T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:17/07/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ:07/05/2026
TALEBİN KONUSU:İhtiyati Tedbir
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:17/07/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP EDENİN İDDİALARININ ÖZETİ:
Talep eden vekili, müvekkili ile müvekkilinin %40, kardeşi ve davalıların miras bırakanı olan ...'ın %60 hisse ile ... Şti.'nin ortağı olduğunu, şirket ile müteveffa ortağın ilgilendiğini, müvekkilinin kendi şirketi olan ... Şti. aracılığı ile ... Şti.'ye yüklü miktarda para gönderdiğini, ancak müvekkilinin, müteveffanın bu paraları kendi banka hesabına aktardığını öğrendiğini belirterek, müteveffaya ait olup henüz miras intikali gerçekleştirilmemiş olan tüm finansal varlıklarının üçüncü kişilere devrini önleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, miras intikal işlemlerinin gerçekleşmesi sebebiyle karşı tarafların finansal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, mütevffa ve karşı tarafların adına kayıtlı tüm tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"... Davalıların ve müteveffa ...'ın taşınmazlarına ihtiyati tedbir konulması talebi açısından yapılan değerlendirmede; İhtiyati tedbirin şartları 6100 sayılı Yasa'nın 389. maddesinde sayılmış olup, anılan yasal düzenlemeye göre; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Davacının talebinin tazminat olduğu, dolayısıyla mal varlığının dava konusu yapılmadığı, ihtiyati tedbir kararının ise yalnızca uyuşmazlık konusu yapılmış şey hakkında verilebileceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının bu yöndeki ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalıların ve müteveffa ...'ın banka hesaplarına, vadeli/vadesiz mevduatlar, döviz hesapları, yatırım hesapları, kiralık kasa kayıtları ve sair finansal varlıklar üzerine ihtiyati tedbir konulması talebi açısından yapılan değerlendirmede; dava dilekçesine ekli dekontlarda davacı tarafından değil dava dışı şirket tarafından ödeme yapıldığı anlaşılmış, davacının iddia ettiği alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden ve davacı vekili tarafından başkaca yaklaşık ispata elverişli deliller sunulmadığından davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı tarafın vefat eden babalarının ....Ltd. Şti.'yi birlikte kurduklarını, şirkette müvekkilinin %40, vefat eden ağabeyi ...'nın ise %60 pay sahibi olduğunu, şirketin imzaya yetkili ortağı olan ağabeyi ...'nın şirket hesaplarına ticaret amacıyla gönderilen paraların şirket hesaplarına intikal ettirmeden tamamını şahsi hesaplarına aktardığını ağabeyi ...'nın vefatından sonra şirket muhasebecisi ve şirket defterlerinden öğrendiğini, şirket yöneticisinin şirkete karşı sorumluluğu nedeniyle şirkete ödenmek üzere açılacak şahsi sorumluluk davasına esas olmak ve sorumluluğu bulunan yöneticinin vefatı nedeniyle şahsi hesaplarının mirasçılarına intikali söz konusu olmakla şirkete ödenecek tazminatın güvence altına alınması, karşı tarafın paraları yurt dışına transfer edeceği kuvvetle muhtemel olması nedeniyle muris ve mirasçıları adına olan banka hesaplarına ve taşınmazlara ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, ilk derece mahkemesince talebin reddine ilişkin gerekçede parayı gönderenin davacı olmadığının belirtilmesinin hatalı olduğunu, çünkü müvekkilinin şahsi bir alacağının talep edilmediğini, ortak olduğu ve zarara uğratılan şirket alacağının tazmini haklarının garanti altına alınmaya çalışıldığını, asıl kontrol edilmesi gereken hususun gelen paranın şirket kaydına girip girmediğine ilişkin olduğunu, gönderilen paranın kimden geldiğinin bir öneminin bulunmadığını, söz konusu para şirkete gönderilmiş olup, şirket hesabının doğrudan müteveffa ortağın tasarrufuna, şahsi hesabına geçtiğini, şirket hesabına girmediğini, sorumluluk davası açılacağının ilk derece mahkemesince anlaşılamadığını, kararın heyet halinde değil tek hakimle değerlendirilmesinin de bunun göstergesi olduğunu, bu nedenle usule uygun verilmiş bir karar bulunmadığını, mahkemece bu konuda mali rapor sunulmuş olmasına rağmen bu husus dikkate alınmaksızın taleplerinin reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
İstinafa konu karar; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin 07/05/2026 tarihli karardır
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
5235 sayılı Kanun'un 5/3 maddesi; "... Şirketler ve kooperatifler hukukundan kaynaklanan genel kurul kararlarının iptali ve butlanına ilişkin davalara, yönetim organları ve denetim organları aleyhine açılacak sorumluluk davalarına, organların azline ve geçici organ atanmasına ilişkin davalara, fesih, infisah ve tasfiyeye yönelik davalara", ..."ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülür ve sonuçlandırılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda; talep, sorumluluk davası öncesi ihtiyati tedbir niteliğinde olduğundan, aktarılan Kanun maddesi gereğince bu talebin heyet halinde değerlendirmesi gerekmesine rağmen, tek hakim tarafından değerlendirilmesi hatalı olmuş olup, talep eden vekilinin istinaf talebinin bu aşamada diğer hususlar incelenmeksizin kabulü gerekmiştir.
Sonuç olarak, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Talep eden vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/05/2026 tarih ve ... D.İş - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İlk derece mahkemesi kararı yukarıda açıklanan sebeple kaldırıldığından talep eden vekilinin diğer istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,
5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde talep edene İADESİNE,
6-Talep eden tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
8-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
9-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal, T. 17.07.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.