekli uyarı ve işaretlemelerin yapıldığını, kusurun müteveffaya ait olduğunu, aynı zamanda müteveffaya çarptığı iddia edilen aracın da müvekkili şirket tarafından kiralama yolu ile çalıştırıldığını, müvekkili şirket ile araç sürücüsü arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığını, öncelikle kusur incelemesi yaptırılması gerektiğini, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş düzeyde olduğunu, SGK tarafından bağlanan gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... İnş. Taah. Pet. Mad. Gd. Nak. İç ve Dış Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; husumet ve zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru olmadığını, kazaya karışan aracın müvekkili şirkete ait olmadığını, müvekkili şirket ile araç şoförü ve müteveffa arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığını, öncelikle kusur incelemesi yaptırılması gerektiğini, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı tarafın tazminat taleplerinin somutlaştırılması gerektiğini, SGK tarafından bağlanan gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davacılar vekili asıl ve birleşen dosyada; olay tarihi olan 20/04/2022 tarihinde davalı ... sevk ve idaresinde olup, davalı ... Sigorta A.Ş.'den ZMMS poliçesi ile sigortalı, ...'nin işveren, ... İnşaat A.Ş.'nin alt işveren ve ... Yap.A.Ş.'nin taşeron olarak sorumlu olduğu ... plakalı aracın davacıların murisi olan yaya ...'a çarparak ölümüne sebebiyet vermesi şeklinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle;
1-Asıl dosyada;
a)Davacı ...'ın (ölü); 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 400.000,00 TL manevi tazminat ve 2,50 Tl cenaze ve defin gideri,
b)Davacı ...'ın; 200.000,00 TL manevi tazminat ve 2,50 TL cenaze ve defin gideri,
c)Davacı ...'ın; 200.000,00 TL manevi tazminat ve 2,50 TL cenaze ve defin gideri,
d)Davacı ...'ın; 200.000,00 TL manevi tazminat ve 2,50 TL cenaze ve defin gideri,
2-Birleşen dosyada ise;
a)Davacı ...'ın (ölü); 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 400.000,00 TL manevi tazminat ve 2,50 Tl cenaze ve defin gideri,
b)Davacı ...'ın; 200.000,00 TL manevi tazminat ve 2,50 TL cenaze ve defin gideri,
c)Davacı ...'ın; 200.000,00 TL manevi tazminat ve 2,50 TL cenaze ve defin gideri,
d)Davacı ...'ın; 200.000,00 TL manevi tazminat ve 2,50 TL cenaze ve defin gideri,
e)Davacı ...'ın; 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 100.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu,
Daha sonra davacı tarafça sunulan 25/11/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile; birleşen dosya davacısı ... yönünden maddi tazminat talebini; kaza tarihi olan 20.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 958.730,75.-TL destekten yoksun kalma tazminatının (sigorta şirketi açısından poliçe limiti olan 267.071,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde ISLAH ettiği,
Yargılama devam ederken davacı/baba ...’ın 07.08.2023 tarihinde vefat ettiği, davacılar vekili tarafından sunulan sunulan Ankara Yenimahalle 2.Noterliğinin 11/09/2023 tarih ve 14301 yevmiye nolu mirasçılık belgesine göre mirasçılarının; davacılar ..., ..., ... ve ... olduğu belirlenmiş olup, mirasçıların davaya devam ettikleri,
Somut olayda; 20 Nisan 2022 günü saat 12:43 sıralarında, Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, Batı Sitesi Mahallesi, Tahsin Kahraman Caddesi üzerinde, No: 92 önlerinde, davalı sürücü ...’ın kendisinin maliki olduğu, davalı ... Sigorta A.Ş.’ye sigortalı ... plakalı tanker ile davalı ... Belediyesinin görevleri arasındaki asfalt yapım işini üstlenen davalı ... İnşaat Taah. Pet. A.Ş.’nin taşeronluğunu üstlenen davalı ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş. adına çalışma yaptığı sırada, sürücünün iniş eğimli yol olan cadde üzerinde aracını yolun solunda, trafik akışına ters yönde park ettiği ve aracın sürücü mahallinin arka kısmına geçtiği sırada aracın harekete geçerek taşıt yolu üzerinde bulunmakta olan yaya/davacıların murisi ...’a çarptığı, buradan da yol kenarında park halinde bulunan ... plakalı kamyonete çarptığı, yayanın yaralanması, bilahare vefatı ile sonuçlanan ölümlü ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği,
Kusur bilirkişisi tarafından sunulan rapor ve ek rapor ile; davalı ... Sigorta A.Ş.’ye sigortalı ... plakalı tankerin maliki ve sürücüsü ...’ın, yönetimindeki tanker cinsi araç ile iki yönlü yolda seyir şeridine ters yönde park durumuna geçtiğinde, iniş eğimli yolda araç vitesini geri vitese almamakla, aracın tekerlerinin önlerine gerekli ve yeterli sayıda takoz koymamakla, aracının yüklü şekilde park edilmesinde hiçbir güvenlik tedbiri almayarak aracın kontrolü dışında harekete geçmesine sebebiyet vermekle, bu sırada taşıt yolu üzerinde bulunan yayaya çarparak ölümüne sebebiyet verdiği kazada, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa bağlı Yönetmeliğin 118/a,b,c,d maddelerindeki kuralları ihlali sebebiyle meydana gelen olayda tamamen kusurlu olduğu, diğer davalılar ... Belediyesi (işveren), ... İnşaat Taah. Pet. Mad. Gıda Nak. İç ve Dış Tic. A.Ş. (alt işveren) ve ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş.‘nin (taşeron) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve müteakip maddeleri gereğince davalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu bulunduğu, davacılar murisi yaya ...'ın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının belirlendiği anlaşılmış olup, raporun hükme esas alındığı, dava konusu trafik kazasına karışan ... plakalı aracın; davalı sigorta şirketi tarafından 29.06.2021-29.06.2022 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı ... adına Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası ile sigortalandığı, kaza tarihi itibarıyla poliçenin geçerli olduğu, kaza tarihi itibarıyla geçerli asgari poliçe limitinin ölüm halinde kişi başına 500.000,00.-TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından dosyaya ibraz edilen 05.05.2023 tarihli yazısı ve eklerinden, davacı tarafın başvuru dilekçesinin mevcut olduğu, ancak davalı sigorta şirketi kayıtlarına girdiği tarihin tespit edilemediği, davacılara 14.06.2022 tarihinde 232.929,00.-TL ödendiğine dair ödeme fişinin mevcut olduğu, aktüer bilirkişi tarafından sunulan rapor ve ek rapor ile; davacı baba ...’ın 07.08.2023 tarihinde vefat etmiş olması nedeni ile rapor tarihi verilerine göre hesaplama yapıldığında davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin davacı babanın zararını karşılamış olduğu ve müteveffa baba ...’ın rapor tarihi itibarıyla bakiye destekten yoksun kalma tazminatı alacağının mevcut olmadığı, davacı üvey anne ...’ın rapor tarihi itibarıyla hesaplanan bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 958.730,75.-TL olarak hesaplandığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğu, yapılan ödeme sonucu bakiye poliçe teminatının ise 267.071,00.-TL olduğu, Büyükşehir Belediye Başkanlığı Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı Cenaze İşleri Şubenin 03.04.2024 tarihli yazısı ekinde gönderilen 2022 yılına ilişkin “Gelir Ücret Tarifesi” uyarınca sadece mezar yeri ücretinin 700,00-TL olarak belirlendiği, diğer hizmetlerin ise ücretsiz olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça cenaze masraflarının davacı ... tarafından yapılmış olduğunun belirtildiği, somut olayda; asıl dosyada murisin babası davacı ... ve murisin kardeşleri ..., ... ve ... arasında destek ilişkisinin bulunduğu sonucuna varıldığı, birleşen dosyada ise; murisin yetiştirme yurdunda büyüdüğü, aralarında eylemli olarak bakım olmadığı, davacı üvey anne ... ile muris ... arasında destek ilişkisinin bulunmadığı hususu davalı tarafça iddia edildiği, incelenen nüfus kayıtlarına göre; davacı ... ile davacı ...'ın muris ... henüz 6 yaşında iken 1989 yılında evlendikleri, birleşen dosyadaki davacı ...'nin adresi ile müteveffa ...'nin nüfustaki adreslerinin aynı olduğu, diğer yandan davalı sigorta şirketi tarafından davacı ...'ye destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığı, aralarında destek ilişkisi olmadığına dair bir delilin de sunulmadığı anlaşılmakla, müteveffa ... ile davacı üvey anne ... arasında destek ilişkisinin bulunduğu sonucuna varıldığı, asıl dosya bakımından durum incelendiğinde; maddi tazminat talebi bakımından; yargılama sırasında davacı ...'ın vefat ettiği, mirasçılarının davaya devam ettiği, adı geçen davacıya yapılan ödeme dikkate alındığında müteveffa ...'ın vefat ettiği tarihe kadar destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması sonucunda davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin davacı/müteveffa baba ...'ın zararını karşılamış olduğu ve ...’ın rapor tarihi itibarıyla bakiye destekten yoksun kalma tazminatı alacağının mevcut olmadığı (Ankara BAM 35.H.D.'nin 08/11/2023 tarih ve 2022/1410 E, 2023/1429 K sayılı emsal ilamı), diğer yandan davacı tarafın cenaze ve defin gideri talebi bakımından da iddiasını ispatlar delil sunmadığı sonucuna varılarak maddi tazminat talebi bakımından davanın reddine karar verildiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu,
Birleşen dosya bakımından durum incelendiğinde;
*Davacı ... mirasçıları, ..., ... ve ... yönünden maddi ve manevi tazminat ile cenaze ve defin giderleri bakımından iş bu davadan önce açılan asıl davada talep edildiğinden; 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı maddesi gereğince davanın dava şartı (derdestlik) yokluğundan usulden reddine karar verildiği,
*Davacı ... Bakımından;
-Maddi tazminat talebi yönünden; alınan aktüer bilirkişi raporu ve ek raporu ile davacı üvey anne ...’ın desteği olan ...'ın ölümü nedeniyle; rapor tarihi itibarıyla talep edebileceği bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 958.730,75.-TL olarak hesaplandığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğu, yapılan ödeme sonucu bakiye poliçe teminatının ise 267.071,00.-TL olduğu, buna göre maddi tazminat talebi bakımından davanın kısmen kabulü ile; toplam 952.426,41 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından bakiye poliçe limiti olan 267.071,00 TL ile sınırlı olmak ve 14/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte) kaza tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine karar verildiği,
-Manevi tazminat talebi bakımından; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56.maddesi ve 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile belirlenen kıstaslar doğrultusunda oluşan trafik kazasında; davacının, üvey oğlunun ölmesi, kusur durumu, olayın oluş şekli, tarafların sosyo ekonomik durumları, hakkaniyet ilkesi, paranın satın alma gücü ve diğer tüm durumlar göz önüne alınarak davanın 50.00,00 TL olarak kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle;
A)Mahkememizin iş bu 2023/294 Esas sayılı dosyası bakımından;
1-Davacı ... MİRASÇILARI yönünden;
a)Maddi tazminat davasının REDDİNE,
aa)Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacılardan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
2-Davacı ... yönünden;
a)Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılar ..., ... Belediyesi, ... İnşaat A.Ş. Ve ... Yapı A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Davacı ... yönünden;
a)Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılar ..., ... Belediyesi, ... İnşaat A.Ş. Ve ... Yapı A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
4-Davacı ... yönünden;
a)Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılar ..., ... Belediyesi, ... İnşaat A.Ş. Ve ... Yapı A.Ş.'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
5-Davacıların cenaze ve defin giderine ilişkin istemi bakımından davanın REDDİNE,
a)Alınması gerekli 427,60 TL harcın davacılardan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
B)Birleşen Ankara 5 ATM'nin 2023/359 Esas sayılı dosyası bakımından;
1-a)Davacı ... mirasçıları yönünden maddi ve manevi tazminat ile cenaze ve defin giderleri istemi bakımından davanın dava şartı (derdestlik) yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-a)Davacı ... yönünden maddi ve manevi tazminat ile cenaze ve defin giderleri istemi bakımından davanın dava şartı (derdestlik) yokluğundan USULDEN REDDİNE,
b)Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 427,60 TL harcın davacı ...'dan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-a) Davacı ... yönünden maddi ve manevi tazminat ile cenaze ve defin giderleri istemi bakımından davanın dava şartı (derdestlik) yokluğundan USULDEN REDDİNE,
4-a)Davacı ... yönünden maddi ve manevi tazminat ile cenaze ve defin giderleri istemi bakımından davanın dava şartı (derdestlik) yokluğundan USULDEN REDDİNE,
5-Davacı ... yönünden;
a)Maddi tazminat talebi bakımından davanın KISMEN KABULÜ ile; toplam 952.426,41 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş. bakımından bakiye poliçe limiti olan 267.071,00 TL ile sınırlı olmak ve 14/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte) kaza tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya VERİLMESİNE, b) Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Sigorta Şirketi dışındaki davalılar ..., ... Belediyesi, ... İnşaat AŞ. Ve ... Yapı AŞ.'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, c) Davacıların cenaze ve defin giderine ilişkin istem bakımından davanın reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, davacının birleşen davaya ilişkin feragat beyanına rağmen davaya devam edildiğini, davacılar tarafından Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023 / 294 Esas sayılı dosyasından açılan ve Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023 / 294 Esas sayılı dosyası ile birleştirilen davanın konusu ve taleplerin aynı olduğunu, derdest bir dava varken mükerrer dava açıldığını, bu sebeple davacı vekili tarafından verilen sehven açılan davanın kapatılması konulu bila tarihli dilekçe ile; "İşbu dosya sehven açıldığı sabit olduğundan kapatılmasına, mevcut tüm harç, avans ve masrafların aşağıda belirtilen IBAN numarasına gönderilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz" şeklinde talepte bulunulduğunu ve dosyanın kapatılmasının talep edildiğini, bu dilekçedeki talep açık bir feragat beyanı olduğunu, buna rağmen birleşen dava yönünden davaya devam edilmesi, feragat gerekçesi ile karar verilmeyerek davacılar lehine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğunu, Kusur oranına yaptıkları itirazların karşılanmadığını, müvekkilin dava konusu olaya karışan araç sürücüsüne herhangi bir talimatı bulunmadığını, müvekkil ile araç sürücüsü arasında işçi - işveren ilişkisi bulunmadığını, araca ilişkin bakım - onarım - kontrol yükümlülüğünün müvekkil şirkette olmadığını, olayın meydana gelmesinde sorumluluğun tespiti için kusur oranlarının tartışmaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi gerektiğini, dava konusu olaya ilişkin ceza yargılaması aşamasında yaptırılan bilirkişi incelemelerinde " müteveffanın trafiğe kapalı olan, işaretleme yapılmış ve dubalama ile kapalı olduğu belirlenmiş bir alana görevi dahi olmamasına rağmen girmesi ile kusurlu davrandığı" belirlendiğini, öncelikle kusur oranlarına yapılan itirazlar karşılanmadan karar verilmesi Usul ve Kanun'a aykırı olduğunu, davacılardan baba ...’ın 07.08.2023 tarihinde vefat ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte baba yönünden destekten yoksun kalma tazminatının vefat tarihine göre hesaplanması gerektiğini, davacılardan ...’ın müteveffanın annesi olmadığını, ... ile müteveffa arasında kan bağı bulunmadığını, davacı ...'ın 80 yaşına kadar (80 yıl 6 ay) yaşayacağı varsayılarak hesaplama yapılmış ve hüküm kurulduğunu, bu tespit ortalama ömür tablosuna ve Türkiye şartlarına uygun olmadığını, yine 80 yaşına kadar müteveffa tarafından annesi olmayan davacıya destek olunacağının kabulü de hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... İnşaat Taahhüt Petrol Madencilik Gıda Nakliyat İç ve Dış Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde, davacı yan tarafından Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/294 Esas numaralı birleşen davaya verilen feragat dilekçesine rağmen yargılamaya devam edildiğini, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2023/294 Esas numarası ile açılan daha sonrasında Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/294 Esas numaralı dosyası ile birleştirilen davanın konusu ve talepleri aynı olup derdestlik dava şartına aykırılık oluşturmuştur. Bu aykırılığın anlaşılması üzerine davacı vekili tarafından "İşbu dosya sehven açıldığı sabit olduğundan kapatılmasına, mevcut tüm harç, avans ve masrafların aşağıda belirtilen IBAN numarasına gönderilmesine karar verilmesini saygıyla talep ederiz" beyanı ile dosyaya dilekçe sunularak açıkça dosyadan feragat edildiğinin beyan edilmesine rağmen, davacılar lehine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, davaya konu olan kazanın geçekleşmesinde müvekkil şirkete kusur yükletilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil şirketin dava konusu kazaya ilişkin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, kazayı gerçekleştiren sürücü ... müvekkil şirket çalışanı olmadığı gibi kazaya karışan ... plakalı araç da müvekkil şirkete ait olmadığını, araç sürücüsü ile müvekkil şirket arasında herhangi bir işçi - işveren ilişkisi bulunmadığı gibi sürücü müvekkil şirketten aldığı talimatla hareket etmiş olmadığını, trafiğe kapalı alana giren müteveffanın kusurunun bulunmadığının değerlendirilmesi hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın üvey annesi olan ... yönünden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi hukuka aykırı olduğunu, 13.02.2023 tarihli birleşen dava dilekçesinde yer alana; "Müvekkiller annelerini kaybettikten sonra yetiştirme yurdunda hep beraber büyümüş, zorlukları beraber aşmış ve hayatlarının her anında birlikte olmuşlardır." ifadesinden müteveffa ile kardeşlerinin öz annelerinin vefatından sonra yetiştirme yurdunda büyüdüğünün anlaşıldığını, müteveffa, babası ile üvey annesi evlendiğinde 6 yaşında olduğunu, müteveffanın bakıma ihtiyaç duyduğu çocukluk yıllarında yetiştirme yurdunda büyümesi nedeniyle ihtiyacı olan bakımın yetiştirme yurdunda sağlandığı, üvey annesinin herhangi bir bakım yahut destekte bulunmadığının anlaşıldığını, bu durumda müteveffanın vefatından önce üvey annesine destek olup olmadığı bilinmemekle birlikte, gelecekte üvey annesine yardım ve bakımda bulunması ihtimali de hayatın olağan akışına aykırı düştüğünü, hükme dayanak bilirkişi raporunda yapılan destekten yoksun kalma tazminatı son derece fahiş olduğunu, müteveffanın babası ... 07.08.2023 tarihinde vefat etmesine rağmen mirasçılarının davaya devam ettiği gerekçesiyle davacı ... lehine 75 yaşına kadar yaşaması halinde alacağı destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması ve mahkemenin bu hesabın kabulü ile karar vermesi kabul edilebilir olmadığını, müvekkil aleyhine hükmedilen manevi ve maddi tazminat miktarları fahiş olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; davalı ... Belediye Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde husumet itirazlarının bulunduğunu, kazaya konu iş araçları söz konusu alanda çalışma yapan diğer davalılar ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş. ile yüklenici ... İnşaat Taahhüt Petrol Madencilik Gıda Şti.nin sorumluluğunda bulunduğundan davanın İdare açısından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kaldı ki ...’ın da İdare çalışanı olmadığını, bu sebeple husumet yokluğundan müvekkil Belediye açısından davanın usulden reddi gerektiğini, usul hukukunun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesi ihlal edildiğini, davacı tarafın 2. kez açmış olduğu ve mahkememizde birleştirilen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/359 E. sayılı dosyasında davacı tarafça 26.05.2023 tarihinde verilen dilekçe ile işbu dosyanın sehven açıldığı ve dava konusu ve tarafları aynı olan bu dosyanın kapatılması talep edildiğini, hukukumuzun temel ilkelerinden olan taleple bağlılık ilkesine rağmen bu ilke ihlal edilerek, davacı tarafın işbu dilekçesi göz ardı edilmiş ve dosyanın tamamen kapatılması yerine asıl dosya ile birleştirilmesine karar verildiğini, husumet itirazında belirtildiği gibi kazaya konu iş araçları söz konusu alanda çalışma yapan diğer davalılar ... Yapım İnşaat Ticaret A.Ş. ile yüklenici ... İnşaat Taahhüt Petrol Madencilik Gıda Şti.nin sorumluluğunda bulunmakla birlikte söz konusu kaza ile İdare arasındaki illiyet bağının kesildiğini, davacının üvey annesi yönünden yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, diğer taraftan da dava dilekçesinde dahi, davacıların müteveffanın ve kardeşlerinin babalarının yanında değil yetiştirme yurdunda büyüdükleri ifade edildiğini, dolayısıyla davacılardan müteveffa ...’ın 6 yaşındayken babası ... ...ın 1989 yılında evlendiği ... adına hesaplama yapılmasını kabul etmediklerini, manevi tazminat tutarlarını da kabul etmediklerini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacılar ..., ..., ..., ..., ... vekilleri istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinde de değinildiği üzere müteveffa ... ve davacı kardeşleri annelerinin vefatından itibaren birbirlerine ancak yakın aile bireylerini küçük yaşlarında kaybedenlerde görülecek türden nadir bir kardeşlik bağlılığına eriştiklerini, hayatlarının devamında daha zorlu ve henüz aile yaşantısının kurulamadığı bir döneminde yetiştirme yurdunda da kalmaları gerektiğini, ve bu dönemin getirileri de kardeşlerin ilişkisinde oldukça önemli ve olumlu etkilerle yer edindiğini, bu zorlu dönemlerden sonra aile birliği içinde yaşadıklarında da daima her konuda birbirlerine destek olmuş ve her bir kardeş bir diğer kardeşin adeta bir parçası haline geldiğini, diğer yanda küçük yaşta annelerini kaybeden müteveffa ve kardeşlerini küçük yaştan itibaren öz anneleri gibi sahiplenip kaybettikleri aile sıcaklığını onlara tekrar yaşatan müvekkil ... ölüm haberini aldığı güne kadar öz evladı olarak konumlandırdığı müteveffa ile birlikte yaşadığını, mahkeme tarafından tarafların adres sorgusu yapıldığını ve birlikte yaşadıkları tespit edildiğini, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu belirterek, kararın kaldırmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde: birleşen dava yönünden davacı tarafından feragat edilmiş olmasına karşın davaya devam edilerek mahkeme tarafından karara çıkarılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından müvekkile isnat edilen kusur oranına itirazların mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama fahiş olup kusur oranları kesinleşmeden hesaplama yapılması hukuka aykırı olduğunu, davacıların sosyal ve ekonomik durum araştırmaları yapılmadan rapor tanzim edilmesinin önemli bir eksiklik olduğunu, bu hususta gerekli araştırmanın mahkmeece yapılması gerektiğini, dosyada davacılardan yalnızca ...'a ait sosyal ve ekonomik durum araştırmasının mevcut olduğu, diğer davacılara ait sosyal ve ekonomik durum araştırmasının bulunmadığının tespit edildiğini, müteveffanın babası ...'ın 07.08.2023 tarihinde vefat etmesine rağmen 75 yaşına kadar yaşayacağı kabulü ile destekten yoksun kalma tazminatı hesaplama yapılması hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, müteveffanın üvey annesine destekten yoksun kalma tazminatı çıkması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dosya kapsamında alınan nüfus kaydı örneğinden müteveffanın babası ... ile üvey annesi ...'ın 02.02.1989 yılında evlendiklerini, buna göre müteveffa 15.09.1983 doğumlu olduğuna göre, babası ile üvey annesinin evlendiği tarihte 6 yaşında olduğunu, müteveffanın bakıma ihtiyaç duyduğu çocukluk yıllarında müteveffa yetiştirme yurdunda kalmış ve orada yetiştiğini, tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Uyuşmazlık; trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı TBK. md. 53/3 düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır.
Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53/3. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; BK'nın 53.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de nafaka hakkındaki hükümlere dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Somut uyuşmazlıkta, müteveffa ile davacı üvey anne ...’ın adres kayıt sistemindeki kayıtlarının aynı olduğu anlaşılmakla destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Kusura ilişkin olarak, dosyada alınan kusur raporunda olay mahalli olan Tahsin Kahraman Caddesi üzerinde, yol yapım çalışması sebebiyle yayaların yola girmesini engelleyecek şekilde herhangi bir işaretleme yapılmadığı, Tahsin Kahraman Caddesi ile 2307/1 Cadde kesişiminde, Tahsin Kahraman Caddesine araç girişini önlemek amacıyla dubalama yapıldığı bildirilmişse de, 12 metre genişliğindeki yolun sağından veya solundan taşıt yoluna girebilecek ve yolun karşısına geçmek isteyecek yayalar için herhangi bir işaretleme yapılmadığı, kaldı ki taşıt yolu içerisinde yaya kaldırımına yakın noktada iken kazaya uğrayan yayanın, park halindeki aracın harekete geçerek kendisine çarpacağını, zarar verebileceğini, yolda seyrüsefer halinde araçların dahi bulunmadığı anda, durmakta olan aracın çarpmasına maruz kalabileceğini öngörebilmesi mümkün görünmediği, park edilmiş aracın gerekli teknik tedbirler alınmadan bırakılarak yolda bir an için bulunan yayaya çarpmasının da hayatın olağan akışı içerisinde beklenmeyen bir durum olarak değerlendirildiği, UYAP ortamında incelenen ve kesinleşen ceza dosyasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda da, sürücü ...’ın, sevk ve idaresinde olan sulama tankerini park ettiğinde, park etmede gerekli tedbirleri almamış olduğundan meydana gelen olayda dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara riayetsizliği ile asli kusurlu olduğu, yaya ...’ın, olay yerinde bulunduğu sırada park halinde iken hareketlenen aracın çarpmasına maruz kaldığı olayda, oluş şartlarında oluşa etken kural ihlali görülmediğinden sonuçta atfı kabil kusuru bulunmadığı belirtilmiş olup, raporların birbirini teyit ettiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.
Asıl işveren ve taşeronluk ilişkisinin bulunması halinde, kendisine ait işi bir başka kişiye yaptıran kişi ya da kurum, alt işverenin (taşeronun) ve bu alt işverenin istihdamlarının kusurlarından onun ile müteselsilen sorumlu olacağı, 3. kişilere verilen zararlardan yüklenici firmanın sorumlu olacağına dair hükümlerin taraflar arasında iç ilişkide bağlayıcı olup, 3. kişilere karşı ileri sürülemeyeceği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.
Birleşen davada feragat edilip edilmediğine ilişkin olarak, uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir. Buna göre uyuşmazlığın temelini oluşturan “feragat” beyanının nasıl olması gerektiği belirlenmeli ve yasal düzenlemeler irdelenmelidir.
HMK’nın "Davadan Feragat" başlıklı 307. maddesinde feragat; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un “Feragat ve Kabulün Şekli” başlıklı 309. maddesinin 1. fıkrasında feragatin, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceği, 2. fıkrasında feragatin hüküm ve sonuç doğurmasının karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığı, 4. fıkrasında ise feragat ve kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Davaya son veren taraf işlemlerinden biri olan feragat, davacının talep sonucundan (HMK m. 119/1-ğ) kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davadan feragat eden davacı, bununla dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan tamamen veya kısmen vazgeçmektedir. Hiç kimse kendi lehine olan bir davayı açmaya zorlanamayacağı gibi (HMK m. 24), davacı da açmış olduğu bir davayı sonuna kadar takip etmeye zorlanamaz. Usul hukukumuzda kural olarak hüküm kesinleşinceye kadar az sayıda istisna davalar dışında her davadan feragat edilebilir.
Sözü edilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; dava yoluyla bir hak talebinde bulunulabilmesi için, o hakkın maddi hukuk bakımından mevcut olması gerekir. Böyle bir durumda bu hak, davacının davasından feragat etmesiyle düşer. Buna karşılık dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde gerçekte mevcut olmayan bir hak talep etmiş olan davacı, davasından feragat etmekle bu hakkın mevcut olmadığını bildirmiş sayılır. Her iki hâlde de, davadan feragat ile sona eren veya mevcut olmadığı bildirilen hak, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava konusu yapılamaz (HMK m. 303, c. 1).
Feragat ile ilgili diğer bir düzenleme ise HMK’nun 311. maddesinde; “Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Buradan açıkça anlaşılmaktadır ki; davadan feragat, uyuşmazlığı sona erdirmesi nedeniyle bir usul işlemi olduğu gibi feragatin içeriği nedeniyle de aynı zamanda bir maddi hukuk işlemidir. Diğer bir ifadeyle usul işlemi içinde aynı zamanda maddi hukuk işlemi de yapılmaktadır. Çünkü davadan feragat ile sadece dava sona ermemekte, davacı aynı zamanda dava dilekçesinin talep sonucu bölümünde istemiş olduğu haktan da feragat etmektedir. Davadan feragat, her şeyden önce bir usul işlemi olduğundan, feragatin şartları ve etkileri de usul hukuku tarafından düzenleme altına alınmıştır. Bu nedenledir ki, feragatin şekli, davayı sona erdirmesi ve davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin mahkeme kararları kanun yoluna tabi kılınmıştır. Buna karşılık; feragatin maddi hukuk işlemi olan içeriğine diğer bir ifadeyle vazgeçilen hakka karşı, kanun yolu ile değil, ancak maddi hukuk kurallarına göre iptal edilebileceği düzenlenmiştir.
Yine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.05.1987 tarihli 1986/4 E, 1987/5 K. sayılı kararının gerekçesinde, yasaların uygulanmasında, hakların korunması doğrultusunda hareket etme gereği karşısında, açık bir irade beyanı olmadan davadan feragat edildiği sonucunun çıkarılamayacağı kabul edilmiştir.
Az yukarda açıklandığı üzere HMK’nun 309/4. maddesine göre “Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.” aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 13.04.2005 tarihli ve 2005/11-242 E., 2005/249 K.; 29.04.2009 tarihli ve 2009/13-76 E., 2009/120 K.; 29.04.2009 tarihli ve 2009/12-112 E., 2009/126 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir (Feragatin açık olmasına ve söylenen sözün özüne bakılmasına dair Hukuk Genel Kurulunun 07.01.1970 tarihli ve 1969/2-681 E., 1970/11 K.; 13.01.1972 tarihli ve 1970/8-773 E., 1972/164 K.; 01.11.1978 tarihli ve 1977/575 E., 1978/906 K. sayılı kararları bulunmaktadır). Öğretide de feragatin; açık ve kesin olması gerektiği belirtilmektedir (Belgesay, M.R.: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Cilt: I, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No: 78-95, İstanbul 1939, s. 254; Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, Cilt: I-II, 6. Bası, İstanbul 1997, s. 573; Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Hukuk Muhakemeleri Kanunu Hükümlerine Göre Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, Ankara 2011, s. 552-553).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacılar vekili tarafından yargılama sırasında derdestlik şartını ortadan kaldırmak amacıyla feragat edildiği, haklarından feragat edilmediğinin anlaşılmış olması karşısında, bu beyan davadan açık, kesin ve koşulsuz feragat edildiğini gösterecek irade beyanı niteliğinde olmadığı gibi aksine başka bir mahkemede açtığı davada hak ileri sürmeye devam edeceğini gösteren kanunun aradığı anlamda “kayıtsız ve şartsız” feragat beyanı olarak, nitelendirilemez. O halde bu husus nazara alınarak işin esasına girilmesinde usul ve yasaya aykırı bir hal bulunmamaktadır.
Hükmedilen manevi tazminat miktarına ilişkin olarak ise,
Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4. maddesi Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir. Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, müteveffanın kusur oranı, davacıların müteveffanın kardeşleri ve üvey annesi olması, davalı tarafın sosyal ve ekonomik durumu, davacıların yaşadığı ve ömür boyu yaşayacağı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacılar için zenginleştirici, davalı yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde takdir olunan manevi tazminatların hakkaniyete uygun olarak belirlendiği anlaşılmakla bu yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacılar vekilleri ile davalılar vekilleri tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilleri ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Davacılar tarafından yatırılması gereken 1.464,00 (732,00*2) TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.230,80 (615,40*2) TL harcın mahsubu ile bakiye 233,20 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
Davalılar tarafından yatırılması gereken 90.676,49TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 22.669,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 68.007,36TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talebinde bulunan taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf talebinde bulunan taraflarca yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran tarafa iadesine,
5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
*Bu belge 5070 sayılı Kanun maddeleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Emsal Karar Arama
Ankara BAM Bam 35. HD, E. 2025/641, K. 2026/827, T. 04.06.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.