T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
ÜYE : ..... (...)
KATİP : ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ: 14/05/2026
NUMARASI : ... Esas ... Karar
DAVACI : ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 1- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 2- ........
VEKİLLERİ : Av..... Av.....
DAVALI : 3- ........
VEKİLLERİ : Av..... Av..... Av.....
DAVALI : 4- ........
VEKİLİ : Av.....
DAVA İHBAR OLUNAN: ........
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/09/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/06/2023 tarihinde ........ plakalı araç sürücüsü ........'nun ........ plakalı müvekkilime ait araca çarparak aracın maddi hasara uğramasına ve dolayısıyla araç değer kaybı oluşmasına neden olduğunu, kaza tespit tutanağı ekte sunulduğunu, incelenen tramer kayıtlarına göre iş bu kazada ........ plakalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda ve dolayısıyla müvekkilinin aracında oluşan hasar ile buna bağlı olan araç değer kaybında %100 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğini, 05/10/2023 tarihli ekspertiz raporu ekte sunulduğunu, kazadan karşı aracın %100 kusurlu olduğuna dair 17/07/2023 tarihli mütalaa niteliğindeki bilirkişi raporu da ekte sunulduğunu, meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında müvekkiline ait aracın ön tampon ve sol kapı kısmı tamamen hasar gördüğünü, müvekkilinin hasara uğrayan aracını kaza tarihinden sonra yaklaşık 60 gün sonra kullanımına alabildiğini, bu tamir süresi boyunca aracını kullanamadığı gibi araçsız kalmasından kaynaklı ciddi anlamda mağdur olmuş tüm hayatı aksaklığa uğradığını, kazaya sebebiyet veren aracın maliki ve araç sürücüsü bu durumdan tam olarak kusurlu olduğunu, müvekkilinin bu zararının davalı yan tarafından tam ve eksiksiz ödeme yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybı tazminatının karşılığı olarak şimdilik 200,00 TL’nin (Belirsiz Alacak Ve Fazlaya İlişkin Haklarımız Saklı Kalmak Kaydı ile) kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faiz ile davalı yanlardan müştereken ve müteselsilen alınmasına ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı ........ cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin kanuni ikametgahı ........ Mah. ........ Cad. ........ Binası No:... K:..... Şişli/İSTANBUL olduğunu, her ne kadar dava konusu kaza Antalya'da vuku bulmuşsa da dava konusu talep bakımından Antalya'da Asliye Hukuk Mahkemesi olmadığını, HMK 6. Maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme olan davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Müvekkil şirketin faaliyet adresi İstanbul'da olduğundan yetki itirazımızın kabulüne ve dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin 6361 s. Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu’na (mülga 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu) göre kurulmuş bir Anonim Şirket olup finansal kiralama işi ile iştigal ettiğini, müvekkili şirket ile ........ arasında ........ sözleşme sayılı finansal kiralama sözleşmesi akdedilerek ........ plakalı aracın da aralarında olduğu araçlar finansal kiracı ........'ye finansal kiralandığını, söz konusu aracın maliki Finansal Kiralama Kanunu’na gereği müvekkili şirket olduğunu, işbu araç arz edildiği üzere tüm kullanma ve yararlanma hakları finansal kiracıda olmak üzere finansal kiralandığını, dava konusu uyuşmazlık nedeniyle müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi mümkün olmayıp davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin dava konusu aracın sebep olduğu zarar nedeniyle, gerek işleten sıfatını haiz olmaması gerekse de finansal kiralama sözleşmesindeki hükümler uyarınca sorumlu olmadığını, kazaya karışan aracın anılan finansal kiralama sözleşmesi uyarınca her türlü kullanım ve yararlanma hakları ile birlikte bu kullanmanın sebep olabileceği zararlardan doğan sorumluluk da kullanıcı finansal kiracıya ait olmak üzere kiracıya finansal kiralandığını, dolayısıyla huzurdaki davanın dayanağı olan haksız fiil iddiasına dayalı tazminat talebinin muhatabı da davalı müvekkili şirket olmadığını, aracın işleteni ve kullanıcısı konumundaki, dava dışı finansal kiracı ........ olduğunu, bu itibarla müvekkili şirketin huzurdaki davada davalı olma sıfatı söz konusu olamayacağından husumet itirazında bulunduklarını, aracın fiili zilyetliği, bakım, gözetim ve işletmesi ile ilgili sorumluluklar finansal kiracıya bırakıldığını, finansal kiracı ........ ile yapılan finansal kiralama sözleşmesinin 49. maddesi ile üçüncü kişilere verilecek her türlü zararların kiracının sorumluluğunda olduğu kabul edildiğini, sözleşme ve mer’i mevzuat hükümleri dikkate alındığında finansal kiralama konusu malın kullanımı, getireceği yarar ve zararlar da kiracıya devredildiğini, bu nedenle dava konusu hasar nedeni ile müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 86 ve 3. Maddelerine aykırılık teşkil ettiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirkete husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından müvekkili şirket yönünden davanın pasif husumet yokluğundan ve ayrıca esasa yönelik açıklamaları çerçevesinde esastan reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
........ vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ........ plakalı aracın (“araç”) işleteni olmadığını, bu yönüyle işbu dava açısından müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını ve müvekkili şirket bakımından pasif husumet yokluğu durumunun gerçekleştiğinin açık olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı ........ isimli müşteri arasında akdedilen ve her maddesi müzakere edilerek mutabakat sağlanan Araç Kiralama Sözleşmesi uyarınca, müvekkil şirket, elinde bulunan ........ plakalı aracı kaza tarihinde dava dışı ........ isimli müşteriye kiraladığını, işbu kiralama tarihinde her ne kadar kiralama dava dışı ........ ile yapılmış olsa da Davalı ........'nun aracın sürücüsü olduğu tespit edildiğini, işbu kiralama her ne kadar dava dışı ........ ile de yapılmış olsa da aracın sürücüsünün davalı ........ olduğu tespit edildiğini, işbu haksız olarak ikame edilen davaya dava dışı ........'nun ihbar olunmasını talep ettiklerini, müvekkil şirketin kiralayan sıfatını haiz olduğu ........ plakalı aracın sürücüsü ile müvekkili şirket arasında yapılan üyelik sözleşmesi gereğince üyenin kusurlu olduğu hallerde tüm zarar ve masrafların üyenin sorumluluğunda olduğuna dair hüküm bulunduğunu, davacının değer kaybı ve maddi hasar talebi yönünden belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, müvekkili şirket kaza nedeni ile sorumlu olmamakla beraber -asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla- davacıya kaza sonucunda zorunlu mali mesuliyet sigorta şirketinden ve/veya kasko sigorta şirketinden ödenen tazminatların hükmedilecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, iddia olunan hasarın kaza sebebiyle mi yoksa aracın daha önce bir kazaya karışması veya sair sebeplerle zarar görmesi neticesinde mi meydana geldiğinin tespiti gerektiğini, müvekkili şirketin kaza nedeni ile sorumlu olmamakla beraber trafik kazası tespit tutanağı ve diğer belgeleri kabul etmediklerini, müvekkili şirketin kaza nedeni ile sorumlu olmamakla beraber mütalaa niteliğinde bilirkişi raporu ve diğer belgeleri kabul etmediklerini, tüm bu nedenlerle öncelikle husumet yokluğu ve görevsizlik sebebiyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte olması halinde davanın esastan reddine, mahkeme huzurunda görülmekte olan davaya dava dışı ........'nun ihbar olunan sıfatıyla dahil edilmesine, yargılama giderleri vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ cevap dilekçesinden özetle; huzurdaki uyuşmazlığın belirsiz alacak olarak ikame edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını, işbu sebeple davanın reddedilmesini talep ettiklerini, huzurdaki dava görevli mahkemede ikame edilmediğini, görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu, 2918 sayılı karayolları trafik kanunu’nun 97. maddesinde düzenlenen sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvurulduğunu, KTK, HMK ve genel şartlar gereği müvekkili şirkete usule uygun başvuru yapılması dava şartı olduğunu, genel şartlarda belirtilen teminat kapsamı dışındaki haller gözetilerek değerlendirme yapılmasını; tespiti halinde davanın reddini talep ettiklerini, ikrar anlamına gelmemek üzere, müvekkil şirket sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dâhilinde tazminattan sorumludur. sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmamaktadır. kabul anlamına gelmemekle birlikte, kusur durumunun adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi tarafından tespitini talep ettiklerini, sebepsiz zenginleşme teşkil eden ödemelere ilişkin her türlü talep ve dava hakkımız saklı kalmakla ve kusur ile zarar bedelinin kabulü anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmış olup tüm sorumluluk yerine getirildiğini ve yapılan ödemeler ile araç başı teminat limiti sona ermiştir. işbu sebeple davanın müvekkil şirkete ihbar edilmesine itiraz ettiklerini, itirazları baki kalmakla birlikte kabul anlamına gelmemesi kaydıyla reel piyasa koşullarına göre hesaplama yapılacaksa kaza tarihi esas alınması gerektiğini, davacı taraf ait aracın işbu davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgede hasar almış olup olmadığının tespitini talep ettiklerini, nitekim davacı yana ait aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması veya araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağını, aracın ağır hasar halinin olup olmadığı tespit edilmesi gerektiğini, aracın ağır hasar kaydı bulunması halinde değer kaybı talebinin reddi gerektiğini, davacıya ait aracın kilometre ve tescil bilgilerinin celp edilmesini talep ettiklerini, nitekim aracın kilometre ve yaş bilgisi davaya konu taleplerin tespit için önem arz ettiğini, davayı ve kusuru kabul anlamına gelmemekle birlikte uyuşmazlığa konu kazada taraflar arasında ticari bir faaliyet bulunmadığını, ekspertiz ücretine ilişkin talebin reddedilmesi gerektiğini, davacının arabuluculuk için vekalet ücreti talep etmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, işbu talebin reddedilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle aleyhteki tüm hususları reddetmek suretiyle, fazlaya ve başka ilişkin hakları, ihbar, dava ve talep şikayet hakları saklı tutarak; müvekkil şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın olmasına tam kusurlu olarak sebebiyet veren davacı olduğunu, davacının tüm taleplerinin reddini talep ettiklerini, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olmasına rağmen dava açılış tarihi itibariyle sunulmuş bir arabuluculuk tutanağı söz konusu olmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davacının geliş yönünde üst sınırı 50 km olan hız tabelası olduğunu, davacının kaza anında en az 140-150 Km hızla Devlet Karayolu Söğütlü kavşağına girdiğini, müvekkilin yolu kontrol etmesine rağmen davacıyı son anda fark ettiğini, kaza sonrası davacı ve arabasında bulunanlar müvekkilinden hızlarını kabul ederek özür bile dilediklerini, davacının hızının etkisi ile 24 metre sürüklendiğini ve gidiş yönüne göre ters döndüğünü, hızı nedeniyle fren bile yapamadığını, kaza tutanağında da tespit edildiği üzere kaza yerinde fren izi de olmadığını, kaza yapılan yolda kusurlar mevcut olduğunu, kaza gece meydana geldiğini, kaza yerinde hiç aydınlatma lambası olmadığını, aynı kaza yerinde son bir yıl içinde 23 tane kaza olduğu bilgisine ulaştıklarını, bu kazalarının çoğunun ölümlü olduğunu öğrendiklerini, bu da kaza yerinde büyük bir kusur olduğunun göstergesi olduğunu, işbu davanın karayolları müdürlüğüne ihbar edilmesini talep ettiklerini, borca konu olayın maddi hasarlı bir trafik kazası olduğunu, yargılamayı gerektirdiğini, davacının kusur beyanı doğru olmadığını, atıf yaptığı kaza tutanağındaki kusur durumunda kendisinin kusurlu gözüktüğünü, bu kaza tutanağının aleyhe olan kusur beyanlarını kabul etmediklerini, davacının tam kusurlu olduğunu, davacı tarafın iş bu davaya konu kaza ile ilgili olarak Akşehir 1.Asliye Hukuk Mah. 2024/943 E. Sayılı dosyası ile hak mahrumiyet bedeli istemli dava da açtığını, bu dava da derdest olduğunu, aynı kaza ile ilgili farklı hüküm çıkma ihtimali olduğunu, usul ekonomisi gereği tarafları ve konusu aynı olan bu davanın Akşehir'de devam eden dava ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle davanın reddini, birleştirme taleplerinin kabulüne ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; Kusur durumuna ilişkin olarak;
Dosyada bulunan mütalaa raporunda davalının %100 kusurlu olduğu, ceza dosyasında alınan ATK raporunda davalının %100 kusurlu olduğu, KTT raporu ve mahkememizce çelişki nedeniyle Karayolları Fen Heyetinden alınan raporda davalının %75, davacı taraf sürücüsünün %25 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda, davalı taraf sürücüsünün DUR levhası bulunan tali yoldan ana yola dikkatsizce çıkış yaptığı tartışmasızdır. Bu nedenle ........'nun kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu sabittir. Ancak her ne kadar ATK raporunda ........'nun %100 kusurlu olduğu belirtilmişse de; mahkememizce çelişkinin giderildiği ve hükme esas alınan raporda; olay yeri özellikleri, kavşak yapısı, araçların seyir yönleri, çarpışma noktası ve trafik kuralları birlikte değerlendirilerek daha ayrıntılı teknik inceleme içerdiği, dava dışı sürücünün kavşağa yaklaşırken göstermesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğünü de değerlendirdiği, bu yönüyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ........'nun %75, diğer sürücü ........'ın %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiştir.
Davalı ........ Yönünden yapılan değerlendirmede;
Önceden yapmış olduğu ödemeler neticesinde poliçe limiti tükendiğinden bu davalıya yöneltilen davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı ........ A.Ş. Yönünden yapılan değerlendirmede;
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
........ A.Ş. Araç maliki olmakla birlikte kaza tarihinde araç üzerindeki fiili hakimiyetinin bulunmadığı, aracın kullanım ve yararlanma hakkının kiracıya devredildiği, KTK'nun işleten kavramına ilişkin hükümleri ve yerleşik yargıtay uygulamaları uyarınca somut olayda işleten sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı aleyhindeki dava, trafik kaydına dayanılarak açılmış olup, adı geçen davalının "aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraladığına" ilişkin savunması üzerine davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Trafik kaydına göre davanın adı geçen davalıya yöneltilmesinde davacının bir kusuru bulunmamaktadır. Bu halde davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Davalı ........ Yönünden yapılan değerlendirmede;
Dava konusu aracın, ........ sistemine kayıtlı olarak ticari amaçla işletildiği, araç kiralama faaliyetinin davalı şirketin organizasyonu içerisinde yürütüldüğü, aracın ekonomik yarar ve işletme riskinin davalı şirketin faaliyet alanı kapsamında bulunduğu, kiralama ilişkisinin davalı şirketin oluşturduğu sistem üzerinden gerçekleştirildiği, bu nedenle davalı şirketin KTK'nun 3 ve 85. Maddeleri kapsamında işleten sıfatını taşıdığı ve sorumluluktan kurtulamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Nihayetinde davalı şirket, bu şekilde günaşırı sürelerle araçlarını kiralayarak sistemi devam ettirmektedir. Bu nedenle davalının sorumluluğunun bulunmadığı tezi kanuna ve hukuka uygun olmayacaktır.
Mahkememizce alınan raporda gerçek değer kaybı bedelinin 90.000 TL olduğu, kabul edilen kusur oranları doğrultusunda bir kısım davalıların sorumluluğunun 67.500 TL olduğu, sigorta şirketince yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye değer kaybının 65.625 TL olduğu tespit edilmiştir. Alınan rapor dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunduğundan hükme esas alınmıştır.
ARABULUCULUK ÜCRETİ YÖNÜNDEN;
Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz.
Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre;
Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu sonucuna varılmıştır.
Nitekim Yargıtay 4 HD'nin 2021/23273 esas, 2022/901 karar; 2021/21911 esas, 2023/14297 karar; 2021/14429 esas, 2021/5729 karar; Konya BAM 3. HD 2025/1571 esas 2025/1498 karar sayılı ilamlarında da aynı yönde değerlendirme yapılmıştır.
1-........'ye yöneltilen değer kaybı bedeli maddi zararına ilişkin talebin REDDİNE,
2-........'ye yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,
3-Davacının 27/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 65.625,00-TL değer kaybı bedelinin DAVALILAR ........ ve ........'dan kaza tarihi olan 27/06/2023 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek YASAL faizi ile birlikte MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE" şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davaya konu trafik kazası nedeniyle müvekkilinin aracında oluşan değer kaybının varlığını, kazanın meydana geliş biçimini, kusur durumunu ve zarar kaleminin niteliğini tartıştığını, buna rağmen ........ yönünden “poliçe limitinin tükendiği” gerekçesiyle davayı reddettiğini, ancak dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiği sonucuna varılabilmesi için, yapılan ödemelerin hangi kaleme, hangi belgelerle, hangi tarihte ve hangi hukuki esasla mahsup edildiğinin açık ve denetlenebilir biçimde ortaya konulması gerektiğini, bilirkişi raporlarında davalı sürücü ........’nun %75 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiğini, bu durumda sigortalı araç bakımından doğan zararın, poliçe kapsamında ve teminat sınırları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, sigorta şirketinin poliçe limiti savunmasının, davayı doğrudan reddettirecek nitelikte olmadığını, ayrıca mahkemece ........ lehine 45.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, davacının talebinin sigorta şirketi yönünden reddinin, haksız fiil sorumluluğunun ve sigorta korumasının amacına da aykırı olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ A.Ş. (Eski Unvan: ........) vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar söz konusu davada sorumlu olarak davalı taraflarından biri olarak müvekkili şirket gösterilmiş olsa da, müvekkili şirketin işleten sıfatını haiz olmaması nedeniyle huzurdaki davada taraf sıfatına da haiz olmadığını, müvekkili şirketin kiralayan sıfatını haiz olduğu ........ plakalı aracın sürücüsü ile müvekkili şirket arasında yapılan üyelik sözleşmesi gereğince üyenin kusurlu olduğu hallerde tüm zarar ve masrafların üyenin sorumluluğunda olduğuna dair hüküm bulunduğunu, mahkemece 12.01.2026 tarihli bilirkişi raporunda diğer davalı ........'nun meydana gelen kazadan sorumlu olduğu ortaya çıkmışsa da, kusur oranları dikkate alındığında davacının ve dava dışı sürücünün kusur oranları arasında fahiş bir farklılık olduğunu, müterafik kusura ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacı tarafından talep edilen değer kaybı bedeli talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirket kaza nedeni ile sorumlu olmamakla beraber kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının ilk olarak taleplerini trafik ve kasko poliçesi kapsamında sigorta şirketlerine yöneltmesi gerektiğini, davacının yaptığı başvurunun ise usulüne uygun olmadığını, davacının dava konusu maddi tazminat talepleri haksız ve fahiş olup, reddinin gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ........ vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 12.01.2026 tarihli bilirkişi raporunda diğer davalı ........'nun meydana gelen kazadan sorumlu olduğu ortaya çıkmışsa da, kusur oranları dikkate alındığında davacının ve dava dışı sürücünün kusur oranları arasında fahiş bir farklılık olduğunu, müterafik kusura ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, davacı tarafından talep edilen değer kaybı bedeli talebinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili şirket kaza nedeni ile sorumlu olmamakla beraber kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının ilk olarak taleplerini trafik ve kasko poliçesi kapsamında sigorta şirketlerine yöneltmesi gerektiğini, davacının yaptığı başvurunun ise usulüne uygun olmadığını, davacının dava konusu maddi tazminat talepleri haksız ve fahiş olup, reddinin gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Değer kaybına itiraz
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Genel Şart Kapsamındaki Teminat Türleri A-5.maddesinde, maddi zararlarında sigorta teminatı kapsamında olduğu belirtilmiş ve maddi zararın “Hak sahibinin kaza tarihi itibariyle bu genel şartta tanımlanan ve zarar gören araçta meydana gelen değer kaybı dahil doğrudan malları üzerindeki azalmadır. Sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybı, talep edilmesi halinde ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edilir. Değer kaybının tespiti bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılır.” Şeklindeki düzenleme ile trafik kazası sonucu zarar gören üçüncü kişiye ait araçta meydana gelen hasar bedeli ve değer kaybına ilişkin zararların, genel şartların ekindeki hesaplama yöntemine ilişkin çizelgeye göre eksper tarafından belirleneceği belirtilmiştir. Genel şartlar Ek-1 de değer kaybının belirlenmesine ilişkin çizelge ve teminatı dışında kalan bazı haller belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigorta sözleşmesinin ayrılmaz eki niteliğinde olan genel şartlarda yapılan düzenlemelerin zarar gören üçüncü şahıslar yönünden bağlayıcı olup olmadığı hususuna ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda 91 ila 101.maddeler arasında düzenlenmiştir. Motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracın işletenin zarara uğrayan üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğunu belirli limitlere kadar karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan sorumluluk sigortası türüdür.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, (Trafik Sigortası) 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. Maddesinde; “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.” şeklinde belirtilmiştir. Bu madde gereğince ZMSS yapılması yasal bir zorunluluk olmakla birlikte bu tür sigorta sözleşmeleri, sigorta ettiren ile sigortacı arasında karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile kurulur ve bir sigorta poliçesine bağlanır.Yoksa yasa gereği kendiliğinden oluşan bir sigorta türü değildir. (Işıl Ulaş Uygulamalı Sigorta Hukuk) "KTK'nın 93. maddesinde; (Değişik:17/10/1996-4199/34 md) Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları, teminat tutarları ile tarife ve talimatları Hazine Müsteşarlığının bağlı bulunduğu Bakanlıkça tespit edilir ve Resmi Gazetede yayımlanır." hükmü mevcuttur.
Sigorta şirketlerinin sigorta sözleşmeleri kapsamındaki sorumlulukları sigorta poliçelerinin ayrılmaz parçası olan genel şartlarda düzenlenmiştir.
Genel Şartlar: Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından her sigorta branşı için hazırlanmış olan ve sigorta şirketlerinin bunun aksine hareket edemeyecekleri, teminatın kapsamı, istisna edilen haller, hasar prosedürü, sigortalının görev ve yükümlülükleri, anlaşmazlık halinde uygulanabilecek hükümler, prim ödemesi, rücu durumu gibi sigorta sözleşmesinin esaslarını belirten koşullardır.
Genel açıklamalar bu şekilde olmakla birlikte KTK'nun tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller: başlıklı 95.maddesinde “Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.” hükmüne göre; Karayolları Trafik Kanununda düzenlenmeyen, sigortacının zarar görenlere karşı ileri süremediği tazminatın kaldırılması veya miktarının azaltılmasını gerektiren hallerde, ancak sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiştir. Yani sigorta şirketi KTK'nun da düzenlenmeyen teminat kapsamında olmayan halleri ve rücu koşullarının varlığını zarara uğrayan kişilere karşı ileri süremez, koşullarının varlığı halinde sigorta sözleşmesinin eki olan genel şartlarda düzenlenmiş teminat dışı haller ve rücu halleri mevcut ise sadece sigorta sözleşmesinin tarafı olan akidi sigortalıya rücu edebilir.
Trafik kazaları dayanağını 2918 sayılı KTK'dan alan haksız fiil niteliğinde olaylardır. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde etken olan hususlarda olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekir.
Bu kapsamda Davalı vekilinin mahkemece aldırılan hasar raporundaki değer kaybına yönelik itirazlarının incelenmesinde; 6704 sayılı yasayla değişik 2918 sayılı KTK nun 90.maddesinde yer alan zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu kanun ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabi olan hükümlerinden YUKARIDA İZAH EDİLDİĞİ ÜZERE TARAFI OLMADIĞI ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA ’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR.
Yargıtay 17.HD'nin 2017/1230 E- 2018/2590 K sayılı 15/03/2018 tarihli kararında vurgulandığı gibi değer kaybının hesabında aracın modeli, markası, özellikleri, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, tarafların iddia ve savunmaları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeriyle kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybı zararının hesaplanması ilke olarak kabul edilmesine,hesaplamanın bu yönteme göre yapılmasına göre itiraz yersizdir
Kusura itiraz
Dosyada bulunan mütalaa raporunda davalının %100 kusurlu olduğu, ceza dosyasında alınan ATK raporunda davalının %100 kusurlu olduğu, KTT raporu ve mahkememizce çelişki nedeniyle Karayolları Fen Heyetinden alınan raporda davalının %75, davacı taraf sürücüsünün %25 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Somut olayda, davalı taraf sürücüsünün DUR levhası bulunan tali yoldan ana yola dikkatsizce çıkış yaptığı tartışmasızdır. Bu nedenle ........'nun kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu sabittir. Ancak her ne kadar ATK raporunda ........'nun %100 kusurlu olduğu belirtilmişse de; mahkememizce çelişkinin giderildiği ve hükme esas alınan raporda; olay yeri özellikleri, kavşak yapısı, araçların seyir yönleri, çarpışma noktası ve trafik kuralları birlikte değerlendirilerek daha ayrıntılı teknik inceleme içerdiği, dava dışı sürücünün kavşağa yaklaşırken göstermesi gereken dikkat ve özen yükümlülüğünü de değerlendirdiği, bu yönüyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle ........'nun %75, diğer sürücü ........'ın %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilmesi yerindedir
Davalı ........ Yönünden yapılan değerlendirmede;
........ plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde ........ numaralı 22/09/2022-22/09/2023 vade tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi bulunmaktadır. yargılamaya konu kaza nedeniyle müvekkil şirket tarafından ARAÇ BAŞINA 120.000,00 TL teminat limitli ........ numaralı trafik poliçesi kapsamında; Davacı tarafa araca ilişkin 11.10.2023 tarihinde 118.125,00 TL maddi hasar, 13.12.2023 tarihinde 1.875,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 120.000,00 TL ödenmiş ve poliçe limiti tüketilmiştir.bu durumda bu davalı aleyhine açılan davanın reddi ve lehine vekalet ücreti taktiri doğrudur.davacının itirazı yersizdir
Davalı ........ A.Ş. Yönünden yapılan değerlendirmede;
2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır.
........ A.Ş. Araç maliki olmakla birlikte kaza tarihinde araç üzerindeki fiili hakimiyetinin bulunmadığı, aracın kullanım ve yararlanma hakkının kiracıya devredildiği, KTK'nun işleten kavramına ilişkin hükümleri ve yerleşik yargıtay uygulamaları uyarınca somut olayda işleten sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı aleyhindeki dava, trafik kaydına dayanılarak açılmış olup, adı geçen davalının "aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiraladığına" ilişkin savunması üzerine davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi isabetlidir.itiraz yersizdir
Davalı ........ Yönünden yapılan değerlendirmede;
Dava konusu aracın, ........ sistemine kayıtlı olarak ticari amaçla işletildiği, araç kiralama faaliyetinin davalı şirketin organizasyonu içerisinde yürütüldüğü, aracın ekonomik yarar ve işletme riskinin davalı şirketin faaliyet alanı kapsamında bulunduğu, kiralama ilişkisinin davalı şirketin oluşturduğu sistem üzerinden gerçekleştirildiği, bu nedenle davalı şirketin KTK'nun 3 ve 85. Maddeleri kapsamında işleten sıfatını taşıdığı ve sorumluluktan kurtulamayacağı,DAVA DIŞI İHBAR EDİLENLE yapılan sözleşmeye göre sorumlu olmadığını belirtmekte ise de davacı bu sözleşme yönünden 3. kişi konumunda olup, sözleşme hükümleri davacı yönünden bağlayıcı değildir. Sözleşme, ancak iç ilişkide, diğer bir anlatımla sözleşmenin tarafları arasında uygulanabilir.olayda müteselsil sorumluluk bulunmakta olup davalının sorumluluğu devam etmektedir.itiraz yersizdir
Bu halde, dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak,
Davacı ve davalı ........ A.Ş. (Eski Unvan: ........) vekili ile davalı ........ vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı ve davalı ........ A.Ş. (Eski Unvan: ........) vekili ile davalı ........ vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından alınan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı ........ A.Ş. (Eski Unvan: ........) istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 4.482,84 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 1.120,71 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.362,13 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ........'nun istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 4.482,84 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 1.132,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.350,84 TL istinaf karar harcının bu davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden taraflar üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.
Emsal Karar Arama
Konya Bam 3. HD, T. 30.09.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.