TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/
KARAR NO : 2026/
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/12/2023
KARAR TARİHİ : 07/10/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Dava dışı ... Elektromekanik firmasının rüzgar türbini alımı işi ihalesinin yüklenicisi olduğunu, kendilerine yer tesis edilmesi ile ihale konusu işleme başlanıldığını, Dava dışı ... Elektromekanik firmasının sorumluluğunda bulunan rüzgar türbininin arıza yaptığını, arıza dolayısıyla firmaya bildirimde bulunulduğunu ancak arızanın giderilmediğini, türbinin arızalı olup çalışmadığı döneme ilişkin bedel hususunda tespit yapıldığını, bu bedelin icra takibine konu edildiğini, ancak rüzgar türbininin sürekli arıza yapmasından dolayı beklenen elektrik üretiminin yapılamadığı bu sebeple ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde tazminat davası açıldığını, açılan tazminat davasının kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ... firmasının borca batık olması nedeniyle söz konusu tazminat tutarına ilişkin zararı karşılayamadığını, bunun akabinde davacı tarafça dava dışı ... firması ile aralarında organik bağ bulunduğu tespit edilen ... firmasına icra ve haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, ... firmasının bu haciz ihbarnamelerine cevap vermediğini, bu hususta da Mahkememize menfi tespit davası açıldığını, dava dışı ... firması ile davalı ... arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davanın kabulü davalı firmanın itirazı ile duran takibin tüm alacakları yönünden devamına, davalı firmaca yapılan haksız itirazın hiçbir hukuki ve somut dayanağı olmayıp kötü niyetli olduğu açıkça anlaşıldığından, davacı idare lehine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin davacı ile arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi dava dışı ... firması ile aralarında bir organik bağ bulunmadığını, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/... Esas sayılı dosyasının henüz kesinleşmediğini, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda davalı şirket ile bahsi geçen davanın takip borçlusu şirket arasında herhangi bir borç ve alacak ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe :
Dava ... 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/... sayılı takip dosyasında davalı borçlunun ödeme emrine itirazlarının iptali istemine ilişkindir.Davacı taraf eldeki davada; dava dışı ... Elektromekanik firmasının rüzgar türbini alımı işi ihalesinin yüklenicisi olduğunu, kendilerine yer tesis edilmesi ile ihale konusu işleme başlanıldığını, Dava dışı ... Elektromekanik firmasının sorumluluğunda bulunan rüzgar türbininin arıza yaptığını, arıza dolayısıyla firmaya bildirimde bulunulduğunu ancak arızanın giderilmediğini, türbinin arızalı olup çalışmadığı döneme ilişkin bedel hususunda tespit yapıldığını, bu bedelin icra takibine konu edildiğini, ancak rüzgar türbininin sürekli arıza yapmasından dolayı beklenen elektrik üretiminin yapılamadığı bu sebeple ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde tazminat davası açıldığını, açılan tazminat davasının kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, ... firmasının borca batık olması nedeniyle söz konusu tazminat tutarına ilişkin zararı karşılayamadığını, bunun akabinde davacı tarafça dava dışı ... firması ile aralarında organik bağ bulunduğu tespit edilen ... firmasına icra ve haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, ... firmasının bu haciz ihbarnamelerine cevap vermediğini, bu hususta da Mahkememize menfi tespit davası açıldığını, dava dışı ... firması ile davalı ... arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı bu yolla her iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu ileri sürerek tüzel kişilik perdesinin aralanmasını ve davalı şirketinde borçtan sorumlu tutulmasını istemektedir.Organik bağın bulunup bulunmadığı, tüzel kişiler arasındaki bu organik bağın alacaklıların zararına işlemlerde bulunmak için farklı tüzel kişilikler kurulup kurulmadığı araştırılmıştır.Davalı şirket ve dava dışı şirket kayıtlarında bilirkişi incelemeleri yapılmış ve en son dosya kapsamında farklı şirketler için ayrı ayrı bilirkişilerden rapor alındığı tüm raporların toparlanabilir ve denetlenebilir olması için 1 SMMM, 1 Sektör bilirkişisi ve 1 Hesap Hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanmasına ilişkin iddia ve savunmalar ile daha önce yapılan bilirkişi incelemeleri ve mahkememizin ara kararlarındaki araştırması istenilen hususlar da değerlendirilerek rapor tanzim edilmesi istenilmiş, 22/06/2026 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; ''Davalılar arasında organik bağın muhtemel olduğu, bu tespit rağmen davalıların, davacı ile diğer alacakları zarar uğratmak kastı hareket ettikleri, gayrimentkul malları kaçındıkları, banka havaleleri ile menkul mal kaçındıkları, mali bir bütünlük içinde oldukları net tespit edilememiştir. Bu nedenlerle, davalari arasındaki organik bağın tüzeli kişilişine perdesinin aralanmasına, kaldırılmasına yeterli olup olmadığı konusunda nihai takdiri mahkeme heyetine ait olacaktır. Aşağıda mahkeme heyetinin organik bağ için yeterli delilin var olduğu bu nedenle tüzeli kişilişine perdesinin aralanmasına gerekeceği varsayımına göre aşağıda itirazın iptaline yönelik tespit ve hesaplamalar yapılacaktır. Davacının davalari ... 1. Genel İcra Dairesinin 2023/... (... 18. İcra Müdürlüğü’nün 2023/... Esas sayılı) Esas sayılı dosyavadan yaptığı icra takip tarihi itibarıyla 1.201.436,57 TL talep etmekle haklı olduğu varsayımı ile davacının alacağı %20’ si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesi olasılığındı; 1.201.436,57 TL x %20 = 240.287,31 TL icra inkar tazminatı hesaplandığı'' tespit edilmiştir.Borçlar Hukukunda egemen olan temel ilkelerinden birisi sözleşmelerin nispiliği kuralıdır. Borç ilişkilerinden doğan alacak hakkı, aynî haklarla kişilik haklarının aksine, hukuki nitelikleri itibariyle nispi bir hak olup, alacaklı bu hakkı sadece borçluya karşı ileri sürebilir. Üçüncü kişiler, borç ilişkisi ile ilke olarak borç altına girmedikleri, bir hak kazanmadıkları için, bu hakkın onlara karşı ileri sürülebilmesi, kural olarak mümkün değildir ().
Ancak hukuki ilişkilerdeki nispilik mutlak bir kural olmayıp, bu ilişkinin üçüncü kişilere de etkili olmasını sağlayan kanundan veya sözleşmeden kaynaklanan istisnalar söz konusu olabilir. Bazı hâllerde kanun koyucu üçüncü kişilere tarafı olmadıkları bir ilişkiye müdahalede bulunma ya da üçüncü kişilere etkili olma olanağını tanıyabileceği gibi, bazı hâllerde de taraflar sözleşme serbestisi çerçevesinde bu yönde bir düzenlemeyi kararlaştırabilirler.Aynı hususlara ... 22.11.2018 tarihli ve 2017/- Esas, 2018/ Karar; 16.05.2019 tarihli ve 2018/- Esas, 2019/ Karar; 17.05.2022 tarihli ve 2017/()- Esas, 2022/ Karar sayılı kararlarında da yer verilmiştir.Bu noktada uyuşmazlığın çözümü için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kurumunun hukuki niteliğine değinmekte fayda vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 125. maddesi (mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 137. maddesi) gereğince ticaret şirketleri tüzel kişiliği haiz olup, kanuni istisnalar haricinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 48. maddesi kapsamında bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Ticaret şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre, istisnalar hariç olmak üzere, şirket mal varlığının, aktif ve pasifiyle birlikte, sahibi tüzel kişidir ().Tüzel kişiliğin bu mal varlığı, kendine özgü, bir amaç birliği içinde ve kendisini oluşturan kişilerin mal varlığından bağımsız bir mal varlığı olarak ortaya konulmalıdır. Tüzel kişiliğin bu mal varlığının onu oluşturan kişilerin mal varlığından da bağımsız olması gerektiğini belirten bu temel ilkeye mal varlığının bağımsızlığı veya mal ayrılığı ilkesi denilmektedir (). Ayrılık ilkesi gereğince, tüzel kişilik çatısı altında bir araya gelen, başka bir ifadeyle tüzel kişiliği oluşturan gerçek veya tüzel kişiler, oluşturdukları tüzel kişiliğin borçlarından sorumlu olmazlar.Tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin mutlak olarak her durum ve koşulda uygulanması bazı haksız durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Öğreti ve uygulamada, özellikle borç ve sorumluluktan kurtulabilmek amacıyla tüzel kişiliğin bir araç olarak kullanıldığı hâllerde, tüzel kişi ve üyeleri arasındaki bu ayrılığın kaldırılarak üyelerin sorumluluğuna gidilebileceği kabul edilmektedir (). Bu durum öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanması olarak ifade edilmektedir (... 01.07.2020 tarihli ve 2019/- Esas, 2020/ Karar sayılı kararı). Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai bir teori olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Zira tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişilerin borçlarından dolayı başkalarının sorumlu tutulamayacağı ilkesinin, özellikle şirketlerin sadece sermayeleri ile sorumlu olacakları ve tüzel kişilerin borçlarından dolayı ortakların sorumlu tutulamayacağı kuralının önemli bir istisnasını teşkil etmektedir ().Görüldüğü üzere tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi her somut olayın özelliği gözetilerek değerlendirilmeli ve TMK'nın 2. maddesi gereğince dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılma yasağı gözetilerek tüzel kişiliğin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanılıp kullanılmadığı, tüzel kişiliği düzenleyen normların dışına çıkılıp çıkılmadığı incelenmelidir. Öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceği ifade edilmektedir. Birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilâve olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulmasıdır. İkinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulmasıdır. Nihayet üçüncü durum ise perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesidir (). Perdenin çapraz aralanması sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olmaktadır (). Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması genellikle kardeş şirketler arasında söz konusu olduğundan ana şirket ile kardeş şirket ve ortaklar arasındaki karmaşık ilişkiler zinciri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Bu noktada bu şirketlerin ekonomik anlamda bağımsız şirket vasfında olup olmadığının araştırılması büyük önem taşımaktadır. Çünkü kardeş şirketler arasında perdenin aralanması teorisine başvurabilmek için tek bir iktisadi işletmenin yürütüldüğü farklı faaliyetler için birbirinden bağımsız tüzel kişiliklerin kurulmuş olması gerekmektedir. Hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen bu şirketler aslında özdeştir, alacaklılardan mal kaçırmak ya da sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötüniyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulmuştur. Ayrıca bunların üretim, pazarlama ve ihracat faaliyetleri birbirini tamamlayıcı nitelikte olup, şirketler aslında tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermektedir (... vd. s.209).
Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır. Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötüniyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Zira her hukuki ilişkide, her şirketler arasındaki küçük bir bağlantıda tüzel kişilik perdesi aralanırsa bu durumda tüzel kişilik kurumu işlev görmez hâle gelir. Şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin aralanması için yeterli değildir. Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Nitekim ... 22.09.2021 tarihli ve 2017/()- Esas, 2021/ Karar; 24.05.2023 tarihli ve 2023/- Esas, 2023/ Karar sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Organik bağ ile tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da bulunmaktadır. Özellikle somut olayın niteliği gereği organik bağın tespitinde; şirketlerin aynı holdinge bağlı olması, yöneticilerinin veya kurucularının aynı olması, bir borç takibinden kurtulmak için hisselerin devredilmesi, muvazaalı işlemler yapılması, hatta belirli işlemlerin aynı şekilde ve aynı usulde yapılması bile rol oynayabilmekte iken; tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması için iki şirket arasında alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötüniyetli olarak işlemlerin yapıldığının ve bu nedenle asıl borçlu şirketten alacağın tahsil edilemediğinin somut verilerle ispatlanması gerekmektedir. Bununla birlikte bu iki kavram arasındaki en önemli fark ise; organik bağın varlığı hâlinde bir şirketin borçlarından dolayı bir başka şirketin mal varlığına el atılabilmekte iken tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması hâlinde borçlu şirketin yanı sıra kardeş şirketin hatta talep hâlinde kardeş şirketin ortaklarının mal varlığına dahi el atılmasının mümkün olmasıdır (Öztek vd. s. 210.). Aralarında bazı farklılıklar bulunmakla beraber organik bağ ile perdenin çapraz aralanması kavramları birbirinin alternatifi olan kavramlar değildir. Bu nedenle aynı olayda hem organik bağ hem de tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması yolları işletilerek sonuca ulaşılabilmesi mümkündür.Tüm bu maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ;Davalılar arasında organik bağın muhtemel olduğu, bu tespit rağmen davalıların, davacı ile diğer alacakları zarar uğratmak kastı hareket ettikleri, gayrimentkul malları kaçındıkları, banka havaleleri ile menkul mal kaçındıkları, mali bir bütünlük içinde oldukları net tespit edilememiştir. Bu nedenlerle, davalı şirketin sorumlu tutulması, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, mümkün olamayacağından, davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın reddine,
2-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 732,00 TL harçtan başlangıçta alınan 20.517,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.785,54 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 186.201,12 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından arabulucuya ödenen 3.120,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya Mahkememize ulaştırılmak üzere aynı nitelikteki başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde kullanılabilecek ... olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 07/10/2026
Başkan
E-imzalı
Üye
E-imzalı
Üye
E-imzalı
Katip
E-imzalı
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal, T. 07.10.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.