T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/300 Esas
KARAR NO : 2026/887
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/04/2026
KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ait ... plakalı ve ... marka/model aracın olay sırasında dava dışı ... sevk ve idaresinde iken 18.08.2025 tarihinde ... bünyesindeki 68 numaralı bariyerden nizami geçişini tamamladığı esnada, davalı ...A.Ş. tarafından işletilen otopark sorumluluk alanındaki "..." sisteminin teknik arıza veya ihmal sonucu aniden yükselmesi nedeniyle ağır hasar gördüğünü, olay yerinde tutulan tutanakla sabit olduğu üzere, sistemin müdahale olmaksızın kendiliğinden kalkması davalıların kusursuz sorumluluğunu ve işletme kusurunu açıkça ortaya koyduğunu, meydana gelen maddi hasarlı kazada müvekkili aracında değer kaybı zararı oluştuğunu, bununla birlikte kazadan sonra müvekkilinin aracının serviste tamir gördüğü süre boyunca aracını kullanamadığından, ekonomik hayatı oldukça olumsuz etkilendiğini, yolcu nakline tahsis edilmiş olan bu aracın kullanılmaması sebebiyle kazanç kaybı/hak mahrumiyeti oluştuğunu, beyanla maddi hasar, değer kaybı ve kazanç kaybı mahrumiyeti zararı kaza tarihinde gerçekleştiğinden, kaza tarihi olan 18.08.2025’ten itibaren işleyecek avans faizinden az olmamak faiz işletilmesini, araç değer kaybı yönünden şimdilik 900,00-TL, ticari kazanç kaybı yönünden (aracın onarım süresince işletilememesi nedeniyle) şimdilik 100,00-TL olmak üzere toplamda 1.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiil tarihi olan 18.08.2025 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte paranın alım gücündeki azalma ve enflasyon etkileri de gözetilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile davalarının kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren sistemin işletme, bakım ve teknik denetim sorumluluğunun müvekkilinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafın tazminat taleplerinin fahiş ve zararın ispat edilemediğini, davacı tarafından talep edilen kazanç kaybının belirsiz ve öngörülemez olduğunu, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, öncelikle, Galataport ile imzalanan sözleşmenin Ek-3 numaralı zimmet tablosunda kazaya sebebiyet veren "..." sisteminin müvekkili ..A.Ş.'ye devredilmediğini, müvekkilinin sistem üzerinde hiçbir hukuki ve fiili hakimiyetinin bulunmadığı sabit olduğundan, davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, Mahkememiz aksi kanaatte ise davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olması sebebiyle davanın usulden reddine, Mahkememiz aksi kanaatte ise, davanın esasına ilişkin olarak; davacının değer kaybı ve kazanç kaybı taleplerinin fahiş olması, gerçek zarar ilkesine aykırılığı ve hiçbir somut belgeye dayanmaması nedeniyle davanın esastan reddine, davacı aracının geçmiş hasar kayıtlarının celbi ile değer kaybı hesabında önceki hasarların dikkate alınmasına, kazanç kaybı hesabında ise davacının ticari defter ve vergi kayıtları üzerinden "net kazanç" tespiti yapılarak yakıt, amortisman ve bakım giderlerinin mahsubuna, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe:
Dava, 18/08/2025 tarihinde davacının maliki olduğu ... plakalı aracın yol engelleyici sisteminin arızalanması nedeniyle zarar gördüğünden bahisle değer kaybı ve ikame araç bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Bilindiği gibi sulh görülmekte olan bir davanın taraflarının karşılıklı anlaşma ile dava konusu uyuşmazlığa son vermeleridir. Sulh sözleşmesi mahkeme önünde yapılabileceği gibi mahkeme dışında da yapılabilir. Taraflar, mahkeme dışında yapmış oldukları yazılı bir sulh sözleşmesini mahkemeye verirler ve buna (yazılı sulh sözleşmesine) göre davada sulh olduklarını bildirirlerse, bu yazılı sulh sözleşmesinin mahkemeye verildiği duruşma tutanağına yazılır (HMK.m.154,3/f). Bu halde, mahkemeye verilen yazılı sulh sözleşmesinin ayrıca tutanağa geçirilmesine (yazılmasına) gerek yoktur. Çünkü duruşma tutanağında eklendiği yazılı olan belgelerin içeriği de tutanak metni hükmündedir (HMK.m.154,4). Ancak bu halde, mahkemeye verilen yazılı sulh sözleşmesinin duruşmada tarafların önünde okunması, okunduğunun da duruşma tutanağına yazılması ve ondan sonra tutanağın (m.154,3/ç’ye göre) taraflara (veya sulh için yetkili vekillerine) imza ettirilmesi gerekir. Böylece, mahkeme dışı sulh, mahkeme içi sulha dönüşür. Mahkeme önünde sulh şarta bağlı olarak yapılabilir. Sulh sözleşmesinin şarta bağlı olarak yapılmış olması halinde, mahkemenin, böyle bir sulh sözleşmesine dayanarak esas hakkında karar (hüküm) vermesi imkansızdır. Çünkü şarta bağlı hüküm verilemez. Taraflar şarta bağlı şekilde sulh olmakla, davaya son vermek istediklerinden, başka bir deyişle davanın takibinden vazgeçtiklerinden (HMK.m.123), bu halde mahkemenin “karar verilmesine yer olmadığına” biçiminde bir kararla davayı sonuçlandırması gerekir (HMK.m.315,1).
Sulh şarta bağlı değilse sulh üzerine mahkemenin vereceği karar, tarafların talebine göre iki şekilde olabilir:
a)Taraflar, mahkemenin, sulhe (sözleşmesine) göre bir karar vermesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir (HMK.m.315,1). Taraflar sulhu tespit etmesini isterlerse, o zaman mahkeme, sulhu HMK.m.154,3/ç’ye göre tutanağa geçirir ve “karar verilmesine yer olmadığı” (HMK.m.315,1/c.2) biçiminde bir kararla davanın son bulduğunu tespit etmekle yetinir. Çünkü, davanın sahibi taraflardır ve hâkim onların talebinden fazlaya karar veremez (HMK.m.26).
b)Taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, mahkeme, sulh sözleşmesine göre bir karar (hüküm) vermek zorundadır. Özellikle tarafların, aralarındaki uyuşmazlığın esaslı noktalarında sulh olmaları halinde, bunun bütün ayrıntıları ile birlikte bir mahkeme kararında (hükmünde) belirtilmesini istemelerinde hukuki yararları vardır.
Taraflar sulh olurken aynı zamanda yargılama giderleri hakkında da bir anlaşmaya varmışlarsa, mahkeme, tarafların anlaşmasına göre tarafların ödeyecekleri yargılama giderlerini sulh nedeniyle davayı sona erdiren kararında belirtir. Taraflar, sulh sözleşmesinde yargılama giderlerinden söz etmemişlerse mahkeme, yargılama giderleri üzerinde de bir anlaşmaya varmaları için taraflara bir imkân verir. Taraflar, yargılama giderleri hakkında bir anlaşmaya varamazlarsa mahkeme, yargılama giderlerini, sulh sözleşmesindeki (kısmi) kabul ve feragat edilen miktarlar oranında taraflar arasında paylaştırır (HMK.m.326,2); yani taraflardan birini, o oranda yargılama gideri ödemeye mahkûm eder. Taraflardan biri (veya her ikisi) davayı bir vekil (avukat) vasıtasıyla takip etmiş ise, mahkeme, karşı tarafı (veya her iki tarafı) sulh sözleşmesindeki kabul ve feragat oranında vekâlet ücreti ödemeye mahkûm eder (HMK.m.323,1/ğ; 326,2). Bu vekâlet ücretine, tarifeye göre hükmedilir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden ve müşterek beyanlardan taraflarca Mahkeme dışı sulh sağlandığı, tarafların talepleri de dikkate alınarak sulh içeriğine göre karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür. Somut olayda, taraflar arasında yapılan sulh sözleşmesinin mahkeme dışı sulh niteliğinde olduğu ve tarafların karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi yönünde talep birliği içinde bulundukları anlaşılmaktadır. Ayrıca sulh sözleşmesi içeriğinden, tarafların yargılama giderleri hususunda tam olarak anlaşmaya vardıkları da tespit edilmiştir.
Açıklanan bilgiler ışığında, taraflar arasında tanzim edilen sulh sözleşmesine istinaden mahkememizin “konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı” biçiminde bir kararla davayı sonuçlandırması gerektiği kanaatine varılmakla, mahkeme dışı sulh sözleşmesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : İzah olunan nedenlerle;
1-Tarafların sulh olmaları nedeniyle açılan davanın esası hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Talep gibi, taraflar aleyhine/lehine yargılama gideri ile vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, tarafların yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
4-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 6.400,00-TL arabuluculuk ücretinin, davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacının yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.06/10/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Emsal Karar Arama
İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/300, K. 2026/887, T. 06.10.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.