T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/10/2025
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 13/07/2026
G. KARAR YAZIM TARİHİ : 13/07/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirket maliki olduğu 2 adet ........ marka döner başlıklı panterleri arızalanması sebebiyle dava konusu makineler davalı şirkete tamir, bakım ve gerekli tüm iş ve işlemler için götürüldüğünü, davalı şirket yetkilileri ile yapılan görüşmelerde, davalı şirket yetkilileri davacı şirkete ait iş makinelerin tamir, bakım, revizyon vb. tüm işlemlerini yapmaya yetkin olduklarını söylediklerini, davacı şirket tarafından davalı şirkete güven duyularak, 2 adet ........ marka döner başlıklı ........ davalı şirkete tamir, bakım ve gerekli işlemlerin yapılması amacı ile teslim edildiğini, davacı şirkete ait iş makinelerine davalı şirketin yapmış olduğu tamir, bakım ve gerekli işlemler nedeniyle 06/10/2022 tarih, ........ sayılı 147.653,40 TL, 18/11/2022 tarih, ........ sayılı 80.741,50 TL'lik 2 adet toplamda 228.394,90 TL'lik hizmet bedeli faturaların düzenlendiğini, davacı şirket, davalı şirkete tüm ödemeleri eksiksiz bir şekilde yaptığını, makineler, davalı şirket tarafından gerekli tamir, bakım, iş ve işlemler yapıldıktan sonra davacıya teslim edildiğini, teslimden sonra, makinelerin olağan kullanımı esnasında davalı şirket tarafından yapılan tamir, bakım, revizyon vb. iş ve işlemlerden kaynaklı arızalar meydana geldiğini, davacı şirket bunun üzerine arızalanan makinelerin tamir ve bakım yapılan yerlerinden kaynaklı arızalarını bildirmek için davalı şirketi arayarak bildirimde bulunduğunu, bunun üzerine davalı şirket, makineleri kontrol edip tamir ve bakımlarının kendilerinden kaynaklı sorun olduysa yeniden tamir ve bakımını yapacağını söylediğini, ancak herhangi bir dönüş yapmadığını, davacı şirkete ait iş makinelerinde oluşan zararların tamamının davalı şirketin hatasından kaynaklı olduğuna, davalı şirket tarafından ayıplı olarak tamir ve bakımlarının yapıldığına ilişkin 04.02.2023 tarihli tutanak tutulduğunu, tutanak üzerine yapılan ödemenin iade edileceğinin söylenerek iade işleminin gerçekleşmediğini, davacı şirket, davalı şirketin yaptığı hatalardan ve ayıplı ifadan kaynaklı olarak dava dışı ........ şirketine yeniden tamir ve bakım yaptırdığını, davacı bu tamir ve bakıma bağlı büyük bir maliyet ödemek zorunda kaldığını, davacı şirketin davaya konu makineleri çalışamaz durumda bekletmesi, davalı şirketin uzun süre maddi zararları tazmin edeceği söylemleri ile davacının çalışamaz halde bekleyen makineden kaynaklı maddi ve manevi ticari kayıplarının olduğunu ileri sürerek, davaya konu iş makinelerinin bakım ve tamir bedeli için davalı şirkete ödenen ve hatalı tamir bakım nedeniyle doğan tüm maddi zararların (........'ya yapılan ödemeler) tazmini için şimdilik 100 TL'nin temerrüt tarihi olan Konya .... Noterliği, 03/03/2023 tarih, ... yevmiye nolu ihtar tarihinden itibaren ticari işlerde temerrüt için uygulanan en yüksek faiziyle birlikte(yasal faizden az olmamak üzere) davalıdan tahsiline, davaya konu iş makinelerinin kullanılamaması nedeni ile davacı şirketin yoksun kaldığı karın şimdilik 50 TL'sinin temerrüt tarihi olan Konya .... Noterliği, 03/03/2023 tarih, ... yevmiye nolu ihtar tarihinden itibaren ticari işlerde temerrüt için uygulanan en yüksek faiziyle birlikte(yasal faizden az olmamak üzere) davalıdan tahsiline, 1.000 TL manevi tazminatın Konya .... Noterliği, 03/03/2023 tarih, ... yevmiye nolu ihtar tarihinden itibaren ticari işlerde temerrüt için uygulanan en yüksek faiziyle birlikte (yasal faizden az olmamak üzere) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmadığını, davalı şirketin adresinin Isparta ili olduğunu, davalının Muğla /Yatağan'da mermer ocağının bulunduğunu, Isparta Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı dava dilekçesi ile hem davalı şirkete ödenen bedelin iadesini hem yeniden yaptırılan onarım bedelinin ödenmesini tek kalem olarak talep ettiğini, davacının iş bu kalemleri birlikte istemesinin mümkün olmadığını, kaldı ki bu kalemlerin terditli olarak dahi istenmesi hukuken mümkün olmadığını, zira sözleşmeden dönme seçimlik hakkının kullanıldığı iddia ediliyorsa taraflar tacir olduğundan sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarın TTK'nın 18/3. maddesi gereği noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılması gerekmekte olup davalı şirkete ulaşan bir sözleşmeden dönme bildirimi bulunmadığını, davacı tarafından ihtarnamede bahsi geçen olay örgüsü ile dava dilekçesinde iddia ettiği olay örgüsü birbiri ile çeliştiğini, ihtarnamede ilgili panterlerin davalı şirkete yaptırılan tamir, bakım, revizyon işlemlerinden kaynaklı arızalar sonrası dava dışı ........'ya götürüldüğü burada yapılan ilk tespitin hemen ardından davalı şirketle irtibata geçildiğini, dava dilekçesinin ise bir kısmında arızalar meydana gelince davalı şirkete bilgi verildiği ve bildirimde bulunulduğu dönüş olmayınca ........ tornaya götürüldüğü, bir kısmında ise yine ........ şirket yetkilileri tarafından yapılan ilk tespitin hemen ardından 02/02/2023 tarihinde davalı şirkete ait davaya konu iş makinelerinde oluşan zararların tamamının davalı şirketin hatasından kaynaklı olduğu, ayıplı olarak tamir ve bakımlarının yapıldığı davalı şirkete bildirildiği iddia edildiğini, bu çelişkilerle birlikte bahsi geçen panterlerde arızaların ne zaman meydana geldiği, ........'ya panterlerin ne zaman teslim edildiği, arıza ile teslim arasında ne kadar zaman geçtiği, kabul anlamına gelmemekle ........'ya götürülmesinden önce bildirim yapıldı ise ilk bildirimin ne zaman yapıldığına ilişkin hiçbir beyan bulunmadığını, 05.02.2023 tarihinde iddialara karşın söz konusu arızaların kendi işlemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit etmek amacıyla ........'nın iş yerine gidildiğini, ancak makinelerin olduğu mahalle gidildiğinde arızaların neden kaynaklandığının tespit edilemeyecek şekilde parçalarının kesilip ana gövdelerinden ayrılmış olduğunun ana şaselerinin parçalanarak bütünlüğünün bozulmuş olduğunu, makinelerin tanınması imkansız halde olduğunun görüldüğünü, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, davalı şirkete herhangi bir bildirim yapılmadan, ........ tarafından onarım yapılmaya başlanması davacının eseri kabul ettiğinin ve sürelere uymadığının ispatı olduğunu, tacirlerin temerrüde düşürülmesi şekli yine TTK'nın 18/3. maddesi ile düzenlendiğini, davalı şirkete, ........'ya onarım yaptırılmadan evvel ulaşan ihbar veya ihtar mevcut olmadığını, bahsi geçen arızanın ayıptan meydana geldiği ispat edilemediği gibi, ispatı da mümkün olmadığını, zira davacı tarafında herhangi bir delil tespiti yaptırılmadığını, davalı şirkete ulaştırılan bir rapor mevcut olmadığını, bahsi geçen makinelerin davalı şirketçe işlem gören makineler olup olmadığı dahi belli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;"...Dava; davacının, davalı şirketin kusurlu davranışları sebebi ile uğradığı zararın tazmini amacı ile açılan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile var olan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede (TBK m.474); gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir (TBK m. 477). Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde (TBK m. 147/son ) talep edilebilir. Eğer eser iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa kural olarak ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü delille ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (YHGK'nın 02.02.1979 gün 1977/11-393 E. 1979/80 K. sayılı ve Dairemizin 16.01.2013 tarih ve 2012/5835 E., 2013/129 K. sayılı ilamında bu ilke ve esaslar ayrıntıları ile açıklanmıştır.)
Öte yandan, YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Davacı tanıkları alınan beyanlarında; tanık ........ beyanında; "Ben davacı ........ şirketinde 2024 yılında satın alma sorumlusu olarak çalıştım, ben Muğla ya gittiğimde dava konusu makinelerin bir kısmı arızalı idi ben arıza olan bölümleri topladım, Denizli de ........ isimli iş yerine getirdim, ........'ın söylediğine göre yanlış kaynak yapıldığı için arızanın oluşmuş, biz de buna dayanarak tamirini yaptırdık, karşı tarafa bunun bildirilip bildirilmediğini bilmiyorum, ben bu iş makinelerinin ilk tespit edildiği zaman iş yerinde yoktum, ben Muğla ya 2024 yılının Ocak ayında gitmiştim, tamiri tam olarak ne zaman yaptırdığımızı hatırlamıyorum, başkaca bir bilgim yoktur," şeklinde beyanda bulunduğu, tanık ........ beyanında; "Benim kendime ait şirketim vardır, bu şirkette tamirat ve tadilatla ilgili işlemler yapmaktayım, davacı firma bana müracaat ederek ........ Marka döner başlı panterlerin arızalanması sebebiyle tadilata getirmiştir, bana tadilat yapılıp yapılmayacağını sormuştur, bende makinayı ekspere alıp inceledim, makinadaki hatayı tespit ettim, makinada merkez hatasını tespit ettim ve bunu hem davacıya hem de davalıyı daha önce tanıdığım ve birlikte iş yaptığım için davalıya bildirdim, o da tamam dedi ancak daha sonra işi yapmamış, benim görgüm bilgim bundan ibarettir tanıklık ücreti talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davalı tanığı ........ Kocakaya alınan beyanında " ben davalı firmada işin yapıldığı tarihte torna kaynak ustası olarak çalışmaktaydım, fakat şu an işten ayrıldım, dava konusu olan makinenin ismi ........ diye geçer, davacı bizden bunu yapmamızı istedi, biz yaptık ve çalışır vaziyette teslim ettik, yaklaşık 3 ay sonra öğrendik ki davacı taraf yapılan malzemeyi tamir ettirmek için 3. Bir firmaya başvurmuş, dava dışı 3. Firma bize ulaştı ve biz bu şekilde öğrendik, davacı tarafından bize arıza var gelin tamir edin diye bir istem olmadı, dava dışı 3. Firmanın bulunduğu yer olan Denizli'ye bizi çağırdılar, Denizli'ye gittim, dava dışı 3. Firma tarafından biz gittiğimizde ........ denen makine zaten parçalanmıştı, biz arızalı parçaları göremedik, zaten bu firma imalatçı olduğu için bu parçalardan çokça ellerinde mevcuttu, hangisi bizim parça olduğunu anlayamadık, başkaca diyeceğim yoktur," şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Tanık İsmail Yıldırım beyanında; "Ben davalı şirkette kaynakçı olarak çalışıyorum, davacı şirket makine parçasını bize getirdi, parça bozuktu, tamir etmemizi istediler, tamir ettik, teslim ettik, bir hafta on gün kadar parça bizde kaldı, bir kaç ay sonra davacının makinesinin yeniden arızalandığını duyduk, ödemeleri bilmiyorum, biz parçayı tamir edip manuel olarak çalıştırıp sonra teslim ediyoruz, teslim ettiğimizde de hiçbir arızası yoktu, benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir," şeklinde beyanda bulunduğu, Tanık ........ beyanında; "Davalı şirket bünyesinde torna kaynakçı olarak çalışıyorum, mermer ayırıcı ........ olarak bilinen makineyi davacı şirket çalıştığımız yere getirdi, torna kaynak borvek işlemlerini yaptık, çalışır vaziyette teslim ettik, biz tamirden sonra manuel olarak çalışmasını kontrol ediyoruz, çalıştığını gördük, sıkıntı yoktu, teslimini yaptık, 3-4 ay sonra Denizli'de üçüncü tanımadığımız bir tamirci tornacı firmadan telefon geldi, bizim yaptığımız panterin arızalı olduğunu beyan ettiler, bunu bize davacı şirket değil, tanımadığımız dava dışı üçüncü bir firma söyledi, davalı şirketin sahibi ........ Bey, ben ve ........ usta üçümüz Denizli ........'ta sanayide ........'ye gittik, bize bir ........ makine gösterdi, ancak bu makine parçalanmış haldeydi, bütün parçaları dağınık bir şekilde dükkan içerisindeydi, bize sizin yaptığınız bu dedi, ancak bizim yaptığımız makine olup olmadığını anlamamız mümkün değildi, çünkü zaten dükkanda bir sürü aynı makineden vardı, bizim tamir ettiğimiz makine olduğunu anlamamız mümkün değildi, bize bir komplo kurmuş dahi olabilirler, çünkü ellerinde aynı makineden onlarca vardı, makinenin seri numarası, barkodu yoktu, bu bir makine parçası olduğu için bunu ayırt etmek mümkün değildi, benim olayla ilgili bilgim ve görgüm bundan ibarettir," şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce dava konusu makinelere ilişkin olarak makine mühendisi, gayrimenkul değerleme uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınmış, bilirkişi heyeti 21/04/2025 tarihli raporda sonuç olarak; dosya içeriğindeki faturalarda ve sunulan vidolarda ilk arızalı 2 adet panterin ........ getirilerek onarımın yapılmış olduğunu (davalı tarafından verilen vido ve faturalardan, tanık ifadelerinden tespit edildiğini), kısa zamanda ........’nin yapmış olduğu onarımın arızalanması neticesinde şirkete bildirildiği halde zamanında ilgilenmediklerinden dolayı davacı tarafından ........'ne yaptırdıklarını, (........ tarafından tutulan tutanaklarda davalı tarafın geldiği ve ayıpların gösterildiğine dair tutanaklar dosya içeriği bölümünde görüldüğü), 2 adet panterin iç kısımları montajlı olduğu için görülmediğinden arıza tespiti yapılamadığı, davacı tarafın uyuşmazlık konusu dönemlere ilişkin ticari defterlerinin onaylarının yasal süresi içerisinde yapıldığını, bu defterlere yapılan kayıtların muhasebe tekniği açısından birbirini doğrular nitelikte olduğunun tespit edildiğini, uyuşmazlık konusu 06.10.2022 tarihli, ........ sayılı ve 147.653,40 TL tutarındaki fatura, davacı tarafın ticari defterlerinde 06.10.2022 tarihli ve 3-........ fiş numarasıyla; 18.11.2022 tarihli, ........ sayılı ve 80.741,50 TL tutarındaki fatura ise yine davacı tarafın ticari defterlerinde 18.11.2022 tarihli ve 3-........ fiş numarasıyla kayıtlı olduğunun gözlemlendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, uyuşmazlık konusu fatura tarihlerinden önce de mevcut olduğunu, 06.10.2022 tarihli, ........ sayılı, 147.653,40 TL tutarlı fatura öncesinde davacı şirketin davalı şirkete 7.772,58 TL tutarında borçlu olduğunu, bu fatura ile birlikte borç tutarının 155.425,98 TL'ye yükseldiğini, davacı şirketin ticari defterlerinde yer alan 04.11.2022 tarihli ve 3-012263 fiş numaralı kayıtla, davalı şirkete 154.000,00 TL bedelli bir çek düzenleyerek ödeme yaptığını, 18.11.2022 tarihli, ........ sayılı, 80.741,50 TL tutarındaki fatura öncesinde davacı şirketin davalı şirkete 1.408,34 TL borçlu olduğu, bu fatura ile birlikte toplam borç
tutarının 82.149,84 TL'ye ulaştığını, davacı tarafça, ticari defterine kaydedilen 13.02.2023 tarihli ve 3-001213 fiş numaralı kayıt ile davalı şirkete 80.700,00 TL tutarında bir çek düzenleyerek ödeme yaptığını, dava tarihi itibarıyla davacı şirketin davalı şirkete 767,08 TL tutarında borçlu olduğunun gözlemlendiğini, dava dosyasına vergi idaresi tarafından sunulan Ba formunun “Tablo 2 – Dönem İçinde Mal ve Hizmet Satın Alınan Kişilere İlişkin Bilgiler” bölümünde, 2022 yılı içerisinde davacı ........ A.Ş.'nin davalı ........’ne ait iki adet alış faturasını beyan ettiğini, benzer şekilde, dava dosyasına sunulan Bs formunun “Tablo 2 – Dönem İçinde Mal ve Hizmet Satışı
Yapılan Kişilere İlişkin Bilgiler” bölümünde ise, davalı ........’nin 2022 yılı içinde
davacı şirkete ait iki adet satış faturasını beyan ettiğinin gözlemlendiğini belirtmiştir.
Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacının 2 adet ........ marka döner başlıklı panterleri arızalanması sebebiyle dava konusu makineleri davalı şirkete tamir, bakım ve gerekli tüm iş ve işlemler için götürüldüğünün ve teslim edildiğinin, davacı şirkete ait iş makinelerine davalı şirketin yapmış olduğu tamir, bakım ve gerekli işlemler nedeniyle 06/10/2022 tarih, ........ sayılı 147.653,40 T, 18/11/2022 tarih, ........ sayılı 80.741,50 TL'lik 2 adet toplamda 228.394,90 TL'lik hizmet bedelli faturaların düzenlendiğini, davacı şirketin, davalı şirkete tüm ödemeleri eksiksiz bir şekilde yaptığını, makineler, davalı şirket tarafından gerekli tamir, bakım, iş ve işlemler yapıldıktan sonra davacıya teslim edildiğini, teslimden sonra, makinelerin olağan kullanımı esnasında davalı şirket tarafından yapılan tamir, bakım, revizyon vb. iş ve işlemlerden kaynaklı arızalar meydana geldiğini, davacı şirket bunun üzerine arızalanan makinelerin tamir ve bakım yapılan yerlerinden kaynaklı arızalarını bildirmek için davalı şirketi arayarak bildirimde bulunduğunu, ancak herhangi bir dönüş yapılmadığını, davacı şirkete ait iş makinelerinde oluşan zararların tamamının davalı şirketin hatasından kaynaklı olduğu belirtilerek, davalı şirketin yaptığı hatalardan ve ayıplı ifadan kaynaklı olarak dava dışı ........ şirketine yeniden tamir ve bakım yaptırdığını, davacı bu tamir ve bakıma bağlı büyük bir maliyet ödemek zorunda kaldığını, davacı şirketin davaya konu makineleri çalışamaz durumda bekletmesi, davalı şirketin uzun süre maddi zararları tazmin edeceği söylemleri ile davacının çalışamaz halde bekleyen makineden kaynaklı maddi ve manevi ticari kayıplarının olduğunu belirterek, davaya konu iş makinelerinin bakım ve tamir bedeli için davalı şirkete ödenen ve hatalı tamir bakım nedeniyle doğan tüm maddi zararların tazminin talep edildiği, Mahkememizce ayıba yönelik tanıkların dinlendiği, Mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınan 21/04/2025 tarihli raporda sonuç olarak; 2 adet panterin iç kısımları montajlı olduğu için görülmediğinden arıza tespiti yapılamadığının belirtildiği, davacı tarafından dava konusu makinelerin arızalı olduğu iddia edildikten sonra tamir ettirildiği, bu süreçte delil tespiti yaptırılmadığı, davacının davacıya ait iş makinelerinde oluşan zararın davalının yapmış olduğu iş ve işlemlerden kaynaklandığı hususunu ispat edemediği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur" gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle,Yerel Mahkeme kararının, dosya kapsamındaki delillerin yanlış değerlendirilmesi, tanık beyanlarının sübjektif yorumlanması ve hukuki nitelendirmenin hatalı yapılması sebebiyle usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararında "davacının davacıya ait iş makinelerinde oluşan zararın davalının yapmış olduğu iş ve işlemlerden kaynaklandığı hususunu ispat edemediği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiştir." şeklinde değerlendirmede bulunduğunu, ancak bu değerlendirmenin dosya kapsamındaki açık deliller ve yerleşik Yargıtay içtihatları karşısında hatalı olduğunu, davacı tanıklarından ........'ın, kendisinin davalıya makinadaki merkez hatasını bildirdiğini, davalının da tamam dediğini ancak daha sonra işi yapmadığını beyan ettiğini, yine davacı tanığı ........'ın, makinelerin yanlış kaynak yapıldığı için arızalandığını ve tamir ettirdiklerini belirttiğini, bu beyanların, ayıp ihbarının davalıya öncelikle sözlü olarak yapıldığını açıkça ortaya koyduğunu, mahkemenin bu tanık beyanlarını göz ardı etmesi ve davacının zararının davalıdan kaynaklandığını ispat edemediği sonucuna varmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin arızaların tespit edilmesi üzerine davalıya bildirimde bulunarak bu yükümlülüğünü yerine getirdiğini, bu hususun tanık beyanları ve ........ tarafından tutulan tutanaklarla, kamera kayıtları ile ispat edildiğini, dosyaya sunulan, davalının kestiği ve dava dışı ........ tarafından kesilen faturalardaki kıyaslamalar ile dahi meydana gelen zararın ve bu zararların davalı tarafından yapılan iş ve işlemlerden sonra oluştuğunun görüldüğünü, teknik uzmanlığı olan bir bilirkişi tarafından yapılacak değerlendirmeyle rahatlıkla anlaşılabilecek bir durum olmasına rağmen, keşif mahallinde makinenin sökülemediği iddia edilerek hüküm verilmesinin hakka ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin keşif yaptığı adresteki tarihte makinelerin sökülüp içine bakılamamasının nedeninin, teknik ve fiziki şartların uygun olmamasından kaynaklı olduğunu, tavan vinci olan bir sanayi iş yerinde makinelerin, bu makineden anlayan kişilerce sökümün yapılması imkanının bulunduğunu, başkaca sökülme imkanının bulunmadığını, dava konusu makinelerin, mermer madenciliği sektöründe kullanılan büyük, ağır ve teknik uzmanlık isteyen karmaşık makineler olduğunu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere makinelerin iç kısımlarının montajlı olduğu için arıza tespiti yapılamaması, makinelerin ayıplı olmadığı anlamına gelmediğini, aksine, bilirkişi incelemesinin bu haliyle yetersiz kaldığını gösterdiğini, mahkeme'nin delil tespiti yaptırılmadığı gerekçesinin de hatalı olduğunu, gizli ayıpların, doğası gereği hemen tespit edilemediğini, kullanım sırasında ortaya çıktığını, her zaman anında delil tespiti yapılmasının mümkün olmayabileceğini, önemli olan, ayıbın ortaya çıktığında yükleniciye derhal bildirilmesi olduğunu, bu yükümlüğin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, ayrıca, davalı şirket yetkilisi ........'in ........ firmasının adresine gelerek makineler üzerinde inceleme yaptığı ve hatanın kendilerinden kaynaklandığını sözlü olarak kabul ettiğini, bu hususun ........ tarafından tutulan tutanaklarla sabit olduğunu, bu tutanakların, kamera kayıtlarının ve tanık beyanlarının, delil tespiti niteliğinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeni ile, ödenen iş bedelinin, ayıplı ifa nedeni ile dava dışı 3.kişiye yaptırılan onarım bedelinin, mahrumiyet bedelinin ve manevi tazminatın tahsili talebine ilişkindir. Davacı iş sahibi davalı yüklenicidir.
Davacı ile davalı arasında, iki adet ........ marka döner başlıklı panterlerin onarımı hususunda eser sözleşmesi yapılmıştır. Uyuşmazlık ise sözleşmeye konu makinelerin onarımının ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle dava konusu ayıp nedeni ile 03/03/2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile davacı tarafından davalı tarafa ayıp ihbarında bulundurduğu anlaşıldığından ayıp ihbarının yapılmış olduğu anlaşılmıştır.
Ayıp, eser sahibine teslim edilen eserin niteliklerinde, sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına göre teslim edilmesi gereken eserin özellikleriyle karşılaştırıldığında, ortaya çıkan sapmadır. Kısaca ayıp, teslim edilenle, teslim edilmesi gereken arasındaki farktır (Yavuz, Nihat: Ayıplı İfa, Seçkin Yayınevi, 2. Baskı, Ankara 2010, sh. 437-438-447). Buna göre, ayıbın ortaya çıkarılması için iş sahibi tarafından teslim edilen ile sözleşmede kararlaştırılanın karşılaştırılması ve eksiklikler bulunması halinde teslim edilen eserin ayıplı olduğunun kabulü gereklidir.
Yargıtay HGK 2015/1184 K., sayılı ilamına göre de; Kural olarak, eser sözleşmelerinde işin yapıldığını ve teslim edildiğini kanıtlama külfeti yükleniciye, eserin ayıplı olduğunu kanıtlama külfeti ise iş sahibine aittir. Eserin ayıplı olduğu her türlü delil ile ispatlanabilirse de, tanık delili, zayıf ve çürük bir delildir. Tanığın bir vakıayı tamamen hatırında tutması ve gerçeği olduğu gibi anlatması zordur. Bundan başka, ahlak, din, şeref ve namus gibi manevi yönleri zayıf olan kişilerin, bilerek gerçeğe aykırı tanıklık yapmaları mümkündür. Bundan dolayı, tanık delili ancak küçük tutarlar ve senede bağlanması imkansız olan hukuki işlemler ve hukuki fiiller için caizdir.
Somut olayda ise, davacı taraf davalının yaptığı onarım işinin ayıplı olduğunu ve onarım sonrası ortaya çıkan ayıpları dava dışı firmaya yaptırdığını beyan etmiş, delil olarak da tanık beyanlarına, dava dışı firmanın faturalarına ve tutanaklarına, fotoğraf ve video kayıtlarına dayanmıştır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü hakkında bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulmuş ise de, alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece yapılacak iş, tekrar önceki heyette görev almayan 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi eşliğinde keşif yapılması sureti ile dava konusu her iki makinenin de bilirkişiler huzurunda sökülerek, keşfe konu makinelerin dosyadaki bilgi ve belgeler uyarınca sözleşmeye konu makineler olup olmadığı, sözleşme konusu makineler olması halinde ise, dava dışı firma tarafından yapılan onarımın sözleşmeye konu makineler için yapılıp yapılmadığı, dava dışı firma tarafından yapılan onarımların sözleşmeye konu makineler için yapıldığının anlaşılması halinde ise, ayıbın davalı onarımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, dava dışı firma tarafından kesilen faturalar ile davalı tarafından kesilen faturalardaki onarımların aynı olup olmadığı hususlarında ek rapor alınarak bu şekilde sözleşmeye konu makinelerin davalı tarafından ayıplı olup olmadığı tespit edilmelidir. Ayıbın varlığının ve niteliğinin tespiti halinde ise;
Davacı taraf, ödediği iş bedelinin iadesini istediğine göre 6098 sayılı TBK'nın 475/1-1. maddesindeki sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullandığı anlaşılmaktadır. Ayıp nedeni ile sözleşmeden dönme hakkının kullanılabilmesi için eser işsahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olması gerekir. Bu nedenle mahkemece tespit edilen ayıpların sözleşmeden dönmeyi gerektirecek derecede ayıplı olup olmadığı değerlendirilmeli, bu konuda bilirkişilerden rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Ayıbın sizleşmeden dönmeyi gerektirecek nitelikte olmadığının anlaşılması halinde de, Yargıtay 15 Hukuk Dairesinin 2013/5819 K sayılı ilamında belirtildiği üzere; davacı iş sahibince kullanılmak istenen seçimlik hakkın somut olaya ve dosya kapsamına uygun düşmemesi halinde uyuşmazlığın bilirkişi raporuyla belirlenen ve mahkemece kabul edilen seçimlik hakka göre sonuçlandırılması gerekir.
Ayrıca, davacı taraf, davalının ayıplı onarım (ifa) nedeni ile dava dışı firmaya ödediği bedeli de davalıdan talep etmektedir. Ancak bu bedelin, davalının yapması gerektiği onarım bedeli mi olduğu yoksa ayıplı onarım nedeni ile oluşan başkaca zararlar mı olduğu dava dilekçesinden anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davacı tarafa 6100 sayılı HMK'nın 31.maddesi kapsamında süre ve imkan verilerek, dava dışı firmaya ödenen bedelin, davalının yapması gerektiği onarım bedeli mi olduğu yoksa ayıplı onarım nedeni ile oluşan başkaca zararlar mı olduğu hususu açıklatılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Eser, sözleşmesine uygun biçimde yapılmamış ve reddi gerekiyorsa iş sahibi eserin reddini ve ödediği bedelin iadesini talep edebileceği gibi eseri reddetmeyip ayıplı imalâtın giderilebilmesi için gerekli bedelin ödetilmesini ve her iki halde de imalâtın hatalı yapılması yüzünden uğradığı zararın davalı yükleniciden tahsilini talep edebilir. (Y.15. HD. 2007/7530 K)
Ayıplı eser tesliminden dolayı iş sahibi, yükleniciden sözleşmeden dönme, ücretten indirim veya eserin onarılmasını isteme hakları yanında ayrıca ayıplı eserin sebep olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Dolayısıyla, zararın tazminini isteme hakkı, seçimlik hakların yerine geçen seçimlik bir hak değil, bilakis onlarla birlikte istenebilen, onlara eklenen (kümülatif) bir haktır. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 475/3. maddesinde iş sahibinin genel hükümlere göre uğramış olduğu zararın tazminini isteme hakkı saklı tutulmuştur. Ancak tazminat istenebilmesi için iş sahibinin ayıbı yükleniciye zamanında ihbar etmesi ve kusurlu olmaması gerekir. Tazminatın şartları, eserdeki ayıp, zarar, ayıpla zarar arasında uygun illiyet bağı ve yüklenicinin kusurudur. Zararın kapsamına, ayıbın neden olduğu ilk zarar yani ayıptan doğan zarar girdiği gibi, ayıbı takip eden zarar da girer. Ayıbı takip eden zararlar arasında bilhassa ayıp nedeniyle iş sahibinin uğramış olduğu kazanç kayıplarıyla kira geliri kayıplarını saymak gerekir. (Y. 15. HD. 2021/526 K)
Eldeki davada ise, sözleşmeye konu makinelerin davalı tarafından ayıplı onarım yapıldığının anlaşılması halinde ise, ayıp nedeni ile davacı tarafın uğradığı makine mahrumiyeti nedeni ile var ise kar kaybını talep edebilecektir. Bu nedenle mahkemece davacı tarafın talep ettiği zarara yönelik inceleme ve araştırma da yapılması gerekmektedir.
Kabule göre de; davacı tarafa dava dilekçesi ile hem sözleşmeden dönerek davalı tarafa ödediği onarım bedelini hem de ayıplı onarım nedeni dava dışı firmaya ödediği onarım bedelini talep etmiş ve her iki talebi için de 100 TL talep etmiştir. Davacının anılan talepleri iki ayrı talep olup her bir talebinin ne kadar olduğu hususunda 6100 sayılı HMK'nın 119/1-ğ maddesi uyarınca davacıya süre ve imkan verilmemesi de hatalı olmuştur.
Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6.maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/10/2025 Tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
1-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince kendisine iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
4-Karar tebliğ ve harç iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.13/07/2026
.....
Başkan
...
¸e-imzalıdır
.....
Üye
...
¸e-imzalıdır
.....
Üye
...
¸e-imzalıdır
.....
Katip
...
¸e-imzalıdır
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸
Emsal Karar Arama
Konya Bam 5. HD, T. 13.07.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.