T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ...
T.C.
KAYSERİ
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : 1- ...
2- ....
3- ... - ....
4- ... - ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 1- ....
VEKİLİ : Av. .... ....
DAVALI : 2- ... ....
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 3- ... ....
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : ....
KARAR TARİHİ : ....
KARAR YAZIM TARİHİ : ....
Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 09/06/2022 tarihinde davacıların murisi müteveffa ...'ün bisiklet ile seyir halinde iken .... Belediyesinde şoför olarak göre yapan sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı aracın kural ihlali yaparak ...'e çarptığını ve ölümüne neden olduğunu, müteveffanın kazada kusuru bulunmadığını, müvekkillerinden ...'ün eşini, diğer müvekkillerinin ise babalarını kaybettiğini, müteveffanın ölümünün müvekkillerinin hayatını tamamen değiştirdiğini, kazaya ilişkin Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile yargılama yapıldığını ve davalı ...'in ceza aldığını, dava açmadan önce .... Sigorta A.Ş.'ye yazılı olarak başvuruda bulunduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını, öncelikle alacaklarının tahsilini temin bakımından ... plakalı araç üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, müvekkili ... bakımından destekten yoksun kalma tazminatı bakımından ve cenaze giderleri bakımından maddi zararı karşılamak üzere (fazlaya ilişkin hakları, dava ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla) kaza tarihi olan 09.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıların tamamından (sigorta şirketi bakımından poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen şimdilik 10.000,00-TL tazminine, müvekkil ... yönünden 400.000,00-TL manevi zararın kazanın meydana geldiği 09.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar... tarafından müşterek ve müteselsilen tazminine, müvekkili .... yönünden 300.000,00-TL manevi zararın kazanın meydana geldiği 09.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar... tarafından müşterek ve müteselsilen tazminine, müvekkili ... yönünden 300.000,00-TL manevi zararın kazanın meydana geldiği 09.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar... tarafından müşterek ve müteselsilen tazminine, müvekkil ... yönünden 300.000,00-TL manevi zararın kazanın meydana geldiği 09.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar... tarafından müşterek ve müteselsilen tazminine, yargılama giderlerinin davalılara tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle: sigorta şirketine başvuru dava şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, müteveffanın ölümü ile kaza arasındaki illiyet bağının tespit edilmesi gerektiğini, adli tıp trafik ihtisas dairesinden kusur durumu hakkında rapor alınmasını, müteveffanın kask ve koruyucu tertibat takıp takmadığının tespit edilmesini, kaza nedeniyle davacılara SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, müvekkili şirketin poliçe teminatı ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, öncelikle usuli itirazları nazara alınarak davanın usulden reddine, esasa girilmesi halinde esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde özetle: uyuşmazlığın idarenin iş ve eyleminden kaynaklı olması nedeniyle idari yargının görevli ve yetkili olduğunu, aksi halde asliye hukuk mahkemesinin davaya bakmakta görevli olduğunu, asliye ceza mahkemesi dosyasında yaptığı savunmaları tekrar ettiğini, meydana gelen kazada kasıt veya kusur bulunmadığını, meydana gelen kazada müteveffanın kusuru bulunduğunu, müteveffanın kaza esnasında koruyucu ekipman takmadığını, kaza sonrasında davacı tarafa destek olduklarını, ceza dosyası sebebiyle manevi olarak büyük bir azap çektiğini ve hapiste yattığını, ailesinin de bu sebeple yıprandığını, istenilen tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu, maaşının ailesine zor yettiğini, neticeten davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle: açılan davada hizmet kusuru bulunması nedeniyle mahkememizin görevli olmadığını, bunun reddi halinde haksız fiil hükümleri uygulanacağından asliye hukuk mahkemelerini görevli olacağını, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarlarının çok yüksek olduğunu, zenginleşme mahiyetinde olduğunu, açılan davanın zaman aşımına uğradığını beyanla neticeten davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası, nüfus kayıt örneği, ZMMS poliçesi, SGK kayıtları, tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarının sonucu, kaza görüntüleri, sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin belgeler, arabuluculuk son tutanağı ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi ve adli tıp incelemeleri yaptırılmıştır.
Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinin 07/08/2025 tarihli raporunda: davalı sürücü ...'in %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu, müteveffa sürücü ...'ün %25 (yüzde yirmibeş) oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirmişlerdir.
Dosyaya mübrez 02/01/2026 tarihli aktüer bilirkişi raporunda: davacı eş ...'ün destek zararının 1.352.158,08 TL olduğu, %25 kusur indirimi sonucu 1.014.118,56-TL olduğu, 09.06.2022 kaza tarihinde ölüm halinde kişi başına ZMMS poliçe limitinin 500.000,00-TL (RG. 21.10.2021 T., 31635 S.) olduğu, davacı tarafından cenaze giderlerinin de talep edildiği ancak cenaze giderlerinin bilirkişilik bilgi ve yetki alanının dışında olması nedeniyle değerlendirilmediği ve hesaplanmadığını bildirmiştir.
Davacı vekili 15/04/2026 tarihli ıslah dilekçesinde: davacı ... için talep edilen 9.900,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının (faiz ve diğer talepleri ile birlikte) 1.004.218,56-TL daha artırarak 02.01.2026 tarihli bilirkişi raporu ile davacı ... için 1.014.118,56-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 09.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıların tamamından (sigorta şirketi bakımından poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla) müştereken ve müteselsilen tahsiline, ... yönünden 400.000,00-TL manevi zararın, müvekkili .... yönünden 300.000,00-TL manevi zararın, müvekkili ... yönünden 300.000,00-TL manevi zararın, müvekkili ... yönünden 300.000,00-TL manevi zararın kazanın meydana geldiği 09.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar...'den müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA VE GEREKÇE:
Dava, meydana gelen kazada davacıların murisinin vefat etmesi sebebiyle destekten yoksun kalma zararının ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 09/06/2022 günü saat 11:00 sıralarında, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı yol süpürge kamyonunun müteveffa sürücü ... idaresindeki bisikletin sol yan kısmından çarpması nedeniyle vefat ettiğinden bahisle davacı eş ... için 100,00-TL cenaze ve defin gideri, 900,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı, 400.000,00-TL manevi tazminat, çocukları olan diğer davacılar için ise ayrı ayrı 300.000,00-TL manevi tazminat talep etmiştir.
Olayla ilgili Kayseri 18. ASCM'nin ... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .... soruşturma sayılı dosyasından düzenlenen 09/06/2022 tarihli ölü muayene tutanağına göre müteveffa ...'ün trafik kazası ile oluşması mümkün künt genel beden travmasına bağlı çok sayıda kaburga, açık ekstremine ve pelvis kemik kırıkları ile birlikte iç organ harabiyeti, iç ve dış kanama sonucu öldüğü belirtilmiştir.
Nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacı ...'ün müteveffa ...'ün eşi olduğu, davacılar..., ... ve ...'ün ise çocukları olduğu görülmüştür.
Sigorta poliçesinin ve ceza dosyasının incelenmesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın sürücüsünün davalı ..., tescil kayıtlarına göre ise araç malikinin davalı .... Başkanlığı olduğu, aracın kaza tarihi itibariyle davalı ... Sigorta A.Ş sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, "Sigortanın Kapsamı" başlıklı A.1 maddesinde "sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... " öngörülmüştür.
KTK'nun 97. maddesine ilişkin dava şartının değerlendirmesinde;
Trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta konusu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup sözü geçen Kanun'un 85. maddesinin 1. fıkrasında bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa motorlu aracın bir teşebbüsünün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde motorlu aracın işleteninin ve bağlı bulunduğu teşebbüsün sahibinin doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, aynı maddenin 5. fıkrasında işleten ve araç işleticisi teşebbüs sahibinin, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, 91. maddesinin 1. fıkrasında işletenlerin, bu kanunun 85. maddesinin 1. fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kanunun bahsi geçen düzenlemesinden, zorunlu mali sorumluluk sigortacısının, trafik kazasına karışan aracın işleteni veya araç işleticisi teşebbüs sahibi olan sigortalısına bu kaza sebebiyle isabet eden hukuki sorumluluğu poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak üstlendiği anlaşılmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı" başlıklı 97. maddesinde (Değişik: 14/4/2016-6704/5 md.) "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir."
Somut uyuşmazlıkta, kazaya karışan aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMSS poliçesi sigortalı olduğundan davacının davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğuna dair başvuru dilekçesi ve posta alındısı sunulmuş ve yasada öngörülen sigortacıya başvuru koşulunun yerine getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Zaman aşımı def'inin değerlendirmesinde;
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK m. 72 haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl, herhalde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak, haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır. Uzamış (ceza) zamanaşımının başlangıcı olay tarihidir, zarar ve failin öğrenilmemesi önem taşımaz. Ceza zamanışımı süresi dolmuş ise on yıllık hak düşürücü süre içinde olmak kaydıyla zararın (gelişen durumun sona ermesinden itibaren) ve failin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir. Somut olayda bu davanın 31/03/2025 tarihinde açıldığı, kazanın ise 09/06/2022 tarihinde olduğu, 2918 sayılı KTK'nın 109/1-4 maddeleri gereğince, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza günüden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı, söz konusu iş bu davada taksirle ölüme sebebiyet vermek suçu konusu olduğu için 15 yıllık zaman aşımına tabi olması karşısında anılan sürenin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazı reddedilmiştir.
-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,
09/06/2022 günü saat 11:00 sıralarında, davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı yol süpürge kamyonu ile Tamer sokağı takiben .... Caddesi istikametinden .... Caddesi istikametine seyri sırasında geldiği olay mahalli .... Caddesi kavşağı girişinde durup sağından gelen araca yol verdikten sonra tekrar hareket ederek kavşağı geçtiği esnada, seyrine göre sağdan, .... Caddesini takiben gelerek seyir yoluna giren müteveffa sürücü ... idaresindeki bisikletin sol yan kısmından çarpıp devirerek 8.8 metre aracının önünde sürüklemesi sonucu ölümle sonuçlanan dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir.
Kaza, meskun mahalde, 11 metre genişliğinde, iki şeritli, asfalt kaplama, yatayda düz, düşeyde eğimsiz, iki yönlü yolda dört yönlü kavşakta, açık havada, kuru zeminde, gündüz vakti meydana gelmiştir. Kaza tespit tutanağında yol süpürge aracının seyir yönünde kavşak girişinde “DUR” levhası bulunduğu, mahalde azami hız limitinin 50 km/s olduğuna dair tespitler mevcuttur.
Mahkememizce Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'ndan kusur raporu alınmıştır. Anılan raporda davalı sürücü ...'in sevk ve idaresindeki kamyon ile meskun mahalde seyri sırasında seyir yönüne hitaben bulunan hitaben "DUR" levhasının bulunduğu kavşak girişinde sağından gelen araca ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken, bu hususlara gerekli özeni göstermeyip, seyrine göre sağdan gelen sürücü idaresindeki bisiklete ilk geçiş hakkını bırakmayarak, bu araç ile çarpışıp önünde sürüklediği olayda %75 oranında, müteveffa sürücü ...'ün ise sevk ve idaresindeki bisiklet ile meskun mahalde seyri sırasında olay mahalli kavşağa geldiğinde, her ne kadar diğer araca nazaran geçiş hakkı kendisinde ise de, sol tarafından gelen kamyonu dikkate almayıp, kontrolsüz şekilde kavşağa giriş yaparak söz konusu araç ile çarpışması sonucu meydana gelen kazada %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Mahkememizce alınan kusur raporu olayın şekline uygun olduğundan adli tıp raporu esas alınmıştır. Somut olayda, yapılan ceza yargılaması sonucunda davalı ... hakkında Kayseri 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı kararı ile "Taksirle Ölüm Neden Olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, kararda ...'in asli, müteveffanın tali kusurlu olduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle mahkememizce aldırılan kusur raporu hükme esas alınmıştır.
Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418)
Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, müteveffanın müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Dosya kapsamında bulunan delillerden müteveffanın kaza sırasında kask takıp takmadığı belli olmadığı gibi ölü muayene ve otopsi tutanağına göre ölüm sebebinin kafa bölgesine aldığı darbeler olmadığı, genel beden travmasına kaburga, açık ekstremine ve pelvis kemik kırıkları ile birlikte iç organ harabiyeti olduğu, dolayısıyla olayda müterafik kusur bulunduğuna dair bir delil bulunmadığından hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamıştır.
-Destekten yoksun kalma tazminatına dair değerlendirmede;
Destekten yoksun kalma tazminatı, B.K'nun 45/II. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir." şeklinde hükme bağlanmıştır.
Görülmektedir ki, destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse BK'nun 45/II. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir. Ancak, destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi için öncelikle, ölen ile destekten yoksun kalan arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı gerekir.
Borçlar Kanunu’nun 45.maddesinde sözü geçen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların olağan akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
O halde destek sayılabilmek için yardımın eylemli olması ve ölümden sonra da düzenli bir biçimde devam edeceğinin anlaşılması yeterli görülür.
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.04.1982 gün, 979/4-1528 E., 1982/412 K. sayılı kararı).
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.03.1978 tarih ve 1/3 sayılı kararının gerekçesinde de: "Destekten Yoksun Kalma Tazminatının eylemin karşılığı olan bir ceza olmayıp, ölüm sonucu ölenin yardımından yoksun kalan kimsenin muhtaç duruma düşmesini önlemek ve yaşamının desteğin ölümünden önceki düzeyde tutulması amacına yönelik sosyal karakterde kendine özgü bir tazminat olduğu” hususu vurgulanmış; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.11.2005 gün ve 2005/4-648 E.-2005/691 K. sayılı ilamında da aynı esaslar benimsenmiştir.
Önemle vurgulanmalıdır ki, Borçlar Kanunu’nun 45/III. maddesine göre destekten yoksun kalma tazminatı, desteğin mirasçısı olarak geride bıraktığı kişilere değil, desteğinden yoksun kalanlarına aittir. Destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek kişiler, mirasçılardan başka kişiler de olabileceği hususunda da herhangi bir ihtilaf yoktur. Murisin trafik kazasından kaynaklanan bir sorumluluğu söz konusu olduğunda ve koşulları oluştuğunda mirasçıları bundan sorumlu olduğu halde, aynı olay nedeniyle destekten yoksun kalan ve fakat mirasçı olmayan kişiler bundan sorumlu değildir (HGK.nun 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 E. -411 K. sayılı ilamı).
Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın “Sigortanın Kapsamı” başlıklı A-1.maddesindeki, “Sigortacı, bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde düzenlemesi yer almaktadır.
-Davalılar...'in sorumluluğuna dair değerlendirmede;
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır.Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/6031, K. 2015/13494)
Somut olayda, davalı .... işleten olması nedeni ile kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde ve davalı .... ise haksız fiil hükümleri (TBK'nun 49 ve devamı) uyarınca zarardan sorumludurlar.
- Aktüerya hesabına dair değerlendirmede;
Yargıtay'da uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında davacının ve desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılması gerekmektedir. Mahkememizce aktüer bilirkişi Av....'dan alınan raporun yöntemine uygun olduğundan mahkememizce esas alınmıştır. Anılan raporun incelenmesinde; Davaya konu kazada desteğini yitiren davacı eş ...'ün cenaze ve defin gideri zararı bulunduğuna dair bir delil bulunmadığı, destek zararının 1.014.118,56-TL olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden karar verilmiştir. Cenaze ve defin gideri yapıldığına dair bir delil sunulmadığından bu talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin kişi başına sakatlanma ve ölüm teminat limiti 500.000,00-TL olup mahkememizce hükümde sigorta şirketinin sorumluluğu bu limitle sınırlandırılmıştır.
- Manevi tazminata dair değerlendirmede;
Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Hakim, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda hakimin, hukuk ve adalete uygun karar vereceği TMK'nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda, tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, dinlenen tanıkların beyanları, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap, müteveffanın yaşı ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde davacı eş ... için 250.000,00-TL, müteveffanın diğer davacı çocukları için ise ayrı ayrı 150.000,00-TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir.
-Faize ait değerlendirmede;
2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.
Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise arabulucuk başvuru tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrütfaizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir.
Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir.
Anılan açıklamalar uyarınca davacı tarafça sigorta şirketine yapılan başvuruya dair posta alındısı üzerinde yazılı .... barkod numarası mahkememizce PTT üzerinden sorgulanmış ve başvurunun sigorta şirketine 11/03/2024 tarihinde teslim edildiği tespit edilmiştir. Bu tarihten itibaren 8 iş günü ileri gidildiğinde sigorta şirketi yönünden 22/03/2024 tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilmiş, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir.
- Yargılama giderine ilişkin değerlendirmede;
Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla iptaline ilişkin 2024/29 E. 2024/226 K. sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı 14.03.2025 tarihinde 32841 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. HMK'nun 326/2 maddesinde yer alan; ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.'' hükmünü "manevi tazminat davaları yönünden" Anayasa'nın 13. ve 36. maddelerine aykırılık teşkil etmesi sebebiyle AYM tarafından iptaline oyçokluğuyla karar verilmiştir. İptal ve muhtemel hak ihlallerine sebebiyet vermemek için yargılama gideri davalı üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ ile,
1-1.014,118,56-TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluluğu poliçe limiti olan 500.000,00-TL ile sınırlı olmak koşuluyla) davalı ... Sigorta A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 22/03/2024 tarihinden, davalılar... yönünden kaza tarihi olan 09/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, davacı ...'ün cenaze ve defin gideri talebinin reddine,
2-Davacı ... için 250.000,00-TL, davacı... için 150.000,00-TL, davacı ... için 150.000,00-TL, davacı ... için 150.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, davacıların fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine,
3-Maddi tazminat talebi yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 69.274,44-TL ilam harcından, tahsil edilen 615,40-TL peşin harç ve 8.917,77-TL ıslah harcının mahsubuna, bakiye 59.741,27-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Şirketi'nin 29.454,78-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Manevi tazminat talebi yönünden: 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 47.817,00-TL ilam harcının davalılar...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.000,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafın yaptığı 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç, 1.013,90-TL tedbir talebi harcı, 8.917,77-TL ıslah harcı, 4.500,00-TL bilirkişi ücreti, 3.900,00-TL adli tıp fatura ücreti, 1.652,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 21.214,97-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Şirketi'nin 10.459,78-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) tahsili ile davacılara verilmesine,
7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,
8-Maddi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden: Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 158.117,78-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... Şirketi'nin 77.958,23-TL'lik kısmından sorumlu olması koşulu ile) tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'e ödenmesine,
9-Maddi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden: Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2. maddesi uyarınca 100,00-TL vekalet ücretinin davacı ...'ten tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalılar ... Sigorta A.Ş ve Kocasinan Belediye Başkanlığı'na ödenmesine,
10-Manevi tazminat talebinin kabul edilen kısmı yönünden:
►Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'e ödenmesine,
►Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı...'a ödenmesine,
►Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'e ödenmesine,
►Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacı ...'e ödenmesine,
Dair, tarafların yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. ...
Katip ...
¸e-imzalı
Hakim ...
¸e-imzalı
Emsal Karar Arama
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.