Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal

T.C.
İSTANBUL
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1119 Esas
KARAR NO : 2026/881

DAVA : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/05/2026
KARAR TARİHİ : 05/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının dosya üzerinden yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, üçüncü kişi konumundaki müvekkili şirketin haciz ve cebri icra baskısı altında yaptığı ödeme neticesinde malvarlığında artış meydana gelen tarafın davalı olup sebepsiz zenginleşen taraf olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin serbest irade ile yapılan bir ödeme olmadığını, tamamen haksız haciz işlemlerinin, işyerindeki ticari emtia ve demirbaşların haczedileceği yönündeki cebri icra baskısı ve ticari faaliyetlerinin sekteye uğrama tehlikesi altında, ihtizari kayıt ileri sürülmek suretiyle yapıldığını, ödenen bedelin doğrudan davalı tarafından malvarlığına dahil olduğunu, davalı tarafın, hukuka aykırı şekilde yürüttüğü takip ve haciz işlemleri neticesinde müvekkili şirketten tahsil edilen bedel kadar zenginleştiğini, müvekkili şirketin cari hesap alacağı sebepli borç ile herhangi bir alakası olmamasına rağmen sırf borçlu şirketin eski kiracı olarak bulunduğu eski iş yeri adresinde 3. kişi müvekkili şirketin yeni kiracı olarak bulunması sebebiyle hukuka aykırı biçimde haciz işlemlerine gidildiğini, müvekkili şirketin işyerinin bulunduğu adresine gelinerek 09/02/2026 tarihinde İcra ve İflas Kanununa aykırı bir biçimde usulsüz olarak fiili haciz tatbik ettiğini, müvekkili şirketin yetkilisi ...'nun: "Bu işyerinde, borçlu ... Şirketinin faaliyet göstermediğini, hacze gelinen iş yerinin ... ŞİRKETİ 'ne ait olduğunu, şirket sahibi olduğunu, takip borçluları ile müvekkil şirketin fiilen ve hukuken bir ilgileri olmadığını" beyan etmelerine ve bu beyanlarını Vergi Levhası, Ticaret Sicil Gazateleri, Kira Sözleşmesi, haczedilmek istenen Makine, Ekipmanlar ve Demirbaşların müvekkili şirkete ait olduğunu gösterir fatura ve ödendiğini gösterir banka dekontu ile tevsik etmelerine rağmen usulsüz hacze devam edildiğini ve müvekkili şirkete ait bulunan ve ticari faaliyetleri kapsamında kullanılan ticari malları olan; 1- Bir adet ... marka yazıcı, 2- Bir adet ... marka Dizüstü bilgisayar 3- 2 adet ahşap çalışma masası, 5 adet siyah sandalye 4- 1 adet ... " ticari makine, ekipmanlar ve demirbaşları hukuka aykırı olarak ve kötü niyetli biçimde haciz işlemi uygulandığını, müvekkili şirket yetkilisi ise şirketin kiracı sıfatı ile bulunduğu işyerinde bulunan zilyedinde olan ve elinde bulundurduğu ticari faaliyetler kapsamında kullanılan ticari taşınırları için İstihkak iddiasında bulunduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin istihkak iddiasının, icra memuru tarafından Haciz tutanağına yazıldığını, müvekkili şirketin, borçlu olmadığı bir bedeli, kesinleşmiş icra takibi kapsamında maruz kaldığı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda bırakıldığını, mahkemenin müzekkerelerine gelen cevaplar ve dosya kapsamındaki ilgili kurumlardan gönderilen belgeler ile müvekkili şirketin takip borcu ile hukuki ve fiili bağının bulunmadığının sabit olduğunu, müvekkili şirketin dosya borcu ile fiilen ve hukuken ilgisi olmadığının açık olduğunu, takip borçlusu şirket ile haciz tatbik edilen şirketin farklı şirketler olduğunu, müvekkili şirketin resmi kurumlar tarafından gönderilen belge, kuruluş ana sözleşmesi, ticaret sicil tasdiknamesi ile sabit ticari faaliyetine başlama tarihi borç tarihinden sonra olduğu sebebiyle bahse konu borç ile alakası olmadığının açık olduğunu, müvekkili şirket ile borçlu şirket arasında herhangi bir organik bağ bulunmadığı resmi kurum tarafından gönderilen sicil kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkili şirketin borcu olmadığı parayı cebri icra tehdidi altında ödediği izahtan varest olduğunu, müvekkili şirket tarafından cebri icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınan paranın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili taleplerinin olduğunu iddia ederek; müvekkili şirket tarafından cebri icra tehdidi altında ve ihtizari kayıtla ödenmek zorunda kalınan 25.000,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve müvekkili şirkete iadesini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak başlattığı icra takibi nedeniyle, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava konusu 25.000,00-TL'nin dava sonuna kadar davalı tarafından üçüncü kişilere devrinin temlikinin veya tahsilinin önlenmesi ile yargılama sonunda verilecek kararın etkisiz hale gelmemesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında takip borçlusunun .... şirketi olduğunu, borçlu şirketin takibe itiraz etmediğini ve takibin kesinleşmiş olduğunu, takip borçlusu olan ... şirketinin eğer borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı icra tehditi altında ödemiş ise, o halde bu istirdat davasını açabileceğini, fakat burada istirdat davasını açan şirketin takip borçlusu değil 3. bir kişi olduğunu, dolayısıyla davacı ... şirketinin dava açma hakkı, yetkisi, ehliyeti ve davacı sıfatı olmadığını, müvekkili ..., ... Şirketinden olan alacağını tahsil edebilmek için 09.02.2026 tarihinde ... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından hacze giddildiğini, hacze gidilen adresin ''...'' olup, bu adresin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde borçlu şirket olan ...Şirketinin iş yeri adresi olduğunu, davacı ... şirket yetkililerinden ...'nun 09.02.2026 tarihinde yapılan haciz sırasında istihkak iddia etmiş olduğunu ve bu iddia üzerine icra memurunun istihkak iddiasını çözmek için dosyayı icra hukuk mahkemesine gönderdiğini, ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E...K. Sayılı kararıyla, istihkak iddia eden davacı şirket yetkilisinin iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle takibin devamına karar verildiğini, takibin devamı kararından sonra yine borçlu ... şirket adresi olan aynı adrese hacze gidildiğini fakat herhangi bir haciz baskısı olmadan davacı şirket yetkilisinin ödeme yapmayı teklif ettiğini, 09.04.2026 tarihli haciz tutanağında da görüleceği üzere herhangi bir haciz, muhafaza talebi olmadığını, mahale ne polis ile gidildiğini ne kamyon getirildiğini, ne de haciz, muhafaza talep edildiğini, davacı ... şirket yetkilisi ...'nun müvekkili ... ile halen iş yaptığını, müvekkili ile aralarının iyi olduğunu, müvekkilini mağdur etmek istemediğini belirterek kendi isteğiyle ödemeyi yaptığını, nitekim 09.04.2026 tarihli haciz zaptında da bu ödemeyi yaparken herhangi bir ihtirazi kayıt yapmadığını, çünkü herhangi bir haciz tehditi, cebri icra tehditi altında ödeme yapılmadığını, fakat sonrasında davacı şirket yetkilisi ...'nun kendi isteğiyle aldığı ibana ödeme yaparken açıklama kısmına sanki bir icra tehditi varmış gibi bir açıklama ile ödeme yaptığını, fakat yukarıda da dediği gibi haciz tutanağında ne haciz talepleri ne muhafaza talepleri ne nakliye çağrılması ne de olay yerine polis ile gidilmesinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın müvekkili ... ile ticari faaliyetlerinin bulunması ve halen iş yapıyor olması, ... satış birimi yetkilileri ile aralarında hukukunun bulunması ve bunlara zarar gelmemesi ayrıca müvekkilini mağdur etmek istememesi sebebiyle ödemeyi yaptığını, eğer haciz baskısı ile yapılsaydı bu durumun icra memuru tarafından tutanağa geçirilmesi gerektiğini, tutanakta görüleceği üzere mahalde hiç bir haciz talebi olmadığını, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydı ile biran için davacı tarafın iddia ettiği gibi bir icra tehditi ile ödeme yapılmış olduğu düşünülse bile burada borçlu olunmayan bir şeyin ödenmesinin söz konusu olmadığını, yani istirdat davası açılması için gerekli olan '' borçlu olunmayan bir şeyin ödenmesi'' şartının burada gerçekleşmediğini, ... İcra Dairesinin ...2026 tarihinde yapılan haciz sırasında tutulan haciz zaptı incelendiğinde görüleceği gibi ... Şirketi yetkilisi ...'nun 2025 yılının 6. Ayında iş yerini devraldığını ve buna ilişkin ücreti doğrudan borçlu ...Şirketine ödediğini beyan ettiğini, ayrıca davacı tarafın ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin ... E. Sayılı davasında istihkak iddiasını ispat etmek için bir ödeme dekontu sunduğunu, davacı yan tarafından sunulan bu dekont incelendiğinde, 600.000 TL ödemenin 18.06.2025 tarihinde davacı taraf yetkilisi ... tarafından doğrudan takip borçlusu ...Şirketi hesabına yapıldığının görüldüğünü ve bu ödeme dekontunun açıklama kısmında dükkan devri ücreti açıklaması bulunduğunu, hem 09.02.2026 tarihli haciz tutanağından hem de yukarıda açıkladığı ödeme dekontunun açıklama kısmından burada bir iş yeri devrinin olduğunun açık olduğunu, Borçlu ...şirketinin iş yeri adresi ile hacze çıkılan adresin aynı olması, ödeme emrinin haczin yapıldığı adrese gönderilmiş olması, davacı tarafın söz konusu adreste aynı iştigal konusunda faaliyet göstermesi ve hatta borçlu .... aldığını beyan ettiği aynı ekipmanlarla faaliyet göstermesinin burada işyeri/dükkan devri olduğunu gösterdiğini ve Borçlar Kanunu madde 202 gereğince işyerini devralan (Davacı ...) devraldığı işletmenin borçlarından da sorumlu olduğunu, davacı ... takip borçlusu... iş yerini devraldığı için devir tarihinde ... Şirketinin müvekkili ...olan borçlarını da devraldığını ve bundan dolayı ...Şirketi ile müteselsilen borçlu konumuna geçtiğini, iş yeri devrinin alacaklılardan mal kaçırmak için muvazaalı, kötüniyetli olarak yapıldığını, davacı ... iş yerine giriş zamanının 19.02.2025 olduğu ve borçlu ...şirketinden sonra söz konusu adresi 2 farklı kişinin kiraladığını, borçlu ...şirketinin 08.03.2024 tarihinde iş yerine girdiğini ve fakat 02.10.2024 tarihinde farklı bir şirket olan ... Şirketinin iş yerine giriş yaptığının dava dilekçesinde ileri sürdüğünü, ayrıca davacı ... Otomotivin ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi ...E. Sayılı dosyaya sunduğu dava dilekçesinin 7 numaralı kısmında borçlu ... şirketinin haczin yapıldığı adresi 2025 yılının şubat ayında borçları nedeniyle tahliye edip kaçtığını bildiğini beyan etmiş olduğunu, davacı ... hem borçlu ... şirketinden sonra söz konusu adresin farklı kişiler/şirketler tarafından kiralandığını, borçlu ... şirketinin ekim 2024 yılından beri iş yerinde faliyet göstermediğini, borçlu ... şirketinden sonra 02.10.2024 tarihinde...Şirketinin söz konusu adrese giriş yaptığını beyan etmiş olması hem de 18.06.2025 tarihinde davacı...yetkilisi ... tarafından bizzat borçlu şirket ... dükkan devri açıklamalı ödeme yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olup bizzat muvazaalı iş yeri devrini ispatladığını, tüm bu nedenlerle davacının aktif dava ehliyeti ve sıfatı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davacı aleyhine dava değerinin %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, haciz tehdidi altında, haksız ve hukuka aykırı şekilde ödendiği iddia edilen bedelin iadesi istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili UYAP Bilişim Sistemi üzerinden dosyaya göndermiş olduğu 01/10/2026 tarihli dilekçesi ile karşı taraf ile sulh olduklarını, tarafların karşılıklı anlaşması ve protokol hükümleri uyarınca taraflar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, davadan feragat ettiklerini beyan etmiş, vekaletnamesinin incelenmesinde feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin UYAP Bilişim Sistemi üzerinden dosyaya göndermiş olduğu 01/10/2026 tarihli dilekçesi ile davadan feragati kabul ettikleri, davadan feragat nedeniyle vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden herhangi bir talepleri bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun feragate ilişkin 307 ve devamındaki maddelerine göre; feragat, davacının, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmaksızın talep sonucundan kayıtsız-şartsız vazgeçmesidir. Hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen feragat, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Feragat veya kabul beyanında bulunan taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.
Yukarıda yazılı yasal düzenleye göre; davanın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikteki davalardan olduğu, davacı vekilinin talep sonucundan kayıtsız, şartsız ve tamamen vazgeçtiği, feragat sebebiyle davacı tarafın davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerinden sorumlu olduğu ancak davalının bu konuda talebinin bulunmadığı hususu dikkate alınarak aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekilinin vekalet ücreti talebi olmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatırana iadesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına,
7-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair, tarafların yokluğunda miktar itibari ile KESİN olmak üzere karar verildi. 07/10/2026

KATİP
¸e-imzalıdır


HAKİM
¸e-imzalıdır




Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.