T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1204 - 2026/892
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1204
KARAR NO : 2026/892
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27.11.2023
NUMARASI : 2021/512 Esas 2023/870 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 14.05.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 04.06.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili asıl davada, 15.04.2021 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı çekici ile davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup ...’nin yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araçların çarpışmaları sonucunda meydana gelen kaza sonucu yolcu ...'nin vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde her iki araç sürücüsünün de kusuru bulunduğunu, ...’nin vefatıyla müteveffanın annesi olan davacının destekten yoksun kaldığını, sigorta şirketine başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ... Sigorta AŞ için 24.05.2021, ... Sigorta için 21.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere teselsül hükümleri uyarınca müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen Ankara 1. Asl. Tic. Mah. 2022/421 E. 2023/11 K. Sayılı dosyasında davacı ... vekili, 15.04.2021 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı çekici ile davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup ...’nin yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araçların çarpışmaları sonucunda kaza meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde her iki araç sürücüsünün de kusuru bulunduğunu, ...’nin vefatıyla dini nikahlı eşi olan davacının destekten yoksun kaldığını, müteveffa ile davacının birlikte ikamet ettiğini, kira sözleşmesinin sunulduğunu, 2011 yılında boşanmalarına rağmen birlikte yaşamaya devam ettiklerini, sigorta şirketine başvurudan ve arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, bu dava asıl dava ile 11.01.2023 tarihli kararla birleştirilmiştir.
Davacılar vekili yargılama sırasında davacı ... için talebini 166.895,38 TL, davacı ... için 671.162,37 TL olarak artırmış, mahkemenin 27.11.2023 tarihli kararı ile davacı ... yönünden dava tefrik edilmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davacı tarafça dava açmadan önce usul ve kanunlara uygun olarak başvuruda bulunmadığını, davacının dava şartı niteliğinde olan bu başvuruyu usul ve yasalara uygun bir şekilde yapmamış olması nedeniyle davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın 146762824 poliçe numaralı poliçe ile davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalandığını, bu poliçelerden dolayı sorumlulukları sigortalının kusuru oranında olmak üzere, ölüm/sakatlık halinde her biri için ayrı ayrı sınırlı olduğunu, müteveffanın kazanın gerçekleşmesine sebebiyet verdiğini, meydana gelen zararın artmasına kendi kusuru ile neden olduğunu, birleşen davanın davacısı ile müteveffa arasında resmi bir ilgi bulunmadığını, destekten yoksun kalma iddiasının hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerektiğini, davacılara SGK tarafından yapılan ödeme bulunması halinde mahsubu gerektiğini belirterek asıl ve birleşen davanın davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, sigorta şirketinin yerleşim yerinin İstanbul Üsküdar olmasından dolayı yetkili mahkeme İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davalı sigorta şirketine başvuru şartı gerçekleşmediğini, arabuluculuk dava şartı olup dava şartının yerine getirilmediğini, kusur tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, bunun yanında hatır ve müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, birleşen davada müteveffanın dini nikahlı eşi olduğunu iddia eden davacının taleplerinin reddi gerektiğini, aksi halde desteğin varlığının ispatlanması, davacının çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiğini, SGK ödememesi bulunması halinde mahsubu gerektiğini belirterek asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olduğu, 24.05.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporunda kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün % 75 oranında, ... plakalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında davacı ...'nin vefatı nedeniyle hakkındaki davanın tefrik edildiği, müteveffa ...'nin yolcu konumunda olup hatır taşıması nedeniyle tazminattan % 20 oranında indirim yapılması gerektiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 10.10.2023 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak asıl davanın kabulü ile Davacı ... lehine 133.516,30 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketlerinin teminat limiti olan ayrı ayrı 430.000,00-TL'sı (430.000+430.000=830.000-TL) ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, alacağa ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 17.05.2021den itibaren yasal, ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 18.05.2021 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına, birleşen davanın kabulü ile davacı ... lehine 537.729,89 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı sigorta şirketlerinin teminat limiti olan ayrı ayrı 430.000,00-TL'sı (430.000+430.000=830.000-TL) ile sınırlı olmak üzere) davalı sigorta şirketlerinden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, alacağa ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 17.05.2021den itibaren yasal, ... Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 18.05.2021 tarihinden itibaren avans faiz uygulanmasına karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketleri vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece verilen kararda hatır taşıması nedeniyle indirim yapılmış olmasının hatalı olup bunu ispatlayan bir delil sunulmadığını, indirim oranının fahiş olduğunu, ayrıca yalnızca içinde yolcu olarak bulunan aracın kusuruna düşen kısım yönünden hatır taşıması yapılması gerekirken diğer kusurlu aracın kusuruna düşen kısım yönünden de hatır taşıması indirimi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, haksız şekilde yapılan hatır taşıması indiriminin gerçek zarar üzerinden yapılması gerekirken garameten paylaştırılan tutar üzerinden yapılmasının hatalı olduğunu, bilirkişi ek raporunda davacılar için belirlenen destek tazminatı tutarlarının toplam 1.230.062,76 TL olup karşı araç bakımından hatır taşıması indirimi yapılmasının doğru olmadığını, toplam zararın poliçe limitlerinin üzerinde olduğunu, mahkemece tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, bakiye ömer tablosu, kusur oranlarına, gelire ilişkin ve diğer veriler de hatalı olup bu yönlerden kararın kaldırılması halinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını belirterek istinf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde, destekten yoksun kalma tazminatı talepleriyle asıl ve birleşen davada usulüne uygun başvuru şartı yerine getirildiğinin ispat edilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, ve 2 yıllık dava açma süresinin geçtiğini, ıslahla talep edilen alacak kalemlerinin de zamanaşımına uğradığını, kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumundan ve uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, ayrıca müterafik kusurun tenzili gerektiğini, hatır taşımasına binaen taşınıp taşınmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacıların destekten yoksun kalıp kalmadığının tespiti gerektiğini, davacı ile müteveffa arasında resmi bir ilgi bulunmadığını, destekten yoksun kaldığı iddiasının hukuka aykırı olduğunu, dini nikahlı olarak birlikte yaşamalarının destekten yoksun kalma hukuki şartlarını taşımadığından davanın reddi gerektiğini, müteveffanın kardeşinin duruşmadaki beyanının nazara alınması gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalının kusuru oranında poliçe uyarınca zarardan sorumlu olduğunu, davacı taraf müşterek ve müteselsil olarak dava açmış olsa da sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduklarını, davalı sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, kusur durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor düzenlenmesini talep ettiklerini, kusura ilişkin denetime elverişli bilirkişi raporu alınması gerektiğini, davacı ...’ın destekten yoksun kaldığı hususunun ispatlanamadığını ve yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, yargılama sırasında müteveffanın kardeşi ...’nin 27.11.2023 tarihli duruşmada dini nikahlı eşi olmadığı ve birlikte yaşamadıklarını beyan ettiği, mahkemece iki tanık beyanına dayalı olarak kabul kararı verildiğini ve hükme yeterli araştırma yapılmadığını, haksız davanın reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalısının kusuru oranında poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili asıl davada, 15.04.2021 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı çekici ile davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olup ...’nin yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araçların çarpışmaları sonucunda meydana gelen kazada ...'nin vefat ettiğini belirterek müteveffanın anne ve babası olan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, yargılama sırasında davacı baba ... yönünden 27.11.2023 tarihli ara karar ile davanın tefrikine karar verilmiş, birleşen davada müteveffanın resmi nikahlı olmayan eşi davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, birleşen davada 01.12.2021 tarihli ve 2021/581 Esas, 2021/752 Karar sayılı yetkisizliğe ilişkin olarak verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 02.06.2022 tarihli ve 2022/996 Esas, 2022/1442 Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra 11.01.2023 tarihli kararla bu davanın asıl dava ile birleştirilmesine karar verilmiş, mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin olarak verilen hükme karşı taraflarca istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Davacı ... vekili tarafından açılan davanın dava dilekçesinde, müteveffa ile davacı ...'ın nüfus kayıtlarına göre 2011 yılında boşandıklarını, ancak resmi olarak boşanmalarına rağmen birlikte yaşamaya devam ettiklerini, müteveffanın bu tarihinden sonra bir daha evlenmemiş olmasının da bunun kanıtı niteliğinde olduğunu belirterek bu yönde tanık deliline dayandığını bildirdiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. Maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir. Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 412 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır, sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İspat Yükü başlıklı 6. maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190. maddesinde ise: “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
Destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin bu temel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili, davacı ... ile mütevveffanın 2011 yılında boşandıklarını, dini nikahlı olarak birlikte yaşamaya devam ettiklerini ve desteğinden yoksun kaldığı iddiasıyla destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir. TBK'nın 53. maddesi ve Yargıtay uygulamalarına göre destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, düzenli, devam eden ve eylemli bir desteklik durumunun bulunmasını dikkate alması nedeniyle davacının müteveffanın düzenli olarak devam eden ve eylemli bir desteklik durumunun olduğunu ve olay nedeniyle desteğinden yoksun kaldığını ispat etmesi gerekir.
Mahkemece tanık beyanlarına göre davacı ...'ın müteveffanın dini nikahlı eşi olduğu kabul edilerek birleşen davanın kabulüne karar verilmiş ise de 27.11.2023 tarihli duruşmada mirasçı sıfatıyla beyanda bulunan ...'nin "... ...'ın isimli kişi benim vefat eden kardeşim ...'nin imam nikahlı eşi değildir, birlikte yaşamazlar..." şeklinde beyanda bulunduğu nazara alındığında yalnız tanık beyanlarına dayalı olarak destek ilişkisinin varlığının kabul edilmiş olmasının doğru olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli ve elverişli olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda davacı ... ile müteveffa arasındaki desteklik ilişkisinin varlığı, müteveffa ve davacının birlikte yaşadığı veya davacıya destek olduğunun davacı ile müteveffa arasında eylemli, düzenli ve süreklilik arzeden bir desteklik ilişkisinin varlığının kesin delillerle ortaya konulması gerektiğinden bu hususta davacı tarafa ispat imkanı verilerek davacı ve müteveffa arasındaki destek ilişkisinin net olarak ispat edilmesinden sonra karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
2-6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Somut olayda, davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı çekici ile davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araçların karıştığı trafik kazasında müteveffa ...'nin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle asıl ve birleşen davanın açıldığı, müteveffa ...'nin davalı ... Sigorta AŞ'ye sigortalı araçta yolcu konumunda bulunduğuna göre yalnız bu davalı tarafından hatır taşımasının ileri sürülebileceği ve yalnız anılan davalının sorumluluğu yönünden hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılabileceği gözetilmeden her iki davalı yönünden hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılmış olması doğru olmadığı gibi davacılar için hesaplanan tazminat tutarı üzerinden hatır taşıması yapılması gerekirken garame hesabından sonra belirlenen tutar üzerinden hatır taşıması indirimi yapılmış olması da isabetsizdir.
Asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile davalı ... Sigorta Anonim Şirketi ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen davada davacılar vekili ile davalı ... Sigorta Anonim Şirketi ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5-Ankara 8. Genel İcra Dairesi'nin 2024/2729 sayılı takip dosyasına yatırılan 1.300.000,00 TL bedelli Teminat Mektubunun talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Emsal Karar Arama
Ankara BAM 26. HD, E. 2024/1204, K. 2026/892, T. 14.05.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.