Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal

T.C.
İSTANBUL
29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/1376 Esas
KARAR NO :2026/12

DAVA:İtirazın İptali (Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:26/12/2025
KARAR TARİHİ:13/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili adına davalı aleyhinde, davalının ... Sitesi'nde kiracı sıfatıyla iş yeri bulunduğunu ve müvekkili dernek tarafından site yararına sunulan hizmetlerden yararlanması sebebiyle ödemesi gereken ancak ödenmeyen ... Sitesi 1 yol 72 numaralı dükkana ait 2024 yılı 4.5.6.7.8.9.10.11.12. aylar, 2025 yılı 1.2.3. aylarına ait vekaletsiz iş görme ve/ veya sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sağlanan hizmetlere ilişkin hizmet bedellerinin tahsili amacıyla ... 9. İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas yılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini, davalının itirazının haksız olduğunu, haksız itirazının iptali gerektiğini, davalı firmanın 1. yol 72. numaralı dükkanda kiracı olarak yer aldığını, bununla beraber dernek tarafından siteye sunulan hizmetlerden yararlandığı için bu yararlanmadan kaynaklı olarak oluşan hizmet bedellerinden sorumlu olduğunu, bu derneğin ... ... Sitesi'nin Hizmet İhtiyaçlarının Giderilebilmesi İçin kurulduğunu, esasen sitenin güzelleştirilmesi, geliştirilmesi, korunması ve güvenliği gibi hizmetleri site sakinlerine sunulduğunu, davacı ... ..., ... ... Pazarı esnafı tarafından 1970 yılında kurulan S.S. İstanbul ... Esnafı Toplu İş Yeri Yapı Kooperatifi’nin ... ... Sitesi olarak kullanılan tüm alanın arsalarını satın alması, 1984 yılında ise bu arsalar üzerinde yapılan iş yerlerinin hak sahiplerine dağıtılması ve 1990 yılında tam kapasite ile sitenin faaliyete başlaması üzerine, ... ... Sitesi olarak bilinen sitenin faaliyetleri nedeniyle oluşan bir dizi hizmet ihtiyaçlarının giderilebilmesi amacıyla kurulduğunu, halen bu sitenin güzelleştirilmesi, geliştirilmesi, korunması ve güvenliği gibi hizmetleri site sakinlerine sunulduğunu, müvekkili ... ... halen ... sitesine yönelik hizmetlerini yürüttüğünü, davacı derneğin tüzüğünde, derneğin amacı ve faaliyet konusunun belirtildiğini, dernek tüzüğünde anlaşılacağı üzere, derneğin amacı; çarşının tümünü korumak, güzelleştirmek, geliştirmek, korumak ve güvenliği gibi hizmetleri site sakinlerine sunmak olduğunu, yine derneğin faaliyet konusunun tüzükte ayrıntılı olarak belirtildiğini, dernek tüzüğünden anlaşılacağı üzere, davacı derneğin yürüttüğü faaliyet amaç ve konusuna uygun olduğunu, davacı ..., halen ... sitesinin güzelleştirilmesi, geliştirilmesi, korunması ve güvenliği gibi hizmetleri site sakinlerine sunduğunu, her iki yılda bir site esnafı arasından seçilen 7 asil 7 yedek üyeden oluşan yönetim kurulu tarafından idare ve temsil edilen site yönetimi yine esnaf arasından seçilen 3 asil 3 yedek üye ile de denetlendiğini, halen davacı Dernek tarafından, site içerisindeki 10 Cadde üzerinde bulunan 600 Adet 100 metrekare ve 200 metrekarelik işyerleri ile 7 katlı bir iş merkezine hizmet verildiğini, müvekkilinin ... Sitesinde bulunan tüm işyerlerine belirtilen hizmetleri ve diğer hizmetleri sunduğunu, davacı Derneğin tüzüğünde derneğin amaçları arasında, ... Çarşısının tümünün bakımı, korunması, güzelleştirilmesini sağlamak, çarşıyı güzelleştirecek tesisleri kurarak işletmek ve kiraya vermek, çarşıya girecek araçların intizamını sağlamak, çarşıdaki umumi tuvaletlerin ve yerlerin bakımını sağlamak, çarşı içerisindeki kantar, benzin istasyonu, büfe, otopark gibi yerlerin bakımını korunmasını, işletilmesini ve kiralanmasını sağlamak, çarşıdaki dükkanların ve işyerlerinin dış görünümünde birlik ve bütünlüğü sağlamak, çay, yemek, piyango, balo, gezi ve konser düzenlemek, iş yerlerini kiraya vermek için yardımcı olmak, sosyal faaliyetlerde bulunmak, spor tesisleri kurmak ve işletmek, bu işlerin yapılabilmesi için yeteri kadar mal varlığı, araç ve gereç personel temin etmek, çarşının tümünün intizam ve menfaatini korumak ve derneğin amacına ulaşabilmesi için her türlü faaliyetlerde bulunmak, lokal açmak, işletmek ve kiraya vermek gibi çalışma konuları da derneğin konusu ve amacı içerisinde yer almakta olup davacı dernek tüzüğü gereğince bu hususlarda da hizmet verdiğini, her yıl site esnafının dernek çatısı altında birleşerek, site için öngörülen faydalı hizmetlerin neler olduğunu, hangi hizmetlerin yapılabileceği gibi kararları bizzat site esnafı tarafından alındığını, davalı dahil tüm iş yerlerinın bu hizmetlerden faydalandığını, dolayısıyla tüm bu hizmetlerden yararlanan davalının, hizmet bedellerinden de sorumlu olduğunu, davalı şirketin ... Sitesi'nde yukarıda belirtilen dükkanlarda faaliyet gösterdiğini,, davacı dernek tarafından site içerisinde yapılan bu iş ve hizmetlerden, site içerisinde bulunan diğer 600'den fazla iş yeri gibi, tüm site sakinleri ile birlikte eşit oranda hem doğrudan hem de dolaylı olarak yararlandığını, müvekkilinin belirli kurum ve kuruluşlarla sözleşmeler yaptığını ve bu hizmetleri sağladığını, temizlik hizmetini gerçekleştirmek için bünyesinde temizlik personeli çalıştırdığnıı, çöp konteyneri temin ettiğini, Belediye ile Katı Atık Sözleşmesi akdettiğini ve düzenli olarak site temizliğini gece gündüz sağladığını, dernek ayrıca, ara yol bakımı site için bakım onarım gibi birçok hizmeti sunduğunu, akdedilen Katı Atık Sözleşmesi o sözleşme sayesinde Belediye, müvekkili tarafından temin edilen çöp konteynerlerini boşalttığını, konteynerlerin üzerinde de "..." yazdığını ve müvekkili tarafından temin edildiğini ve bakımları da yine müvekkili tarafından sağlandığını, müvekkili derneğin güvenlik hizmetini sağlamak için bünyesinde ... A.Ş. ile sözleşme akdettiğini, bünyesinde güvenlik personelleri çalıştırdığnıı , gece ve gündüz güvenlik personelleri site içerisinde dolaştığını ve güvenliği sağladığını, güvenlik araçları temin ettiğini, ayrıca sokak başlarına kameralar yerleştirdiğini ve dernek binasındaki kamera odasından tüm site gözlemlediğini, hatta geriye dönük olarak da izlenebildiğini, bu hizmetlerden yararlanan site sakinleri tarafından ödenmesi gereken hizmet bedellerinin de derneği genel kurul kararları ile kararlaştırıldığını, emsal nitelikteki dosyalarda alınan bilirkişi raporlarında müvekkili derneğin sunmuş olduğu hizmetlerin, görsellerle de desteklenerek ve fotoğrafları raporlara eklenmek suretiyle tespit edildiğini, site sakinlerinin hizmet bedellerini ödemekle yükümlü oldukları sonucuna varıldığını, ilaveten yine benzer nitelikli dosyalarda yapılan bilirkişi incelemelerinde muhasebe kayıtlarının da incelendiğini, talep edilen miktarların da uygun olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin halen ... sitesinde yukarıda belirtilen işyerinde faaliyet gösterdiğini, sitedeki dükkanların 100 m2 veya 200 m2 olmakla birlikte ilgili genel kurullarda işbu davada talep edilen alacak dönemleri hakkında alınan kararlarda açık bir şekilde talep edilen alacak tutarlarının belirlendiğini, işbu dava dosyasına konu edilen alacağın, davacı derneğe üye olunup olunmaması nedeniyle ödenmesi gereken bir aidat olmadığını, davalının ... sitesinde bulunan faaliyet gösterdiği yukarıda belirtilen işyerleri adına davacı müvekkili tarafından yapılan zorunlu ve faydalı hizmetlerin vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca tahsiline ilişkin olduğunu, davalı ... Sitesinde işyeri bulunmak suretiyle faaliyet göstermesi nedeniyle, davacı derneğin site içerisinde sunmuş olduğu hizmetlerden faydalanmakta olup talep edilen tutar davalının faydalanmış olduğu hizmetlere karşılık yararına vekaletsiz iş görülen davalının ödemesi gereken tutar olduğunu, davalı şirketin davacı derneğe üye olsun yahut olmasın sitede yukarıda belirtilen dükkanda faaliyet göstermesi sebebiyle vekaletsiz iş görme/sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, davalı tarafın davacı dernek tarafından sunulan tüm hizmetlerden yararlanmasına ve bu hizmetlerin davacı dernek organizasyonunda sağlandığını açıkça bildiğini, buna rağmen, haksız ve hukuka aykırı olarak hizmetlerin bedelini ödemekten kaçındığını, en nihayetinde ortada dernek tarafından sağlanan site yararına olan bir takım hizmetler ve bu hizmetlerden yararlanılmasına rağmen ödenmeyen hizmet bedellerinin mevcut olduğunu, ... Sitesi'nde toplam 696 iş yeri sayısının bulunduğu yerde davasız nizasız, yararlandığı hizmetler dolayısıyla ödeme yapanların sayısı 488 olduğunu, bu oran %71'e tekabül ettiğini, her yüz kişiden 71'i, verilen hizmetten yararlandığını, bunun bedelini -hukuksal tasviri ile ilgilenmeksizin- ifa ettiğini, müvekkilinin, yargı kararının onu vekaletsiz iş gören olarak konumlandırması nedeniyle bu sıfatla hareket ettiğini, bu davanın davalısı, bu dava tarihine kadar müvekkilini hiçbir zaman hizmetten vermekten men etmediğini, bir gün olsun, çöpümü toplama, güvenliğini buradan geçirme, Belediyeyle anlaşıp yolu düzelttirme demeyen birinin, hizmet bedelinin tahsili aşamasında, "bana mı sordunuz" demesine üstünlük tanımak hukuken caiz olmaması gerektiğini, dönemsel hizmet süreçlerinde, hizmeti veren, açıkça men edilmedikçe, her ay, her bir hizmet için vekaletsiz iş görme yeniden ortaya çıktığını, müvekkilinin, dava konusu alacak döneminin başında vekaletsiz iş görmüş olduğunu, bir sonraki ay da aynı durum gerçekleştiğini, yoksa 2014'ten başlayan tek bir vekaletsizlik durumunun olmadığını, dönemsel alacaklarda dönemsel hukuk niteleme yapılması gerektiğini, bu kapsamda, benzer davalardan alınan bilirkişi raporları ve emsal kararlar ışığında, müvekkilinin sunduğu hizmetlerin açıkça tespit edildiğini, müvekkili derneğin sunduğu hizmetler neticesinde ortaya çıkan hizmet bedellerinden "alacaklı" olduğu da hem BAM kararları hem de emsal yargı kararları ile sabit olduğunu beyanla, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak yapmış olduğu itirazın reddine, yüzde 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve beyanların tamamı açıkça reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, dava konusu edilen aidat alacağı kapsamında davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında borç doğurucu nitelikte herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, davacının her ne kadar kendisini site bünyesinde birtakım hizmetler sunan bir yapı olarak tanımlayıp aidat talebinde bulunmuş ise de, davacı tarafın hukuki statüsü bir dernek olduğunu, derneklerin aidat talep etme yetkisi yalnızca kendi üyeleriyle sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin davacı derneğe herhangi bir üyeliği bulunmadığını, taraflar arasında aidat talebine dayanak teşkil edebilecek sözleşmesel veya yasal bir ilişki de tesis edilmediğini, bu itibarla davacının ileri sürdüğü iddiaların tamamen mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun ve dayanaksız olduğunu, müvekkili şirketin davacı derneğe üye olmadığını, davacı tarafın her ne kadar müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini sürdürdüğü site içerisinde bulunan tüm site sakinlerine hizmet sunduğunu iddia etmekte ise de, bu iddia gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından ileri sürülen hizmet kalemlerinin hiçbirinden müvekkili şirket fiilen ya da hukuken faydalanmadığını, davacının da böyle bir hizmet vermediğini, bu yönüyle davacının, müvekkili şirketin söz konusu hizmetlerden yararlandığına ilişkin soyut ve ispatlanmamış iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, davacı derneğin site içerisinde hukuken geçerli, zorunlu ve faydalı bir hizmet sunmadığını, kaldı ki, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafından herhangi bir hizmet sunulduğu varsayılsa dahi, müvekkili şirketin bu hizmetlerden fiilen veya hukuken herhangi bir fayda sağladığı söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının, müvekkili şirketin yararlandığı iddiasına dayalı olarak ileri sürdüğü taleplerin hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını, vekaletsiz iş görmeye dayalı talepte bulunabilmek için geçerli şartların oluşmadığını, dernek tarafından yapıldığı ileri sürülen harcamaların, müvekkili şirketin açık veya zımni rızası ya da onayı alınmaksızın gerçekleştirildiğini, bu yönüyle tek taraflı ve iradeye aykırı nitelik taşıdığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 530. maddesi uyarınca vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde, iş sahibi ancak kendi menfaatine olan işler ölçüsünde sorumlu tutulabileceğini, oysa davacı derneğin sunduğunu iddia ettiği güvenlik, temizlik ve benzeri hizmetlerin, Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca site yönetiminin asli ve münhasır görev alanına girdiğini, bu nedenle, dernek tarafından yapılan harcamaların muhatabı müvekkili şirketin değil, varsa ve yetkili ise site yönetimi olabileceğini, derneğin bu harcamalarının müvekkili şirkete rücu etmesi hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine tabi olduğunu, yasal ve yetkili bir site yönetimi olduğunu, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 34. maddesi ve devamı hükümleri uyarınca, ortak alanlara ilişkin bakım, koruma, güvenlik, temizlik ve giderlerin belirlenmesi ile toplanması yetkisi münhasıran site yönetimine ait olduğunu, davacı derneğin, site yönetimi sıfatını haiz olmadığını, kat malikleri kurulu tarafından bu yönde verilmiş herhangi bir yetkilendirmeye de sahip olmadığını, bu durumda davacı derneğin, yasal site yönetiminin yetki alanına girerek faaliyette bulunması, hukuk düzeni tarafından korunması gereken bir hizmet sunumu değil, aksine yetkisiz ve hukuka aykırı bir müdahale niteliği taşıdığını, somut olayda, davacı dernek tarafından faaliyette bulunulduğu iddia edilen hususlara ilişkin olarak, bu iddiaların tamamı müvekkili şirket tarafından kabul edilmemekle birlikte, iddia edilen hizmetlerin gerçekleştirilmiş olduğu varsayılsa dahi, müvekkili şirketin bu faaliyetlere yönelik açık ya da örtülü herhangi bir rızasının bulunmadığını, müvekkili şirketin iradesine ve menfaatine aykırı şekilde gerçekleştirilen bu faaliyetlerin, vekâletsiz iş görme hükümleri kapsamında değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, müvekkili şirket hesabına iş gördüğünü ileri sürmekte ise de, bu iddia hukuki ve fiili gerçeklerle örtüşmediğini, vekaletsiz iş görme kapsamında dahi yalnızca zorunlu ve faydalı masrafların talep edilmesinin mümkün olduğunu, davacı derneğin “güzelleştirme” adı altında yaptığı harcamalar zorunlu nitelik taşımadığını, lüks ve tercih edilen harcamalar kapsamında kaldığını, bu tür estetik veya sübjektif fayda iddiası içeren harcamaların, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin sürdürülmesi veya taşınmazın korunması bakımından zorunlu olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin, taşınmazdan kaynaklanan tüm yasal yükümlülüklerini, yetkili ve yasal site yönetimine düzenli olarak ödediğini, aidatlar aracılığıyla yerine getirdiğini, aynı hizmet kalemleri için hem site yönetimine hem de herhangi bir yetkisi bulunmayan üçüncü bir kişiye ödeme yapılmasının talep edilmesinin mükerrer tahsilat anlamına geldiğini, bu durumda asıl sebepsiz zenginleşme davacı dernek lehine meydana geleceğini, davacının her ne kadar siteye faydalı ve yararlı masraflar yaptığını iddia etse de yapılan herhangi bir hizmet bulunmadığını, davacının mesnetsiz taleplerde bulunduğunu, müvekkilinin kullanmış olduğu herhangi bir hizmetinin de bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde çeşitli yerel mahkeme kararlarına atıfta bulunduğunu, ancak bu kararlara ilişkin olarak yalnızca anılan davaların kabul ile sonuçlandığını belirttiğini, söz konusu kararların dayandığı somut vakıalar, taraf ilişkileri ve hukuki gerekçeler hakkında herhangi bir açıklamada bulunmadığını, oysa vekâletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak açılan itirazın iptali davaları, niteliği gereği şahsi karakter taşıyan davalar olduğunu, her bir uyuşmazlığın kendi somut koşulları çerçevesinde değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, bu kapsamda, her somut olayda taraflar arasında hizmete dayalı bir hukuki ilişkinin kurulup kurulmadığını, yapılan işlerin gerçekten iş sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olup olmadığını,, ayrıca ilgili şirket veya kişinin iddia edilen hizmetlerden fiilen ve ne ölçüde fayda sağladığının ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen aidat alacakları, esasa ilişkin olarak kabul edilmemekle birlikte, site içerisinde sunulduğu iddia edilen hizmetler karşılığında talep edilen aidat miktarları da açıkça fahiş ve belirsiz olduğunu, zira Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca aidatların belirlenmesi sürecinde, yetkili site yönetimi tarafından yıllık bütçe planlaması yapılması, gelir ve gider kalemlerinin somut ve denetlenebilir şekilde hesaplanması ve bu hesaplama neticesinde kat maliklerine veya kullanıcılarına yansıtılacak aidat tutarlarının belirlenmesi gerektiğini, somut olayda davacı dernek tarafından talep edilen aidatların hangi kriterlere göre belirlendiğini, hangi gider kalemlerine dayandığını, bu giderlerin ne şekilde ve ne ölçüde müvekkili şirkete isnat edildiği hususlarının tamamen belirsiz olduğunu, müvekkili şirketin davacı derneğin üyesi olmadığı hususu bir kez daha vurgulanması gerektiğini, Türk Medeni Kanunu’nun 70. maddesi uyarınca aidat yükümlülüğü yalnızca dernek üyeleri bakımından söz konusu olduğunu, müvekkil şirketin tüzel kişilik yapısı gereği davacı derneğin tüzüğünün müvekkili üzerinde herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını, üyelik ilişkisi bulunmayan bir tüzel kişinin, dernek tüzüğüne dayanılarak borç altına sokulması hukuken mümkün olmadığını, davacının müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmamasına rağmen haksız taleplerde bulunduğunu savunmakla, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile; davalı şirketin, davacı derneğe üye olsun yahut olmasın sitede iş yeri bulunmak suretiyle (dükkanda) faaliyet gösterdiğini ve derneğin sunduğu hizmetlerden yararlandığını, bu sebeple tbk vekaletsiz iş görme/sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödenmeyen hizmet bedellerinden sorumlu olduğunu, bu hususun emsal kararlar ve emsal bilirkişi raporarları ile sabit olduğunu, hiçbir yönetici sıfatına yahut site yönetimine dayanmaksızın, müvekkili derneğin sunduğu hizmetler neticesinde ortaya çıkan hizmet bedellerinden, kiracıların yahut mülk sahiplerinin, derneğe üye olsun veya olmasın, işbu hizmetlerden sitede iş yeri bulunmak suretiyle faydalandıkları (kiracılar doğrudan - mülk sahipleri mülkiyet hakkından kaynaklı olarak) için sorumlu olmasını konu alarak tbk genel hükümlere ve vekaletsiz iş görme / sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığını, alacağın temelinin yararlanmadan kaynaklandığını, işbu dava dosyasına konu edilen alacağın davacı derneğe üye olunup olunmaması nedeniyle ödenmesi gereken bir aidat olmadığını, hizmet bedeli olduğunu, davalının ... sitesi'nde bulunan faaliyet gösterdiği işyerleri adına davacı müvekkili tarafından yapılan zorunlu ve faydalı hizmetlerin - hizmet bedellerinin vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca tahsiline ilişkin bedel olduğunu, dava dilekçesi ve delil dilekçesi ekinde dava konusu yıllara ait hizmet bedellerine ilişkin faturaların sunulduğunu, bu faturaların müvekkili dernek tarafından sunulan hizmetler neticesinde ortaya çıkan hizmet bedellerini gösterdiğini, bu alacaklardan sorumluluk için dernek üyesi olunmasına gerek olmadığını, ayrıca derneğin, davalının iddia ettiği gibi site yöneticisi olarak değil, vekaletsiz iş gören olarak, sunduğu hizmetler neticesinde ortaya çıkan hizmet bedellerinin karşılığını talep ettiğini, bu nedenle davalının itirazının yerinde olmadığını, müvekkilinin tüm site yararına sunduğu hizmetlerin bilirkişi raporları ile açıkça ispatlandığını, müvekkili dernek tarafından site yararına hizmet sunulduğunu ve tüm site sakinleri (kiracı veya mülk sahibi) bu hizmetlerden yararlandığını, davacı müvekkilinin ... sitesinde bulunan tüm işyerlerine yukarıda belirtilen hizmetleri ve diğer hizmetleri sunduğunu, davacı dernek tüzüğünde derneğin amaçları arasında, ... çarşısının tümünün bakımı, korunması, güzelleştirilmesini sağlamak, çarşıyı güzelleştirecek tesisleri kurarak işletmek ve kiraya vermek, çarşıya girecek araçların intizamını sağlamak, çarşıdaki umumi tuvaletlerin ve yerlerin bakımını sağlamak, çarşı içerisindeki kantar, benzin istasyonu, büfe, otopark gibi yerlerin bakımını korunmasını, işletilmesini ve kiralanmasını sağlamak, çarşıdaki dükkanların ve işyerlerinin dış görünümünde birlik ve bütünlüğü sağlamak, çay, yemek, piyango, balo, gezi ve konser düzenlemek, iş yerlerini kiraya vermek için yardımcı olmak, sosyal faaliyetlerde bulunmak, spor tesisleri kurmak ve işletmek, bu işlerin yapılabilmesi için yeteri kadar mal varlığı, araç ve gereç personel temin etmek, çarşının tümünün intizam ve menfaatini korumak ve derneğin amacına ulaşabilmesi için her türlü faaliyetlerde bulunmak, lokal açmak, işletmek ve kiraya vermek gibi çalışma konuları da derneğin konusu ve amacı içerisinde yer almakta olup davacı dernek tüzüğü gereğince bu hususlarda da hizmet verdiğini, her yıl site esnafı dernek çatısı altında birleşerek, site için öngörülen faydalı hizmetlerin neler olduğu, hangi hizmetlerin yapılabileceği gibi kararlar bizzat site esnafı tarafından alındığını, davalı dahil tüm iş yerleri bu hizmetlerden faydalandığını, dolayısıyla tüm bu hizmetlerden yararlanan davalının, hizmet bedellerinden de sorumlu olduğunu, Hizmetlerin tüm siteye ve ortak alanlara sunulduğunu, sitenin %71'inden fazlasının hizmet bedellerini ödeyerek hizmetlerin devamlılığını talep ettiğini, bu hususlar göz önüne alınarak hizmetten yararlanan ancak ödeme yapmak istemeyen davalının taleplerinin haksız olduğunu, sitenin %71'inden fazlasının hizmetleri talep ettiği hususu düşünüldüğünde ortak alanlara sunulan hizmetlerde de kesinti söz konusu olmayacağını (yan yana iki dükkandan biri temizlik ve güvenlik hizmetini talep ederken diğerinin etmemesi durumunda talep edenin yararının, talep etmeyenin beyanı karşısında yok edileceği de düşünüldüğünde) davalının beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, müvekkilİ derneğihn, kuruluş amacına uygun olarak hareket ettiğini, sunduğu hizmetlerin karşılığını emsal yargı kararları doğrultusunda talep ettiğini, hem davaya konu icra takibi hem de işbu dava, Türk Borçlar Kanunu Genel Hükümlere dayalı olduğunu, yararlanmadan kaynaklı olarak ödenmeyen hizmet bedellerinin tahsiline ilişkin olduğunu, dönemsel hizmet süreçlerinde, hizmeti veren, her ay, her bir hizmet için vekaletsiz iş görme yeniden ortaya çıktığını, müvekkil derneğin, tüm site sakinlerinin menfaatine, site yararına, siteyi güzelleştirmek, korumak, temizlemek ve güvenliği sağlamak gibi temel ihtiyaçların sağlanması adına faaliyet gösterdiğini, şüphesiz ki sitenin bakımı, onarımı, temizliği veya güvenliği ve sair ihtiyaçların karşılanması o sitede yer alan tüm site sakinlerinin yararına ve menfaatine olduğunu, site sakinlerinin varsayılan iradesi de, iş yerlerinin yer aldığı sitenin korunması, bakımlı olması, güzelleşmesi, aydınlanması, temiz ve güvenli olması olduğunu, tüm site sakinleri, site yararına sunulan bu hizmetlerden yararlandığını, işbu sitede 10 cadde üzerinde 696 adet 100 metrekarelik ve 200 metrekarelik işyerleri bulunduğunu, müvekkil tüm site yararına, tüm site sakinlerine ve ortak alanlarına hizmet sunduğunu, dolayısıyla bu hizmetler tüm sitenin faydalandığı ve tüm sitenin yararına olduğunu, işbu dava dosyasına konu edilen alacağın, davacı derneğe üye olunup olunmaması nedeniyle ödenmesi gereken bir bedel olmadığını, davalının ... Sitesinde bulunan faaliyet gösterdiği yukarıda belirtilen işyerleri adına davacı müvekkili tarafından yapılan zorunlu ve faydalı hizmetlerden yararlanması dolayısıyla vekaletsiz iş görme/sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsiline ilişkin bedel olduğunu, şartların sağlandığını, müvekkilin alacaklı olduğu hususu da sübuta erdiğini ve davalının kötü niyete dair beyanlarının yersiz olduğunu beyanla, haklı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesi ile; cevap dilekçesinde usule ilişkin itirazlarını tekrar ettiğini, Davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddia ve beyanların tamamı açıkça reddedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin, dava konusu edilen aidat alacağı kapsamında davacıya karşı herhangi bir borcu bulunmadığını, taraflar arasında borç doğurucu nitelikte herhangi bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığını, davacının her ne kadar kendisini site bünyesinde birtakım hizmetler sunan bir yapı olarak tanımlayıp aidat talebinde bulunmuş ise de, davacı tarafın hukuki statüsü bir dernek olduğunu, derneklerin aidat talep etme yetkisi yalnızca kendi üyeleriyle sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin davacı derneğe herhangi bir üyeliği bulunmadığını, taraflar arasında aidat talebine dayanak teşkil edebilecek sözleşmesel veya yasal bir ilişki de tesis edilmediğini, bu itibarla davacının ileri sürdüğü iddiaların tamamen mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun ve dayanaksız olduğunu, müvekkili şirketin davacı derneğe üye olmadığını, davacı tarafın her ne kadar müvekkili şirketin ticari faaliyetlerini sürdürdüğü site içerisinde bulunan tüm site sakinlerine hizmet sunduğunu iddia etmekte ise de, bu iddia gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafından ileri sürülen hizmet kalemlerinin hiçbirinden müvekkili şirket fiilen ya da hukuken faydalanmadığını, davacının da böyle bir hizmet vermediğini, bu yönüyle davacının, müvekkili şirketin söz konusu hizmetlerden yararlandığına ilişkin soyut ve ispatlanmamış iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, davacı derneğin site içerisinde hukuken geçerli, zorunlu ve faydalı bir hizmet sunmadığını, kaldı ki, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafından herhangi bir hizmet sunulduğu varsayılsa dahi, müvekkili şirketin bu hizmetlerden fiilen veya hukuken herhangi bir fayda sağladığı söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının, müvekkili şirketin yararlandığı iddiasına dayalı olarak ileri sürdüğü taleplerin hukuki ve fiili dayanağının bulunmadığını, vekaletsiz iş görmeye dayalı talepte bulunabilmek için geçerli şartların oluşmadığını, dernek tarafından yapıldığı ileri sürülen harcamaların, müvekkili şirketin açık veya zımni rızası ya da onayı alınmaksızın gerçekleştirildiğini, bu yönüyle tek taraflı ve iradeye aykırı nitelik taşıdığını, Türk Borçlar Kanunu’nun 530. maddesi uyarınca vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde, iş sahibi ancak kendi menfaatine olan işler ölçüsünde sorumlu tutulabileceğini, oysa davacı derneğin sunduğunu iddia ettiği güvenlik, temizlik ve benzeri hizmetlerin, Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca site yönetiminin asli ve münhasır görev alanına girdiğini, bu nedenle, dernek tarafından yapılan harcamaların muhatabı müvekkili şirketin değil, varsa ve yetkili ise site yönetimi olabileceğini, derneğin bu harcamalarının müvekkili şirkete rücu etmesi hukuki dayanaklardan yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine tabi olduğunu, yasal ve yetkili bir site yönetimi olduğunu, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 34. maddesi ve devamı hükümleri uyarınca, ortak alanlara ilişkin bakım, koruma, güvenlik, temizlik ve giderlerin belirlenmesi ile toplanması yetkisi münhasıran site yönetimine ait olduğunu, davacı derneğin, site yönetimi sıfatını haiz olmadığını, kat malikleri kurulu tarafından bu yönde verilmiş herhangi bir yetkilendirmeye de sahip olmadığını, bu durumda davacı derneğin, yasal site yönetiminin yetki alanına girerek faaliyette bulunması, hukuk düzeni tarafından korunması gereken bir hizmet sunumu değil, aksine yetkisiz ve hukuka aykırı bir müdahale niteliği taşıdığını, somut olayda, davacı dernek tarafından faaliyette bulunulduğu iddia edilen hususlara ilişkin olarak, bu iddiaların tamamı müvekkili şirket tarafından kabul edilmemekle birlikte, iddia edilen hizmetlerin gerçekleştirilmiş olduğu varsayılsa dahi, müvekkili şirketin bu faaliyetlere yönelik açık ya da örtülü herhangi bir rızasının bulunmadığını, müvekkili şirketin iradesine ve menfaatine aykırı şekilde gerçekleştirilen bu faaliyetlerin, vekâletsiz iş görme hükümleri kapsamında değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, müvekkili şirket hesabına iş gördüğünü ileri sürmekte ise de, bu iddia hukuki ve fiili gerçeklerle örtüşmediğini, vekaletsiz iş görme kapsamında dahi yalnızca zorunlu ve faydalı masrafların talep edilmesinin mümkün olduğunu, davacı derneğin “güzelleştirme” adı altında yaptığı harcamalar zorunlu nitelik taşımadığını, lüks ve tercih edilen harcamalar kapsamında kaldığını, bu tür estetik veya sübjektif fayda iddiası içeren harcamaların, müvekkili şirketin ticari faaliyetlerinin sürdürülmesi veya taşınmazın korunması bakımından zorunlu olmadığını, ayrıca müvekkili şirketin, taşınmazdan kaynaklanan tüm yasal yükümlülüklerini, yetkili ve yasal site yönetimine düzenli olarak ödediğini, aidatlar aracılığıyla yerine getirdiğini, aynı hizmet kalemleri için hem site yönetimine hem de herhangi bir yetkisi bulunmayan üçüncü bir kişiye ödeme yapılmasının talep edilmesinin mükerrer tahsilat anlamına geldiğini, bu durumda asıl sebepsiz zenginleşme davacı dernek lehine meydana geleceğini, davacının her ne kadar siteye faydalı ve yararlı masraflar yaptığını iddia etse de yapılan herhangi bir hizmet bulunmadığını, davacının mesnetsiz taleplerde bulunduğunu, müvekkilinin kullanmış olduğu herhangi bir hizmetinin de bulunmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde çeşitli yerel mahkeme kararlarına atıfta bulunduğunu, ancak bu kararlara ilişkin olarak yalnızca anılan davaların kabul ile sonuçlandığını belirttiğini, söz konusu kararların dayandığı somut vakıalar, taraf ilişkileri ve hukuki gerekçeler hakkında herhangi bir açıklamada bulunmadığını, oysa vekâletsiz iş görme ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak açılan itirazın iptali davaları, niteliği gereği şahsi karakter taşıyan davalar olduğunu, her bir uyuşmazlığın kendi somut koşulları çerçevesinde değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, bu kapsamda, her somut olayda taraflar arasında hizmete dayalı bir hukuki ilişkinin kurulup kurulmadığını, yapılan işlerin gerçekten iş sahibinin menfaatine ve varsayılan iradesine uygun olup olmadığını,, ayrıca ilgili şirket veya kişinin iddia edilen hizmetlerden fiilen ve ne ölçüde fayda sağladığının ayrı ayrı tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafça talep edilen aidat alacakları, esasa ilişkin olarak kabul edilmemekle birlikte, site içerisinde sunulduğu iddia edilen hizmetler karşılığında talep edilen aidat miktarları da açıkça fahiş ve belirsiz olduğunu, zira Kat Mülkiyeti Kanunu uyarınca aidatların belirlenmesi sürecinde, yetkili site yönetimi tarafından yıllık bütçe planlaması yapılması, gelir ve gider kalemlerinin somut ve denetlenebilir şekilde hesaplanması ve bu hesaplama neticesinde kat maliklerine veya kullanıcılarına yansıtılacak aidat tutarlarının belirlenmesi gerektiğini, somut olayda davacı dernek tarafından talep edilen aidatların hangi kriterlere göre belirlendiğini, hangi gider kalemlerine dayandığını, bu giderlerin ne şekilde ve ne ölçüde müvekkili şirkete isnat edildiği hususlarının tamamen belirsiz olduğunu, müvekkili şirketin davacı derneğin üyesi olmadığı hususu bir kez daha vurgulanması gerektiğini, Türk Medeni Kanunu’nun 70. maddesi uyarınca aidat yükümlülüğü yalnızca dernek üyeleri bakımından söz konusu olduğunu, müvekkil şirketin tüzel kişilik yapısı gereği davacı derneğin tüzüğünün müvekkili üzerinde herhangi bir bağlayıcılığının bulunmadığını, üyelik ilişkisi bulunmayan bir tüzel kişinin, dernek tüzüğüne dayanılarak borç altına sokulması hukuken mümkün olmadığını, davacının müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmamasına rağmen haksız taleplerde bulunduğunu savunmakla, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, İtirazın İptali (Vekaletsiz İş Görmeden Kaynaklanan) davasıdır.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... karar karar sayılı ilamı gereği görevsizlik kararı verilerek ... Asliye Ticaret mahkemelerine gönderilmek üzere karar verildiği dosyanın mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedildiği ancak davanın HSK 1.DAİRESİNİN 30/06/2026 tarihli ve 1420 sayılı karar gereği ... Asliye Ticaret mahkemelerinin faaliyetlerinin son verilip ... Asliye Ticaret Mahkemelerinin dosyalarının İstanbul 1.2.3.4.5.6.Ve 7.Asliye Ticaret Mahkemelerine devrolduğu dikkate alındığında eldeki dosyanın ... Asliye Ticaret mahkemelerinin devredilmesi nedeni ile İstanbul 1.2.3.4.5.6.Ve 7. Asliye Ticaret mahkemelerinden birine tevzi edilmesi gerekirken sehven mahkememize tevzi edildiği anlaşılmakla mahkememizdeki esasına bu şekilde kapatılarak dosyanın tevziye iadesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dosyanın sehven mahkememize gönderildiği anlaşılmakla; İstanbul 1.2.3.4.5.6. Ve 7. Asliye Ticaret Mahkemelerinden birine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemesi Tevzi Bürosu'na gönderilmesine,
2-Esasın bu şekilde KAPATILMASINA,
3-Yargılama giderlerinin ilgili mahkemesince değerlendirilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 13/08/2026

Katip ...


Hakim ...

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.