T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
KONYA
. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO:
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : 1- ... -...-
VEKİLLERİ :
DAVACILAR : 2- ... -...-
3- ... -...-
VEKİLLERİ :
DAVALI : ... -...-
VEKİLİ : Av. ...-
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ :
KARAR TARİHİ :
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
BEYANLAR:
Davacı Vekili Dava Dilekçesinde Özetle Şu Hususları Belirtmiştir; müvekkillerin murisi ...'ın 11.12.2010 tarihinde vefat ettiğini, mirasçılarından ...'ın da 26.01.2016 tarihinde vefat etmesi ve çocuklarının mirası reddetmesi üzerine mirasın ..., ... ve...'a intikal ettiğini, ...'ın terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyesi amacıyla Konya Satış Memurluğu'nun ... tereke tasfiye dosyasının açıldığını, davalının 24.06.2022 tarihli dilekçesi ile bu dosyaya 09.01.2016 tanzim, 10.01.2020 vade tarihli ve 22.500 EURO bedelli bir bonoya dayanarak muristen alacaklı olduğunu bildirdiğini, ancak bonodaki imzanın muris ...'a ait olmadığını, bu hususun noterliklerde bulunan imza sirküleri, vekâletname ve diğer resmi kurumlardaki imza örnekleri ile yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda ortaya çıkacağını ileri sürerek, 09.01.2016 tanzim tarihli, 10.01.2020 vadeli ve 22.500 EURO bedelli bonodaki imzanın murise ait olmadığının tespiti ile bu senet nedeniyle muris ... ve müvekkillerin borçlu olmadıklarının tespitine, ayrıca yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı Vekili Islah Dilekçesinde Özetle; müvekkillerin babası ...'ın 2010 yılında vefat ettiğini, mirasçılarından ...'ın ise 2016 yılında vefat etmesi üzerine çocuklarının mirası reddetmesi nedeniyle Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... -... sayılı mirasçılık belgesine dayanarak kendilerini ...'ın yasal mirasçısı kabul ettiklerini ve Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında ...'ın borcu nedeniyle 60.000,00 TL ödeme yaptıklarını, ancak Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen karar ile söz konusu mirasçılık belgesinin iptal edildiğini, bu nedenle yaptıkları 60.000,00 TL ödemenin hukuki dayanağının ortadan kalktığını ve muris ...'ın terekesinden bu tutar yönünden alacaklı hâle geldiklerini, tereke tasfiye dosyasına 60.000,00 TL asıl alacak ile kayıt tarihine kadar işlemiş 100.000,00 TL alacak için kayıt yaptırdıklarını, murisin terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi nedeniyle açtıkları menfi tespit davasını İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca alacağın terkini davası olarak ıslah ettiklerini belirterek, ıslah taleplerinin kabulü ile davanın İİK 235/3 gereğince alacağın terkini davası olarak devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle şu hususları belirtmiştir; müvekkillerin babası ...'ın 2010 yılında vefat ettiğini, mirasçılarından ...'ın 2016 yılında vefat etmesi üzerine çocuklarının mirası reddettiğini, bunun üzerine Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... sayılı mirasçılık belgesine dayanarak kendilerini ...'ın yasal mirasçısı kabul ettiklerini ve Konya . İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında alacaklı ... 60.000,00 TL ödeme yaptıklarını, ancak Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E. sayılı dosyasında mirasçılık belgesinin iptaline karar verildiğini ve bu kararın kesinleşmesi üzerine yaptıkları 60.000,00 TL ödemenin hukuki dayanağının ortadan kalktığını, bu nedenle muris ...'ın terekesinden 60.000,00 TL asıl alacak ve kayıt tarihine kadar işlemiş 100.000,00 TL yönünden alacaklı hâle geldiklerini, bu alacak için tereke tasfiye dosyasına kayıt yaptırdıklarını, bu sebeple açmış oldukları menfi tespit davasını, murisin terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye edilmesi nedeniyle İİK'nın 235/3. maddesi uyarınca alacağın terkini davası olarak ıslah ettiklerini belirterek, ıslah taleplerinin kabulü ile davanın İİK 235/3 gereğince alacağın terkini davası olarak devamına karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle; davacı tarafın sunduğu tamamen ıslah dilekçesinin kötü niyetli olduğunu, davayı uzatmak ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellemek amacı taşıdığını, bu nedenle ıslahın dikkate alınmaması gerektiğini, davacıların ...'ın ölümünden sonra yaptıklarını iddia ettikleri ödemeler nedeniyle alacağı temlik almadıklarını, bu ödemelerin borcu sona erdirdiğini ve kendilerine alacaklı sıfatı kazandırmayacağını, ... terekesinin borca batık olmadığını, bu nedenle İİK'nın 235/3. maddesindeki şartların oluşmadığını, aksi kanaate varılması hâlinde öncelikle terekenin dava ve ıslah tarihi itibarıyla borca batık olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacıların tereke alacaklısı olduklarını ispatlayamadıklarını, terekeye ilişkin resmi ödeme veya teminat sunmadıklarını ve kötü niyetli davranarak tasfiye sürecini uzatıp müvekkilinin alacağını tahsil etmesini engellediklerini, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını ve uygun bir tazminatın davacılar tarafından dosyaya depo edilmesi gerektiğini, ayrıca davacıların herhangi bir alacak hakkı bulunduğunun kabulü hâlinde zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesini talep ettiklerini belirterek, davacı tarafın ıslahına itiraz ettiklerini, davanın öncelikle usulden, aksi hâlde esastan reddine karar verilmesini talep ettiklerini; dilekçenin 16.02.2026 tarihinde sunulduğunu belirtmiştir.
Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde Özetle Şu Hususları Belirtmiştir; davacıların muris ...’ın mirasçıları olmadıklarını, Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen veraset ilamının mirasın reddi hükümlerinin hatalı uygulanması nedeniyle iptal edilmesi gerektiğini, TMK’nın 612. maddesi uyarınca en yakın yasal mirasçıların tamamının mirası reddetmesi hâlinde terekenin iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğini ve bu nedenle davacıların mirasçılık ile dava açma sıfatlarının bulunmadığını, menfi tespit davasının ancak borç tehdidi altında bulunan borçlu tarafından açılabileceğini, davacıların takip borçlusu da olmadıklarından davanın husumet ve taraf sıfatı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacıların müvekkiline yönelttiği sahtecilik ve imza itirazlarının taraf sıfatları bulunmadığından dinlenemeyeceğini, davacıların hatalı olduğunu bildikleri veraset ilamını kullanarak mahkemeyi ve resmi makamları yanıltmaya çalıştıklarını, kötü niyetli davaları nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ve itibarının zedelendiğini, davacıların ...’ın borca batık öldüğü yönünde açıklamalar yaparak alacaklıları tahsil imkânından vazgeçirmeye çalıştıklarını, buna karşılık murise ait malvarlığının intikal ettirilmediğini ve müvekkilinin tasfiye dosyasına alacaklı olarak bu nedenle katıldığını ileri sürerek, davanın öncelikle husumet ve taraf sıfatı yokluğu nedeniyle, aksi hâlde esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine ve müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Tarafların iddia ve savunmaları beraber değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusunun menfi tespit istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (... İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Y.HGK; ... E, ... K, 10/06/2021 T).
İspat yükünün yer değiştirdiği istisnai hallerden biri de; davalının alacağının senede dayanıyor olmasısıdır. Buna göre, senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senedinin ticari defterlere kaydedilmemiş olması kambiyo senedinin geçerliliğini etkilemez. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. 6098 Sayılı TBK'nın 207.maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir adet bulunmadıkça satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olup, davacının yaptığı ödeme kural olarak mevcut bir borcun ifası anlamına gelir. Senede karşı senetle ispat kuralı gereği çekin ödendiği, teminat olarak verildiği vs...nedenlerle borçlu olmadığını iddia eden davacı, bu husustaki iddialarını ancak yazılı delillerle ispatlamak zorundadır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir (Konya BAM . HD, ... E, ... K, 27/11/2025 T).
Tüm dosya kapsamı beraber değerlendirildiğinde; davacıların muris ...'ın mirasçıları oldukları, murisin borçlu olduğu bono sebebiyle davalı alacaklıya karşı menfi tespit davası açtığı, davacıların murisin kardeşleri olduğu, murisin çocuklarının mirası reddetmesi sebebiyle mirasçı olarak Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E, ... K sayılı ilamıyla tespit edildikleri, ilgili mirasçılık belgesinin Konya . Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E, ... K sayılı ilamıyla iptaline karar verildiği ve kararın kesinleştiği, davacıların her ne kadar dava tarihi itibariyle mirasçılık belgesi sebebiyle dava açmakta hukuki yararları bulunsa da sonradan meydana gelen iptal sebebiyle hukuki yararlarının ortadan kalktığı, dava şartının her aşamada re'sen incelenmesi gerektiği gözetildiğinde davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından yapılan ıslahın değerlendirilmesinde; davacıların alacak kaydının terkini olarak davayı ıslah ettikleri, bu haliyle davacının iflas masasına karşı taleplerini yöneltmesi gerektiği ıslah etkisiyle davanın tarafının değiştirilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında usule uygun olmayan ISLAH İŞLEMİNİN YAPILAMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMİŞTİR.
Menfi tespit talebinin reddine karar veren mahkeme, borçluyu alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı oranında bir tazminata kendiliğinden mahkum eder. Menfi tespit davasının reddine karar veren mahkeme, alacaklının bir talebi olmasa bile, borçluyu kendiliğinden durdurulan icra takibi konusu alacağın yüzde yirmisi oranında bir tazminata mahkum etmekle yükümlüdür. Buradaki yükümlülük mutlak olup, kanun koyucu herhangi bir talepte bulunulmasını talep koşuluna bağlamamıştır. Ancak mahkeme ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar vermemiş ise, menfi tespit davasının alacaklının alacağını almasını gerektirdiğinden söz edilemez ve mahkeme borçluyu tazminata mahkum edemez (... ... ... : İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2018, s.226).
Somut olayda; dosyamız kapsamının icra takibi sonrasında açılan menfi tespit hükmünde olmadığı, ayrıca mahkememizce herhangi bir tedbir kararı verilmediği görülmekle davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: (Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere);
1-Davanın davacıların Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 114/1-h gereğince HUKUKİ YARAR YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
2-Davalının tazminat talebinin REDDİNE,
3-Dava reddedildiğinden dava açılırken davacıların yatırmış olduğu karar ve ilam harcı olan 6.981,71 TL'den karar tarihi itibariyle alınması gereken 732,00 TL'nin mahsubu ile kalan 6.249,71 TL'nin talep halinde davacılara iadesine,
4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderleri ile gerekçeli kararın tebliği için davacıların avansından yapılacak olan yargılama giderlerinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,
6-Davacılar tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, 6100 s. HMK'nın 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde ve re'sen davacılara iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize iletilmek üzere bulundukları yer Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verecekleri dilekçe veya tutanağa kaydedilmek koşuluyla beyanda bulunmak suretiyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/07/2026
Katip ... Hakim ...
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.