T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/03/2025
NUMARASI : ... Esas - ... Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI : ........
DAVALILAR : 1 -........
VEKİLİ : Av.....
2 -........
3 -........
4 -........
5 -........
6 -........
7 -........
8 -........
9 -........
10 -........
DAVA : Tazminat
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 17/09/2026
YAZIM TARİHİ: 18/09/2026
Davacı tarafından davalılar aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan tazminat davasında 05/03/2025 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların babası ve aynı zamanda kooperatif yönetim kurulu üyesi olan ........’tan Karapınar ........ Mahallesi ..... parselde bulunan 35.050 m² tarlayı Nisan 2015’te kiraladığını, tarlanın yarısına karpuz yarısına kavun ektiğini, ürünleri davalı ........ (........) Köyü Sulama Kooperatifine ait kuyudan damlama sistemiyle suladığını, ancak kooperatif yönetiminin kendisine sulama sırası ve planı vermeyerek kullandığı kuyunun suyunu başka kuyuların sulama alanlarındaki pancar üreticilerine tahsis ettiğini, bu nedenle 15-20 gün sulama beklemek zorunda kalması sonucunda ürünlerinin zarar gördüğünü, durumu kooperatif başkanı ........ ile ........’a bildirmesine rağmen mağduriyetinin giderilmediğini, bunun üzerine 17.07.2015 tarihli ihtarname gönderdiğini ancak sonuç alamadığını, Karapınar Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D. İş dosyasında yapılan tespit sonucu 08.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda zararının 61.326,25 TL olarak belirlendiğini, ........’ın kooperatif ortağı ve yönetim kurulu üyesi olarak mağduriyet yaşanacağını bilmesine rağmen tarlayı kiraya verdiğini, kooperatif başkanı ........ ile ........ arasındaki akrabalık ilişkisi de bulunduğunu, davalıların kooperatif ana sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek sulamada adil davranmadıklarını ve diğer sulayıcılara uygulanmayan uygulamaları kendisine uyguladıklarını, yönetim ve denetim kurulu üyeliğinden doğan sorumlulukları ile kişisel ve kasıtlı eylemleri nedeniyle zarardan sorumlu olduklarını, arabuluculuk görüşmelerinde de uzlaşma sağlanamadığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 61.326,25 TL maddi tazminatın 08.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı uyuşmazlık hakkında daha önce Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı dosyasında dava açıldığını, tarafları, konusu, dava değeri ve dayanak zarar tespit raporu aynı olan bu davanın istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek 16.09.2021 tarihinde kesinleştiğini, davacının bu kez tarafları farklı göstermeye çalışarak aynı uyuşmazlığı yeniden dava konusu yaptığını ileri sürerek davanın kesin hüküm nedeniyle reddini talep ettiği, ayrıca davanın kooperatif tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerekirken kooperatif başkanı, üye ve denetçilere yöneltilmesi nedeniyle pasif husumet bulunmadığını, davacının kooperatif üyesi olmadığından kooperatiften su alma ve dava açma hakkının bulunmadığını, dava konusu ........ Mahallesi’nin kooperatifin sulama sahası dışında kaldığını, davacının su alabilmek için kooperatif tüzüğü gereğince en az bir ay önceden başvurmadığını ve beş yıllık zamanaşımı süresinin de geçtiğini savunduğu, esas yönünden davacının kooperatif üyeliği, aidat ödeme, sulama kartı alma ve sulama sahasında araziye sahip olma gibi gerekli şartları taşımadığını, bu nedenle kooperatiften su talep edemeyeceğini, şartları sağlamış olması hâlinde ise sulama sırası geldiğinde suyunun kasıtlı olarak engellenmesinin söz konusu olmadığını, davacının zararının kooperatifin eyleminden kaynaklanmadığını, tespit dosyasındaki zarar ve bilirkişi raporunun kabul edilmediğini, belirlenen zararın fahiş olduğunu ve gerekli masrafların düşülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının dava dışı kooperatifin üyesi olup olmadığı, dava dışı sulama kooperatifi tarafından davacıya su tahsisi yapılmasının gerekip gerekmediği, gerekirse 2015 yılında davacıya su tahsisi yapılıp yapılmadığı, yapılmamışsa buna dayalı olarak davacının zarara uğrayıp uğramadığı, varsa zarardan davalıların kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyeleri olarak sorumlu olup olmadıkları, davada zamanaşımı süresinin geçip geçmediği, tarafların husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı, aynı davanın daha önce kesin olarak hükme bağlanıp bağlanmadığı, davanın görülmesi için gerekli ön koşulların/dava şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarından ibarettir.
Tarafları ve konusu aynı olan Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sırasına kayıtlı davada yapılan yargılama neticesinde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği ve kararın 01/10/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu kararın usule ilişkin olması nedeniyle eldeki dava yönünden kesin hüküm olmayacağı kabul edilerek davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Davalılardan ........ zamanaşımı definde bulunmuştur. Kooperatifler Kanunu'nun 98. maddesi atfıyla uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 560. maddesine göre, tazminat talep hakkı fili ve faili öğrenme tarihinden itibaren iki yıl ve her halde fiil tarihinden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Davacı zararın 2015 yılında doğduğunu iddia ettiğinden, su vermeme şeklinde gerçekleşen eylemin en geç 2015 yılının sonunda meydana geldiği kabul edilmelidir. Eldeki dava ise 02/09/2024 tarihinde açılmış olup, arabuluculuk aşamasında geçen süre dikkate alınsa dahi zamanaşımı süresinin dolduğu açıktır. Yine, daha önce aynı istemlerle kooperatif aleyhine dava açılmış ise de açılan o davanın zamanaşımı süresini kesmeyeceği kabul edilmiştir. Ayrıca, davacı Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E sayılı davasını19/10/2022 tarihinde açmış olup beş yıllık süre bu dava tarihi itibariyle de dolmuştur.
Davacı, davalıların kooperatif ana sözleşmesinden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediklerini iddia ederek oluşan zararının giderilmesini istemiştir. İddia bu yönüyle yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat isteminden ibarettir. Kural olarak, yönetim görevinin ihmaline dayalı olarak zararın giderilmesini tüzel kişilik isteyebilir. Ancak istisnai de olsa, ortak ya da üçüncü kişiler doğrudan uğradıkları zararın kendilerine verilmesini isteyebilmeleri mümkündür. İddia edilen zarar doğrudan zarar niteliğinde olduğundan, davacının kooperatif üyesi olup olmadığına bakılmaksızın, zararını ve davalıların sorumluluklarını ispatlaması kaydıyla, zararının giderilmesini isteyebilecektir. Hemen belirtilmelidir ki, davacının kötü yönetime dayalı olarak zararının giderilmesini talep edebilmesi için öncelikle oluşan zarardan dava dışı kooperatifin sorumlu olduğunu ortaya koymalıdır. Kooperatifin sorumlu olmadığı bir zarardan davalıların yönetici sıfatıyla sorumlu olmaları mümkün değildir. Şöyle ki, öncelikle kooperatifin faaliyetinden bir zarar doğmalı ve devamında bu faaliyetin davalıların kötü yönetiminden kaynaklanması gerekmektedir. Bu iki hususun aynı anda mevcut olmadığı hallerde yöneticilerin sorumluluğunda bahsedilemez.
Davacının dava dışı kooperatif aleyhine aynı iddialarla açtığı davanın yargılamasının Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E sayılı dosyasında yapıldığı, yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Konya BAM 6. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı kararı ile "Davacı davalının sulama taleplerini yerine getirmemesi sebebi ile uğradığı zararın tazminini talep ederken, davalı ise davacının kooperatif üyesi olmadığı gibi, taleplerin mümkün olduğu ölçüde karşılandığını ve oluşan zararda bir kusur veya ihmalinin bulunmadığını iddia etmiştir. Dosya arasına alınan davalı kooperatife ait kooperatif ana sözleşmesinde suyun kullanımı düzenlenmiştir. Bu kapsamda davacının kullandığı taşınmaz hazineye ait tarım arazisidir ve davacı taşınmazı hak sahibi olarak hazine arazisinin yasal kiracısı olan şahıstan hak sahibi olmadığı halde kiralayarak kullanmıştır. Bu durumda kooperatif ana sözleşmesinin yukarıda belirtilen maddeleri de nazara alındığında davalının kooperatif üyesi olmayan davacıya su verme zorunluluğu bulunmadığı gibi oluşan zararda da kasıt veya ihmali söz konusu olamaz. Kiracı sıfatı ile davacının, aralarındaki sözleşme uyarınca kiralayandan ürünleri sulayamama kaynaklı zararı talep edebilmesi mümkün ise de, bu hususta ancak kira ilişkisinin kapsamı ve kiralayanın zarar ile illiyet içeren davranışı ile mümkündür. Ayrıca davacı taraf yukarıda belirtilen kooperatif ana sözleşmesinin 108. maddesine göre, sulamanın başlayacağı tarihten en az bir ay önce sulama zamanlarının tespiti konusunda beyanname doldurup yönetim kuruluna vermesi gerekirken, bu hususta yazılı veya sözlü bir müracaatta da bulunmamıştır, davacı taraf kooperatif üyesi olsa dahi yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde suyun verilemeyeceği hususu ana sözleşmede açıkça belirtilmiştir. Sonuç olarak davalı kooparetifin davacının zararının oluşumunda, sorumluluğu bulunmamaktadır." gerekçeleriyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiği, karara karşı temyiz başvurusunda bulunulması üzerine ise Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin ... E . ... K sayılı ilamı ile Konya BAM 6. HD'nin kararının onanmasına karar verildiği ve ret kararının 16/09/2021 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda, davacının davaya konu ettiği zararından dava dışı kooperatifin sorumlu olmadığı kesinleşen mahkeme ilamı ile sabit hale gelmiştir. Davacı yönetim ve denetim görevinin ihmaline dayalı olarak tazminat isteminde bulunmuş olup, dava dışı kooperatifin oluşan zarardan sorumlu olmaması karşısında, davalıların görevlerini ihmal etmedikleri bilakis ana sözleşmeye uygun hareket ettikleri kabul edilmelidir. Bahsi geçen BAM kararında kooperatif tarafından davacıya su verilmemesinin ana sözleşmeye uygun olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla, kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların görevlerini ana sözleşemeye ve kanuna uygun şekilde yerine getirdikleri açıktır.
Anılan nedenlerle, varsa oluşan zarardan davalıların sorumlu olmadıkları, davacının aksi yöndeki iddialarını usulünce ispatlayamadığı, yine davalı ........'e yönelik dava yönünden tazminat hakkının zamanaşımına uğradığı sonucuna varıldığından davanın reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçisinde özele; yerel mahkemenin BAM kararı ve zamanaşımı gerekçesiyle davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, ........’ın kendisine sulama hakkı bulunmayan Hazine arazisini kiraya verdiğini, kooperatif yönetiminin sulama sırası geldiği hâlde su hakkını başka kişilere kullandırarak mahsulünün susuzluktan zarar görmesine neden olduğunu, bu zarar nedeniyle daha önce kooperatif aleyhine açtığı davanın kabul edildiğini ancak kararın tarlanın Hazine arazisi olması ve kiralama hususu gerekçe gösterilerek kaldırıldığını, sonraki süreçte kooperatif yöneticilerinin kişisel haksız eylemleri nedeniyle eldeki davayı açtığını, önceki dava kooperatife karşı iken bu davanın zarara kişisel olarak sebebiyet veren kişiler aleyhine açıldığını ve bu nedenle önceki BAM kararının eldeki davaya dayanak oluşturamayacağını, davalı ........’in kooperatif ortağı olmayanların ve kooperatif sahası dışında kalan arazilerin sulanamayacağı yönündeki savunmasının gerçeğe aykırı olduğunu, aynı bölgede davalıların murisi ve başka kişilerin kooperatif ortağı olmaksızın kiraladıkları arazileri suladıklarını, ayrıca kendisinin kooperatife sulama beyanı vermediği iddiasının da kooperatifin geçmiş uygulamaları araştırılmadan kabul edildiğini, Hazine arazilerinin kiraya verilemeyeceğine ilişkin düzenlemenin ise tarlayı kiraladığı 2015 yılından sonra yürürlüğe girdiğini ve geçmişe uygulanamayacağını, aynı zarara ilişkin daha önce kooperatif aleyhine dava açmış olması nedeniyle zamanaşımının kesildiğini ve eldeki davanın zamanaşımına uğramadığını belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, yönetici sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Somut olayda davacı, 2015 yılında kiraladığı tarlaya dava dışı ..... tarafından su verilmediği, bu sebeple zarara uğradığı iddiasıyla o dönem kooperatif yöneticileri olan davalı ........ ve ........'tan tazminat talep etmekte olup, ........ vefat ettiği için mirasçılarını davada taraf göstermiştir.
İlk derece mahkemesi kararının gerekçesinde belirtildiği gibi, davacının aynı olaya ilişkin dava dışı ..... aleyhine Karapınar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında açtığı dava sonucunda verilen kararın istinaf incelemesi sonucunda Dairemizin 11/04/2019 tarih, ... Esas- ... Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak kooperatifin davacının zararının oluşumunda sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verildiği ve Dairemiz kararının Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 16/09/2021 tarih, ... Esas-... Karar sayılı ilamı ile onandığı ve böylelikle Dairemiz kararının kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bu sebeple kesinleşen karar ile kooperatiften kaynaklı bir zarar olmadığı tespit edilmiş olmakla kooperatif yöneticileri hakkındaki eldeki davanın reddine karar verilmesi sonuç itibariyle yerinde olduğundan davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/09/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
.....
Emsal Karar Arama
Konya Bam 6. HD, T. 17.09.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.