Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal

T.C.
DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :

DAVACILAR :


VEKİLİ

DAVALI
VEKİLİ

DAVA İHBAR OLUNANLAR :



VEKİLİ :
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 09/09/2024
KARAR TARİHİ : 25/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili Eğil ilçesi .....Mahallesi'nde .....tarihinde saat .....sıralarında sürücüsü .....sevk ve idaresindeki .....plakalı araç ile tali yoldan gelen .....sevk ve idaresindeki .....plakalı aracın çarpışması neticesinde ölümlü ve yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğini, .....plakalı sigortasız araçta yolcu olarak bulunan .....kaza neticesinde vefat ettiğini, müteveffanın eşi olan müvekkili .....ile çocukları olan diğer müvekkilleri .....ve .....müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, ayrıca cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, nakli, mezar kazılması ve yapılması, misafir karşılanması, dini hayır ve hatıratların verilmesi ile okutulması şeklindeki tedavi, cenaze ve defin giderleri sebebiyle harcama yaparak borçlandıklarını, davalı sigorta şirketine .....tarihinde e-posta yoluyla başvuru yapılması üzerine .....tarihinde hasar dosyasının açıldığını ileri sürerek ve poliçe, trafik kaza tespit tutanağı, cumhuriyet başsavcılığı dosyası, ölüm belgesi, emsal ücret araştırması, tanık ve sair delillere dayanarak, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte 3.100 TL maddi tazminatın davalı şirketten alınarak müvekkillerine ödenmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli meşruhatlı davetiyenin davalılara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalının süresi içinde cevap dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Davalı Güvence Hesabı vekili cevap dilekçesinde özetle; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91 ve 97. maddeleri ile Güvence Hesabı Yönetmeliği ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları hükümleri uyarınca zorunlu başvuru şartının yerine getirilmesi gerektiğini, somut olayda kusur durumu, hak sahipleri ve tazminat tutarının tespiti amacıyla istenilen belgelerin davacı tarafından kuruma iletilmediğini, Adana Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesinin .....Esas ve .....Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın öncelikle dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak kazaya sebebiyet verdiği ileri sürülen .....plakalı aracın kaza tarihindeki Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesinin araştırılmasını, poliçenin varlığı halinde ilgili sigorta şirketinin sorumlu tutulması gerektiğini, kusur durumunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden bilirkişi raporu alınmasını, müteveffa .....’in araçta yolcu konumunda bulunduğu esnada emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu ve hükmedilecek tazminattan Yargıtay kararları doğrultusunda müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ayrıca müteveffanın sürücü .....’ın arkadaşı olması sebebiyle olayda hatır taşıması bulunduğunu ve tazminattan en az %20 oranında hatır taşıması indirimi uygulanmasının icap ettiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hak sahiplerine yapılan rücuya tabi ödemeler ile bağlanan gelirlerin araştırılarak tazminattan tenzil edilmesini, davacının talep ettiği belgeleri sunmaması nedeniyle müvekkil kurumun temerrüde düşmediğini, bu doğrultuda olay tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesi yönündeki istemin haksız olduğunu ileri sürerek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, kusurun Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi marifetiyle tespitine, ticari faiz isteminin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve davanın reddini savunmuştur.
GEREKÇE:
Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle, ölenin yakınlarının, 6098 sayılı TBK'nun 53. maddesi gereği destekten yoksun kalma zararından oluşan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı sigorta şirketi cevap dilekçesinde davacıların dava açmadan önce KTK'nun 97.maddesinde sayılan belgeleri tamamlamadan başvurduğu dolayısı ile davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddini talep etmiş ise de davalının cevap dilekçesi içeriğinden davacıların dava açmadan önce davalıya KTK'nun 97.maddesi kapsamında başvurduğu anlaşılmış, davalı vekilinin bu yöndeki dava şartı itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. Nitekim Yargıtay (kapatılan) 17.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2018/3847 Esas 2020/823 Karar sayılı içtihadında da başvuruda eksik evrak var ise bu hususun davanın reddini gerektirmeyeceği, temerrüt ile ilgili bir durum olduğuna işaret edilmiştir. Diğer taraftan davacıların dava açmadan önce arabulucuğa başvurdukları da görülmüştür. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2023/12689 Esas 2024/4378 Karar sayılı içtihadında ifade edildiği üzere; KTK 97. madde değişikliği ile sigorta şirketine başvurunun dava şartı haline getirilmesinin amacı, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında dava yoluna gitmeden önce rizikonun gerçekleştiği konusunda bilgisi olmayan ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunulmasının sağlanması suretiyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargıya taşınmadan çözülmesi böylece hem talepte bulunanın tazminat alacağına bir an önce kavuşmasının temini hem de yargının iş yükünün azaltılması olup, davadan önce tarafların arabuluculuk yoluna başvurmaları halinde, bu şekilde davalı sigorta şirketinin rizikonun gerekleştiği ve kapsamı konusunda bilgi sahibi olduğu, dolayısıyla 2918 sayılı Kanun'un 97. maddesi ile amaçlanan durumun gerçekleştiği kabul edilmektedir.
6098 Sayılı TBK'nın 49. maddesinde "kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür" düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre haksız fiilin unsurları a) hukuka aykırı bir fiil, b) kusur, c) zarar ve d) illiyet bağıdır.
2918 sayılı KTK 85. maddesinde "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar" hükmüne yer verilmiş, 90. maddesinde; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiş, 91. maddesinde "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere malî sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." hükmüne yer verilmiştir.
Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'nin .....tarihli yazı cevabına göre de .....plakalı aracın kaza tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmaması nedeniyle davalı Güvence Hesabının 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14/2-b maddesi ve Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesi sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının sorumluluğu, poliçesiz aracın kusuru ile sınırlıdır.
Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir.
TBK’nun 53/3. maddesinde sözü edilen destek kavramı hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar ve ne hısımlığa ne de yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanır; sadece eylemli ve düzenli olarak geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak şekilde yardım eden ve olayların akışına göre eğer ölüm vuku bulmasaydı, az çok yakın bir gelecekte de bu yardımı sağlayacak olan kimse destek sayılır.
Bununla birlikte destekten yoksun kalan kimse devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunmalıdır. Genel olarak bakım ihtiyacı, sosyal düzeye uygun olan yaşamın devamını sağlamak için gerekli olanaklardan yoksun kalmayı anlatır. Eğer ölenin eylemli olarak baktığı davacı, ölüm yüzünden bu bakımın sağladığı yaşama düzeyinin altına düşmüş olursa, ihtiyaç bulunma koşulu gerçekleşmiş sayılır. Burada önemli olan, destekten yoksun kalan kimsenin ve ailesinin temsil ettiği sosyal ve ekonomik düzeye göre normal karşılanan giderlerdir. (Yargıtay HGK’nun 21/04/1982 gün ve 1979/4-1528 E,1982/412 K, sayılı kararı).
Destek kavramı, gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi umulan bir bakım ilişkisini gösterir. Bu manâda, bir başka kişiye fiilen bakan, onu geçindiren veya ileride bakma, geçindirme ihtimali bulunan kişi, destektir. İlk durumda eylemli destek, ikinci durumda ise varsayımsal (farazi) destek kavramı söz konusudur. İfade olunan bu hususlar, gerek öğretide gerekse Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiş olup, destek kavramının sadece mali olarak yardımı ifade etmediği, bakım ve hizmet etmek suretiyle sağlanacak katkıyı da kapsadığı genel olarak kabul edilmektedir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2016/15154 E. 2019/5802 K sayılı içtihadı).
Müteveffa ....., davacılardan .....eşi ve .....ile .....babasıdır.
Yargıtay kararları ile yerleşik hale geldiği üzere, bir kimsenin eşine ve belirli bir yaşa gelinceye kadar çocuklarına destek olacağı farazi ve karine olarak kabul edilmiştir.

.....Günü saat .....sıralarında sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı otomobil ile Diyarbakır istikametinden Eğil istikametine seyir halinde iken, kaza mahalli kavşağa geldiğinde sola dönüş yaptığı esnada, otomobilinin sağ yan kısımlarıyla, karşı istikametten düz şekilde seyretmekte olan sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı otomobil ile çarpışması neticesi, davaya konu .....plaka sayılı otomobilde yolcu olarak bulunan müteveffa .....vefatı ile sonuçlanan trafik kazası meydana gelmiştir.
Kaza tespit tutanağında olay mahallinde yolun; 7 metre genişliğinde, düz, zeminin asfalt, kuru, havanın açık, görüşün açık, kaza yerindeki azami hız limitinin 90 km/s, vaktin gündüz, mahallin meskun dışı olduğu, olay mahallinin kavşak olduğu, .....plaka sayılı aracın çarpma sonrası orta kısımdan ikiye ayrılarak aracın ön kısmı 31 metre mesafede yolun sol kısmında, arka kısmı ise kaza noktasından 12 metre mesafede yolun sağ kısmında konumlandığı belirtilmiştir.
Mahkememizce kusur hususunda Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nden .....tarihli rapor alınmış, söz konusu raporda özetle; sürücü .....sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı otomobil ile gündüz vakti, meskun mahaldeki olay yeri kavşağa geldiğinde, karşı istikametten seyreden araç trafiğini gerekli ve yeterli şekilde kontrol etmeden sola dönüş yaptığı, karşı istikametten seyreden otomobile ilk geçiş hakkını vermeyip bu araç ile tedbirsiz şekilde çarpıştığı kazada ile asli kusurlu olduğu, kusur oranının % 70 olduğu, sürücü .....ise sevk ve idaresindeki .....plaka sayılı otomobil ile geldiği olay mahalli kavşakta, mahal şartlarına uygun şekilde seyrini kontrollü sürdürmeyip, olay mahalli kavşağa geldiğini dikkate alarak hız azaltıp müteyakkız seyretmesi hususlarına riayet etmediği, karşı istikametten sola dönüş yapan araca karşı zamanında tedbir almayıp bu aracın sağ yan kısımlarından çarptığı kazada tali kusurlu olduğu, kusur oranının % 30 olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Kusur raporu, kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamı ile uyumlu bulunmuş, Mahkememizce hükme esas alınmıştır. Buna göre sigortasız araç sürücüsünün % 70 oranındaki kusuru ile davaya konu zarara sebebiyet verdiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce destekten yoksun kalma talepleri bakımından alınan aktüer bilirkişi raporu alınmış, müteveffanın annesi ve babasının kendisinden önce vefat ettiği, yalnız davacıların destek payı almaya hak kazanabilecekleri, TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenen bakiye ömür, davacı .....yaşı ve iki çocuğunun olması nedeni ile yeniden evlenme ihtimalinin olmadığı, progresif rant yöntemi ve 2026 yılı asgari ücreti esas alınarak yapılan hesaplamada, davacı eş .....gerçek zararı 3.390.500,33 TL, çocuk .....gerçek zararı 347.635,49 TL ve çocuk .....gerçek zararı 265.093,52 TL olarak hesaplanmış, 2024 yılı ZMMS poliçesi teminat limitine göre garame hesabında ise davacı eş .....zararı 1.524.494,37 TL, çocuk .....zararı 156.309,77 TL ve çocuk .....zararı 119.195,85 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacılar vekili .....tarihli dava değerinin artırılması dilekçesi ile dava değerini davacı eş .....için 1.524.494,37 TL, çocuk .....için 156.309,77 TL ve çocuk .....için 119.195,85 TL'ye yükseltmiş, harcını yatırmış ve söz konusu dilekçe davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
Davalı vekili zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de davanın, kaza tarihi olan .....tarihinden itibaren 15 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde açıldığı görülmüş, .....tarihli celsede davalı vekilinin zamanaşımı definin reddine karar verilmiştir.
Davalı taraf, cevap dilekçesinde hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 87. maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesi uyarınca hatır için karşılıksız yolcu taşıma veya aracı kullandırmada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiştir.
Hatır için yolcu taşıma veya aracı kullandırmadan söz edebilmek için, ölen veya yaralananın bir menfaat karşılığı olmaksızın taşınması veya aracın kullanılması, diğer bir deyişle taşıma veya kullanmada ölen veya yaralananın menfaatinin bulunması gerekir. Bu nedenle taşıma veya kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir menfaatinin bulunması hâlinde hatır taşımasından söz edilemez. Bu bakımdan hatır ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma veya kullanmanın kimin menfaatine olduğunun belirlenmesi önemlidir. Taşıma veya kullandırma, ekonomik yarar için olabileceği gibi ortak toplumsal değerler nedeniyle de olabilir. Hâkim, gerekçesini kararında tartışmak ve nedenlerini göstermek koşuluyla tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda da değildir.
Mahkememizce bu hususlarda yapılan değerlendirmede; .....içinde yolcu olarak bulunduğu aracın, çarpışmanın etkisi ile ortadan ikiye ayrıldığı ve ön kısmının 31 metre savrularak yolun sol şeridi üzerine, aracın arka kısmının ise kaza noktasından 12 metre ileride yolun sağ şeridi üzerinde durduğu, bu anlamda aracın aldığı hasar sonucu ortadan ikiye ayrılıp parçalarının savrulması itibari ile emniyet kemeri takıp takmamanın sonuca etki etmeyeceği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan Mahkememizce müterafik kusur ve hatır taşıması indirimi yapılacak olsaydı dahi, bu durum sonuca etki etmeyecekti. Zira burada hemen belirtmek gerekir ki; hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi poliçe teminat limiti üzerinden değil, davacılar lehine hesaplanan gerçek zarar tutarı üzerinden indirilmiştir. (Bu yönde Yargıtay 17 Hukuk Dairesi'nin 2016/9264 Esas 2017/7874 Karar sayılı içtihadı). Diğer taraftan hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılırken %20 + %20 = % 40 şeklinde hesaplamadan indirim yapılmamalı, önce % 20 müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra bulunan tutardan % 20 hatır taşıması indirimi yapılmalıdır. Nitekim Yargıtay .....Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın .....Esas .....Karar sayılı içtihadında da sıralı bir şekilde indirim yapılması gerektiği hususuna açıkça işaret edilmiştir. Mahkememizce davacılar lehine hesaplanan gerçek zarar tutarlarından önce % 20 oranında müterafik kusur ve sonra bulunan tutardan % 20 oranında hatır taşıması indirimi yapılsaydı dahi, bulunacak sonuç rakamlar, poliçe teminat limitinin üzerinde kalmaktadır.
Davacılar vekili tarafından dava öncesinde tazminat talebi ile KTK'nın 97. maddesi uyarınca davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu görülmüştür. Ancak bizzat davacı vekili tarafından sunulan ve davalı tarafça gönderilen .....tarihli elektronik posta çıktısının incelenmesinde, davalının davacılar vekilinden eksik evrakları sunmasını istediği görülmüştür. Söz konusu eksik belge olarak nitelendirilen belgelerin incelenmesinde, başta nüfus kaydı gibi hesaplamaya etki eden belgelerin eksik olduğunun bildirildiği görülmüştür.
Kural olarak KTK'nın 99.maddesine göre davacının başvurusundan itibaren 8 iş günü sonra davalı temerrüde düşse de bu düzenleme başvuru esnasında sunulması gereken belgelerin eksiksiz sunulması halinde geçerlidir. ZMMS Genel Şartları'nın B.2.1. maddesinde "Sigortacı; hak sahibinin, kaza veya zararın tespit edilebilmesi için bu genel şartlar ekinde yer alan gerekli tüm belgeleri sigortacının merkez veya şubelerinden birine ilettiği tarihten itibaren sekiz işgünü içinde tazminatı hak sahibine öder. Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar. Sigortacı hak sahibinden münhasıran hak sahibinin tazminat hakkını etkileyen bilgi ve belgeleri talep edebilir" düzenlemesine yer verilmiş olup, davacılar vekilinin yukarıda belirtilen eksik belgeleri tamamladığına dair dosyaya delil sunmadığı görülmüş, davalının temerrüt tarihi arabuluculuk başvuru tarihi olan .....olarak kabul edilmiştir. (Bu yönde Yargıtay 4 Hukuk Dairesi Başkanlığı'nın 2021/18933 Esas 2021/4438 Karar sayılı içtihadı).
İzah edilen nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile davacı .....için 1.524.494,37 TL, davacı .....için 156.309,77 TL ve davacı .....için 119.195,85 TL olmak üzere toplam 1.800.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, arabuluculuk başvuru tarihi olan .....tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,

2-Alınması gerekli 122.958,00 TL harçtan davacılar tarafından peşin yatırılan 427,60 TL ile 6.140,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile eksik 116.390,40 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.800,00 TL ara buluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacılar tarafçından yapılan başvurma harcı 427,60 TL, peşin harç 427,60 TL, tamamlama harcı 6.140,00 TL, ATK rapor ücreti 3.900,00 TL, bilirkişi ücreti 6.000,00 TL, tebligat, posta ve müzekkere gideri 1.743,00 TL olmak üzere toplam 18.638,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
5-Davacı .....kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 231.429,21 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
6-Davacı .....kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davacı .....kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
Dair davacılar vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin ve ihbar olunanların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

Katip Hakim



Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.