Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal


T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ


DOSYA NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : 29/09/2026

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : DR. ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)*
KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/09/2025
NUMARASI : ... Esas ... Karar

DAVACI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... -...
VEKİLLERİ : Av. ... -
Av. ... -
DAVA : Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ : 23/03/2017

.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/09/2025 tarih,... Esas ...Karar sayılı dosyasından verilen karara süresi içerisinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulmuş olmakla, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekilinin ibraz ettiği dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ...'de mermer işletmesi olarak faaliyet göstermek üzere 25.03.2015 tarihinde sözleşme imzalandığını, müvekkili tarafından 236.000,00 TL tutarında 11 adet çek verildiğini, 30.07.2015-30.08.2015-30.09.2015-30.10.2015 vadeli çeklerin ödendiğini, sözleşmenin imzalanmasının ardından işyeri ruhsatı bulunmadığı gerekçesi ile müvekkili hakkında idari işlem başlatıldığını, davacının bu konuda bir bilgisinin bulunmadığını, davalı işveren yetkilisi ile görüşüldüğünü ve 8 yıldır bu konuda faaliyette bulunduklarını ve herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını bildirdiğini, davacı tarafından satın alınan işyerinin 30.0.2013 tarihli encümen kararı ile ticareti icrasından men edildiğini haricen öğrendiklerini, sözleşme öncesinde bu durum bildirilmediğini ve hileli satış gerçekleştiğini, 27.11.2015 tarihinde devralınan işyerinin belediye tarafından mühürlenmesi sonrası 30.11.2015 vade tarihli çekin vadesi geçirildiği gerekçesi ile ihtiyati haciz kararı alındığı ve icra takibine geçilerek hacze gidildiğini, bazı malların haczedildiği sonrasında ihtiyati hacze itiraz ettiklerini ve haczin kaldırıldığını, davalı tarafından yapılan haçsız ihtiyati haciz nedeniyle davacının ticari faaliyetinin zarara uğradığını, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat talepleri olduğunu belirtmiştir.
Davalı vekilinin ibraz ettiği cevap dilekçesinde özetle; Davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının haczedilen menkul malları haciz kalktıktan sonra yedieminden almadığını, davacının söz konusu davada hukuk, yararının bulunmadığını, taraflar arasında menkul makine satışı ve devrine ilişkin sözleşme imzalandığını, davacının söz konusu sözleşmeyi işletme devri olarak yansıt davacı basiretli bir tacir olarak ruhsat konusunda gerekli araştırmayı yapabileceğini, davacı şirket haciz sırasında borcu kabul ettiğini, hacze giden birçok makinenin sökülerek götürüldüğünün tespit edildiğini, este ve slim makinalarının haczedildiğini, davacının maddi ve bir zararının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARINDA ÖZETLE;
" 1-Davanın maddi ve manevi tazminat açısından REDDİNE,
2-Gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
3-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.878,53 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye arta kalan 1.263,13‬TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri masrafının kendi üzerine bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 139,90-TL yargılama gideri masrafının davacıdan alınarak, davalıya ödenmesine,
6-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereği hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalı tarafa ödenmesine..." dair karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ ;
İnceleme konusu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı yönünden istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı arasında 25.03.2015 tarihinde mermer işletmesi devrine ilişkin sözleşme imzalandığını, müvekkil tarafından 236.000,00 TL tutarında 11 adet çek verildiğini, sözleşme sonrası işyerinin ruhsatsız olduğunun ve 30.05.2013 tarihli encümen kararıyla ticaret icrasından men edilerek mühürlendiğinin öğrenildiğini, bu durumun hileli şekilde gizlendiğini, davalı tarafın 30.11.2015 vade tarihli çekin vadesinin geçmesi gerekçesiyle...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...D. İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı alarak 07.12.2015 tarihinde haciz işlemi gerçekleştirdiğini, akabinde vadesi gelmemiş çekler için de 11.12.2025 tarihinde haciz yapıldığını, ancak Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati haczin kaldırıldığını ve bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı kararı ile onandığını, huzurdaki davanın haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan tazminat davası olduğunu, ihtiyati haczin haksız olmasının kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminat için yeterli olduğunu, davalının kötü niyetli olarak müvekkilin ticari faaliyetini bitirmeyi hedeflediğini, haksız haciz sonrası malların iade edilmeyerek müvekkilin gelir elde etmesinin engellendiğini, ...E. sayılı dosyada alınan bilirkişi raporunda malların değerinin 17.320.00 TL olarak tespit edildiğini ve mallarda değer düşüşü oluştuğunu, müvekkilin haksız haciz nedeniyle vekil tutmak zorunda kalarak masraf yaptığını, 05.08.2024 ve 04.06.2025 tarihli bilirkişi raporlarının eksik incelemeye dayalı olduğunu, müvekkilin ticari defterlerinin ve faaliyet kaybının yeterince incelenmediğini, makinelerin haczedilmesi ile ticari kazanç kaybı arasında illiyet bağı bulunduğunu, davalı tarafın ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunu belirterek, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ve ... K. sayılı kararının kaldırılmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 342/2-e bendinde, istinaf dilekçesinin başvuru sebepleri ve gerekçesinin içermesi gerektiğini, yine HMK'nun 355. Maddesinde incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı ancak Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun resen gözetileceği belirtilmiştir. Kural olarak emredici hukuk kurallarına açık aykırılık kamu düzenine de aykırılık sayılır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 259/1. maddesinde, ihtiyati haczin haksız çıkması hâlinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Maddi tazminat için geçerli olan bu sorumluluk, kusursuz sorumluluk (tehlike sorumluluğu) esasına dayalıdır.
İcra ve İflas Kanununda haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi tazminat sorumluluğu düzenlenmiş ise de haksız haciz nedeniyle maddi tazminat sorumluluğu düzenlenmemiştir. Bu haksız haciz uygulanması hâlinde tazminat sorumluluğu bulunmadığı anlamına gelmeyip haksızfiilin unsurlarını taşır şekilde bir eyleme dayalı olarak haciz uygulanmış olması hâlinde genel haksız fiil hükümlerine göre tazminat istenmesi mümkün olacaktır. Nitekim yerleşik yargısal uygulamalar ile haksız haciz nedeniyle uğranılan zararlar için maddi veya tazminat istenebileceği kabul edilmektedir.
Haksız fiiller TBK 49 ila 76. maddelerde düzenlenmiştir. Haksız fiilin temelinin düzenlendiği TBK 49. maddeye göre; kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Bu temel düzenleme ile bakıldığında, haksız fiil sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bir fiilin bulunması, fiilin hukuka aykırı olması, kusurun bulunması, hukuka aykırı fiille zarar verilmesi ve hukuka aykırı fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Böylelikle haksız fiilin; fiil, hukuka aykırılık, kusur, zarar ve uygun illiyet bağından ibaret olmak üzere beş unsuru bulunduğu söylenebilir. Bu unsurların tümünün bir arada bulunmadığı, bir veya birkaç unsurun eksik olduğu durumlarda, haksız fiilin varlığından söz edilemeyecektir.
Haksız haciz, tüm koşulları gerçekleştiğinde haksız fiil oluşturmakla görülmekte olan davanın hukuksal dayanağı haksız fiildir. Bu nedenle haksız fiil kavramı ile bu hukukî müessesenin kanuni düzenlemeleri üzerinde durulmasında yarar vardır.
Haksız fiilden doğan borçlar; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ilâ 76] maddeleri arasında düzenlenmiştir.
6098 sayılı TBK’nın “Sorumluluk” başlıklı 49. maddesi de; “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür” hükmünü taşımaktadır.
Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksız fiil sonucu zarara uğrayan kimse, uğradığı zararın tazminini bu haksız fiilden sorumlu olan kimseden veya kimselerden talep edebilir.
Haksız fiil nedeniyle doğan maddi zarar, bir kimsenin mal varlığında rızası dışında meydana gelen eksilmedir. Mal varlığının zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durumla fiil sonucu aldığı durum arasındaki fark, zararı oluşturur (Tandoğan, Haluk: Türk Mes’uliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 63). Zarar, mal varlığı aktifinin azalmasından, mahrum kalınan kârdan (kazançtan) veya pasifin artmasından ileri gelebilir. Bu itibarla maddi zarar, fiili zarar ve mahrum kalınan kâr olmak üzere iki unsurdan oluşur. Fiili zarar ya mal varlığının aktif kısmında gerçek bir azalmanın meydana gelmesiyle ya da pasifteki borçların artmasıyla gerçekleşir. Mahrum kalınan kâr (kâr mahrumiyeti) ise, elde edilebilecek bir kazançtan yoksun kalmayı ifade eder. Örneğin; yaralanan kişinin veya atölyesi yakılan kişinin çalışmadığı günlerdeki gelir kaybı böyledir. Bu zarar, daha çok mal varlığının artmasına engel olunmasından kaynaklanır. (Oğuzman, Kemal/ Öz,Turgut: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt:II, İstanbul 2017, s. 41).
Zararın belirlendiği tarihe kadar gerçekleşmiş olan zarara mevcut zarar denir. Zararın belirlendiği tarihe kadar henüz gerçekleşmemiş olan fakat başka bir maddi olgu eklenmeksizin olayın normal gelişimine uygun olarak gerçekleşmesi beklenen zarar ise müstakbel zarardır. Ayrıca henüz mevcut olmayan fakat riskli bir olgunun ilâvesi ile gelecekte gerçekleşme ihtimali olan zarar ise muhtemel zarardır. Hukuk düzeni kural olarak mevcut zararın tazminini düzenlemiş, ancak bazı durumlarda, örneğin ölüm hâlinde destekten yoksun kalma zararı gibi müstakbel zararın tazminini de düzenlemiş bulunmaktadır. Buna karşılık muhtemel zararda ise riskli olgu gerçekleşmedikçe zararın tazmini mümkün değildir (Antalya, O. Gökhan; Borçlar Hukuku Genel Hükümler C. II, İstanbul 2007, s. 105).
Manevi zarar ise, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir.
Haksız haciz nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi için haciz uygulayanın kötü niyet ve ağır kusurunun varlığı ile buna bağlı olarak zararın oluşması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Zira kesinleşen icra takibinde alacaklı tarafından haciz istenmesi ve gerçekleştirilmesi takip hukukunun doğal ve yasal bir sonucudur.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler nazara alınarak somut olayın incelenmesinde;
... Asliye Ticaret Mahkemesinin...Esas ... Karar sayılı dosyasında 24/03/2016 tarihinde taraflar arasındaki 25/03/2015 tarihli devir satış sözleşmesinin iptali, ödenmemiş çeklerin iptali, ödenen çek bedellerin iadesi için dava açtığı, davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 19.HD'nin 03/02/2020 tarihinde kararı onadığı, Yargıtay'ın bahse konu ilamında taraflar arasındaki sözleşmenin menkul mal devrine ilişkin olduğundan bahsettiği anlaşılmıştır.
Davacının, daha sonra ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...Esas... Karar sayılı dosyasında, yine bahse konu sözleşmeyle ilgili ayıp sebebi ile iptal ve ödenen bedelin iadesine talep ettiği anlaşılmıştır. ... Asliye Ticaret Mahkemesince davacının bu davasının da reddine karar verildiği, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının yetkilisi ...'nun, davalı şirket yetkilisini bahse konu sözleşme ve olaylarla ilgili dolandırıcılık suçundan savcılığa şikayet ettiği, savcılık tarafından bu olayla ilgili takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 23/05/2015 tarihli mermer fabrikası ekipmanına ilişkin devir satış sözleşmesi yapıldığı, davacı bu sözleşmenin işyeri devri niteliğinde olduğunu iddia etse de taraflar arasında yargılama sonucu kesinleşen karara göre Yargıtay'ın bunu menkul devir sözleşmesi saydığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre, davalının kiracı olarak bulunduğu yerdeki mermer makine ve ekipmanlarını davacıya devrettiği, bu ekipmanların bulunduğu yerde artık yeni kiracının davacı olduğunu, davacının buraya, başka bir yerde kiracı olarak bulunduğu yerde bulunan, mermer makine ve ekipmanlarını da getirdiği anlaşılmıştır. 23/05/2013 tarihli sözleşmede bahsedilen menkullerin davalı tarafından davacıya satıldığı, menkullerin bedeli olarak 236.000,00-TL'nin karaştırıldığını, bunun karşılığında 11 adet çek düzenlendiği, bu çeklerin 30/07/2015, 30/08/2015, 30/09/2015, 30/10/2015, 30/11/2015, 30/12/2015, 30/01/2016, 30/02/2016, 30/03/2016, 30/04/2016 tanzim tarihli 20.000,00-TL bedelli çekler ve 30/05/2016 tarihli 36.000,00-TL bedelli çek olduğu anlaşılmıştır. İlk 4 çekin davacı tarafından davalıya ödendiği, dosyaya yansıyan evraklara göre 04/09/2015 tarihinde iş yerinin mühürlendiği anlaşılmıştır. Bahse konu iş yerinin daha önce 30/05/2013 tarihinde de mühürlendiği tespit edilmiştir. Davacının daha sonra 30/11/2015 tarihli 5. çeki ödemediği tespit edilmiştir. Davacının bu 30/11/2015 tanzim tarihli 5. çekle ilgili ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Değişik iş sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı aldığı, bununla ilgili ....İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında, 07/12/2015 tarihinde davacının adresinde haciz yapıldığı anlaşılmıştır. Bu haciz ve ihtiyati hacizin dava konusu olmadığı tespit edilmiştir. Bu icra dosyası sebebi ile sadece silim makinesinin haczedildiği, herhangi bir muhafaza altına alma tedbiri uygulanmadığı anlaşılmıştır.
Daha sonrasında ise dava konusu olan ihtiyati haciz ile ilgili olaylara gelindiğinde; 25/03/2015 tarihli sözleşmede bahsi geçen en yakın vade tarihi 30/12/2025 tarihi olan vadesi gelmemiş diğer 6 çek ile ilgili, 10/12/2025 tarihli ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Değişik iş ... Karar sayılı dosyasında ihtiyati haciz talep edildiği, mahkemece 11/12/2015 tarihinde ihtiyati haciz kararı verildiği, bu karar gereğince ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında, 11/12/2025 tarihinde dava konusu ihtiyati haciz kararının uygulandığı ve muhafaza altına alma işlemleri yapıldığı anlaşılmıştır. Davacının ihtiyati haciz kararına itiraz ettiği, bu kez ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/01/2015 tarihli ek kararı ile davacının itirazının kabul ettiği ve ihtiyati haciz kararını kaldırdığı anlaşılmıştır. Dosyamız davalısının ... Asliye Ticaret Mahkemesinin bu ek kararına karşı temyize gittiği, Yargıtay 11.HD'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile 28/11/2016 tarihinde ek kararı onadığı ve ek karar ile ihtiyati haczin kaldırılması kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Bu durumda ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/12/2015 tarihli ihtiyati haciz kararı gereğince, ...İcra Dairesince 11/12/2015 tarihinde uygulanan ihtiyati haczinin haksız olduğu tespit edilmiştir.
Bu tespitten sonra, maddi tazminat ve manevi tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı ve talep edilen maddi tazminat açısından hangi taleplerin ispatlandığı hususu üzerinde durmak gerekmiştir;
....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında, 11/12/2015 tarihinde davacının adresinde haciz yapıldığı, 3990 ve 576 adet pervir, 2 adet sökülmüş halde este makinesi, 11 kasa takribi 550 m2 ve 2 kasa takribi 70 m2 traventenin muhafaza altına alındığı, daha önce ...icra dosyasından haczedilen slim makinesinin sökülemediği için haciz mahallinde kaldığı, vinç ve trafo köşk ve ekipmanının sökülememesi sebebiyle haciz mahalinde kaldığı, haciz mahallinde forklifte ilişkin davacı tarafça kira sözleşmesi sunulduğu ve forkliftin de haciz mahallinde kaldığı anlaşılmıştır.
Yukarıda bahsi geçen ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati haczin kaldırılmasına ilişkin ek kararı gereğince, davacı vekilinin 02/02/2016 tarihinde icraya başvurarak hacizlerin kaldırılmasını istediği, bu talebin reddedildiği, davacının bu kez ....İcra Hukuk Mahkeemsinin ...Esas... Karar sayılı dosyasında icra muamelesine şikayet yoluna başvurduğu, 19/02/2016 tarihinde icra hukuk mahkemesinin davayı kabul ettiği, ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, bu nedenle icra dairesi tarafından 24/02/2016 tarihinde hacizlerin kaldırıldığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin 04/04/2016 tarihinde muhafaza altına alınan eşyaları davacının alması için icra dosyasına talepte bulunulduğu görülmüştür. İcra Hukuk Mahkemesinin bu kararına karşı davalının temyize gittiği, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin ... Esas ...Karar sayılı ilamı ile icra hukuk mahkemesinin kararını 07/03/2017 tarihinde onadığı görülmüştür.
.... İcra Hukuk Mahkemesinin ...Esas ... Karar sayılı dosyasında daha önce bahsedilen vadesi geçmiş 5. çekle ilgili başlatılan,....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında haczedilen menkul malların kıymet takdirine davacı tarafından itiraz edildiği anlaşılmıştır. Burada ... Yediemin deposunda tutulan dava konusu ... İcra Dairesinin haczi ile yediemine kaldırıldığı belirtilen traventerlerde %15 oranında kırık tespit edildiği anlaşılmıştır.
Daha sonrasında ise davalının, ...İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında 28/02/2016 tarihli çekle ilgili icra takibi yaptığı, ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında 31/03/2016 tarihli çekle ilgili takip yaptığı anlaşılmıştır.
Davacının Maddi Tazminat Talebi Açısından;
Bu durumda davacının haksız haciz sebebi ile muhafaza altına alınan eşyalarından, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyasında belirtilen %15 oranında kırık tespit edilen eşyalarından dolayı maddi zararın olduğu ortadadır. Bu nedenle haksız haciz sebebi ile bu eşyalarda oluşan maddi zararın haksız fiil tarihi itibariyle ne kadar olduğu hesaplanarak bu miktar yönünden maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken maddi tazminat talebinin tamamının reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir.
Bunun yanında, davacı taraf davalar için ödediği avukatlık ücretini talep etse de, haklı çıktığı davalarda vekalet ücretleri mahkeme tarafından davalı tarafa zaten yüklenmiştir. Bunun yanında, mahkemece hükmedilen AAÜT'ye göre hesaplanan vekalet ücreti dışında, daha yüksek akdi vekalet ücreti davalıdan talep edilemez ve zaten AAÜT'ye göre hesaplanan vekalet ücreti dışında daha yüksek akdi vekalet ücreti ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil de sunulmamıştır. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Değişik iş... Karar sayılı kararı ile 11/12/2015 tarihinde verilen ihtiyati haciz kararı gereğince hükmedilen maktu vekalet ücreti ise, daha sonra bu karar kaldırıldığında, icranın iadesi kapsamında talep edilebilecektir ve ayrı bir dava konusu edilmesine gerek yoktur. Bu nedenlerle davacının avukatlık ücreti hususundaki maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının haksiz haciz sebebiyle zarar ettiği, ticari faaliyetini gerçekleştirmediği , ticari hayatının bitme noktasına geldiği hususu ile ilgili dosya incelendiğinde; Yukarıda bahsi geçen .... İcra Dairesinin dosyasında 11/12/2015 tarihinde ihtiyati haciz icra edilmiş, bu ihtiyati haciz İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 19/02/2016 tarihinde kaldırılmış, icra tarafından da 24/02/2016 tarihinde bu yönde karar alınmıştır. Bu durumda haksız ihtiyati haczin uygulanması yaklaşık olarak 70-75 gün sürmüştür.
Dosya içerisinde bulunan, serbest muhasebeci mali müşavir, avukat bilirkişi ve maden mühendisi bilirkişisinin dosyaya sunduğu raporlar, ihtiyati haczin kaldırılmasına kadar geçen süre, davacının 2017 yılında işi bırakmış olması, haksız hacizden önce yukarıda bahsi geçen 5. çekle ilgili usulune uygun başlatılmış icra takibinin ve hacizin bulunması, haksız haciz niteliğinde olan.... İcra Dairesinden gidilen hacizde haciz mahallinin durumu, bir kısım malzemelerin sökülmüş olması, talep edilen diğer maddi zarar hususunda davacı tarafça dosyaya başka bir delil sunulmaması, daha sonrasında haksız ihtiyati haciz konusu çeklerle ilgili, davacı tarafça çeklerin vadesi geçtikten sonra icra takiplerin yapılması göz önüne alındığında, davacının iddia ettiği diğer maddi zararlarını ve iddia edilen diğer zararlar ile davalının eylemi arasındaki illiyet bağını ispat edemediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle davacının yukarıda zikredilen zarar gören eşyaları dışındaki diğer maddi zararlarını ispat edemediği anlaşılmakla, maddi tazminata ilişkin bu talepler yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının Manevi Tazminat Talebi Açısından;
Dosya içerisinde bulunan, ihtiyati haczin kaldırılmasına kadar geçen süre, davacının 2017 yılında işi bırakmış olması, haksız hacizden önce yukarıda bahsi geçen 5. çekle ilgili usulune uygun başlatılmış icra takibinin ve hacizin bulunması, haksız haciz niteliğinde olan...Dairesinden gidilen hacizde haciz mahallinin durumu, bir kısım malzemelerin sökülmüş olması, daha sonrasında haksız ihtiyati haciz konusu çeklerle ilgili, davacı tarafça çeklerin vadesi geçtikten sonra icra takiplerin yapılması ve tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, davalının kötü niyet ya da ağır kusurunun ispat edilemediği, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla manevi tazminat davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görüşmemiştir.
Ayrıca, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Değişik iş sayılı dosyası, .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası dosya içerisinde bulunmadığından, ilgili dosyaların bu dosya içerisine alınması gerekmektedir.
Yukarıda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin belirtilen yönüyle kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının, HMK 353/1-a-6 bendi uyarınca kaldırılarak belirtilen hususlarda davanın yeniden görülmesi ve yeniden hüküm verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacının istinaf başvurusu kısmen kabul edildiğinden; davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince ve Dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf kanun yoluna başvuran davacının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek yeni hükümde dikkate alınmasına,
6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ile harç iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda H.M.K'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince 05/10/2026 tarihinde KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.


GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/10/2026

Dr. ...
Başkan
...
¸e- imzalıdır
...
Üye
...
¸e- imzalıdır
...
Üye
...
¸e- imzalıdır
...
Katip
...
¸e- imzalıdır








Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.