T.C.
DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 30/12/2024
KARAR TARİHİ : 17/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; .....tarihinde saat .....sıralarında davalı .....yönetimindeki .....plakalı aracın, davalı .....işleteni olduğu ve kavşakta geçiş üstünlüğü bulunan müvekkillerin murisi .....sevk ve idaresindeki .....plakalı motosiklete tam kusurlu şekilde çarpması neticesinde .....ağır yaralanarak .....tarihinde vefat ettiğini, Diyarbakır .....Ağır Ceza Mahkemesi'nin .....Esas sayılı dosyasında sanık .....asli kusurlu bulunarak 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını, müteveffanın ailenin en büyük çocuğu olarak ailenin geçimini sağladığını ve müvekkillerin murisin desteğinden yoksun kaldığını, hastane ve defin masraflarının müvekkillerce karşılandığını, davalı .....Sigorta AŞ nezdinde .....tarihinde yapılan başvurunun ve arabuluculuk sürecinin sonuçsuz kaldığını, müvekkillerin yaşadığı elem ve üzüntü nedeniyle manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu, ayrıca kazada ağır hasar alan motosikletin perte çıkması halinde piyasa değerinin, aksi halde araç değer kaybı ve tamirat giderlerinin tazmininin gerektiğini, HMK 107. madde gereğince belirsiz alacak davası olarak açılan davada destekten yoksun kalma tazminatı için şimdilik 10,00 TL, araç değer kaybı ve tamirat giderleri için şimdilik 10,00 TL maddi tazminatın, manevi tazminat olarak baba .....için 1.500.000 TL, kardeşler .....ve .....için 500.000,00'er TL olmak üzere toplam 2.500.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan tahsilini, ayrıca davalıların mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli meşruhatlı davetiyenin davalılara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalılardan .....Sigorta A.Ş. ve .....süresi içinde, davalı .....ise cevap süresinin uzatımı süresi içinde cevap dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Davalı .....Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; işbu davanın görevli ve yetkili mahkeme olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılmadığını, görev kurallarının kamu düzeninden olduğunu, sigorta sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların ticari dava niteliğinde bulunduğunu ve görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca davanın usulden reddi gerektiğini, davacının müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapmadan dava açtığını ve bu durumun dava şartı eksikliği teşkil ettiğini, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi gereği sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun yerine getirilmediğini, kaza tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun .....plakalı araca ait .....- .....vadeli poliçe ile sınırlı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispatlanması gerektiğini, kazanın oluşumunda müteveffanın müterafik kusurunun araştırılması gerektiğini, .....tarihli ölü muayene tutanağı dikkate alınarak koruyucu ekipman kullanımı hususunun incelenmesini, sürücünün alkol veya uyuşturucu etkisi altında olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden bilirkişi raporu alınmasını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacılara yapılan ödemelerin mükerrer tazminata yol açmaması için araştırılmasını, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplamasının aktüer bilirkişi tarafından yapılması gerektiğini, müteveffanın davacılara destek olduğunun somut delillerle ispatlanması gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin poliçe kapsamında bulunmadığını, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olmadıklarını belirterek davanın usulden veya esastan reddini talep etmiştir.
Davalı .....vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin .....tarihinde tebliğ edildiğini, davacı tarafın .....tarihli trafik kazasında .....vefatı nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep ettiğini, ancak tüm taleplerin haksız olduğunu, öncelikle zamanaşımı definde bulunduklarını, müvekkilinin kazaya karışan aracın sahibi olmadığını ve husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacıların çalışma çağında olup müteveffanın desteğine ihtiyaç duymadıklarını, müvekkilinin kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, olay mahalline 10 km hızla girdiğini ve fren lambasının yandığını, müteveffanın kask takmadığını ve ehliyetinin yetersiz olduğunu, Diyarbakır .....Ağır Ceza Mahkemesi'nin .....Esas sayılı dosyasındaki ATK raporunda müteveffanın kask kullanmadığının sabit olduğunu, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, müvekkilinin taziye masraflarını karşıladığını, kazanın oluşumunda müteveffanın aşırı hızla kontrolsüz kavşağa girmesinin etkili olduğunu, kaza tespit tutanağının tek başına hükme esas alınamayacağını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/21-737 E. 2012/824 K. sayılı 21/11/2012 tarihli ilamı uyarınca manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağını, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, 22/06/1966 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kusur oranlarının tazminat miktarını belirlemede esas alınması gerektiğini, müvekkilinin aracında 400.000,00 TL değerinde hasar oluştuğunu, tüm bu nedenlerle haksız ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, davanın usulden ve esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı .....vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkememizin tensip zaptı ve dava dilekçesinin .....tarihinde müvekkile tebliğ edildiğini, davacı tarafın .....tarihli trafik kazasında .....vefatı nedeniyle 2.500.000,00 TL manevi tazminat, destekten yoksun kalma tazminatı, araç değer kaybı ve tamirat giderleri talep ettiğini, davacıların tüm taleplerinin haksız olduğunu, müvekkilinin araç sahibi ve işleten sıfatıyla davaya dahil edildiğini, aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası bulunduğundan husumetin sigorta şirketine yönlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle husumet yokluğundan davanın reddini talep ettiklerini, davacıların maddi zararının oluşmadığını, kazaya karışan motosikletin tamirat bedeli için usulüne uygun açılmış bir hasar dosyası bulunmadığını, arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığı iddiasının tazminat talebini haklı kılmadığını, müteveffanın kardeşleri olan davacılar .....ve .....destekten yoksun kalma tazminatı şartlarını taşımadığını, Yargıtay .....Hukuk Dairesi .....Esas ve .....Karar sayılı ilamları uyarınca kardeşlerin birbirine destek olduğunun kabulü için zaruret hali gerektiğini, müteveffanın babası olan davacı .....destekten yoksun kalma talebinin de haksız fiil olgusunun yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kazada müvekkilinin ve araç sürücüsünün hiçbir kusurunun bulunmadığını, sürücünün düşük hızla kavşağa girdiğini ve fren yaptığının mobese kayıtlarında görüldüğünü, müteveffanın ehliyetsiz olduğunu ve kask takmadığını, Adli Tıp Kurumu Diyarbakır Grup Başkanlığı raporuna göre müteveffanın kanında araç kullanımını olumsuz etkileyen Midazolam, Tramadol ve Ketamin gibi ilaç etken maddeleri bulunduğunu, bu durumun müteveffanın müterafık kusurunu oluşturduğunu, manevi tazminat taleplerinin illiyet bağı yokluğu ve fahiş miktar nedeniyle reddi gerektiğini, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmaması gerektiğini, sürücü hakkındaki ceza davasının istinafta görülmekte olduğunu ve kusur oranının değişebileceğini, bu nedenle mahkemece bilirkişi incelemesi ve yeni bir Adli Tıp Kurumu raporu alınması gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın usulden ve esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yükletilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle, ölenin yakınlarının, 6098 sayılı TBK'nun 53. maddesi gereği sigorta şirketine, sürücüye ve işletene karşı açmış oldukları destekten yoksun kalma zararı ve araç nedeni ile oluşan maddi tazminat ile 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince sürücü ve işletene karşı açtıkları manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde, 10,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, aracın perte çıkması halinde piyasa değerinin, aksi halde araç değer kaybı ve tamirat giderlerinin tazmini için şimdilik 10,00 TL olmak üzere toplam 20,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, baba .....için 1.500.000 TL, kardeşler .....ve .....için 500.000,00'er TL olmak üzere toplam 2.500.000,00 TL manevi tazminatın sürücü ve işletenden, olay tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı .....Sigorta A.Ş. vekili Mahkememizin görevine ve yetkisine yönelik itirazda bulunulmuştur.
Sigorta Hukuku, 6102 Sayılı TTK'da düzenlenmiş olup, ZMMS poliçesinden doğan davalar mutlak ticari davalardır ve davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemeleri görevlidir. Yargıtay'ın da bu konudaki kararları her türlü tartışmadan uzak, yerleşik haldedir. İzah edilen nedenle Mahkememizin görevine yönelik itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK'nın 16. maddesinde; "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir" hükmüne yer verilmiş olup, haksız fiilin işlendiği yer Diyarbakır olduğu gibi zarar gören davacıların yerleşim yerinin de Diyarbakır olması nedeni ile Mahkememizin yetkisine yönelik itirazın yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı .....Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde davacıların dava açmadan önce KTK'nun 97.maddesinde sayılan belgeleri tamamlamadan başvurduğu, dolayısı ile davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilmesini talep etmiş ise de dosya içerisindeki belgelerden, davacılar vekilinin .....tarihinde elektronik posta ile davalıya KTK'nun 97.maddesi kapsamında başvurduğu görülmüş, davalı vekilinin bu yöndeki dava şartı itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2018/3847 Esas 2020/823 Karar sayılı içtihadında da başvuruda eksik evrak var ise bu hususun davanın reddini gerektirmeyeceği, sigorta şirketinin temerrüt tarihinin tespitine etki edeceğine işaret edilmiştir.
Davalı .....vekili davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş ise de ölüm hadisesi ile sonuçlanan haksız fiilde uzamış 15 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, haksız fiil tarihi olan .....tarihinden itibaren 15 yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açıldığı, davalı vekilinin zamanaşımı definin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
6098 sayılı TBK 49. maddesinde " Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." hükmünü düzenlemiş, 51. maddesinde; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." hükmüne yer verilmiştir.
2918 sayılı KTK 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmüne yer verilmiş, 90. maddesinde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiş, 91. maddesinde "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı .....Sigorta A.Ş.'nin sorumluluğunun belirlenmesi bakımından .....tarihinde yürürlüğe giren Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Malî Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.2. maddesinin (d) bendi, A.3 maddesinin 1. fıkrası ve A.5 maddesinin (c) bendi incelendiğinde karayolu motorlu araçlar zorunlu malî sorumluluk sigortası bir motorlu aracın işletilmesi sırasında üçüncü kişinin ölümü veya yaralanması veya malının zarara uğraması durumunda teminat kapsamına almaktadır. .....plakalı araç, kaza tarihini kapsayacak şekilde davalı .....Sigorta A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altına alınmış olup, davacı, KTK’nın 85/1. maddesindeki sorumluluk riski ve genel şartlar kapsamında sigortacıdan tazminat talep edebileceklerdir. Sigortacının sorumluluğu, sigortalının kusuruna isabet eden miktar ve poliçe limitleri ile sınırlıdır.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .....Soruşturma sayılı dosyasına sunulan .....tarihli otopsi tutanağının incelenmesinde; .....tarihinde trafik kazası geçirerek Diyarbakır Gazi Yaşargil Hastanesi'ne kaldırıldığı ve tedavi altına alındığı, hastanede tedavisi devam ederken .....tarihinde vefat ettiği, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı yüz kemik, ekstremite ve pelvis kırıkları, beyin kanaması, akciğer kontüzyonu, hemotoraks ile gelişen komplikasyonlar sonucu gerçekleştiği yönünde görüş ve kanaat bildirilmiş, dava konusu haksız fiil ile ölüm hadisesi arasında illiyet bağının olduğu görülmüştür.
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
TBK’nun 53/3. maddesinde sözü edilen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır. Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. (Bu yönde Yargıtay HGK’nun 21/04/1982 gün ve 1979/4-1528 E,1982/412 K, sayılı kararı).
Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Bu manada, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir. (Bu yönde Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2016/15154 E. 2019/5802 K sayılı içtihadı).
Vefat eden ....., davacı .....oğlu, diğer davacıların ise kardeşi olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay kararlarına göre çocuğun babasına destek olacağı karine olarak kabul edilmektedir. Söz konusu karinenin aksinin ispatı her zaman mümkün olmakla beraber, davalılar tarafından söz konusu karinenin aksini ispat eden bir delil dosyaya sunulmamıştır. Kardeşlerin ise birbirine karşı kural olarak bakım görevi yoktur. Ancak bir kardeşin diğer kardeşe eylemli ve düzenli olarak yardım etmesi halinde, bu kardeş diğerinin desteği sayılır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 364/1. maddesinde "Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür" düzenlemesine; aynı maddenin 2. fıkrasında ise "Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır" düzenlemesine yer verilmiştir. Yargıtay'ın yerleşik hale gelen kararları uyarınca kardeşin kardeşe destekliği için TMK'nun 364.maddesindeki şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. (Bu yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2016/18654 Esas 2019/7871 Karar sayılı içtihadı). Somut olayda ise davacılar tarafından, TMK'nun 364.maddesindeki şartların gerçekleştiğine dair herhangi bir delil sunulmamıştır.
.....Günü saat .....sıralarında davalı sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plakalı otomobil ile 265. Sokağı takiben Mahabad Bulvarı istikametine doğru seyir halindeyken, olay mahalli kavşağa geldiğinde, idaresindeki otomobilin sağ yan kısımlarıyla; seyir istikametine göre sağ taraftaki yoldan gelmekte olan müteveffa sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plakalı motosikletin ön kısımlarının çarpışması sonucu dava konusu olay meydana gelmiştir.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .....soruşturma sayılı dosyasına sunulan .....tarihli bilirkişi raporunda, davalı sürücü .....’ın üst düzeyde kural ihlali yaptığı, müteveffa sürücü .....alt düzeyde kural ihlali yaptığı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Diyarbakır .....Ağır Ceza Mahkemesi'nin .....Esas sayılı dosyasına sunulan .....tarihli Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporunda, davalı sürücü .....’ın asli kusurlu olduğu, müteveffa sürücü .....tali kusurlu olduğu, müşteki yolcu .....kusursuz olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce kusur hususunda Adli Tıp Kurumu Diyarbakır Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmış, .....tarihli raporda özetle; davalı sürücü .....sevk ve idaresindeki otomobil ile seyir halindeyken yola gereken dikkatini vermesi, görüş alanını kontrol altında bulundurması, kavşak mahalline yaklaşıyor olması sebebiyle kontrollü ve tedbir alabilecek vaziyette seyrini sürdürmesi, kontrolsüz dört yönlü kavşağa geldiğinde kavşak kollarına dair gerekli ve yeterli kontrolü sağlaması, seyir istikametine göre sağ tarafındaki yoldan gelmekte olan müteveffa sürücü idaresindeki motosiklete ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmediği, yeterli ve gerekli kontrolü sağlamadan kavşağa girdiği anlaşılmakla meydana gelen olayda kusurlu olduğu, kusur oranının % 60 olduğu, müteveffa sürücü .....ise sevk ve idaresindeki motosiklet ile seyir halindeyken görüş alanını kontrol altında bulundurması, kavşak mahalline yaklaşıyor olması sebebiyle kontrollü ve tedbir alabilecek vaziyette uygun hızda seyrini sürdürmesi, sol taraftaki yoldan gelen davalı sürücü idaresindeki otomobilin seyir durumunu dikkate alıp zamanında etkili ve yeterli tedbir alması gerekirken bu hususlara riayet etmediği, mahal şartlarının üzerinde bir hızla geldiği olay mahalli kavşakta meydana gelen kazanın oluşumunda kusurlu olduğu, kusur oranının % 40 olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. ATK kusur raporu, kaza tespit tutanağı, daha önceden düzenlenen raporlar, dosya kapsamı ile uygun bulunmuş, davaya konu kazanın gerçekleşmesinde davalı sürücü .....% 60 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Mahkememizce müteveffa adına kayıtlı olan .....plakalı araç (motosiklet) ile ilgili bilirkişi raporu alınmış, aracın onarım masrafının 104.374,44 TL olduğu, tamiratının ekonomik olmayacağı, pert total sayılması gerektiği, sovtaj değerinin 48.000,00 TL olduğu, gerçek zararın 59.000,00 TL olduğu, kaza tarihi itibari ile gerçek zararın 34.763,39 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Mahkememizce aktüerya hususunda bilirkişi raporu alınmış, davacı baba .....talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının 1.046.946,20 TL olduğu hesaplanmıştır.
Mahkememizce aktüerya bilirkişi raporu alındıktan sonra, davacı .....kimlik tespiti yapılan .....tarihli dilekçesi ile destekten yoksun kalma tazminatı ve araç değer kaybı davalarından, davalı sigorta şirketi ile mahkeme dışı sulh olduğunu belirterek feragat etmiştir.
Davacı .....kimlik tespiti yapılan .....tarihli dilekçesi ile araç ile ilgili davasından, davalı sigorta şirketi ile mahkeme dışı sulh olduğunu belirterek feragat etmiştir.
Davacılar .....ve .....kimlik tespiti yapılan .....tarihli dilekçe ile araç ile ilgili davalarından, davalı sigorta şirketi ile mahkeme dışı sulh olduklarını belirterek feragat etmişlerdir.
Söz konusu feragat dilekçeleri sonucu sigorta şirketine karşı yöneltilen tüm maddi tazminat davalarından feragat edildiği anlaşılmılmıştır. Feragat edilen maddi tazminat tutarı 1.046.946,20 TL (destekten yoksun kalma tazminatı) ve 34.763,39 TL (araç pert bedeli) olup, söz konusu tutarlar, ZMMS poliçe teminat limitinde kalmaktadır.
Zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısı, 818 sayılı BK.'nun 50 ve 51. maddeleri (6098 sayılı TBK. madde 42 ve 43) gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 818 sayılı BK.'nun 141 ve 142. maddelerine (6098 sayılı TBK. madde 120 ve 121) göre, borcun tamamından sorumludur. Nitekim, 2918 sayılı KTK.nun 88/1 maddesinde müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. 818 sayılı BK.'nun 145. maddesine (6098 sayılı TBK. madde 166) göre, davalı sigorta şirketinin limiti kadar, diğer borçlu işletenin de borçtan kurtulduğunun kabulü gerekir. Feragat, öncelikle bir usul işlemidir. Dava konusu olayda, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan davacı tarafın davalılardan birisi hakkındaki feragati usul hukuku bakımından diğer davalı aleyhine bir sonuç doğurmaz ise de davadan feragat aynı zamanda bir maddi hukuk işlemi olduğundan, davalı sigorta şirketi hakkındaki feragatin, rücu hakkı bulunan diğer davalıları etkileyip etkilemediğinin üzerinde durulması gerekir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalılar davacıya karşı borçtan müteselsilen sorumludurlar. Borçlar Kanunu'nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır. Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır. (Bu yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5845 Esas 2020/3050 Karar sayılı içtihadı). İzah edilen nedenle, işbu davada talep edilen tüm maddi tazminatlar yönünden, tüm davalılar yönünden feragat edildiği sonucuna varılarak, davacı .....destekten yoksun kalma tazminatı talebinin feragat nedeni ile reddine, davacılar ....., .....ve .....araç ile ilgili maddi tazminat taleplerinin feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Davacıların manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmese ise; 6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesine göre; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlâka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."
6098 Sayılı TBK'nun 56. maddesine göre; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir."
6098 Sayılı TBK'nun 61. maddesine göre; "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır."
Manevi tazminat, zarara uğrayanda huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekir. Takdir edilecek miktarın mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Olay sebebiyle duyulan acı ve elem kısmen de olsa giderilmelidir. Olay tarihindeki paranın alım gücü de gözetilerek hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir miktar manevi tazminat olarak belirlenmelidir. 22/06/1976 tarihli ve 7/7 sayılı İBK'na göre de; manevi tazminat tutarını etkileyebilecek özel hâl ve şartları da gözetilmelidir. Hâkim bu konuda taktir hakkını kullanırken etkili olan nedenleri kararında açıkça göstermelidir.
Davaya konu kazada davalı .....% 60 oranında kusurlu olduğu, ölen .....% 40 oranında kusurunun olduğu anlaşılmıştır. Diğer taraftan kaza sırasında motosiklet sürücüsü olan .....otopsi raporuna göre genel beden travmasına bağlı yüz kemik, ekstremite ve pelvis kırıkları, beyin kanaması, akciğer kontüzyonu, hemotoraks ile gelişen komplikasyonlar sonucu öldüğü anlaşılmış, yüz kemiklerinde kırık olması ve beyin kanaması geçirmesi nedeni ile kask takmadığı anlaşılmış, meydana gelen ölüm hadisesine etki eden müterafik kusurunun olduğu anlaşılmış, bu nedenle % 20 oranında müterafik kusurunun da olduğu sonucuna varılmıştır.
Yapılan sosyal ekonomik durum araştırmalarında tarafların asgari ücret düzeyini aşan gelirlerinin olmadığı görülmüştür. Davacıların, .....ölümü nedeniyle duydukları elem ve üzüntü nedeniyle manevi tazminat davası açma hakları vardır.
Dosya kapsamı ve tüm deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıların manevi zarara uğradığı, davacıların uğradığı manevi zararın niteliği, davalının kusur durumu ile müteveffanın kazanın gerçekleşmesindeki % 40 oranındaki kusur ile zararın büyümesindeki % 20 oranındaki müterafik kusur durumu, tarafların sosyal ekonomik durumları, paranın alım gücü göz önüne alındığında davacılar lehine uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilerek, davacı baba .....için 500.000,00 TL, kardeş .....için 200.000,00 TL ve kardeş .....için 200.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan .....tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .....ve .....müştereken ve mütselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar davacılar vekili talep olunan manevi tazminata haksız fiil tarihi olan .....tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş ise de davacıların talebinin dayanağı olan ölüm hadisesi .....tarihinde gerçekleştiğinden, faiz başlangıç tarihi olarak .....tarihine hükmedilmiştir.
Her ne kadar davacılar vekili talep olunan manevi tazminata en yüksek banka mevduat faizi işletilmesini talep etmiş ise de kazaya karışan .....plakalı aracın hususi nitelikte otomobil olduğu, davacıların yasal faiz isteyebilecekleri anlaşılmıştır.
İhtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin murislerinin ölümü nedeniyle ayrı ayrı manevi tazminat talebinde bulunmuş olması, her birinin davasının diğerinden bağımsız olması ve aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak, her bir davacı yönünden lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir. Nitekim Yargıtay .....Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın .....Esas .....Karar sayılı içtihadı da bu yöndedir.
İzah edilen nedenlerle Mahkememizce aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı .....destekten yoksun kalma tazminatı talebinin FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE,
2-Davacılar ....., .....ve .....araç ile ilgili maddi tazminat taleplerinin FERAGAT NEDENİ İLE REDDİNE,
3-Davacılar ....., .....ve .....davalılar .....ve .....aleyhindeki manevi tazminat davalarının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile, davacı .....için 500.000,00 TL, davacı .....için 200.000,00 TL ve davacı .....için 200.000,00 TL olmak üzere toplam 900.000,00 TL manevi tazminatın, ölüm tarihi olan .....tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte olacak şekilde davalılar .....ve .....müştereken ve müteselsilen alınarak, adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
4-Maddi tazminat davasında alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacılar tarafından peşin yatırılan 8.538,79 TL harçtan mahsubu ile davacıların yatırdıkları peşin harç bakiyesinin 7.806,79 TL olduğunun tespitine,
5-Manevi tazminat davasında alınması gerekli 61.479,00 TL harçtan davacıların yatırdığı 7.806,79 TL peşin harcın mahsubu ile eksik 53.672,21 TL harcın davalılar .....ve .....müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL ara buluculuk ücretinin, davalı .....A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
7-Davacılar tarafından yapılan başvurma harcı 427,60 TL, peşin harç 7.806,79 TL olmak üzere toplam 8.234,39 TL harcın davalılar .....ve .....müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara verilmesine,
8-Davacılar tarafından yapılan ATK rapor ücreti 4.800,00 TL, bilirkişi ücreti 8.500,00 TL, tebligat, posta ve müzekkere gideri 1.390,00 TL olmak üzere toplam 14.690,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre 5.288,40 TL'sinin davalılar .....ve .....müştereken ve müteselsilen alınarak, davacılara verilmesine, bakiyesinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
9-Davalılar tarafından yapılan yargılama harç ve gideri olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
10-Manevi tazminat davasında davacı .....kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 80.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar .....ve .....müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya ödenmesine,
11-Manevi tazminat davasında davacı .....kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar .....ve .....müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya ödenmesine,
12-Manevi tazminat davasında davacı .....kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar .....ve .....müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya ödenmesine,
13-Maddi tazminat davasının ödeme alma sureti ile feragat nedeni ile sonuçlanması nedeni ile davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
14-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
Dair davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalılar vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip Hakim
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal, T. 17.07.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.