T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
KARARIN MAHİYETİ : RED
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ... FABRİKALARI A.Ş. GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, ... FABRİKASI arasında 26/08/2021 tarih ve 2021/2022 kampanya dönemi yaş pancar posası paketleme ( işçilik, sarf malzemeleri, paketleme makinası ve diğeri araç gereçler dahil) hizmetleri alımına ilişkin ticari sözleşme imzalandığını, 4734 Sayılı Kanun kapsamı dışındaki kamu, kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu mal ve h zmet alimları ile yapım işlerine ilişkin sözleşmeler için ilgili mevzuatında düzenleme yapılması kaydıyla, 2021 yılının ikinci 6 ayında gerçekleştirilen kısımlar için ek fiyat farkı, hesaplanabileceği belirtilmekte olduğu, ancak buna rağmen davalı tarafından ilgili mevzuat maddesi uygulanmayarak müvekkil şirkete fiyat fiyat farkı adı altında bir ödemenin yapılmayacağı belirtilmiş, bu sebeple sözleşme doğrultusunda 1.000 TL ek fiyat farkını talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usuli itirazlarımız dikkate alınarak usulden reddini, Kabul görmemesi durumunda, esasa ilişkin itirazlarımız dikkate alınarak davanın esastan reddini, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının ve Mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının birleştiği anlaşılmıştır.
Mahkememizin dosyasının ara kararı gereğince dosyanın Mali Müşavir ... tevdii ile bilirkişi raporundan özetle; " Şirket ticari defterleri TTK’na göre usulüne uygun tutulmuştur. açılış ve kapanış tasdikleri zamanında yapılmıştır. Defter kayıtları birbirini doğrulamaktadır. Açılış ve kapanış tasdikleri zamanında yapılmıştır. Dava Konusu faturalar şirketin ticari defterlerine kayıt edilmiştir. Faturaların üzerinde kaşe ve imza olmadığı için açık mı kapalı mı fatura olduğu belli değildir. 4. Faturalara ilişkin BA ve BS Formu Ankara merkez Müdürlüğü tarafından verildiği için tanzim edilip edilmediği tespit edilememiştir. İade faturası tanzim edilmemiştir. Taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunmaktadır. Faturaların bedellerinin tamamının ödenmiş olduğu tespit edilmiştir. Fatura bedelleri ve ödeme tutarları defter kayıtlarına girilmiştir. Düzenlenen faturalar ile ödeme kayıtlarına ilişkin tablolar raporun üst kısmında listelenmiştir. Dava konusu sözleşme gereği işlerle ilgili olarak konu ile ilgili sınırlı olmak üzere alacak ve borç bakiyesi bulunmamaktadır." şeklinde görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmiştir.
AYNI BİLİRKİŞİ EK RAPORDAN ÖZETLE; " Davacı ile ... Fabrikası arasında yapılan dava konusu işlerin sözleşmelerinin 14. Maddesinde fiyat farkı verilmeyeceği ve işi alan yüklenicinin fiyat farkı talebinde bulunamayacağı, fiyat farkına ilişkin esas ve usullerde sözleşme imzalandıktan sonra değişiklik yapılamayacağı belirtilmiştir. Yapılan sözleşmelerin fiyat farkına ilişkin maddeleri gereğince fiyat farkı hesaplanmamıştır. " şeklinde görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmiştir.
Mahkememizin dosyasının ara kararı gereğince dosyanın ... ve ... tevdii ile bilirkişi heyeti raporundan özetle; "Davacı şirketin 2021-2022 yıllarına ait ticari Defterlerinin açılış tasdiklerinin ve Yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin T.T.K.69. ile 213. Sayılı V.U.K. 220. ve 222. Maddelerinde öngörülmüş olan esaslara uygun olarak yaptırılmış olduğu, tutulması zorunlu defterlerin birbirini doğruladığı, sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı kanaatinde olduğumu, Davacı ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile davalı ... Fabrikaları A.Ş. Genel Müdürlüğü ... Fabrikası arasında 26/08/2021 tarih ve 2021/2022 Kampanya Dönemi Yaş Pancar Posası Paketleme (İşçilik Sarf Malzemeleri, Paketleme Makinası ve Diğer Araç Gereçler Dahil) Hizmetleri Alımına İlişkin Ticari Sözleşmeden dolayı hak ediş alacağı bulunmamaktadır. 18.03.2024 tarihli Davalı ... Fabrikası Ticari Defter incelemesi yapılan Bilirkişi Raporunda “Faturaların tamamının ödenmiş olduğu tespit edilmiştir. Fatura bedelleri ve ödeme tutarları defter kayıtlarına girmiştir” tespiti yapılmış olup, davacı ticari defter kayıtları ile örtüşmektedir. Davacı, 2021/2022 Kampanya Dönemi Yaş Pancar Posası Paketleme (İşçilik Sarf Malzemeleri, Paketleme Makinası ve Diğer Araç Gereçler Dahil) Hizmetleri Alımına İlişkin yaptığı işler için fiyat farkı istemektedir. Yukarıda bahsedilen yasal düzenlemeler çerçevesinde somut olayda bu düzenlemelerdeki şartların sağlanmış olması durumunda ek fiyat farkı talebi mümkün olabilecektir." şeklinde görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmişlerdir.
AYNI BİLİRKİŞİ HEYETİ EK RAPORDAN ÖZETLE; "davacının yaptığı hizmet karşılığında alması
gereken fiyat farkının 149.790,56 TL olduğu, Bu tutara dava tarihine kadar yürütülen adi kanuni faiz oranı sonrası alacağın
162.200,61 TL olabileceği hesaplanmıştır." şeklinde görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmişlerdir.
Mahkememizin dosyasının ara kararı gereğince dosyanın ... ve ... tevdii ile bilirkişi heyeti raporundan özetle; " Dava Konusu; ... Fabrikaları A.Ş ... Fabrikası Müdürlüğünün İKN ... ... Kampanya Dönemi Şeker Ambarı Tahmil Tahliye Hizmet Alımı İhalesinde; Yüklenici ... Rad.Tv Ajans Loj.San.Tic.Ltd.Şti. İle ... Fabrikaları A.Ş. Mal ve Hizmet Alım Yönetmeliği Esaslarına göre 26/08/2021 tarihinde yapılan sözleşme de; sözleşmenin imzalandığı (26.08.2021 ) tarihinden sonra, 5546 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 4735 sayılı Kamı İhale Sözleşmeleri Kanunun Geçici 6 ıncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar ve 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunun Geçici 5 inci Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Esasların yürürlüğe konulmasına dair Esasların ( 22.01.2022) yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine göre ek fiyat farkına ilişkin düzenlemelerin ve sözleşmenin 14. Maddesinde yer alan "Fiyat Farkı Verilmeyeceği ve Sözleşme İmzalandıktan sonra değişiklik yapılmayacağı" düzenlemelerinin ve Ek Fiyat Farkı Esasları’na göre istisna kapsamındaki sözleşmelerde ek fiyat farkı uygulanabilmesi için idarece 120 gün içinde düzenleme yapılmasının şart olduğu, ancak dosya kapsamında davalı idarece bu yönde bir düzenleme yapılmadığı anlaşılmış olup,
Usul ekonomisi açısından yapılan hesaplamada; detayları Raporun V. Bölümünde belirtildiği üzere, ek fiyat farkı (KDV dahil) 110.197,84 TL olarak hesaplanmıştır. Davalı ... Fabrikaları A.Ş. ... Fabrikası Müdürlüğüne, Davacı ... Rad.Tv Ajans Loj. San.Tic.Ltd.Şti. tarafından sözleşme kapsamında verilen hizmetten dolayı hakediş alacağı bulunmadığı, Davalı ve Davacı arasındaki sözleşmeden kaynaklı Ek fiyat farkı ödenip ödenmeyeceği hususunun hukuki değerlendirme olduğundan, takdir ve değerlendirmenin Sayın Mahkemeye ait olduğunu saygıyla arz ederiz" şeklinde görüş ve kanaat bildirir rapor tanzim etmişlerdir.
Mahkememiz dosyasına kazandırılan bilirkişi raporlarının taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği görülmüştür.
Dava; Alacak davasıdır.
Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili davalı aleyhine Alacak davası açmıştır.
TBK MADDE 1- Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir.
TBK MADDE 26- Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler.
TBK MADDE 27- Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.
BORÇLAR HUKUKUNA HAKİM OLAN İLKELER
Borçlar hukukuna hakim olan başlıca ilkeler şunlardır:
1.İRADE ÖZERKLİĞİ İLKESİ:
Türk borçlar hukukuna hakim olan temel ilke, irade özerkliği ilkesidir. İrade özerkliği, liberal hukuk felsefesinin, dolayısıyla sözleşme özgürlüğünün ideolojik ideolojik esasını oluşturur. İrade özerkliği, hukuk düzeninin bireylere kişisel ilişkilerini özgür iradelerine göre diledikleri gibi düzenleme hususunda tanımış olduğu genel yetkidir. Bu ilkeye göre fert, hür (özerk) bir varlık olup, hukuki açıdan kendi kaderini bizzat tayin etmek yetkisine sahiptir. Gerçekten irade özerkliği sayesinde fertler kendi aralarında kendi hukuklarını ve hukuki ilişkilerini kurup yaratırlar.
İrade özerkliğine işlerlik sağlayan en önemli hukuki araç, hukuki işlem ve özellikle sözleşmedir. Taraflar özgür iradeleriyle yaptıkları sözleşmelerle sınırlı da olsa kendilerini hem bağlayan, yani borç altına sokan, hem de haki sahibi yapan ve böylece bizzat uymak zorunda oldukları hukuk kuralları koyarlar. İrade özerkliği ilkesi, kişileri, kendi özel hukuk ilişkilerini düzenlerken her türlü dış baskıdan ve özellikle devletin baskısından korumayı amaçlar. Bununla birlikte, irade özerkliği sınırsız değildir. Bu ilke, bireylere hukuk düzeninin sınırları içinde tanınmıştır. Nitekim, TBK. M 27'ye göre Kanun koyucu irade özerkliği ilkesine bazı sınırlar getirmiştir. Ancak buna rağmen, irade özerkliği asıl, sınırlama ise istisnadır. Sınırlama, istisna olduğu için bunun geniş tutulmaması gerekir. Aksi halde, devlet müdahaleleri artmış ve bunun sonunda liberal bireyci toplum düzeninin temel sütunu olan özel hukuk, dolayısıyla da borçlar hukukunun anlam ve fonksiyonu önemli ölçüde azalmış olur. Kuralı sınırlamanın ölçüsü, birey yararıyla toplum yararı arasındaki uyumlu dengedir.
İrade özerkliğinden şu alt ilkeler doğmaktadır.
1.Sözleşme özgürlüğü ilkesi:
İrade özerkliğinin doğal sonucu olarak borçlar hukukunda hakim olan diğer bir ilke de "Sözleşme özgürlüğü ilkesi"dir (TBK. M. 26). AY. M. 48/1 ile de garanti altına alınmış olan sözleşme özgürlüğü ilkesi, aslında ferdin davranış özgürlüğünün, hak ve fiil ehliyetinin, dolayısıyla kişiliğinin zorunlu bir sonuç ve uzantısıdır. Sözleşme özgürlüğü ile hukuk düzeni kişilere, sözleşmeye konu olabilecek ilişkilerini, bizzat düzenlemek, ona diledikleri şekli vermek imkanını tanımaktadır. Bu suretle sözleşme özgürlüğü fertlere, sınırlı bir şeklide de olsa, kişisel ilişkilerini diledikleri gibi düzenlemek, aralarında geçerli olacak bir hukuk düzeni yaratmak yetkisini vermektedir. Fransız Medeni Kanununun 1134 . Maddesinde ifade edildiği gibi, "Hukuka uygun olarak kurulmuş sözleşmeler, onu yapanların kanunu sayılırlar"
Sözleşme özgürlüğü, kendi içinde dört alt türe ayrılır. Bunlar, herhangi bir sözleşmeyi yapıp yapmama, istenilen tip ve içerikte bir sözleşme yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme ve nihayet kurulmuş olan bir sözleşmeyi ortadan kaldırma özgürlüğüdür. Bu ilke uyarınca bireyler (taraflar) her şeyden önce, herhangi bir sözleşmeyi yapıp yapmamakta, yapmak istedikleri bir sözleşmeyi, hukuk düzeninin sınırları içinde diledikleri tip ve içerikte yapma hususunda özgürdürler. Sözleşme özgürlüğününü bu sonuncu türüne, "düzenleme veya tip özgürlüğü" de denilir. Oysa eşya hukukunda numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesi geçerli olduğu için, orada tip özgürlüğü değil, aksine tip mecburiyeti vardır. Bu nedenle, eşya hukukunda sadece Medeni Kanunun öngördüğü tipte sözleşmeler yapılabilir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi gereğince herkes yapmak istediği bir sözleşmenin karşı tarafını seçme özgürlüğüne de sahiptir. Sözleşme yapma zorunluluğu, borçlar hukukunda istisnadır. Nihayet, sözleşme özgürlüğü ilkesi, taraflara, yapmış oldukları bir sözleşmeyi dilerlerse değiştirme veya ortadan kaldırma yetkisini de vermektedir.
NİSPİLİK İLKESİ:
Borçlar hukukunun konusu, özel borç ilişkileridir. Borç ilişkilerinden doğan alacak hakkı ise, ayni haklarla kişilik haklarının aksine, hukuki niteliği itibariyle nispi bir haktır. Alacaklı, bu hakkı, sadece borçluya karşı ileri sürebilir. Üçüncü kişiler, borç ilişkisiyle ilke olarak borç altına girmedikleri, bir hak kazanmadıkları için, bu hakkın onlara karşı ileri sürülmesi, istisnai haller dışında söz konusu olamaz.
ÜÇÜNCÜ KİŞİ ALEYHİNE BORÇ KURULUMAMASI İLKESİ
Bu ilke de irade özerkliği ilkesinin doğal bir sonucudur. Hiç kimse, iradesi dışında, külli halefiyet hali (miras gibi) hariç, sözleşme veya başka bir sebeple borç altına sokulamaz. Bu ilke, aynı zamanda nispilik ilkesinin de bir yansımasıdır. Bu itibarla , bir sözleşmenin tarafları, üçüncü bir kişi aleyhine borç ilişkisi kuramazlar. Buna karşılık, taraflar isterlerse üçüncü kişi yararına yaptıkları sözleşmede, onun lehine alacak hakkı kurabilirler. Nitekim. TBK. M. 129, üçüncü kişi yararına sözleşmeyi kabul etmiştir. (BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜKÜMLER 21. BASKI - Prof Dr. ... )
Somut olayımızda; taraflar arasında kendi iradeleri ile yapılmış bir sözleşme vardır. Sözleşmenin geçersizliğine ilişkin bir iddia da bulunmamaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin uygulanmasında aslonan sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasıdır. Zira sözleşme tarafların iradesi ile oluşmuştur. TBK 27. Maddesinde belirlenen sınırlamalar ile ilgili bir durumda söz konusu değildir. Tüm bu açıklamaların bir yansıması olarak borçlar hukukunun nisbilik ilkesinin uygulanması gerekir. Başka bir ifade ile sözleşmenin hak ve yükümlülükleri sadece taraf üzerinde etkilidir ve uygulanmalıdır.
TMK 1/3. Maddesinde; "Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır."
Anayasa'nın 138/1. Maddesinde; " Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler." şeklinde düzenlemeler olduğu,
Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacının, davasının reddine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE
1-Davacının, davasının REDDİNE,
2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın, yargılama gideri sırasında yatırılan 242,10TL Peşin harç ile 1.864,83 TL ıslah harcın toplamı olan 2.106,93TL mahsubu ile fazladan alınan 1.374,93 TL'nin davacıya İADESİNE,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
6-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.560,00-TL arabulucu ücretinin 6325 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak hazine'ye gelir KAYDINA,
7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen davacıya İADESİNE,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2026
Katip Hakim
Emsal Karar Arama
Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.