Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/11/2024
NUMARASI : ... Esas ... Karar
İSTİNAF EDEN
DAVACILAR : 1- ......
: 2- ......
: 3- ......
VEKİLİ : Av...
DAVALI : ......
VEKİLİ : Av...
DAVA : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ: 15/09/2026
YAZIM TARİHİ: 15/09/2026
Davacılar tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında 26/11/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacıların istinaf kanun yoluna başvurmaları üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ......'nin, diğer müvekkili ......'nin amcası olduğunu, müvekkili ......'nin babası ve diğer müvekkili ......'nin dedesi ......'nin 17.10.2023 tarihinde vefat ettiğini, alacaklı görünen ......'ın ise müvekkili ......'nin kardeşi olan ......'ın kocası olduğunu, kısacası alacaklı görünen, miras bırakan ......'nin damadı olduğunu, ......'nin sağlığında Cihanbeyli ilçesinin Konya ve Antalya illerinin ileri gelen varlıklı kişilerinden birisi olduğunu, yılların duayen ticaret/iş adamı olduğunu, ......'nin sağlığında son yıllarda oğullarını tamamen dışlayarak ve/veya kızlarının, damatlarının ve onların yakınlarının dışlamasına izin vererek tamamen kızları ...... ve ...... ile onların eşlerinin ve çocuklarının veya onların yakınlarının yörüngesine girdiğini, sağlığında ......'nin çiftçilikten, SGK'ndan, pek çok getirisi olan kiralardan, şirketlerinden pek yüksek düzeyde düzenli gelirleri olduğu halde hiçbir haklı ve samimi ihtiyacı/gerekçesi olmadığı halde ve tamamen ticari hayatın ilkelerine aykırı olarak sahibi olduğu ülkemizin değişik yerlerindeki çok kıymetli taşınmazlarını, şirketlerdeki hak ve hisselerini, nakit paralarını, altınlarını, kıymetli taşlarını, mallarını, hamili olduğu kambiyo senetlerini (çekleri, bonoları vs.), davalardan doğacak haklarını vs. gibi akla gelen ve gelmeyen pek çok mal varlığı değerini ve haklarını neredeyse kendi uhdesinde bir şey bırakmayacak şekilde kızlarına, damatlarına ve torunlarına veya onların yakınlarına bedelsiz olarak devrettiği gibi bunlar da yetmezmiş gibi hamili olduğu kambiyo senetlerini ciro etmekten ayrı olarak aralarında temel ilişki olmadığı halde varmışcasına sözde kambiyo senetleri düzenleyerek kızlarına, damatlarına ve torunlarına veya onların yakınlarına verdiğini, sağlığında ......'nin böyle yapmasının tek bir amacı olduğunu, onun da mirasçı oğullarından mal kaçırmak olduğunu, devredilen mallar veya düzenlenen veya ciro edilen veya temlik edilen mal varlığı değerlerinin bugün itibariyle en az 4-5 milyar TL olduğunu, tek kuruş bedel ödenmesi olmadığını, şeklen ödeme gösterilmişse bile ya rayicinden çok düşük olduğunu ya da görüntü/mizansen ödemeler olduğunu, bu ödemelerin perde arkasında ödemiş görünene iade edildiğini, sağlığında ......'nin ve eşinin her türlü ama her türlü kişisel ihtiyaçlarını ve sağlık giderlerini en küçük tarlasının yıllık gelirinin veya kira gelirinin yarısı değil çeyreği veya SGK'ndan aldığı emekli maaşının fazlasıyla karşılamaya yeterli olduğunu, öyle ki davalı damada keşide veya ciro edilen bonolar, çekler (kambiyo senetleri) üzerindeki ......'ye izafe edilen keşide veya ciro imzaların sahte olduğunu, şayet imzalar gerçekse bunlarında zaten muris muvazaası nedeniyle geçersiz olduğunu, muris muvazaası nedeniyle veya başka hukuksal nedenlerle açılmış diğer davalar ve açılacak davaların işbu davanın konusu olmadığını ve bu davanın o davalardan tamamen bağımsız karakterde olduğunu, ......'nin ölümü ile, davalı damat tarafından mirasını reddetmeyen mirasçı oğullara karşı mevcut takipleri yönelttiğini, mirasçı oğulların mirası reddetmediğinden alacaklı görünen davalının ihtiyati haciz ve haciz baskısı ile karşılaşacaklar ise de bu hususun eldeki işbu davanın konusu olmadığını ve mirasçı oğulların mirasçı sıfatlarıyla açtıkları veya açacakları dava hakları saklı olduğunu, iş bu davanın konusunun; Kemer/Antalya İcra Müdürlüğünün 4 adet icra dosyasındaki takip konusu 7 adet bono hakkında olduğunu, sözü geçen takip dosyalarındaki takibe konu bonolardaki lehtar ve ilk ciranta imzaların miras bırakan ......'nin eli ürünü olmadığına ve bu nedenle ciro zincirindeki kopma nedeniyle davalının meşru hamil olmadığına ilişkin olduğunu, eldeki işbu davanın tamamen her üç müvekkilinin keşideci ve/veya avalist sıfatlarına dayalı olarak lehtarın imzalarının sahte olduğu ve bu nedenle ciro zincirindeki kopma ve davalının meşru hamil olmadığı hukuksal nedenine dayalı olduğunu, Kemer İcra Müdürlüğünün ... Esas sırasına kaydedilen takip dosyasında, Keşidecisi ......, avalistleri ...... ve ......, lehtarı ve ilk cirantası ...... ve hamili ...... olan 28/12/2015 tanzim 31/08/2016 vade tarihli 50.000,00 USD miktarlı bono ile Keşidecisi ...... ve ......, avalisti ......, lehtarı ve ilk cirantası ...... ve hamili ...... olan 28/12/2015 tanzim 30.09.2016 vade tarihli 175.000,00 USD miktarlı bono olmak üzere iki adet bonoya dayalı olarak 22/11/2016 tarihinde davalı ...... tarafından her üç müvekkilimize ve göstermelik olarak lehdar ve ilk ciranta diğer davalı ......'ye karşı tercihini TL'den yana kullanarak 758.797,50 TL asıl alacak, 11.164,37 TL işlemiş yıllık %9 yasal faiz, 2.276,39 TL %0,3 komisyon olmak üzere toplam 772.238,26 TL ve asıl alacağa takipten itibaren uygulanacak yıllık %9 yasal faiz üzerinden icra takibine girişildiğini, Kemer İcra Müdürlüğünün ... Esas sırasına kaydedilen takip dosyasında, Keşidecisi ......, avalistleri ...... ve ......, lehtarı ve ilk cirantası ...... ve hamili ...... olan 28/12/2015 tanzim 31/08/2017 vade tarihli 50.000,00 USD miktarlı bono ile Keşidecisi ...... ve ......, avalisti ......, lehtarı ve ilk cirantası ...... ve hamili ...... olan 28/12/2015 tanzim 30/09/2017 vade tarihli 175.000,00 USD miktarlı bono olmak üzere iki adet bonoya dayalı olarak 06/10/2017 tarihinde davalı ...... tarafından her üç müvekkilimize ve göstermelik olarak lehdar ve ilk ciranta diğer davalı ......'ye karşı tercihini TL'den yana kullanarak 805.567,50 TL aslı alacak, 2.725,69 TL işlemiş yıllık %9,75 reeskont faizi, 2.416,70 TL %0,3 komisyon olmak üzere toplam 810.709,89 TL ve asıl alacağa takipten itibaren uygulanacak yıllık %9,75 reeskont faizi üzerinden icra takibine girişildiğini, Kemer İcra Müdürlüğünün ... Esas sırasına kaydedilen takip dosyasında, Keşidecisi ......, avalistleri ...... ve ......, lehtarı ve ilk cirantası ...... ve hamili ...... olan 28/12/2015 tanzim 31/08/2018 vade tarihli 50.000,00 USD miktarlı bono ile Keşidecisi ...... ve ......, avalisti ......, lehtarı ve ilk cirantası ...... ve hamili ...... olan 28/12/2015 tanzim 30/09/2018 vade tarihli 175.000,00 USD miktarlı bono olmak üzere iki adet bonoya dayalı olarak 21/11/2018 tarihinde davalı ...... tarafından her üç müvekkilimize ve göstermelik olarak lehdar ve ilk ciranta diğer davalı ......'ye karşı tercihini TL'den yana kullanarak 1.376.050,00 TL aslı alacak, 43.493,93 TL işlemiş yıllık %19,50 reeskont-avans faizi, 4.128,15 TL %0,3 komisyon olmak üzere toplam 1.423.672,08 TL ve asıl alacağa takipten itibaren uygulanacak yıllık %19,50 reeskont-avans faizi üzerinden icra takibine girişildiğini, Kemer İcra Müdürlüğünün ... Esas sırasına kaydedilen takip dosyasında, keşidecisi ......, lehtarı ve ilk cirantası ...... ve hamili ...... olan 28/12/2015 tanzim 15/08/2016 vade tarihli 250,000,00 TL miktarlı bono olmak üzere bir adet bonoya dayalı olarak 22/11/2016 tarihinde davalı ...... tarafından müvekkili ...... ve göstermelik olarak lehdar ve ilk ciranta diğer davalı ......'ye karşı 250.000,00 TL asıl alacak, 6.102,74 TL işlemiş yıllık %9 yasal faiz, 750,00 TL %0,3 komisyon olmak üzere toplam 256.852,74 TL ve asıl alacağa takipten itibaren uygulanacak yıllık %9 yasal faiz üzerinden icra takibine girişildiğini, takip ve dava konusu 4 adet icra dosyasındaki icra takibine konu edilen toplam 7 adet bononun keşidecileri, avalistleri kısmen farklı olmakla birlikte hepsinin lehdarının ...... ve hamili gözüken de davalı ...... olduğunu, işbu davanın tamamen lehtar ve ilk ciranta ......'nin kambiyo senetlerindeki imzalarının sahteliği ve ciro zincirindeki kopma nedeniyle davalının meşru hamil olmadığını, davalının, bonoların şeklen/görünürde hamili gözüktüğünü, sözü geçen dava konusu 4 adet icra takibinden ve takiplere konu 7 adet bonodan dolayı miras bırakan ......'nin lehtar ve ilk ciranta imzalarına itirazları ve iddiaları karşısında ciro zincirindeki kopma ve davalının meşru hamil olmaması nedeniyle her üç müvekkili açısından icra takipleri ile bonolar yönünden bedelsizlik söz konusu olduğunu, 7 adet bonoda lehtar ve ilk ciranta kısmındaki imzaların miras bırakan ......'nin eli ürünü olmayıp imzalar sahte olduğundan ve ciro zincirinde kopma meydana geldiğinden davalıyı meşru hamil olmaktan çıkardığını dolayısıyla icra takiplerinin bedelsiz ve geçersiz olduğunu, bu nedenlerle her üç müvekkilinin uğradığı mağduriyet nazara alınarak mümkünse takdiren teminatsız olarak değilse karşılayabilecekleri makul bir miktar teminat karşılığında Kemer/Antalya İcra Müdürlüğünün ... Esas, ... Esas, ... Esas ve ... Esas sayılı 4 adet takip dosyasındaki icra takiplerinin her üç müvekkili yönünden tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, yetkisiz ve görevsiz mahkemede açıldığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre ile kesin hüküm ve derdestlik itirazında bulunduklarını, davacıların aynı davayı daha önce üç kez daha açtıklarını, kesin hükmün bulunduğunu, davanın yıllar önce kesinleşmiş olan (7-8 yıl önce) bonolardan kaynaklı icra takiplerinden dolayı imza itirazı nedeniyle menfi tespit davası olduğunu, dava konusu icra takiplerine konu borcun illetten mücerret olan bonolara dayandığını, basiretli tacir olan davacıların dava dilekçelerinde hiçbir somut delil ileri süremediğini, uzun uzun soyut bir takım iddialar ve hikayeler ileri sürerek iş bu davayı açtığını, davaların somut ve elle tutulur deliler üzerinden yürüdüğünü, illetten mücerret bonolardan dolayı borçlu olmadıklarını somut ve inandırıcı kesin delilerle ile ispat etmelerinin gerektiğini, davacıların şimdiye kadar hiçbir şekilde imza itirazında bulunmadıklarını, sahtecilikle ilgili suç duyurusunda bulunmadıklarını, icra takibinin kesinleşmesinden 7-8 yıl sonra iş bu davanın açılması imza itirazında bulunulmasının iyi niyetle bağdaşmadığı gibi inandırıcı da olmadığını, ayrıca davacı borçluların dava konusu bonolara karşı daha önce açtıkları davalarda hem kendi imzalarını hemde muris ......'nin imzasını kabul ettiklerini , ......'nin de 7-8 yıl boyunca hiçbir şekilde imzasına itirazının olmadığını, çünkü imzaların sahiplerine ait olduğunu, sahte imzanın bulunmadığını, tüm bu hususlar nazara alındığında kesin, inandırıcı ve somut delil olmadığından açılan davanın usule, esasa ve hukuka aykırı olduğundan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesine, davacı borçluların kötü niyetli olarak kesin hüküm ve derdestlik olmasına rağmen mükerrer şekilde iş bu davayı açtığından dolayı alacağın %20’sinden az olmamak üzere davacılar aleyhine, müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...6102 sayılı TTK'nun 677. Maddesi ile düzenlenen ve İmzaların istiklali şeklinde tanımlanan ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da bilinmeyen kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun koyucu, 6102 sayılı TTK'nun 677. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Bonodaki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Bononun geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. Bonodaki geçersiz imza zincirleme ve birbirine bağlı, lehtardan hamile kadar, tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi, sadece dış görünüm bakımından yapılır. Ciro zincirinin muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez ve hak sahipliğini ortadan kaldırmaz.
Kemer İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasından; Alacaklı ...... tarafından, borçlu ...... aleyhine 250.000,00 TL asıl ve fer'ileri ile birlikte toplam 256.852,74 TL alacak üzerinden ilamsız takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 28.12.2015 tanzim 15.08.2016 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli bono olduğu görülmüştür...
Davacılar dava konusu yapılan bonoların keşidecileri olup imzası inkar edilen müteveffa ...... ise lehtarı, davalı ise bonoların yetkili hamili olduğu, Davacı keşideciler, kendi imzalarını inkar etmedikleri, lehtarın imzasını inkar ettikleri, bono metinlerine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluğun bulunmadığı, aynı bonolara ilişkin Mahkememizin ... Es. Sayılı dosyasından davacılar tarafından müteveffa ... ve davalı ...... aleyhine menfi tespit davası açıldığı, davanın halen derdest olduğu, davacıların bu dava da müteveffa ......'nin imzasına inkar etmedikleri gibi müteveffa ......'nin de bu davada kendi imzasına yönelik herhangi bir itirazının bulunmadığı, kaldı ki Lehtar ......'nin imzasının sahte olması halinde bile, imzaların istiklali ilkesi karşısında, davacı keşidecilerin sorumluluktan kurtulamayacağı, davacıların bu dosya da müteveffa yönünden ileri sürdüğü herhangi bir şahsi def'ilerinin bulunmadığı, davalı ......'ın kötüniyetli hamil olduğunun ispatlanamadığı, şahsi def'i ileri sürülmediği için davalının kötüniyetli hamil olmasının da esasen bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla davacıların davalarının ayrı ayrı reddine, davalının her bir davacıya yönelik olarak kötüniyet tazminatı talebinin tedbir yolu ile takip durdurulmadığından İİK.72/4. Maddesi gereğince şartları oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle davacı ...... tarafından açılan davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine, davacı ...... tarafından açılan davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine, davacı ...... tarafından açılan davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş bu davanın konusunun Kemer/Antalya İcra Müdürlüğünün 4 ayrı icra dosyasındaki takip konusu toplam 7 adet bono hakkında olduğunu, sözü geçen takip dosyalarındaki takibe konu bonolardaki lehtar ve ilk ciranta imzalarının miras bırakan ......'nin eli ürünü olmadığına ve bu nedenle ciro zincirindeki kopma nedeniyle davalının meşru hamil olmadığına ilişkin olduğunu, eldeki işbu dava tamamen her üç müvekkilin keşideci ve/veya avalist sıfatlarına dayalı olarak lehtarın imzalarının sahte olduğu ve bu nedenle ciro zincirindeki kopma ve davalının meşru hamil olmadığı hukuksal nedenine dayalı olduğunu, davalı hamil gözüken ......, bonoların lehtarının ise muris ......'nin damadı olduğunu, müvekkilleri ile davalı ve muris arasında pek çok dava dosyası bulunduğunu, dava konusu olmamış bir vakıanın olmadığı bir ortamda, davalının kötü niyetli sayılmasının halin gereği olduğunu, kötüniyetin varlığının bilinen bir gerçek olduğunu, gerekçeli kararda bu hususa aykırı yorum ve yaklaşımlar sergilenmesinin hukuka ve dosya kapsamına uygun olmadığını, müvekkillerinin, lehtar/muris ...... ve hamil gözüken ......'a karşı ilk derece mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasındaki davaları aynı bonolar hakkında ise de oradaki vakıaların farklı olduğunu, o davada lehtar ......'nin ciro imzalarının sahte olduğunu dile getirmemiş olmaları veya ......'nin cirolarının sahte olduğunu dile getirmemesinin işbu davada dile getirilmesine mani olmasa gerektiğini, tüm davaların maddi vakıalarının farklı farklı olduğunu, orada keşidecilerin kendileri ile ilgili vakıalar, burada ise lehtar ve kötü niyet ile ilgili vakıaların söz konusu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, keşideci ve avalist olan davacıların 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 677. maddesinde düzenlenen imzaların istiklali prensibi uyarınca lehdar imzasının sahte olduğu gerekçesiyle menfi tespit talebinde bulunamayacakları (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 04.06.2025 tarih 2024/5414 Esas 2025/4018 Karar, 27.02.2025 tarih 2024/616 Esas 2025/1325 Karar ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun19.03.2019 tarih 2017/19-1636 Esas 2019/319 Karar sayılı ilamları), buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacılar tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacıların istinaf başvuru taleplerinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacıların istinaf başvuru taleplerinin ESASTAN REDDİNE,
2- Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacı ......'den tahsili ile hazineye irad kaydına,
3- Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacı ......'den tahsili ile hazineye irad kaydına,
4- Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacı ......'nden tahsili ile hazineye irad kaydına,
5- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
6- İstinafa başvuran davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
8- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 15/09/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



Başkan ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Üye ...
e-imzalıdır

Katip ...
e-imzalıdır

...


Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.