TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/12/2025
KARAR TARİHİ : 03/07/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA :
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili .....ile davalı .....Emlak Otomotiv Canlı Hayvan Petrol Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi .....Ticaret Anonim Şirketi İş Ortaklığı Ticari İşletmesi arasında .....tarihinde İş Makinesi Kiralama Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında davacıya ait beko-loder iş makinesinin operatörüyle birlikte davalıya tahsis edildiğini, davacının edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, .....tarihli üç adet faturanın vadesinde ödenmediğini, faturalara yasal süresi içinde itiraz edilmediğini, fazla çalışma bedellerinin .....kayıtları ile sabit olduğunu, davalı tarafın ödeme yapmaktan kaçındığını, Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .....Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız ve mesnetsiz itiraz ettiğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğunu, Diyarbakır Arabuluculuk Bürosunun .....sayılı dosyasında arabuluculuk sürecinin anlaşmama ile sonuçlandığını, davalının itirazının kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkil şirket aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğü’nün .....Esas sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiğini, müvekkil şirketin borcun varlığına ve miktarına ilişkin ciddi hukuki ve ticari itirazları bulunduğunu, davacının itirazın iptali davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının .....tarihli 3 adet faturaya süresinde itiraz edilmediği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkil şirketin fatura içeriğinin muhasebe kayıtlarına ve taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmadığını tespit ederek .....tarihli ve .....yevmiye numaralı ihtarname ile süresinde itiraz ettiğini, TTK m. 21/2 uyarınca ticari karinenin oluşmadığını, davacının alacağın varlığını ispatlamak için dayandığı .....kayıtlarının sözleşmenin F-20 maddesi uyarınca mesai fişleri olmaksızın tek başına yeterli olmadığını, davacının imzalı mesai fişlerini sunamadığını, sunulan WhatsApp yazışmalarının borcun ikrarını değil aksine fatura içeriğine ve hesaplamalara ilişkin itirazları gösterdiğini, borcun likit olmadığını ve yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, davacının tanık dinletme talebinin senetle ispat zorunluluğu kapsamında reddi gerektiğini, müvekkil .....Canlı Hayvan Petrol Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi .....Ticaret Anonim Şirketi İş Ortaklığı Ticari İşletmesi’nin (Vergi No: .....) bir adi ortaklık olduğunu, tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti bulunmadığını, HMK Madde 114/1-d uyarınca taraf ehliyetinin bir dava şartı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun tarafından verilen 08.10.2003 tarihli E: 2003/12-574, K: 2003/564 sayılı karar ile Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2015 tarihli E: 2014/17779, K: 2015/3097 sayılı kararlarında adi ortaklıkların taraf ehliyetinin olmadığının vurgulandığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini, icra inkar tazminatı talebinin reddini, davacının haksız icra takibi yapması sebebiyle %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, operatörlü kira hizmet sözleşmesinden kaynaklı faturanın ödenmediğinden bahisle açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır.
Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir.
6100 sayılı HMK'nın 2.maddesi gereğince dava konusunun miktar ve değerine bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme olmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir.
6102 Sayılı TTK'nın 5/1 maddesi gereğince dava olunan şeyin değeri veya tutarı dikkate alınmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikte çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli mahkeme aksine hüküm bulunmadıkça Asliye Ticaret Mahkemeleridir.
Aynı Kanunun 5/2 maddesi gereğince de özel kanun hükümlerinin açıkca Ticaret Mahkemelerini görevlendirdiği hallerde de değer ve tutara bakılmaksızın dava Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmış ise veya yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip, karara bağlamalıdır.
6102 Sayılı TTK'nın 4/1 maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Maddede, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir.
Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Diğer yandan, TTK'nın 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” düzenlemesi yine TTK’nin 15. maddesinde de "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Mahkememizce yapılan değerlendirmede; operatörlü iş makinesi kiraya verilmesine ilişkin hizmet sözleşmesi kaynaklı itirazın iptali davası olduğu, dolayısı ile de TTK 4. Madde kapsamında mutlak ticari davalardan olmadığı, nisbi ticari dava kapsamında yapılan araştırmada; Erzurum Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabına göre davacının tacir kaydının olmadığı, Erzurum Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'nden gelen yazı cevabında davacının esnaf kaydının bulunmadığı, Erzurum Palandöken Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda ise davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, 2021 yılı dönemine ilişkin basit usul ticari kazanca ilişkin e-defter görüntüsü ile 2025 dönemine ait gelir vergisi beyannamesinin müzekkere ekinde sunulduğu, buna göre fatura tanzim tarihi olan dönemin 2025 yılı olması nedeniyle 2025 yılı dökümünde esnaf faaliyetini aşan ve " tacir " sayılmasını gerektiren bir faaliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davacının tacir olmadığı anlaşılmakla; davanın nisbi ticari dava niteliği taşımadığı tespit edilmiştir.
Taraflar arasında TTK hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir bir ticari uyuşmazlık bulunmadığı, işbu davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmakla; görev dava şartı olduğundan, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca Mahkememizin görevsizliğine ve davanın usulden reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklanacağı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeni ile davanın HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
2-Görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun TESPİTİNE,
3-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra görevli mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda verilen karara karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip Hakim
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal, T. 03.07.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.