T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/311 Esas - 2026/437
T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2025/311
Karar No : 2026/437
...
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 21/07/2025
Karar Tarihi : 08/10/2026
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 08/10/2026
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; "..." markasının ... nezdinde 2008 yılından beri tescilli olup uzun yıllardır müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, ... ibaresini içeren markalarının bulunduğunu, 1996 yılından itibaren bu ibareyi ticaret unvanında da kullandığını, davalının yapmış olduğu “mysif” ibareli markanın müvekkili markaları ile benzerlik gösterdiğini, markaya eklenen my ibaresinin markaları farklılaştırmaya yetmediğini, markaların fonetik, görsel açıdan yüksek benzerlik içerdiğini, müvekkilin hitap ettiği kitlenin, iş makineleri sektöründe uzmanlaşmış profesyonel tüketiciler olup, değerlendirme yapılırken ortalama tüketici kriteri değil, sektöre hâkim uzman tüketici profili esas alınması gerektiğini, emtia listelerinin uyuştuğunu, davalı başvurunda 35. Sınıfın altında iş makinelerini vb. ürünlerin yer aldığını, müvekkilin uzun süredir sektörde bilinen ve tescilli olan “...” markasına açıkça benzer nitelikte olduğu, markanın ayırt edici unsuru olan “...” ibaresinin birebir kullanıldığı için davalının kötü niyetli olduğunu ifade ederek, ... .... sayılı kararının iptaline,.... ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, davacının markaları ile davalı başvuru sahibinin markası arasında gerek markaların şekil farklılıkları ve renk farklıları gerekse işitsel olarak vurgulama yapılan heceler, genel izlenim itibarıyla birbirinden farklı olup, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimali bulunmadığını, kötü niyete ilişkin olarak somut delil bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, dosyada mevcut bir cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının kötü niyet itirazının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ....sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi ek/kök raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalı taraf markası kapsamında bulunan 20 ve 21.sınıfa ait mallar ile davacı markaları kapsamında bulunan 35.05. alt sınıf kapsamında 20 ve 21. sınıflarda bulunan malların satış hizmetleri ilişkilidir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir.
Taraf markalarında 35. Sınıfın içinde yer alan perakendecilik hizmetinin altında 1-34 tüm mal grubunun yer aldığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda 35. Sınıfta yer alan tüm hizmetler bakımından benzerlik koşulu sağlanmıştır.
Marka İnceleme Kılavuzunda belirtildiği üzere, mallar ve söz konusu malların bir araya getirilmesi hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Her ne kadar mallar ile bu malların bir araya getirilmesi hizmetleri doğası, amacı, kullanım şekli faktörleri bakımından benzer olmasalar da dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık faktörleri açısından benzer özelliklere sahiptirler. Bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mallar ve o malların perakendeciliği hizmetleri arasında benzerlik bulunduğu kabul edilir.
Aynı kılavuzda; “Yine .... sayılı kararında, 29’uncu, 30’uncu ve 31’inci sınıfta yer alan mallar ile aynı malların perakendeciliği hizmetlerinin birbirini tamamladığı, aynı dağıtım kanallarından geçtikleri, aynı işyerlerinde sunuldukları, birbirleri yerine ikame edilme ve rekabet etme olanaklarının bulunduğu gerekçeleri ile söz konusu mal/hizmetlerin benzer olduğu görüşüne varmıştır.” denilmektedir.
Nitekim .... sayılı “....” kararında belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. Yine aynı yönde, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”…aynı marka, mal ve hizmet markası olarak farklı kişilere ait olduğunda, mağaza adında ürün markasını gören kimseler, o mağazada satılan malların, mal markasının sahibi olan işletmeden geldiğini düşüneceklerdir. Bu da karıştırma ihtimaline neden olacağından, mallar için tescilli bir markanın, sonradan o mallarla ilgili mağazacılık hizmeti için üçüncü bir kişiye verilmemesi gerekir.” denilmektedir.
Aynı minvalde...., tarafların marka olarak kullanmak istedikleri ibarelerin asıl ve ortak unsurlarının .... kelimesinden oluştuğu, markalarının kapsadığı 29 ve 30. Sınıf emtianın da aynı olduğu, her ne kadar davacının 35. sınıfta tescilli markası yoksa da davalının 29 ve 30. sınıfa özgülenmiş 35/6. sınıf mağazacılık hizmetlerinin de davacının 29 ve 30. Sınıfta tescilli bulunan emtiaları ile iltibas oluşturduğu, ticari bir malı üreten işletmenin, ürettiği malı satmasının işin doğası gereği ve ticari faaliyetin zorunlu bir sonucu olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” şeklinde verilen kararın onanmasına karar verilmiştir.
.... yerleşik kararlarında açıklandığı üzere mal ve hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı değerlendirilirken her iki grup mal ve hizmetlerin aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları gibi hususlarının dikkate alınması gerekmektedir.
Ek olarak davalı markasında 42. Sınıf hizmetlerde yer alan bilgisayar hizmetleri ile davacı markasında 9. Sınıfta yer alan bilgisayar mallarının, doğaları farklı olmalarına rağmen bilgisayarlar ve yazılımlar ile bilgisayar hizmetleri yakından ilişkili hizmetlerdir. Bilgisayar sektöründe bilgisayar veya yazılım geliştiricileri yaygın olarak bilgisayar hizmetlerini de sunmaktadır. Hedef tüketici kesiminde örtüşme, mallar ile hizmetler arasında tamamlayıcı ilişki ve ticari köken itibarıyla benzerlik faktörleri birlikte değerlendirildiğinde, değerlendirme konusu bu mallar/hizmetler benzer olarak kabul edilir. Bu kapsamda davalı markasında yer alan “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” bakımından da bir benzerlik olduğu,
Netice olarak, davalı markası kapsamında bulunan 20. ve 21.sınıfa ait emtialar ve 35.sınıfta bu malların satışına özgü hizmetler ile 42. Sınıftaki bilgisayar hizmetlerinin dava konusu marka kapsamında bulunan malların birebir aynı ve/veya benzer olduğu değerlendirilmiştir.
Dava konusu markanın kelime+ şekil markası olduğu, şekil unsuru olarak i harfinin noktasının çevresinde kahverengi iç içe geçmiş daireler olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada şekil unsurunun markanın bütününe baskın bir etkisinin olmadığı değerlendirilmiştir.
Davacı markaları da kelime ve kelime+şekil markalarından oluşmaktadır. Şekil unsuru olarak iki sarı çizgi bulunup marka bu iki çizginin arasına konumlandırılmıştır. Dava konusu markada olduğu gibi baskın ya da ayırt edici gücü yüksek olan bir şekil unsurunun bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Davacı markalarında yer alan Endüstriyel ve Tarım ibarelerinin faaliyet alanını belirtilen tali unsur olduğu değerlendirilmiştir.
İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Taraf markalarında yer alan husumet konusu ... ibaresinin; ...da İngilizce cost, insurance ve freight sözlerinin kısaltmasının dilimize geçerek “ithalatta bir malın bedeli, sigortası ve navlun giderleriyle birlikte olmak üzere maliyeti” anlamına geldiği anlaşılmıştır. Ancak bu anlamın toplumun geneli tarafından bilinemeyeceği, bu bağlamda yaratım anlamsız bir ibare olarak algılanması da kuvvetle muhtemeldir. Dava konusu marka ise, mysif ibaresinden oluşmakta, bütün olarak bir anlamı bulunmamaktadır. Anca, insan zihninin anlamsız bir kelimeyi anlamını bildiği parçalara bölerek zihninde canlandırdığı da düşünüldüğünde my ... olarak iki ayrı kelime olarak algılayabileceği bu haliyle “benim sifim” anlamına geldiği, yine belirgin bir anlamı bulunmadığı ancak ... ve BENİM SİFİM şeklinde küçük de olsa bir kavramsal benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Yargıtay ve AB Adalet Divanı birçok kararında, tüketicilerin zihninde, kelime markalarında başta yer alan harflerin ortada veya sondaki harflere nazaran daha fazla akılda kaldığını, bu bağlamda sözcüklerin ilk heceleri, ilk seslerinin farklı olmasının kulaktaki izi değiştirdiği vurgulanmaktadır. Sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyetin karıştırma ihtimaline yol açabileceği gibi tam tersi de geçerli olabilecektir....” adlı eserde; “Soldan sağa okuma prensibi gereği tek sözcükten oluşan markalarda sözcüğün ilk hecesi, birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” denilmektedir.
Davacı markası ... şeklinde tek hecede okunacakken, davalı markası....-... şeklinde iki hecede okunacaktır. Bu durumun fonetik benzerliği azalttığı değerlendirilmiştir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. Bu kapsamda, davacı markasının üç, dava konusu markanın beş harften oluştuğu, görece iki markanın da kısa marka algısı yarattığı, her iki markada da etkisi bariz/farklılaştırıcı gücü yüksek şekil unsurlarının bulunmadığı, bu nedenle ... ibaresinin aynen yer almasından kaynaklı küçük de olsa harfsel bir benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir.
Somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde; taraf markalarında yer alan husumet konusu ... ibaresinin anlamsız bir ibare olarak algılanmasının mümkün olduğu, bu nedenle dava konusu markaya getirilen my ibaresinin ... ibaresini tanımlayan konumunda olduğu, Benim ...’im şeklinde pekiştirici bir etkisinin olduğu, taraf markalarını uzaklaştırmaya yetmediği, Potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları, davacı tarafın ... ibaresi ile oluşturulan markalarının bulunduğu, bu nedenle MYSİF şeklinde bir kullanımın davacının ... marka ailesine bir yenisinin eklendiği şeklinde bir kanı oluşturabileceği veya tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu anlasa dahi firmalar arasında eknomik-idari bir iş birliği olduğu şeklinde bir kanının oluşabileceği, netice itibariyle de, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda davacı, markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren ya da davacının tanınmışlığını ispata ilişkin herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Davalının markasının davacı markasıyla karışıklığa yol açmasının, tek başına kötü niyet oluşturmadığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, toplanan delillerden, bilirkişi ek/kök raporu ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markada yer alan 20, 21, 35. Sınıfta yer alan malların davacı markasında bu malların şatışına yönelik hizmetler yönünden benzerlik koşulunun sağlandığı, dava konusu markada yer alan 42. Sınıf hizmetler bakımından ise “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” bakımından benzerlik koşulunun sağlandığı, bütünsel açıdan yapılan değerlendirme sonucunda taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, davalı başvuru markasının karar tarihi itibari ile tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığı, .... kararının iptali koşullarının kısmen oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi ek/kök raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kısmen Kabulüne,
... ....sayılı kararının 20, 21, 35. Sınıfların tamamı ile 42. Sınıf "Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri" mal ve hizmetleri bakımından iptaline,
Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 116,60.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddolunması, davalı .... kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 615,40.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 24.332,20.-TL
yargılama giderlerinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahsın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08/10/2026
Kâtip Hâkim....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 702,90.-TL
Bilirkişi Ücreti : 20.000,00.-TL
İhtiyati Tedbir Harçları : 1.629,30.-TL
P.M. : 2.000,00.-TL
TOPLAM : 24.332,20.-TL
Emsal Karar Arama
Ankara 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.