T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: DENİZLİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 20/03/2023
DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat
GEREKÇE TARİHİ: 13/07/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30/08/2018 tarihli müvekkili ...ın sevk ve idaresindeki .... plakalı aracı ile .... Yolu üzerinde ... istikametine seyir halinde iken .... Köprülü Kavşağı alt yolunda aracının ön kaputunun bir anda açıldığını, müvekkilinin arabayı sağa çekerek aracından indiğini, daha sonra .... idaresindeki .... San. ve Tic. Ltd. Şti. kayıtlı .... plakalı aracın dikkatsiz bir şekilde alt yola girdiğini ve müvekkiline ...a çarparak yaralanmasına ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet olduğunu, meydana gelen kaza sebebiyle müvekkilinin sağ bacağında parçalı kırık, boynunda çatlak meydana geldiğini ameliyat ile sağ bacağına platin takıldığını, müvekkilinin emekli olmasına rağmen köydeki tarlasında meyve sebze yetiştirerek ve bunları satarak geçimini sağladığını, ancak bu kaza nedeniyle müvekkilinin kaza tarihinden bu yana ameliyat ve tedavilerle uğraştığını sağ bacağı kırık olduğu için işlerini yapamadığını, müvekkilinin evden dahi zor çıktığı için tarlası ve bahçesiyle ilgilenemediğini, davalının trafik kazası meydana geldiği yerde müvekkilinin aracını görmemesinin imkansız olduğunu, davalı sürücünün yaşı göz önüne alındığında aracın hızını azaltmadığından gözlerinde görme kaybı durumunun olduğunu, davalı sürücünün trafiğe çıkmasının uygun olmadığının açıkça ortada olduğunu beyan ederek müvekkilinin kaza tarihinden bu yana çalışamaması nedeniyle kazanç kaybı ile geçici ve kalıcı iş göremezlik sebebiyle çalışma gücü kaybından doğan zararlar tedavi ve bakım giderleri ile tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraftan dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın, 75.000,00 TL manevi tazminatın hakkın doğum tarihindeki işleyecek olan yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalılar .... ve .... San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kazanın oluşunda önemli derecede kusurunun bulunduğunu, ayrıca davacının kaza sonrası aracın flaşörlerini yaktığına ilişkin trafik kaza raporunda bir açıklığın bulunmadığını, davacının aracı köprülü kavşak alt yolunda ön kaputun açılması nedeniyle açıldığını, ön kaputun açılması, aracın bakımsız olmasından kaynaklandığını, ön kaputun açılıp 3. kişiye zarar vermesi durumunda ayrıca davacının sorumlu olacağını, davacının aracı yolun tam sağına çekmediğini, bu hususta trafik raporunda belli olduğunu, davacının aracın arızalanması sonucu aracın arkasına uyarı levhası koyması gerekirken bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve kazanın oluşuna bizzat neden olduğunu, kazanın oluşunda bizzat davalının kusurlu olduğunu, davacı .... kaza tespit tutanağında trafik güvenliğini tehlikeye koymak maddesini ihlal etmesi nedeniyle Trafik Kanunu’nun 47/1-d maddesi uyarınca önemli derecede kusurlu bulunduğunu, davacının tüm sağlık harcamalarının devlet tarafından karşılanması gerektiğini, bağ ve bahçe gelirlerini hukuka uygun bulmadıklarını, davacının varsa gelir vergisi, ticaret ve meslek odası kayıtlarını belgelemesi gerektiğini, ayrıca davalıya sigorta şirketinden 4.990,00 TL'lik ödemede bulunulduğunu öğrendiklerini, davacının istediği 75.000,00 TL'lik manevi tazminat miktarının kabul edilemediğini, fiyatın çok fahiş olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketinin cevap dilekçesi sunmadığı görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... 30/08/2018 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile sağ şeritte duraklamakta iken davalı şirkete ait diğer davalı muris .... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacıya çarpması sureti ile maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, davacının kazada yaralandığı, ceza mahkemesinde alınan kusur raporu ile mahkememizce aşamalarda alınan kusur raporları arasında çelişkiler bulunması nedeniyle İTÜ trafik kürsüsünden oluşturulan heyetten alınan bilirkişi raporu ile davalı sürücü ...ın %50 oranında davacının da %50 oranında kusurlu olduğu, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen rapora göre davacının geçirdiği trafik kazası sonucu %12,6 özür oranının bulunduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından kusur oranında yapılan hesaplama neticesinde geçici iş göremezlik zararının 5.227,14 TL ve kalıcı iş göremezlik zararının 58.759,86 TL olarak hesaplandığı, ayrıca davacı vekili tarafından kaza sonrasında davacının tedavi gördüğü .... Sağlık Hastanesine ait 04/09/2018 tarihli fatura bedeli olan 4.550,00 TL de tedavi gideri olarak kabul edilmekle, davacının yaralanması nedeniyle oluşan bu zarar kalemlerinden tüm davalıların sorumlu olduğu, meydana gelen kazada tarafların kusur oranı, bedel artırım dilekçesi, poliçe teminat limiti ve tazminat bedeli dikkate alındığı yine, manevi tazminat istemi yönünden olay tarihi, ekonomik koşullar, paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, davacının yaralanmasının niteliği ve maluliyet oranları, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacıya 40.000,00 TL manevi tazminatın verilmesinin uygun olacağı" gerekçesiyle "...maddi tazminat yönünden açılan davanın kabulü ile; 5.227,14 TL geçici iş göremezlik, 58.759,86 TL sürekli iş göremezlik, 4.550,00 TL tedavi giderlerinin davalı sigorta şirketinden poliçe limiti ile sınırlı olarak temerrüt tarihi olan 14/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalılar ... , ... ve .... A.Ş.'den olay tarihi olan 30/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile; 40.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... , .... ve .... A.Ş.'den olay tarihi olan 30/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davalılar .... San. ve Tic. Ltd. Şti., .... ve .... vekili ile davalı ....A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
Davalılar .... San. ve Tic. Ltd. Şti., .... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazanın köprülü kavşak alt geçidinde meydana geldiğini, bahsi geçen yolda trafik akışının hızlı olduğunu ve her an etraftan yaya çıkabilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaldı ki kazanın gerçekleştiği alt geçitin de yayaların kullanımı dışında yalnızca araçların bulunabileceği konumda olduğunu, bu durumda müvekkilinin seyir hızını yola her an bir yaya çıkabilmesi ihtimalini düşünerek belirlemesinin trafiğin akışını kötü yönde etkileyerek trafik kurallarının ihlali sonucunu doğuracağını, ayrıca müvekkilinin seyir hızının saatte yaklaşık 40 km olduğunu bu seyir hızının olayın gerçekleştiği yol için oldukça makul seviyede olduğunu, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere söz konusu yolda hız sınırının 80 km olduğunu, bu durumda müvekkilinin herhangi bir hız sınırı ihlali bulunmadığı gibi trafik akışı içerisinde oluşabilecek tehlikelere karşı da önlem niteliğinde bir seviyede olduğunu, kazanın tamamen davacının akış içindeki trafikte özen yükümlülüklerine uymadan aracından inmesi ve çevresini kontrol etmemesi sebebiyle meydana geldiğini, şayet davacı tarafın arabasında beklese ve aracından aşağıya inmese davacının herhangi bir cismani zararının meydana gelmeyeceğini, bilirkişiler tarafından bu zamana kadar bu konuda bir değerlendirme yapılmadığını, davacı tarafın aracının içinde iken bir zarara uğramadığını, aracının dışında köprülü kavşakta aracından inmesi sonucu kazaya sebebiyet verdiğini, Adli Trafik Bilirkişisinin 08/02/2021 tarihli bilirkişi raporunun da bu doğrultuda davacıyı asli kusurlu değerlendirerek kazaya sebebiyet verdiği sonucuna vardığını, müvekkilinin dava konusu olaya ilişkin herhangi bir kusuru bulunmamasına rağmen istinaf başvurularına konu kararın esas aldığı bilirkişi raporunda %50 asli kusurlu olarak değerlendirildiğini, bu durumun hukuka aykırı olduğunu, raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, lehe olan ve somut olaya dair daha tutarlı değerlendirmeler içeren raporların dikkate alınmadan karar verildiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemenin belirlediği manevi tazminat miktarının somut olayın özellikleri değerlendirildiğinde oldukça yüksek olduğunu, müvekkillerinin miras bırakanı ...'ın herhangi bir kusuru bulunmadığı olayda hatalı değerlendirmeler içeren bilirkişi heyeti raporuyla kusurlu olduğu kanaatine varıldığını ve bunun kabul üzerinden hakkaniyete aykırı bir manevi tazminata hükmedildiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı .... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından ödeme tarihideki verilere göre yapılan ödemeyle davacının zararlarının karşılanıp karşılanmadığının tespit edilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, emekli kişinin kazanç kaybından söz edilebilmesi için ise gelir elde edecek başka bir işte çalışıyor olması gerektiğini, kaldı ki müvekkili sigorta şirketinin zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamında tedavi giderleri ile tedavi giderlerinden sayılan geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı giderlerinden sorumluluğu bulunmadığından işbu talepler yönünden reddine karar verilmesi gerekirken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, öte yandan Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatından müvekkili şirketin sorumlu tutulabileceğinin de söylenemeyeceğini, dava konusu kaza nedeniyle tazminat hesabının TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin 14/11/2018 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz işleyeceğinin kabul edilmiş olmasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin adına avans faizinden sorumlu oduğu şekilde hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, trafik kazası nedeniyle gerçekleşen yaralanmaya bağlı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut dosyada; 30/08/2018 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç ile sağ şeritte duraklamakta iken davalı şirkete ait diğer davalı muris ... sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın davacıya çarpması sureti ile maddi hasarlı ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiği, davacının kazada yaralandığı, davacı tarafça da yaralanmaya bağlı olarak daimi ve geçici maluliyete dayalı maddi tazminat istemiyle birlikte tedavi gideri taleplerinin de yer aldığı, yine manevi tazminat isteminde de bulunulduğu, ilk derece mahkemesince davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile birlikte manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karara verildiği, karara karşı davalılar tarafından yukarıda izah edilen nedenlerle istinaf isteminde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında yer alan kusur raporları incelendiğinde öncelikle kaza tespit tutanağında hem davacının hem da davalının kuurlu bulunduğuna yönelik değerlendirmenin mevcut olduğu, yine Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası kapsamında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 02/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda ise davacının ve davalı ...ın asli kusurlu olduğuna yönelik bilirkişi raporunun mevcut olduğu, aynı dosyada daha önceden adli trafik bilirkişisinden alınan 19/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda ise kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu davalı ...ın ise tali kusurlu olduğu belirlenmiş, ilk derece mahkemesince 01/02/2021 tarihli adli trafik bilirkişisinden alınan raporda ise davacının asli ve tam kusurlu olduğu, yine davalı sürücü ...ın ise herhangi bir kusurunun olmadığı yönünde rapor tanzim edilmesi üzerine çelişkilerin giderilmesi için İTÜ Makine Fakültesi'nde görevli akademisyen bilirkişilerden alınan 08/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda ise hem davacının hem de davalı ...ın kazanın meydana gelmesinde ve zararın oluşumunda %50'şer oranında asli kusurlu bulunduğu tespit edilmiş, ilk derece mahkemesince de 08/12/2022 tarihli rapora itibar edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalılarca her ne kadar hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğu davalı tarafın kusurunun bulunmadığı belirtilerek istinaf isteminde bulunulmuşsa da 08/12/2022 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında, çelişkileri giderir mahiyette, ayrıntılı ve denetime açık olması da gözetilerek herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla bu yönde istinaf istemlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Dosya kapsamında alınan Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın hazırladığı 17/04/2020 tarihli bilirkişi raporunda kaza sonucunda davacının olay tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporu Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında %12,6 oranında daimi maluliyeti ile birlikte 6 ay geçici iş göremezliğinin tespit edildiğini, raporun davacının yaralanmasıyla orantılı ve doğru yönetmelik hükümlerine göre hazırlanması sebebiyle davalıların bu yöne ilişkin istinaf isteminin de yerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen tazminat miktarına avans faizi uygulanmasına karar verilmekle davalı sigorta şirketi tarafından ZMSS poliçesi kapsamında sigortalanan kamyon vasfındaki ticari araç olması, araç işleteninin de davalı şirket olması gözetilerek ticari faize yönelik davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı, yine davacının davalı sigorta şirketine dava tarihinden evvel yapmış olduğu başvuru tarihinin 26/10/2018 olması ve 8 iş günü sonrasında 08/11/2018 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğü ve bu tarihten itibaren davacının ticari faiz ile birlikte tazminat isteminde bulunabileceği sabit ise de; ilk derece mahkemesince davalı sigorta şirketi bakımından 14/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsil hükmünün kurulduğu, buna göre istinaf edenin sıfatı da gözetildiğinde davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöne ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Davacının yaralanması nedeniyle TBK'nın 56/1 maddesi uyarınca sigorta şirketi haricindeki davalılardan manevi tazminat isteminde bulunulması üzerine ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olup, tarafların sosyal ve ekonomik durumları davacının yaralanmasının boyutu, paranın alım gücü, davacının geçirdiği tedavi sürecinin uzunluğu bir arada değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarının orantılı ve hakkaniyetli bulunduğu, fazla olmadığı kanaatine varılarak sigorta şirketi haricindeki diğer davalıların bu yöne ilişkin istinaf istemlerinin yerinde olmadığı belirlenmiştir.
Ancak, aktüerya bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda davacının daimi maluliyetine yönelik olarak hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve Progresif Rant usulüne göre hazırlanmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmamakla birlikte davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden önce 27/11/0218 tarihinden evvel 4.990,06 TL hasar ödemesinin davacıya yapıldığı bildirilmesine rağmen yapılan ödemenin araç hasarı mı yoksa davacının yaralanması nedeniyle yapılan bir ödeme mahiyetinde mi olup olmadığı, ilk derece mahkemesince davalı sigorta şirketinden sorulmadan yine davacının yaralanmasına bağlı olarak maluliyeti kapsamında yapılmış bir ödeme ise aktüerya bilirkişisince dava tarihinden önce yapılan ödemeler sebebiyle bu ödemenin hesap tarihine kadar uygulanacak yasal faizi ile birlikte belirlenecek tazminattan mahsubu yapılmaksızın yazılı şekilde davacının daimi iş göremezliğine yönelik karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesinde; "Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır." şeklinde hüküm bulunmakta olup, anılan maddeye göre sigorta şirketleri ve sigorta şirketinin sorumluluğunu üstlendiği araç işleteni ve sürücüsünün belgeli tedavi giderleri yönünden sorumluluğu son bulmuştur.
Yukarıda izah edilen hukuki olgular karşısında, Kanun gereği kazazede için özel ve resmi sağlık kurumunda yapılan her türlü tedavinin, gerçek zarara işaret etmesi ve yaralanma ile uygunluk göstermesi şartı ile dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğunun kabulü gerekir.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanunun 98 inci maddesi kapsamında; tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri, 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir(Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 30/06/2025 tarih ve 2025/5796 Esas 2025/10231 Karar sayılı ilamı).
Buna göre; davacı tarafça dosyaya .... Sağlık Hastanesi'nde görmüş olduğu tedavilere ilişkin 4.550,00 TL fatura kaydı sunulmuş olması ve bu fatura kaydı dikkate alınarak davalılardan tahsiline yönelik hüküm kurulmuşsa da davacının tedavi gideri masrafının öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen 2918 sayılı Kanunun 98 inci maddesi kapsamındaki tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri, 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir. Belgeli olmayan tedavi giderlerinden SGK sorumlu olmayıp, sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam edeceğinden ilk derece mahkemesince doktor bilirkişiden davacı tarafından sunulan fatura kaydındaki giderlerin 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirlenen tedavi giderlerinden olup olmadığı yönünde bilirkişi raporu alınmaksızın yine davalıların kusur oranı da gözetilmeden tüm tedavi gideri masraflarından davalının sorumlu olmasını gerektirir nitelikte yine yapılan tedavi giderinden dava dışı SGK'nın sorumlu olması halinde davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kalmayacağı da gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Diğer taraftan; davacının emekli olduğu, kaza tarihi itibariyle emekli maaşı aldığı ancak dava dilekçesi içeriği incelendiğinde davacının emekli olmasına rağmen köydeki tarlasında meyve sebze yetiştirerek ve bunları satmak suretiyle geçimini sağlaması nedeniyle geçici iş göremezliğe bağlı maddi tazminat isteminde bulunulduğu, mahkemece davacının emekli olmasına rağmen bağ ve bahçe işleri yaparak aylık geçim miktarına etki edecek düzeyde bir gelirinin bulunup bulunmadığı, etkin zirai faaliyetinin mevcut olup olmadığı, mevcut ise bu hususun kaza tarihinden itibaren 6 aylık geçici iş göremezlik sebebiyle davacının gelirine etkisinin miktarsı olarak araştırılarak ve gerektiğinde bilirkişi raporu alınmak suretiyle doğru tespit yöntemi kullanılmadan asgari ücret miktarı üzerinden belirlenen geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Öyleyse ilk derece mahkemesince; kaza tarihi itibariyle emekli olan davacının zirai faaliyet kapsamında gelirinin tespitine dair il ve ilçe tarım müdürlüklerinden ÇKS kayıtlarının istenmesi, davacının tarım arazisi olarak işletilen arazilerine yönelik gerektiğinde tapu kayıtlarının getirtilmesi, yine davacıdan zirai faaliyet kapsamında gelirinin tespiti açısından müstahsil kayıtlarının istenmesi, sonrasında alanında uzman bir ziraat mühendisi ve aktüerya bilirkişisinden davacının emekli aylığı haricinde zirai gelirine yönelik kazadan sonraki 6 aylık süreçte gelir kaybının bulunup bulunmadığı tespit edilerek var ise raporda ayrıntılı ve denetime açık vaziyette belirlenmesi, yine davacının tedavi gideri talebi yönünden davacı tarafça sunulan tedavi faturasının kim tarafından ödendiğinin tespiti için ilgili hastaneye müzekkere yazılarak ödeme belgesinin istenmesi, SGK İl Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak; davacı tarafça sunulan 04/09/2018 tarihli tedavi faturasının da müzekkereye eklenmek suretiyle fatura bedelinin SGK tarafından ilgili özel hastaneye ödenip ödenmediği, yine davacıya 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesi kapsamında meydana gelen kaza sebebiyle tedavi gideri ödemesi yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması, tedavi gideri bedelinin davacı tarafça ödenmiş olması ve SGK tarafından herhangi bir ödemenin davacıya yapılmadığının sübutu halinde doktor bilirkişiden yapılan tedavi giderinin ve sunulan fatura bedelinden dava dışı SGK'nın sorumlu olup olmadığı hususuna dair ayrıntılı rapor alınıp bu kapsamda davalı sigorta şirketinin tedavi giderinden sorumluluğunun tespiti ile yine davalı sigorta şirketinden hasar dosyası ile birlikte davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelere dair kayıtlar getirtilerek ödeme belgeleri de dikkate alınmak suretiyle aktüerya bilirkişisinden ayrıntılı ek rapor alınıp davalı tarafın kusur oranı da gözetilerek oluşacak kanaat kapsamında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, davalılar .....San. ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar ... San. ve Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/03/2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde yatıran tarafa İADESİNE,
5-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar leh ve aleyhine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
9-Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından tehiri icra talebi kapsamında Denizli İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasına mehil vesikası için ibraz edilen 02/06/2023 tarihli 152.286,60 TL tutarlı nakdi teminatın yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi. 01/07/2026
...
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal, T. 20.03.2023
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.