Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal

T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/07/2025
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
ANA DAVADA;
DAVACILAR : 1- ........
2- ........
3- ........ (DAVADAN SONRA ÜNVAN DEĞİŞİKLİĞİ İLE: ........ )
4- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Alacak ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/03/2020
BİRLEŞEN Konya .... ATM ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN:
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALILAR : 1- ........
2- ........
3- ........ . (DAVADAN SONRA ÜNVAN DEĞİŞİKLİĞİ İLE: ........ )
4- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 08/04/2020
BİRLEŞEN Konya .... ATM ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN:
DAVACI : ........ . (DAVADAN SONRA ÜNVAN DEĞİŞİKLİĞİ İLE: ........ )
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 13/05/2020
BİRLEŞEN Konya .... ATM ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN:
DAVACI : ........ . (DAVADAN SONRA ÜNVAN DEĞİŞİKLİĞİ İLE: ........ )
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 16/06/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 13/07/2026
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 13/07/2026
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına asıl, birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı ve birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı davalarda davacılar, birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı davasında davalı vekili ile birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı davasında davacı, asıl ve birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı davasında davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Asıl Davada:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile 16/11/2018 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davacının imalatlarına karşılık 37 adet daire 1 dükkan ile 1.050.000 TL nakit para verileceğini, davacının işi fen ve sanat kurallarına göre yapığını, iskan ruhsatının alınmasından sonra anahtarların alınmasının istendiğini, ancak davalının almadığını, anahtarların alınmaması nedeni ile 09/03/2020 tarihli ihtarnamenin çekildiğini, sözleşmenin 8.maddesi uyarınca ödenmesi gereken 875.000 TL'nin ödenmediğini, sözleşmede tapu devrinin kademeli olarak kararlaştırıldığını, 30 adet dairenin verilmesine rağmen 7 adetinin verilmediğini, dairelerin dava tarihindeki rayiç değerinin verilmesi gerektiğini, iskan ruhsatını alındığını, davalının arsayı geç teslim ettiğini ve iki defa proje değişikliğine gittiğini, sözleşme harici fazladan ve faydalı imalatların yapıldığını, sözleşmenin imzalanması ile davacının derhal inşaata başladığını, imalatların projeye uygun olarak yapıldığını, iskanın alınması ile hata ve eksikliğin olmadığının ortaya çıktığını, sözleşmenin 8.maddesinde kesin vadenin yer aldığını, ekte sunulan ve davalı imzalı mutabakat metinlerine göre davacının cari alacaklı olduğunu belirterek; şimdilik 875.000 TL'nin avans faizi ile, 7 adet bağımsız bölüm için ise 70.000 TL'nin avans faizi ile bilikte davalından tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taleplerin zaman aşımına uğradığı, harcın eksik olduğunu, davacılardan ........, ........ ve ........'in arabuluculuğa başvuruda bulunmadığını, sözleşme bedelinin 3.500.000 TL olduğunu, yapılan iş karşılığında davacıya 30 daire 1 dükkan ve 200.000 TL çek ödemesi yaptığını, bunların bedelleri toplamının ise 2.307.000 TL ödeme yaptığını, davacının 2.289.000 TL fatura kestiğini, borcunun olmadığını, sözleşme ekindeki ek -2 uyarında işin 31/03/2019 tarihinde bitirileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 8. maddesine göre 1.050.000 TL'nin eksik ve noksanlıklar giderildikten sonra ödeneceğinin belirtildiğini, bundan maksadın eksik ve noksanlıklar bedelinin bu bedelden mahsup edileceği olduğunu, işin eksik ve noksanlıklar ile tamamlandığından 8.maddedeki yazılan bedelin muaccel olmadığını, iş eksiksiz şekilde teslim edilmediğinden diğer dairelerinde devredilmediğini, 4 adet çek ile toplamda 200.000 TL ödeme yapıldığını, TBK 97-479 maddeleri uyarınca ödemezlik def'inde bulunduğunu, işin süresinde yapılmadığını, eksik ve ayıplı yapıldığını, bedelde indirim hakkının kullanılması için 25/02/2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, yazılı ve sözlü ihtara rağmen eksikliklerin tamamlanmadığını, arsanın geç teslim edildiği iddiasının doğru olmadığını, buna ilişkin ihtar gönderilmediğini, davacının uygulamayı yaptıktan sonra uygulamayı projeye uydurmak için proje değişikliği talep ettiğini ve değişikliğin yapıldığını, sunulan faturalardaki imzanın davalı şirkete ait olmadığını, sözleşmenin anahtar teslimi olduğundan tek fatura kesmesi gerektiğini, alacak için temerrüt oluşmadığından avans faiz talep edilemeyeceğini, inşaatta eksikliklerin tespiti için tespit yapıldığını bilirkişi raporunun henüz sunulmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E Sayılı Davasında;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile 16/01/2018 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, davalı- yüklenicinin işi süresinde bitirmediğini, iş teslimini yapmadığını, yapılan işlerin eksik ve ayıplı olduğunu, işin süresinin sözleşmenin 3 maddesine yazdığını, sürenin sözleşmenin imzalandığı 16/11/2018 tarihinde başladığını, buna göre işin süresinin ek - 2 de yer alan programa göre 16 hafta olduğunu, bu sürenin bitiminin ise 08/03/2019 olduğunu, davacının iyi niyetli olarak 31/03/2019 tarihine kadar beklediğini, davalıyı yazılı ve sözlü olarak uyarmasına rağmen işi süresinde bitirmediğini, sözleşmenin 11 maddesinde işin kabulünün düzenlendiğini, davalının eksik ve ayıplı işleri gidermeden iskan aldığını, eksik ve ayıplı işler için delil tespitinde bulunduğu ve 25/02/2020 tarihli ihtarname gönderdiğini, sözleşmenin 4. maddesinde gecikme cezasının öngörüldüğünü, zamanında teslim edilmemesi nedeni ile rayiç kira kaybının olduğunu, sözleşmenin 14.maddesinde sözleşmeye aykırılık halinde de cezai şartın hüküm altına alındığını belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydı ile;50.000 TL gecikme tazminatının 11/07/2019 tarihinden, 50.000 TL eksik ve ayıplı iş giderim bedelinin 25/02/2020 tarihinden, sözleşmenin 4.maddesi uyarınca 50.000 TL gecikme cezasının 25/02/2020 tarihinden, sözleşmenin 10.maddesindeki cezai şart olan 1.000.000 TL'nin 25/02/2020 tarihinden itibaren işlyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmenin taşınmaz devrini amaçladığından geçersiz olduğunu, geçeriz sözleşmenin ifasının istenemeyeceğini, geçersiz sözleşmenin ferisi olan cezai şartında istenemeyeceğini, bu nedenle davanın tümden reddi gerektiğini, sözleşmenin 3 ve 4.2 maddesine göre teslim tarihinin 1 Temmuz 2019 olduğunu, arsanın geç teslim edilmesi nedeni ile teslim tarihine bu sürenin eklenmesi gerektiğini, çevre düzenleme işinin davacı tarafından geç yapılması nedeni ile bu sürenin eklenmesi gerektiğini, zira bir kısım işlerin çevre düzenlemesinden sonra yapılması gerektiğini, sözleşme dışı imalatların yapıldığını ve proje değişikliğinin yapıldığını bu sürelerinde teslim süresine eklenmesi gerektiğini, bu halde de teslim tarihinde gecikme olmadığı, iskanın alınmasından sonra davacının anahtarları telim almaktan kaçındığını, buna ilişkin 09/03/2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, davacının vermesi gereken 7 adet taşınmazı vermediğini, edimini yerine getirmeyen davacının yükleniciden edimini yerine getirmesini isteyemeyeceğini, davacının daire edimini yerine getirmediğinden teslim tarihinin muaccel olmadığını ve davanın reddi gerektiğini, 4.2 maddesinde cezai şartın ifaya ekli cezai şart olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğunun cezai şartın ve gecikme tazminatının istenemeyeceğini, a det taşınmazı devredilmediğinden cezai şartın ve gecikme tazminatının muaccel olmadığını, ifaya ekli cezai şartın gecikme tazminatından fazla olması nedeni ile gecikme tazminatının ayrıca istenemeyeceğini, iskan alındığından işin proje ile fen ve sanat kurallarına göre yapıldığını gösterdiğini, iş bitmesine rağmen davacı tarafın işi teslim almaktan kaçındığını, işin teslim alınmadığından eksik ve ayıplı iş bedellerini isteyemeyeceğini, ayıp ihbarında bulunmadığını, sözleşmenin 14.maddesinde cezanın seçimlik ceza olduğunu, sözleşmenin geçersiz olduğundan, eksik ve ayıplı iş bedelleri istendiğinden ve 7 adet tapunun devredilmediği için TBK'nın 97. maddesi uyarınca da bu cezanın talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E Sayılı Davasında;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile 16/11/2018 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme konusu işi fen ve sanat kurallarına ve mimari projeye uygun olarak eksiksiz yerine getirdiğini ve iskan ruhsatı aldığını, davalının arsayı geç teslim ettiğini ve davalının talebi ile proje değişikliği yapıldığı, kayıtların belediyede bulunduğunu, sözleşme dışı ileri yaptığını, bu işlerin davalının yararına olup bağımsız bölümlerin değerini artırdığını, buna ilişkin noter ihtarının çekildiğini ancak ödemenin yapılmadığını, sözleşme dışı işlerin davalının talimatı ile davalıya düşecek bağımsız bölümlere yapıldığını, sözleşme sonrasında imar mevzuatındaki değişiklik nedeni ile proje değişikliği masraflarının yapıldığını, davacıya sözleşme uyarınca daire cinsi taşınmaz verilmesi gerekirken dükkan cinsi taşınmazın verildiğini, iki cins arasında bedel farkının olduğunu, dairelerin dükkanlardan değerli olduğunu, cins değişikliğinin davalı tarafından yapıldığını, bu nedenle değer kaybının oluştuğunu belirterek, fazla ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla; sözleşme dışı işlerden ve cins değişikliğinden kaynaklanan zararın şimdilik 10.000 TL'nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacağın zaman aşımına uğradığını, işin eksik ve ayıplı olarak yapıldığını ve işin teslim edilmediğini, gönderilen ihtarnameye rağmen eksik ve ayıpların giderilmediğini, TBK'nın 97-479 maddesi uyarınca ödemezlik def'inde bulunduğunu, yerin geç teslim edildiği ve proje değişikliği iddiasını kabul etmediğini, SGK kayıtlarından işe 29/11/2018 tarihinde başlandığını, ... E. sayılı dava dilekçesinde davacının işer derhal başladığını beyan ettiğini, sözleşme tarihlerinde taşınmazların cinsinin belli olduğunu ve cins değişikliğinin olmadığını, davacının bir kısım imalatları maliyeti azaltmak için projeden farklı yaptığını sonrada davacı talebi ile projeyi uygulamaya uydurmak için proje değişikliği yaptığını, proje değişikliğinin davacıya ek maliyet getirmediğini, sözleşme dışı imalatın bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile ancak davalı tarafa kalacak bağımsız bölümlere ilişkin iş bedelinde talepte bulunabileceğini, fazla iş yapıldığında ilişkin talimat verildiğinin ispatlanamadığını, sözleşme dışı olarak belirtilen işlerin sözleşme kapsamında kaldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen Konya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... E. Sayılı Davasında;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile 16/11/2018 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davacının imalatlarına karşılık 37 adet daire 1 dükkan ile 1.050.000 TL nakit para verileceğini, davacının işi fen ve sanat kurallarına göre yapığını, iskan ruhsatının alınmasından sonra anahtarların alınmasının istendiğini ancak davalının almadığını, anahtarların alınmaması nedeni ile 09/03/2020 tarihli ihtarnamenin çekildiğini, sözleşmenin 8.maddesi uyarınca ödenmesi gereken 875.000 TL'nin ödenmediğini, eldeki davanın sözleşmenin 8.maddesinde yer alan Nisan 2020 dönemine ilişkin 175.000 alacak olduğunu, davalının alacağını ödemediğini, sözleşmenin imzalanması ile davacının derhal inşaata başladığını, imalatların projeye uygun olarak yapıldığını, iskanın alınması ile hata ve eksikliğin olmadığının ortaya çıktığını, sözleşmenin 8.maddesinde kesin vadenin yer aldığını belirerek;175.000 TL'nin 01/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacağın zaman aşımına uğradığını, sözleşme bedelinin 3.500.000 TL olduğunu, yapılan iş karşılığında davacıya 30 daire 1 dükkan ve 200.000 TL çek ödemesi yaptığını, bunların bedelleri toplamının ise 2.307.000 TL ödeme yaptığını, davacının 2.289.000 TL fatura kestiğini, sözleşmenin 8. maddesine göre 1.050.000 TL'Nin eksik ve noksanlıklar giderildikten sonra ödeneceğinin belirtildiğini, bundan maksadın eksik ve noksanlıklar bedelinin bu bedelden mahsup edileceğini, işin eksik ve noksanlıklar ile tamamlandığından 8.maddedeki yazılan bedelin muaccel olmadığını, 4 adet çek ile toplamda 200.000 TL ödeme yapıldığını, TBK'nın 97-479. maddeleri uyarınca ödemezlik def'inde bulunduğunu, eksik ve ayıplı yapıldığını, bedelde indirim hakkının kullanılması için 25/02/2020 tarihli ihtarnamenin gönderildiğini, yazılı ve sözlü ihtara rağmen eksikliklerin tamamlanmadığını, eksik ve ayıplı işlere ilişkin delil tespiti talebinde bulunduğunu, alacak muaccel hale gelmediği ve temerrüte düşülmediğinden ilgili tarihlerden itibaren faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Davacı-birleşen dosya davalısı ........ (davadan sonra ünvan değişikliği ile;........) ile davalı-birleşen dosya davalısı ........ arasında 16.11.2018 tarihli inşaat yapım sözleşmesi imzalandığı, iş bu sözleşmenin davacı ........ şirketi yararına kök dava dosyasının diğer davacıları ........, ........ ve ........ tarafından da müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı, sözleşme hükümleri ile; Karaman İli Merkez İlçesi ........ Mh. ... ada, ..... parselde inşa edilecek konut ve işyeri amaçlı kullanılacak binaların yapım işinin, inşa edilecek yerden 37 adet daire, 1 adet dükkan ve 1.050.000,00TL nakit para karışılığında davacı ........ şirketi tarafından anahtar teslim olarak üstlenildiği, sözleşme ekinde belirtilen 16 haftalık iş programı çerçevesinde dairelerin kısım kısım davacı şirkete teslim edileceğinin ve ayrıca sözleşmede belirtilen nakit para ihtiyat kesintisine tabi kılınarak, işin tamamlanmasından sonra olursa eksik ve ayıplı ifaların giderimine göre Ekim 2019 - Mart 2020 tarihleri arasında aylık 175.000TL'lik taksitler halinde (toplamda 6 taksit) ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmede yapım işinin en geç Temmuz 2019 tarihinde tamamlanarak teslim edilmesi gerektiğinin, bunun aksi bir durum olur ise günlük 5.000TL gecikme cezası, 1.000.000TL cezai şart ve ayrıca gecikmeden doğan diğer zararların davacı yüklenici şirketten tazmin edileceğinin de hüküm altına alındığı, davacı yüklenici tarafından yapılan işlerin karşılığı olmak üzere sözleşmede belirtilen 30 adet daire ile 1 adet dükkanın davacı yükleniciye devredildiği, geri kalan 7 adet daire ile birlikte 1.050.000TL nakit paranın dava tarihleri itibariyle davacıya verilmediği, sözü edilen bu hususlar hakkında taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava tarafları arasında; dava konusu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan ana dosya davacıları ........, ........ ve ........'nun davalı işsahibi şirketten alacak talebinde bulunma hak ve yetkisine sahip olup olmadıkları ve bu anlamda aktif husumet ehliyetlerinin olup olmadığı, dava konusu inşaat işinin taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokoller ile ilim ve fen kurallarına uygun olarak yapılarak işsahibine teslim edilip edilmediği, eksik, ayıplı veya gecikmiş ifa durumunun bulunup bulunmadığı, varsa gecikmenin hangi tarafın kusur veya ihmalinden kaynaklandığı, eksik veya ayıplı ifa var ise bunların giderimi için gereken masrafların ve makul sürenin ve ayrıca işsahibinin hak ettiği gecikme cezası, cezai şart ve benzeri zararlardan doğan alacağının ne olduğu, varsa ayıbın türünün (gizli ya da açık) ne olduğu, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı, yüklenicinin fazla imalatının bulunup bulunmadığı, varsa tahsili gereken fazla imalat bedelinin ne olduğu, alacağın dava veya ıslah tarihi itibariyle zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, işsahibi tarafından yükleniciye teslim edilen her biri 50.000,00.TL bedelli olmak üzere toplam bedeli 200.000,00.-TL olan 4 adet çekin dava konusu işin karşılığı mı yoksa başka bir alım satım ilişkisi karşılığı mı davacı yükleniciye teslim edildiği, bu çeklerin dava konusu işin ödemesi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, hususları ihtilaflıdır.
Taraflar arasında anlaşmanın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, iş sahibinin borcu iş bedelini ödemek (TBK'nın 479/1.md.), yüklenicinin borcu ise, eseri iş sahibinin amacına uygun, haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmektir (TBK'nın 471/1). Ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğunun düzenleyen TBK'nın 474. maddesi uyarınca açık ayıplar yönünden iş sahibi imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde, gizli ayıplar yönünden ise, 477/son maddesi uyarınca da, ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunluluğu bulunmaktadır. Ayıbın bildirilmemesi halinde eser kabul edilmiş sayılır. Ayıp ihbarı yapılması vakıasından lehine sonuç çıkaracak olan iş sahibi olduğundan ayıp ihbarı yapıldığını HMK 190 ve TMK 6. madde gereğince iş sahibi ispatlamalıdır. Eksik işler yönünden ise ihbar yapılmasına gerek olmayıp, zamanaşımı süresi içerisinde eksikler yönünden istemde bulunulması mümkündür.
Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, 6098 sayılı TBK'nın 474-478. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp, imâl edilen bir eserde veya malda, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin beklediği amaca ve dürüstlük kurallarına göre bulunması gereken vasıfların bulunmaması, bulunmaması gereken vasıfların ise bulunmasıdır. Şayet, imâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi tarafından ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada da bu hususu def'i olarak ileri sürebilir.
Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek bulunmamaktadır. Eksik işler yönünden TBK’nın 474 ve 477. maddesindeki hükümler uygulanmaz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihat ve uygulamalarında, iş bedelinin tamamının yüklenici tarafından taşerona veya iş sahibince yükleniciye ödenmesi halinde eksik ve kusurların giderim bedeli hüküm altına alınabilir ise de iş bedelinin ödenmemiş olması halinde eksik ve kusurların giderim bedeli değil, varsa fazla ödenen bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle eksik ve kusurlar gözetilerek yapılan işin fiziki oranı belirlenip iş bedeline uygulanarak mukayese edilmesi sonucu eksik veya fazla ödemenin belirlenmesi gerektiği; sözleşme dışı ve fazla işler yönünden ise iş yapılmış ve bunun iş sahibinin yararına olması durumunda TBK’nun 529. maddesine göre vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçlerine göre belirlenecek bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir.
Ana dosya davacıları ........, ........ ve ........ dava konusu sözleşmeyi davacı yüklenici ........ şirketi yanında ve onun yararına müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan konumundadır. Davacı yüklenici şirketin üstlendiği yapım işine kefil olmaktan başka sıfatları bulunmayan adı geçen davacıların, davalı işsahibi şirketten alacak talebinde bulunma hak ve yetkisine sahip olmadıkları, alacak talep etme hakkının sadece diğer davacı yüklenici şirkette olduğu kanaatine varılarak açtıkları davaların aktif husumet eksikliğinden reddinin gerektiği anlaşılmıştır.
Yüklenici ve işsahibi şirketlerin her ikisi de tacir olduğundan ve uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren ticari işten kaynaklı olduğundan HMK'nun 222.maddesi uyarınca dava taraflarının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınan raporlar dosyaya kazandırılmıştır. Davacı ve davalı tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapan muhasebe uzmanı bilirkişi anılan raporunda, her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, ancak dönem sonu cari hesap bakiyelerinde yukarıda detayına yer verildiği üzere birbirinin zıttı sonuçların bulunduğu görülmüştür.
Dava taraflarının iddia ve savunmaları, dilekçe ekinde sundukları deliller ile dosyaya celp olunan yazı cevapları, dinlenen tanık beyanları, mahalde keşfen yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen ve yargısal içtihatlara ve dosya içeriğine uygun olduğundan dosyadaki diğer raporlara nazaran üstünlük tanınarak hükme esas alınan 03/07/2025 havale tarihli bilirkişi ek raporu, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Kök dava ve birleşen davalar eser sözleşmesinden kaynaklı olduğundan, iş bu davaların yüklenicinin ücret alacağı bakımından işin teslimi veya işten el çekilerek sözleşmenin sonlandırıldığı tarihinden itibaren 5 yıllık, ayıptan dolayı uğranılan zararların tazmini için 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, ana dosya davalısı-birleşen dosya davacısı tarafından yüklenici davacının ıslah talebine yönelik olarak yasal süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, her ne kadar ıslah dilekçesi bedel arttırım dilekçesi olarak nitelendirilmiş ise de dava dilekçesi içeriği gözetildiğinde yüklenici tarafından açılan kök davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, kaldı ki yerleşik Yargıtay uygulaması gereği eser sözleşmesinden kaynaklı yüklenicinin ücret alacağı davalarının belirsiz alacak davası olarak açılmasının usulen mümkün olmadığı, dava tarafları arasında işin teslimine ilişkin yazılı bir belge bulunmadığı, ancak sözleşmede iş programı 16 hafta olarak belirlenmekle birlikte işin en geç Temmuz 2019 tarihinde teslim edilmesi gerektiği yönünde hüküm bulunduğu, kök dava ve birleşen davaların, dava tarihleri itibariyle zamanaşımı süreleri dolmadığından buna yönelen defiler yerinde değil ise de Temmuz 2019 tarihinden itibaren- pandemi sebebiyle duran 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasındaki 95 gün, zorunlu arabuluculuk süreci sebebiyle duran 05/02/2020-05/03/2020 tarihleri arasındaki 29 gün hesaba katılmadığında dahi- kök davadaki ıslah tarihi olan 10/02/2025 tarihinde zamanaşımının gerçekleştiği, bu itibarla kök davadaki ıslah taleplerinin zamanaşımından reddinin gerektiği kanaatine varılmıştır.
03/07/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda tespit edildiği üzere, dava konusu işte; inşaat işleri yönünden 547.835,59TL, elektrik işleri yönünden 8.576,82TL, mekanik tesisat işleri yönünden 263.480TL, rögar kapakları eksiklikleri yönünden 3.780,00TL olmak üzere işin yapım yılı olan 2019 yılı itibariyle toplamda 823.672,41 TL değerinde eksik ve ayıplı imalat bulunduğu, dava konusu işin %84,47 oranında tamamlandığı, yapılan işte fazladan yapılmış bir imalat bulunmadığı, bu bakımdan fazla imalat bedeli talep edilen birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasının reddinin gerektiği anlaşılmıştır. Mahallinde yapılan keşif, dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi heyeti raporu bir bütün olarak ele alındığında dava konusu işteki ayıp ve eksikliklerinin bir kısmının gizli, bir kısmının ise açık ayıp niteliğinde olduğu, dinlenen tanık beyanları ve taraflar arasındaki yazışma ve noter ihtarnamesi içeriklerinden anlaşıldığı üzere işsahibi davalının ayıp ihbar külfetini süresinde ve usulünce yerine getirdiği görülmüştür.
Dava konusu sözleşmede 1.050.000TL tutarında bir ihtiyat kesintisi yapıldığından ve bu kesintinin eksik ve ayıpların giderimi için yapıldığı sözleşmede açıkça belirtildiğinden - işin tamamlanma oranı da gözetildiğinde - davacı yükleniciye teslim edilenler dışında kalan 7 adet dairenin bedelinin davalı iş sahibinden tahsilinin gerektiği, eksik ve ayıplı ifa giderim bedelinin hak edilen daire bedellerinden ziyade ihtiyat kesintisi olarak belirtilen nakit alacaktan düşülmesinin sözleşme hükümlerine daha uygun olacağı vicdani kanısına varılmıştır. Dairelerin bedellerine ilişkin olarak sözleşmede bir hüküm bulunmadığı, bu bakımdan işin en geç teslim edilmesi gereken tarih olarak belirtilen Temmuz 2019 tarihindeki rayiç değerler üzerinden işsahibinden daire bedellerinin talep edilebileceği anlaşılmıştır. Kök dava için düzenlenen dava dilekçesinde her bir daire için 10.000TL olmak üzere daire bedeli olarak 70.000TL talep edildiği, dava dilekçesindeki 70.000TL lik talep yönünden davacısının davasında haklı olduğu, zira dava tarihi itibariyle zamanaşımı sorunun bulunmadığı, ancak rayiç daire bedelleri daha yüksek ise de yukarıda açıklandığı üzere kısmi dava olarak açılan iş bu davada 10/02/2025 ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı dolduğundan ve davalının süresinde yaptığı bir def'isi bulunduğundan, ıslahla talep edilen daire bedellerine ilişkin talebin reddinin gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Her ne kadar her biri 50.000TL bedelli olmak üzere toplam bedeli 200.000TL olan 4 adet çekin de dava konusu işin karşılığı olarak davacı yükleniciye teslim edildiği işsahibi tarafından ileri sürülmüş ise de, taraflar arasındaki sözleşmede ödemelerin nakit olarak yapılacağının kararlaştırılmış olması, her iki dava tarafının incelenen ticari defterlerine göre taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunması ve bu ilişki kapsamında düzenlenen muhtelif fatura kayıtlarının bulunması ve çeklerin dava konusu iş karşılığında verildiğine dair yazılı bir belge sunulmaması karşısında söz konusu çeklerin ödeme olarak kabulü mümkün görülmemiştir.
Kök dava ve birleşen davadaki nakit alacağa ilişkin talep değerlendirilirken 823.672,41 TL'lik ayıp giderim bedelinin düşümünden sonra geri kalan (1.050.000 - 823.672,41) 226.327,59 TL nakit alacak için bir talepte bulunulabileceği kanaatine varıldığından; birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı davasında son taksit ödemesi olan 175.000 TL de dava edildiğinden anılan birleşen davadaki 175.000 TL ile bu miktarın düşümünden sonra (226.327,59-175.000) 51.327,59TL için kök davadaki talebin kabulünün gerektiği anlaşılmıştır. Her ne kadar kök davada her ay 175.000 TLden 5 taksit olarak toplamda (175.000x 5) 875.000 TL talepte bulunulmuş ise de eksik ve ayıplı ifa durumu ve birleşen ... Esas Sayılı davadaki son taksit talebi göz önünde bulundurularak kök davadaki nakit alacak talebi, az önce açıklandığı şekliyle sadece 51.327,59 TL için yerinde görülmüştür.
Detayı 03/07/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda açıklandığı üzere, yüklenici davacı tarafından eksik ve ayıplı bırakılan işlerin tamamlanması için gereken makul sürenin 64 gün olduğu, dava konusu sözleşmede gecikilen her gün için 5.000TL gecikme cezası öngörüldüğünden (64 x 5.000) 320.000TL gecikme cezasının yükleniciden tahsil edilerek işsahibine verilmesinin gerektiği anlaşılmakla, birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dosyasındaki gecikme cezası alacağının 320.000TL için kabulü gerekmiştir.
Söz konusu 64 günlük gecikme sebebiyle işsahibinin ön ödemeli daire sattığı müşterilerine ödemiş olduğu kira kaybı zararlarının da yükleniciden tahsili gerektiğinden, birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dava dosyasına sunulan sözleşme içerikleri ve banka dekontları dikkate alınarak; davacı işsahibinin 27 adet müşterisine aylık 600TL'den ödediği 64 günlük kira kaybı zararından davalı yüklenicinin sorumlu olması gerektiği, buna göre; 60 günlük (2 aylık) kira kaybı zararının 1.200TL, artı 4 günlük kira kaybı zararının ise (4/30 x 600) 80TL, davacı iş sahibinin 64 gün için bir adet daire alıcısına ödediği kira kaybı zararının 1.280TLolduğu, iş sahibinin gecikme sebebiyle 27 adet daire için müşterilerine ödediği kira kaybı zararının ise (27 x 1.280) 34.560TL olduğu ve zararın davalı yükleniciden tazmininin gerektiği, gecikme sebebiyle istenilen diğer zarar kalemleri yönünden yüklenicinin bir sorumluluğu bulunmadığından bu konudaki fazlaya ilişkin istemin ise reddinin gerektiği kanaatine varılmıştır.
Birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dava dosyasında davacı işsahibi tarafından her ne kadar eksik ve ayıplı imalatların giderimi için gerekli masrafların da davalı yükleniciden tahsili istenilmiş ise de; sözleşmede belirtilen 1.050.000TL ihtiyat kesintisinden eksik ve ayıplı imalatların giderimi için gerekli 823.672,41 TL düşülmek suretiyle kök davada ve birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı davasında talep edilen yüklenici alacağı belirlendiğinden, bunun üzerine ayrıca bir de işsahibi davacı lehine eksik ve ayıplı imalat bedeline hükmedilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas Sayılı dava dosyasında davacı işsahibi tarafından sözleşmede belirtilen cezai şarta yönelik olarak da talepte bulunulmuş ise de; dava konusu işin %84,47 oranında tamamlanması, sözleşmede ayrıca gecikilen her bir gün için 5.000TL gecikme cezasına yer verilmesi, sözleşmedeki cezai şartın, akdin muayyen zaman ve kararlaştırılan yerde icra edilmemesi halinde ödenmek üzere kararlaştırılması nedeniyle ifaya ekli ceza niteliğinde olması ve tamamlanan kısmın ihtirazı kayıt konulmaksızın (ön koşul ileri sürülmeksizin) ya da cezai şartı isteme hakkı saklı tutulmaksızın kabul edilmiş olması hususları dikkate alınarak davacı işsahibinin cezai şart talebi yerinde görülmemiştir.
Yukarıda izah olunan nedenlerle, Anayasa'nın 9. Maddesi ile 6100 Sayılı HMK'nun 297. Maddesi gereğince Yüce Türk Milleti adına, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle
A-)MAHKEMEMİZ ... ESAS SAYILI ANA DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;
a)1-)Davacı ........ ... Ltd. Şti'nin dava konusu sözleşmedeki nakit alacağa yönelik talebinin KISMEN KABULÜ İLE; 51.327,59 TL'nin dava tarihi olan 12/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-)Davacılar ........, ........ ve ........'nin dava konusu sözleşmedeki nakit alacağa yönelik taleplerinin AKTİF HUSUMET EKSİKLİĞİNDEN AYRI AYRI REDDİNE,
b)1-)Davacı ........ ... Ltd. Şti'nin dava konusu sözleşmedeki daire bedellerine yönelik talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 70.000 TL'nin dava tarihi olan 12/03/2020 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, ıslah yolu ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin zamanaşımı nedeniyle reddine,
2-)Davacılar ........, ........ ve ........'nin dava konusu sözleşmedeki daire bedellerine yönelik yönelik taleplerinin AKTİF HUSUMET EKSİKLİĞİNDEN AYRI AYRI REDDİNE,
B-) BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;
a)Davacının gecikme tazminatı alacağına yönelik talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 320.000 TL'nin; 50.000 TL'lik kısmı için 09/03/2020 tarihinden, geri kalan 270.000 TL'lik kısmı için ıslah tarihi olan 12/02/2025 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu talep açısından fazlaya ilişkin istemin reddine,
b)Davacının eksik ve hatalı imalatların giderimine yönelik alacak talebinin reddine,
c)Davacının işin süresinde bitirilememesinden kaynaklanan alacak talebinin KISMEN KABULÜ İLE, 34.560 TL'nin; 09/03/2020 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bu talep açısından fazlaya ilişkin istemin reddine,
d)Davacının cezai şart alacağına yönelik talebinin reddine,
C-) BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-)Davacının fazla imalatlara yönelik talebinin REDDİNE ,
D-) BİRLEŞEN Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-)Davacı ........ ... Ltd Şti'nin dava konusu sözleşmedeki nakit alacağa yönelik talebinin KABULÜ İLE; 175.000 TL'nin dava tarihi olan 12/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
01/09/2025 tarihli tashih şerhiyle de; "...1-Mahkememiz 16/07/2025 tarih, ... Esas ve ... karar sayılı kararın hüküm bölümünün (B) bendindeki birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyası yönünden hüküm kısmında geçen "davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde kısımların tamamının "davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" şeklinde tashihine..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Asıl, birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı ve Birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı davalarda davacılar, birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı davasında davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar tam olarak karşılanmadan hükme çıkıldığını, mahkemece başkaca ve uygun bir bilirkişi heyeti oluşturularak ya da bizzat bir inceleme yapılmadan ek raporlarla sonuca gidilmesinin yargılama ve savunma haklarını ihtali niteliğinde olduğunu, üstelik ihtiyati haciz kararı verilmediğini, yargılamanın beş yıl sürmüş olması nedeniyle müspet ve munzam zararlarının oluştuğunu, yargılama usulleri tam olarak işletilmemiş (uzun duruşma günleri, duruşma araları gıyapta ara kararlar kurulması vs) olup bütün bu yönlerden öncelikle usuli itirazlarının bulunduğunu, yine yerel mahkemenin gerekçesinde yaptığı (vicdani değerlendirmelerine göre) hesaplamalar karmakarışık ve denetime elverişli olmadığını, bilirkişi raporları ile desteklenmemekte ve neredeyse tümüyle aleyhlerine yorumlandığını, eksik ve yetersiz bir araştırma ve yargılama yapıldığını, Öncelikle istinaf sebeplerinden birisinin yerel mahkemenin eser sözleşmesine dayalı olarak beş yıllık zamanaşımı gerekçesiyle taleplerini reddetmesine yönelik olduğunu, Yargıtay HGK'nun 22.11.2017 tarihli, 2017/15-2694 E., 2017/1425 K. sayılı ilâmı ile kural olarak geçersiz sözleşmelerde taraflar Türk Borçlar Kanunu'nun 60. ve devamı maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde verdiklerini iade ile yükümlü iseler de, harici taşınmaz satış sözleşmelerinde satıcının kararlaştırılan şekilde tapuda ferağ vermeye yanaşmayıp ifayı da imkânsız hale sokacak şekilde taşınmazı üçüncü kişiye devretmesi halinde alıcının ferağ ümidinin son bulduğu tarihten itibaren anılan Kanun’un 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde sözleşme bedelinin iadesini isteyebileceğinin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.1939 gün, 31 E.-47 K. sayılı içtihadı ile kabul edildiğini, eldeki davada dayanak olarak taraflar arasında çekişme konusu olmayan bir yazılı sözleşmeye dayalı olarak açıldığını, bu sözleşme karma nitelikli bir sözleşme olup davacı müvekkiline yaptığı imalata karşılık (eldeki davada 6 adet) bağımsız bölüm verilmesi kararlaştırıldığını, dolayısıyla zamanaşımının da buna göre değerlendirilmesinin gerektiğini, müvekkilinin bu sözleşmeye dayalı olarak alması gereken tapularını olmazsa bedelini istediğini, tüm aşamalarda bu belli olup kök uyuşmazlık ve davanın ve borcun kaynağına göre zamanaşımının belirlenmesi gerekirken yerel mahkeme bunu atladığını, davaya konu 6 adet bağımsız bölümün tapusunun değerinin taraflarınca önceden tam olarak bilinmemesi nedeniyle de davalarının yargı teamüllerine uygun olarak şimdilik kaydıyla açılmış olup bilirkişi tespitine göre sonradan bedel artırıldığını, yerel mahkemenin kendi kendine davayı kısmi dava olarak değerlendirmesinin de ayrıca hukuka aykırı olduğunu, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın harici satım akdinden kaynaklandığından TBK'nın 125. maddesi uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu, eldeki davada zamanaşımının dolmadığını, Eser sözleşmelerinde zamanaşımının başladığı tarihin, eserin sözleşmesine uygun biçimde teslim edildiği tarih olduğunu, davaya konu inşaatın A Bloku 30.01.2020 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlenmiş iken C Bloku için 03.05.2021 tarihinde yapı kullanma izin belgesi düzenlendiğini, bu hususların çekişme konusu olmayıp projenin ve sözleşmenin bütünüyle hareket edilmesi gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemesi ve aleyhlerine kabul edilmemesi kaydıyla- bir an için yerel mahkemenin düşüncesine göre bile hareket edilse o zaman bile eser tümüyle iskan alındığı zaman sözleşme ifa edilmiş ve alacak muaccel hale geleceğinden henüz böyle bir durumun olmadığını, belki olsa olsa en son blok olan C Blokun iskan alınma tarihi itibariyle sözleşmenin ifa ve muaccel hale geldiğinin kabulünün gerektiğini, çünkü eser bir bütün olup salt bir blokun iskan alınma tarihi üzerinden zamanaşımının başlatılmasının doğru ve hukuka uygun olmadığını, Davada mahkeme içi ikrar bulunmakta olup uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesinin gerektiğini, karşı tarafın, sözleşmeye göre almaları gereken altı adet bağımsız bölümün tapusunu ve bedellerini taraflarına vermediğini/ödemediğini zaten açıkça kabul ettiğini, Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde inşaatın teslim tarihinin düzenlendiğini, bu maddeye göre, inşaatın teslim tarihinin 01.07.2019 tarihi olduğunu, ancak yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, yüklenici olan müvekkili ........'den kaynaklanmayan ve süre uzatımını gerektiren sebeplerin de bu süreye eklenmesinin gerektiğini, bu anlamda, davacı tarafından inşaat sahasının müvekkiline sözleşme tarihinden sonra teslim edildiğini ve geç teslimi yapılan süre teslim tarihine eklenmesinin gerektiğini, Yine de inşaatın süresinde teslim edildiğini, varsa bile gecikmede karşı taraf yüzünden, proje değişikliği ve fazla imalatlar nedeniyle ve süresinde ödeme yapılmaması nedeniyle kaynaklanmış olması nedeniyle gecikmiş bir sürenin olmadığını ileri sürdüklerini, bilirkişi kurulu ve yerel mahkemenin bu yöndeki iddialarını değerlendirmediğini, Aleyhlerine açılan davadaki tüm taleplerin esasen tümden reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 9 ve 10. maddeleri uyarınca davacı tarafın müvekkiline iş bedeli olarak 1.050.000,00 TL ve 37 adet apart daire ve 1 dükkanın tapusunu vereceğini, davacı tarafından bilerek ve isteyerek kalan 7 adet apart bağımsız bölümün tapusunu müvekkiline devretmediğini, karşı tarafın hem inşaatı teslim aldığını ve kullanmakta iken hem de taraflarına vermesi gereken bağımsız bölüm tapularını ve ödemesi gereken 1.050.000,00 TL yi ödemediğini, aleyhlerine olarak izahı zor tuhaf bir durumun doğduğunu, karşı tarafın fazlasıyla kötüniyetli ve haksız olduğunu, Karşı tarafa hiçbir şekilde gecikme tazminatı/cezası vs ödemelerinin mümkün olmadığını, davalı tarafın süresinde ödemelerin yapmaması ve tapu devirlerini de yapmaması nedeniyle 'geç teslimden kaynaklı bir hesaplama usulünün olmayacağını, dolayısıyla bu yönden bir gecikme tazminatı/cezası vs verilmemesi gerektiğini, Yerel mahkemece sözleşme harici ve fazladan hiç imalat yapmadıklarının kabul edildiğini, oysa ki zeminde aşağıda belirtilen iş ve imalatlar yapılmış olup karşı tarafın bunlara hiçbir itirazının bulunmadığını, bu imalatların hiçbirisinın taraflar arasındaki 16.11.2018 tarihli sözleşmenin ve teknik şartnamesinin içinde bulunmadığını, Karşı davacının, inşaatı tam olarak teslim almadan eksik ve ayıplı imalatlar için dava açmış olup bu yönden açtığı davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, Karşı tarafın herhangi bir ayıp ihbarında bulunmadığını bu yönden yine usulden ret gerektiğini, Dava konusu taşınmazların değerinin tespitinde Tefe/Tüfe değil, piyasa rayiç bedeli hesaplanmasının gerektiğini, Davaya konu inşaatta, eksiksiz ve ayıpsız bir imalatlarının bulunmadığını, davaya konu inşaatın iskan ruhsatları alınarak davalıya teslim edildiğini, iskan ruhsatının alınmasının işin sözleşme, mimari proje ile fen ve sanat kurallarına uygun olarak tamamlandığını gösterdiğini, Hiçbir şekilde aleyhlerine cezai şart verilmesinin mümkün olmadığını, Taraflar arasında akdedilen 16.11.2018 tarihli sözleşmenin 14/1. Maddesinin açık olup sözleşmenin bu hükmünün TBK'nın 179/1.maddesinde düzenlenmiş olan bir seçimlik ceza niteliğinde olduğunu, daha önce açıkladıkları üzere taraflar arasında yapılmış olan 16.11.2018 tarihli sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olup, geçersiz bir sözleşmeye dayalı olarak sözleşmede yer alan seçimlik ceza da isteyemeyeceğini, (Yargıtay 23 HD. 2014/7028 E - 2015/2180 Kararı da bu yöndedir). öte yandan davacı tarafından 7 adet dairenin tapusu da müvekkile devredilmediği için TBK'nın 97. maddesi uyarınca davacının bu ceza-i şartı isteyemeyeceğini, davacının eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsilini talep etmek suretiyle sözleşmenin aynen ifasını istediğini, TBK'nın 179/1 maddesi uyarınca sözleşmenin aynen ifasını isteyen seçimlik cezayı talep edemeyeceğini, (Yargıtay 23 HD. 2015/1170-2015/8030 sayılı kararı da bu yöndedir), bu nedenlerle karşı tarafın sözleşmenin 14 maddesi uyarınca talep ettiği ceza-i şart talebinin reddinin gerektiğini, husumet yönünden yapılan ret kararları da uygun olmayıp bu davacılar sözleşmenin tarafı konumunda olmaları nedeniyle karşı taraftan hak talep edebilecek konumda olduklarını, mahkemece fiilen takas/mahsup vs gibi işlemler yapılmış olmakla bu durumun faiz, yargılama giderlerini de aleyhlerini olumsuz etkileyeceğinden usule ve hukuka uygun düşmediğini, bir takas yapılacaksa icra ve infaz aşamasında yapılmasının uygun olacağını, yine gerekçe içinde vicdani kanaate göre karar verildiğinin yazılmış olmasının da ispat hukukuna uygun düşmediğini, bu tür uyuşmazlıklarda yorum ya da vicdani kanaate göre değil mevcut delil durumuna göre bir karar verilmesinin gerektiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının (birleşen diğer dosyalarda dahil olmak üzere) lehimize olacak şekilde bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı davasında davacı, asıl ve birleşen Konya .... ATM ... esas sayılı davasında davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, dava dilekçesindeki hususlar aynen tekrarlanarak; İşin teslim edilmesi gerektiği tarihten dava tarihine kadar olan süre için gecikme tazminatı hesaplanmamasının hatalı olduğunu, kira kaybı zararı yönünden dosyaya sundukları sözleşme ve banka dekontları toplamının 178.700,00 TL iken mahkemece sundukları belgeler dikkate alınmadan hesap yapıldığını, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, mahkeme gecikme tazminatı alacaklarının 50.000 TL'si için dava tarihi , 270.000 TL'si için ıslah tarihinden ve işin süresinde bitirilmemesinden kaynaklanan 34.560 TL'lik alacak için dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, fakat müvekkili şirket tarafından davalılara Konya ... Noterliği 25.02.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname gönderilmiş olup ihtarnamede gecikme tazminatı 1.625.000 TL , gelir kaybı/zararı nedeniyle 765.000 TL , talepleri de yer almakta olduğunu, davalıların ihtarname ile temerrüte düşürüldüğünü, bu nedenle lehlerine hükmedilen alacak kalemlerinde gecikme tazminatında faiz başlangıcının, 25.02.2020 veyahut en geç ihtarnamede verilen 10 günlük sürenin sonu olan, 08.03.2020 tarihi olmasının gerektiğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, Mahkemece cezai şart taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, cezai şartın sözleşmenin 14.maddesinde düzenlendiğini, sözleşmede tedarikçinin sözleşme şartlarını yerine getirmemesi halinde 1.000.000 TL cezai şart ödeyeceği ve de işverenin bu sözleşmeden dolayı uğrayacağı diğer zararları da hiçbir hüküm ve karara gerek kalmaksızın ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davaya konu olayda yüklenicinin edimini zamanında yerine getirmediği ve ifa edilen edimin eksik, ayıplı olduğu tartışmasız olduğunu, mahkeme tamamlanan kısmın ihtirazı kayıt konulmaksızın teslim alındığını belirtmişse de işin teslim alınmadığının taraflarınca çekilen tarafımızdan çekilen Konya ... Noterliği 25.02.2020 tarih ... nolu ihtarnamesi ile sabit olduğunu, mahkemenin kararının ve gerekçesinin yerinde olmadığını, mahkemece müvekkili tarafından yükleniciye ödenen 200.000 TL'yi; ödemelerin sözleşmede nakit olarak kararlaştırılması, taraflar arasında açık hesap ilişkisinin bulunması, bu ilişki kapsamında muhtelif fatura kayıtlarının bulunması ve çeklerin iş karşılında verildiğine dair yazılı belge bulunmaması nedeniyle ödeme olarak kabul etmemesinin ve yüklenici lehine hükmettiği alacaktan düşmemesinin hatalı olduğunu, gerekçeli kararda 175.000 TL'lik ödemenin sözleşmede nakit olarak yapılacağının kararlaştırıldığı belirtilerek çekle yapılan 200.000 TL'lik ödeme mahsup edilmediğini, fakat sözleşmede ödemenin nakit olarak yapılacağına dair bir hüküm olmamakla birlikte böyle bir hüküm olsa bile çek de bir ödeme aracı olduğundan 200.000 TL'lik ödemenin yüklenicinin alacağından mahsup edilmesinin gerektiğinden gerekçe ve kararın hatalı olduğunu, mahkeme gerekçeli kararın hüküm kısmı D 1.fıkrasında birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosya yönünden davacı ........'nin nakit alacağa yönelik talebini kabul ettiğini ve 12.03.2020 tarihinden itibaren faize hükmettiğini, oysa ki birleşen ... esas nolu davanın tarihinin 16.06.2020 olduğunu, dava dilekçesinde 01.04.2020'den itibaren faiz talep edildiğini, dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, TBK m. 479 maddesi hükmünün açık olup, dava konusu olayda davacı tarafça sözleşmeye uygun şekilde temsim gerçekleştirilmediğini, teslimin gerçekleşmediğini karşı taraf istinaf dilekçesi içeriğinde açıkça kabul ettiğini, bu nedenle davacının alacağının muaccel olmadığını, talep hakkı doğmadan açılan davanın reddi gerekirken yüklenicinin taleplerinin kabulü yönündeki kararın hukuka aykırı olduğunu, Yapılan yargılama neticesinde dava konusu olayda yüklenicinin eksik ve ayıplı imalat yaptığı ispatlanmış ve eksik, ayıplı imalat bedeli alacağımız ihtiyat kesintisinden mahsup edildiğini, eksik ve ayıplı imalatın tespiti için dava açmadan önce Karaman Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.iş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını ve yargılama sırasında bilirkişilerin bu tespit raporunu da dikkate almadığını, dava dilekçeleri ile Karaman Sulh Hukuk Mahkemesi ... Değişik İş sayılı delil tespiti dosyasından kaynaklanan yargılama giderlerini de talep etmiş olmalarına rağmen bu hususta hüküm kurulmamasının da hatalı olduğunu, teslim gerçekleşmediğinden yüklenicinin alacağı muaccel olmadığından eksik ve ayıplı imalatlara yönelik alacaklarının ihtiyat kesintisinden mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, karşı tarafta 4 farklı tüzel/gerçek kişi bulunduğunu, bu nedenle her bir kişi yönünden müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, karşı taraf lehine hükmedilen vekalet ücretinin fazla, müvekkili şirket lehine hükmedilen vekalet ücretinin ise eksik hesaplandığını, 823.672,41 TL'lik eksik ve ayıplı imalat bedeli yönünden alacaklarının varlığı kabul edilerek bu alacakları için ihtiyat kesintisinden mahsup edilmesine rağmen bu alacakları yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesi yönüyle de kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile birleşen davalarının kabulüne, karşı tarafın davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Yüklenicinin açtığı asıl ve birleşen davalar eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili ve sözleşme dışı yapılan iş bedelinin tahsili talebine, iş sahibinin açtığı dava ise eser sözleşmenin 4.maddesi uyarınca maktu gecikme tazminatı alacağı, kira kaybı tazminatı, eksik ve ayıplı iş giderim bedelinin ve sözleşmenin 14.maddesi uyarınca cezai şartın tahsili talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki 16/11/2018 tarihli eser sözleşmesinin konusunun, ek 1 listesinde belirtilen işlerin yapımına ilişkin olduğu, sözleşmenin, 4.2 maddesinde de, 1 Temmuz 2019 olduğu tarihinde teslim edilmez ise günlük 5.000 TL cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığı, teminatlar başlıklı 8.maddesinde, iş bedeli olan 1.050.000 TL'nin hak edişten kesileceği, sözleşme kapsamındaki eksik ve noksanlıkların tamamlanmasından sonra ödemenin yapılacağının belirtildiği, anılan maddede ödemenin ise taksitler halinde olduğu ve ilk taksit olan 175.000 TL'nin 10-2019 olarak kararlaştırıldığı ve toplam taksit miktarının ise 6 ay olduğu, 10.madde de ise iş bedelinin ödenme şeklinin belirtildiği, anılan madde uyarınca ödemelerin ek 2 deki şekilde yapılacağı, ek 2 de ise iş bedelinin 37 adet daire 1 adet dükkan olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle, asıl davada, iş sahibi ile yüklenici arasında imzalanan sözleşmede, davacılar ........ Şirketinin, ........'nun ve ........'in kefil sıfatı ile yer aldığı anlaşıldığından, asıl davada adı geçen davalılar yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yine sözleşmenin eki niteliğinde olan ek- 2'de işin 16 hafta süreceği belirtilmiştir. Sözleşme tarihi 16/11/2018'dir, dosya arasında alınan SGK müzekkere cevabında da iş başlama tarihinin 29/11/2018 olduğu belirtilmiş olup yazı ekinde bulunan davacı (........ Şirketi) ve davalı (........ Şirketi) imzalı belgede 29/11/2018 olduğu belirtilmiştir. Bu itibarla yer tesliminin 29/11/2018 olduğu kabul edilmeli ve işin teslim tarihi (16 haftalık süre de eklemediğinde) 21/03/2019 olduğu kabul edilmelidir.
Yüklenici istinaf dilekçesinde işin iş sahibi tarafından kullanıldığını beyan etmiştir. Yine dosyadaki iş sahibi tarafından eksik işlerin iş sahibi tarafından tamamlatıldığı beyanları nazara alındığında işin iş sahibine fiili olarak teslim edildiği anlaşışmıştır. Dosya arasında bulunan ve iş sahibi tarafından keşide edilen 25/02/2020 tarihli ihtarnamede işin eksik ve ayıplı yapıldığının belirtildiği, anlaşıldığından ayıp ihbarının yapıldığı anlaşılmıştır.
Bundan ayrı olarak da, yüklenici tarafından iş yerinin geç teslim edildiği iddia edilmiş ise de, SGK müzekkere cevabında da iş başlama tarihinin 29/11/2018 olduğu, iş yerinin geç teslim edilmediği, sözleşme dışı işlerin teslim süresine eklenmesi gerektiği belirtilmiş ise de, dosyadan alınan bilirkişi raporlarından sözleşme dışı işlerin yapılmadığı, yine dosyadaki bilirkişi raporunda proje değişikliğinin olmadığı anlaşıldığından anılan sebeplerin teslim süresine eklenmesine dair yüklenicinin istinaf talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sözleşmede iş bedeli olarak daire ve dükkan verileceği öngörülmüş, sözleşme adi nitelikte olup taşınmaz devrini amaçlamıştır. Tapulu taşınmazın satışına dair yapılan adi yazılı sözleşmeler, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 706, 818 sayılı Kanunun 215, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca, resmi şekilde yapılmadığından hukuken geçersizdir. Ancak, eldeki davada iskanın alındığı bu şekilde hukuki teslimi yapıldığı, uyuşmazlık konusu dairelerin devredilmediği konusunda iddianın da olmadığı, reddedilemeyecek seviyede işin yerine getirildiği nazara alındığında sözleşmenin taşınmaz devrini amaçlayan hükümlerinin şekil şartı nedeni ile geçersiz olduğunun kabulü dürüstlük kuralına aykırı olacağından sözleşmenin taşınmaz devrini amaçlayan hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmelidir.
Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 147/6. maddesine göre; yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Yanlar arasındaki ilişki eser sözleşmesinden kaynaklandığından, olayda uygulanması gereken zamanaşımı süresi 5 yıldır. 6098 sayılı TBK'nın 149. madde hükümleri gereğince zamanaşımı süresi alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Eser sözleşmelerinde sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa iş bedeli alacağı eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihte, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla muaccel hale gelir.
7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un Geçici 1. maddesi ile yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla “Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler”in 13.03.2020 (bu tarih dahil) – 30.04.2020 (bu tarih dahil) durduğu düzenlenmiş, Cumhurbaşkanı Kararı ile de bu süreler 01.05.2020 (bu tarih dahil)-15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmıştır.

Öncelikle asıl davada, dava dilekçesindeki anlatımlarından asıl davanın kısmi dava olarak açıldığı, belirsiz alacak davası olarak açılmadığı, bu nedenle davacı tarafça sunulan 07/02/2025 tarihli dilekçesinin kısmi ıslah dilekçesi olduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada ise, davacı ile davalı arasındaki eser sözleşmesi ve ek- 1'de, sözleşmeye konu is 102 adat 1+1 daire ile 12 adet dükkan yapımına ilişkin olduğu ayrıca iskan koşulunun bulunduğu anlaşılmıştır. İskan alınması hukuki teslim mahiyetinde olup, zaman aşımı süresinin başlangıcı iskan ile başlayacaktır. Ne var ki sözleşmeye konu taşınmaz üzerinde A-B-C bloklar bulunmakta olup, A blokta 102 adet B blokta 12 adet bağımsız bölüm olduğu, sözleşmenin de A-B blokları kapsadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla da zaman aşımı başlangıcının A-B blokların iskan ruhsatının alındığı tarih kabul edilmesi gerekmekte olup, A ve B blok için 30/01/2020 tarihinde iskan ruhsatının düzenlendiği, iş bedelinin tahsiline yönelik zaman aşımı süresinin ise 30/01/2020 tarihinde başlayacağı, sürenin ise 30/01/2025 tarihinde dolduğu anlaşılmıştır. Ancak, 7226 sayılı kanun uyarına 13/03/2020 (bu tarih dahil) ile 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarih arasında zaman aşımı süresinin duracağı, duran bu sürelerinde eklenmesi ile de ıslah tarihi olan 07/02/2025 tarihi itibari ile zaman aşımı süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla mahkemece asıl davadaki zaman aşımı nedeni ile talebin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Bilirkişiler tarafından da anılan talep için rayiç bedellerini tespit ederken keşif tarihindeki değeri TÜFE ve İnternet sitesindeki oranlar ile güncelleyerek asıl dava tarihindeki rayiç bedele ulaşmışlardır. Bu nedenle mahkemece dosyanın tekrardan bilirkişilere tevdi edilerek, talep edilen 7 adet taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelin tespitine yönelik ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Yüklenicinin açtığı iş bedeline ilişkin davalarda yüklenici iş bedeli talep etmiştir. İş sahibinin verdiği cevap dilekçesinde de, eksik ve ayıplı işler bulunduğundan iş bedeli alacağının muaccel olmadığı belirtilmiş, mahkemece iş sahibinin eksik ayıplı iş bedelleri yüklenicinin açtığı iş bedeli davalarından mahsup edilmiştir. Ayrıca yüklenici eksik ve ayıplı işe bedeli alacağı için ayrı bir da açmış ve eldeki dava ile birleştirilmiştir.
Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 2015/315 K., sayılı ilamında da belirtildiği üzere; Asıl ve birleşen dava ayrı dava olma niteliklerini korudukları için asıl ve birleşen davada talep edilen alacak kalemleri yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir. Bu nedenle birleşen davada talep edilen alacağının, asıl davada belirlenen miktardan mahsup edilerek mahsuplaşma yapılmak suretiyle asıl ve birleşen davada hüküm kurulması doğru olmamıştır. Kaldı ki, yüklenicinin açtığı iş bedeline ilişkin davalarda verilen cevap dilekçesinde mahsup talebi de bulunmadığı, 8.maddedeki alacağın eksik işler giderilmediğinden muaccel olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle mahkemece asıl ve birleşen davalarda mahsup yapılmadan hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin 4.2 maddesinde "Tedarikçi, işe zamanında başlamaz veya başladıktan sonra işil terk ederse işbu sözleşmenin diğer hükümleri mahfuz kalmak şartıyla işveren tarafından tedarikçi ye yazılı ihtar yapılır ve ihtar tarihinden itibaren 20 (yirmi) gün zarfında tedarikçi sözleşme hükümlerine uygun olarak işe başlamaz ise hiçbir vecibe ve mükellefiyete tabi olmaksızın işveren dilerse işi tedarikçi'hin nam ve hesabına ya kendisi ifa eder veya üçüncü bir şahsa ifa ettirebilir. Bu durumda doğabilecek her türili zarar ziyan ve fiyat farklarının tamamı tedarikçiye ait olup; gecikme nedeniyle belirlenen cezai şartı ödeyeceğini kabul ve taahhüt eder. Gecikme cezai şartı şöyledir: 1 Temmuz 2019 tarihine kadar her ne sebeple blursa olsun işleri bitmez ise 1 Temmuz 2019 tarihi de dâhil olmak üzere günlük 5.000 TL (BeşBin Türk Lirası)" düzenlemesi bulunmaktadır. Anılan hüküm 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 125/1. maddesinde düzenlenen maktu gecikme tazminatı niteliğindedir. Ahde vefa - sözleşme ile bağlılık ilkesi uyarınca kural olarak ve iradeyi sakatlayan sebeplerle geçersiz olduğu ileri sürülüp kanıtlanamadığı sürece sözleşmede kararlaştırılan gecikme tazminatının uygulanması zorunlu olup, taraflar bunun değiştirilmesini isteyemezler. Sözleşmelere konulan gecikme tazminatının amaçlarından birisi de genellikle sözleşme yapılırken tatmin edici görülen tazminat tehdidi ile yüklenici ya da satıcının edimini süresinde ifaya zorlamaktadır.
Bu itibarla mahkemece, sözleşmenin 4.2 maddesinde düzenlenen maktu gecikme tazminatının geçerli olduğu, sözleşmeye göre 1 Temmuz 2019 tarihinden iskan ruhsatının alındığı 30/01/2020 tarihine kadarki hesap edilecek gecikme tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik ve ayıplı işlerin makul süredeki onarım gününe denk gelen tazminata hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Sözleşmede maktu gecikme tazminatı kararlaştırılmış olmasına rağmen kararlaştırılan meblağ rayiç kiradan düşük olsa bile artık aradaki fark talep edilemez. Maktu kiraya hükmedilmelidir. Sözleşmede belirlenen maktu gecikme tazminatı miktarının en az 1 yıl süreyle mutlak bağlayıcı olacağı, birinci yıldan sonra maktu olarak belirlenen miktar ile rayiçlere göre saptanacak miktar arasında en az bir misli fark bulunması halinde, rayiç kira miktarı esas alınarak hakim tarafından hükmedilmelidir. (Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 2018/557 K., sayılı ilamı)
Anılan içtihat ile somut olay birlikte değerlendirildiğinde, iş sahibi 1 yıl süre ile, sözleşmenin 4.2 maddesinde kararlaştırılan maktu gecikme tazminatı dışında TBK'nın 125/1 maddesindeki gecikme tazminatı (kira kaybını) talep edemeyecektir. Ancak 1 yılın sonunda yukarıda koşulların oluşması halinde rayiç kira bedeli talep edebilecektir. Ne var ki iskan ruhsatı 1 yıl dolmadan 30/01/2020 tarihinde alındığından iş sahibi olan taraf TBK'nın 125/1. maddesi uyarınca gecikme tazminatı talep edemeyecektir. Bu nedenle mahkemece birleşen ... E sayılı davada kira kaybının (gecikme tazminatının) kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun madde 117. maddesine göre; Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Eldeki birleşen ... E (hükmün A fıkrasındaki) davada ise, iş sahibi tarafından maktu gecikme tazminatı için 25/02/2020 tarihli ihtarname gönderildiği, ihtarname ile 10 gün süre tanındığı ihtarnamenin yüklenici ve yüklenici kefillerine 27/02/2020 tarihinde tebliğ edildiği, 10 gün sürenin eklenmesi ile temerrütün 08/03/2020 tarihinde oluştuğu ve bu tarihten itibaren faiz faiz talep edilebilmesine rağmen ıslah ile artırılan kısma ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması hatalı olmuştur.
Sözleşmenin 14.1 maddesinde "Tedarikçi, sözleşme şartlarını yerine getirmez, işi yarım bırakır veya sözleşmenin feshini isterse 1.000.000,00 (Bir Milyon) TL cezai şartı ve işverenin bu sözleşmeden dolayı uğrayacağı diğer zararları da hiçbir hüküm ve karara gerek kalmaksızın öderneyi peşinen kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi mevcuttur.
Ceza koşulu, 6098 sayılı Kanun'un 179–182 nci maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında seçimlik ceza koşulu düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere ceza koşulu vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da ceza koşulunun ödenmesini isteyebilir. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini talep eder. Seçimlik ceza koşulunda alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir.
Somut olayda ise, sözleşmenin 14.1 maddesinde öngörülen cezai şart, yüklenicinin edilimlerinin yerine getirmemesi halinde uygulanacak cezai şart olup, bu ise yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda seçimlik cezai şart olduğu anlaşılmıştır. Eldeki davada iş sahibinin, sözleşmenin ifası kapsamında eksik ve ayıplı iş bedellerini talep ettiği, bu halde de hem sözleşmenin ifasının hem de anılan cezai şartın talep edilemeyeceği anlaşıldığından mahkemece anılan cezai şartın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
6100 sayılı HMK'nın 26.maddesinde taleple bağlılık ilkesi düzenlenmiştir. Kural olarak hakim tarafların taleplerinden fazlasına karar veremeyecektir. Eldeki davada ise, birleşen ... E sayılı dava yönünden faiz başlangıcı olarak 01/04/2020 olarak belirtilmiş ise de, mahkemece HMK'nın 26.maddesine aykırı olarak faiz başlangıcını, talep aşılarak, 12/03/2020 olarak tespit etmesi hatalı olmuştur. Yüklenici tarafından 09/03/2020 tarihli ihtarname iş sahibine 14/03/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davacının faiz başlangıcını 01/04/2020 tarihinden itibaren istediği anlaşıldığından mahkemece 01/04/2020 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
İş sahibi asıl ve birleşen davada 4 adet çek ile 200.000 TL ödeme yatığını beyan etmiş, yüklenici ise ödemenin sözleşme uyarınca yapılmadığını beyan etmiştir. Esasen bu ödemeler yüklenicinin defterinde de kayıtlıdır. Her ne kadar yüklenici ödemelerin sözleşme uyarınca yapılmadığını beyan etmiş ise de, ödemelerin hangi hukuki ilişki uyarınca yapıldığına dair somut bir beyanda da sunmamıştır. O halde iş sahibinin 200.000 TL ödemesinin sözleşme uyarınca yapıldığının kabulü gerekmektedir. Mahkemece bu ödemenin de sözleşme uyarınca yapıldığının kabulüne gidilerek yüklenicinin açtığı alacak davalarından (öncelikle sözleşmenin 8.maddesi uyarınca açtığı dava olmak üzere) mahsup edilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece delil tespiti giderlerinin hükmün (g) maddesinde değerlendirildiği anlaşıldığından iş sahibinin buna yönelik istinaf talebi yerinde değildir. Bundan ayrı olarak da, asıl davada bir kısım davacılar yönünden husumetten ret sebebinin tek olduğu anlaşıldığından iş sahibinin buna yönelik istinaf talebi de yerinde değildir.
Açıklanan nedenlerle,
A)Asıl davada davacılar ........, ........ ve ........ Ltd.Şti vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurularının esastan reddine,
B)Asıl, birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı ve birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davalarında davacı ........ . (Davadan Sonra Ünvan Değişikliği İle: ........ ) vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının kabulüne,
C)Birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasında davacı, asıl ve birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davalarda davalı ........ vekilinin asıl, birleşen Konya .... Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı ve birleşen Konya ....Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı davalarına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
A1-)Asıl davada davacılar ........, ........ ve ........ Ltd.Şti vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurularının ESASTAN REDDİNE,
A2-)Asıl davada davacılar ........, ........ ve ........ Ltd.Şti'nden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın bu davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
A3-)Asıl davada davacılar ........, ........ ve ........ tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,
B1-)Asıl, birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı ve birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davalarında davacı ........ . (Davadan Sonra Ünvan Değişikliği İle: ........ ) vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurularının ve birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davasında davacı, asıl ve birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davalarda davalı ........ vekilinin asıl, birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı ve birleşen Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sayılı davalarına yönelik istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜNE,
B2-)6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6.maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/07/2025 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
B3-)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
B4-)........ . (Davadan Sonra Ünvan Değişikliği İle: ........ ) tarafından yatırılan toplam 7.285,80 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince bu tarafa iadesine,
B5-)........ tarafından yatırılan toplam 5.675,93 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince bu tarafa iadesine,
B6-)........ . (Davadan Sonra Ünvan Değişikliği İle: ........ ) ve ........ tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
B7-)Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.13/07/2026


.....
Başkan
...
¸e-imzalıdır.

.....
Üye
...
¸e-imzalıdır.

.....
Üye
...
¸e-imzalıdır.

.....
Katip
...
¸e-imzalıdır.



¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.