T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ...
KARAR NO :..
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ..
NUMARASI : ..
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : ....
YAZIM TARİHİ : ...
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davalı vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA : Davacı vekili, daha önce davalı ... ile polis memuru olarak beraber görev yaptıklarını, ayrıldıktan sonra irtibatlarını koparmadıklarını, kendisinin . . kasabasında bahçesi olduğunu satması için kendisinden yardım istediğini, kendisinin bu yardım istediğini kabul ettiğini ancak kendisine bir şartının olduğunu söylediğini bu şartının ise ona senet imzalaması gerektiğini, ve davalının kendisini icraya vereceğini ve dosya kesinleştikten sonra bahçesinin satışını vereceğini ve daha sonra da icrayı kaldıracağını belirttiğini, kendisine bahçenin fiyatının .. TL olduğunu bu nedenle .. TL bedelli senet vermesi gerektiğini söylediğini ve kendisinin de .. TL 'lik senet verdiğini, daha sonra .. kasabasına giderek bahçeyi satmaya çalıştığını ve bahçenin gerçek fiyatının .. TL civarında olduğunu öğrendiğini, davalıya bu durumu bildirdiğinde ise sen bahçeyi sat biz aramızda hallederiz dediğini, bu doğrultuda bahçeyi .. TL'ye sattığını, bu bedelin .. TL'sini kendisine hemen verdiğini ve kalan .. TL bedeli daha sonra vereceğini belirttiğini, kendisinin de bu durumu kabul ettiğini ancak icrayı kaldırmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu, .. yılından bugüne kadar maaşından düzenli bir kesinti yapıldığını, ancak icra dosyasında %60 faiz uygulandığı için faizini karşılayamadığını, bu nedenle . İcra Müdürlüğünün ..Esas numaralı dosyasında uygulanın yıllık .. faiz oranının faizinin iptal edilmesini, ihtiyati tedbir kararı verilerek icra takibinin durdurulmasını ya da mahkeme veznesine yatırılmasını, .. İcra Müdürlüğünün.. Esas sayılı icra dosyasına yasal faiz uygulanarak icra yoluyla kendisinden kesilmiş olan fazla paranın tarafına uygulanan faiz üzerinden hesaplanarak ödenmesini, davalının kötü niyetli olduğundan dolayı mağduriyetinin göz önünde bulundurularak davalının ..kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacının dilekçesinde belirttiği iddiaları kabul etmediğini, davacının belirttiği iddialar 2009 yılına ait olup 11 yıldan fazla bir zaman geçtiği ve zaman aşımına uğradığı ve açtığı davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dosyada kendisine yasayla tanınan 7 günlük itiraz süresi içerisinde İcra Müdürlüğüne borca itiraz ettiğini, davacının menfi tespit ve istirdat davası açamayacağı ve davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığını, ayrıca davacının cebri icra tehdidi dışında haricen rızai bir ödemesinin de mevcuttur olduğunu, davacının davaya konu icra dosyasında borcun kendisine ait olduğuna dair beyanının olduğundan davanın reddini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI (İlk kaldırma kararı sonrası) : Mahkemece, davacının davalı tarafından başlatılan icra takibi kapsamında fazla ödemede bulunduğu hususunun tespit edildiği, bu sebeple bilirkişi raporu ile belirlenen miktar ve davacı vekilinin ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olup kötüniyet tazminatı talebi yönünden davanın borçlu lehine neticelenmesi halinde takibin, haksız ve kötü niyetli olması ve istemin bulunması halinde, davacı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekli olup davacı ile davalı arasında meslektaş olmaları sebebiyle aralarında anlaşma yaptıkları ve bu doğrultuda davalı tarafından icra takibi başlatıldığı anlaşıldığından icra takibinin başlatılmasında davalının kötüniyetinin olduğu hususunun davacı tarafından ispatlanamamış olması sebebiyle talebin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
DAİREMİZİN İKİNCİ KARARI: Dairemizin .. karar sayılı, .. tarihli kararıyla; "...Dairemizin .. Karar sayılı ilamı ile daha önce verilen kararın davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olmaması ve davacının talebinin açıklattırılarak oluşacak sonuç dairesinde karar verilmek üzere kaldırılmasına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama kapsamında davacının talebinin menfi tespite ilişkin olduğu belirlenerek alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş ise de, karara dayanak tutulan bilirkişi raporu hüküm kurmaya ve denetime elverişli değildir. Zira davacı her ay maaşından yapılan kesintiler nedeniyle davacıya fazla ödeme yaptığını, bu fazla ödemeler nedeniyle eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında davalı tarafından .. .. İcra Müdürlüğü'nün .. Esası üzerinden davalı tarafından davacı aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığı ve bu takip kapsamında davalının maaşından kesintiler yapıldığı, bu takipte takip tarihinden itibaren işleyecek faiz oranın .. olarak belirlendiği, davacının maaşından .. tarihinden itibaren kesintilerin yapılmaya başlandığı görülmüştür.
Davacı maaşından yapılan kesintiler nedeniyle borcun fazlasıyla ödendiğini iddia ederek fazla ödenen kısımlar yönüyle borçlu olmadığının tespiti ve istirdat talebinde bulunmuştur.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 88. maddesindeki; “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun 2. maddesinde; "Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın, bütün fiil ve işlemlere uygulanır" denildikten sonra, görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlığını taşıyan 7. maddesinde aynen “Türk Borçlar Kanunu'nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120. ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138. maddesi, görülmekte olan davalarda da uygulanır” düzenlemesi getirilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; uyuşmazlığın çözümü bakımından takip tarihinden sonra yürürlüğe girmiş bulunan ve halen devam eden takiplerde de uygulanması gereken hükümleri içeren 6098 sayılı TBK 88 ve 120. maddelerinin ve 6101 sayılı yürürlük Kanunu'nun somut olaya etkisinin bulunup bulunmadığının irdelenip değerlendirilmesi gerekmektedir.
TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin düzenleniş amacı ve niteliği gözetildiğinde, emredici nitelik taşıdığının kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesinde; TBK'nda "temerrüt faizi" başlıklı 120. maddedeki düzenlemeye göre, uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmış ise, sözleşme ile kararlaştırılan yıllık temerrüt faiz oranının, 120. maddenin birinci fıkrası uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.
Somut olayda, alacaklı tarafından bonoya dayanan .. tarihinde başlatılan takipte, takip sonrası için.. faiz oranının talep edildiği, borçlu tarafından takip tarihinden sonra yasal işleyecek faiz oranına yönelik herhangi bir şikayet ve itirazda bulunulmadığı ve takibin mevcut hali ile kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, bakiye dosya borcunun hesaplanmasında, takip tarihinden sonra işleyecek faiz oranının, takip tarihi ile .. sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi arasında takipte kesinleşen faiz oranı olan yıllık .. oranının uygulanmasına, .. sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ise aynı yasanın 120. maddesi dikkate alınarak belirlenecek temerrüt faiz oranının avans faiz oranlarından az olmamak üzere uygulanması gerektiğinden, gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak bakiye dosya borcu bulunup bulunmadığının tespiti, bu tespit yapılırken kısmi ödemelerin ödeme tarihi itibariyle Borçlar Kanunu 100. maddesi uyarınca öncelikle icra masrafı ve hesaplanan faiz miktarından mahsup edileceği gözetilerek, her ay yapılan ödeme itibariyle güncelleme yapılarak dosya borcunun hesaplanması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken anılan yasa hükümleri göz ardı edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.
Bu sebeple yukarıda belirtilen şekilde değerlendirme yapılarak ve uzman bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekmektedir..." şeklinde kaldırma kararı verilmiştir.
İKİNCİ KALDIRMA SONRASI YEREL MAHKEME KARARI: Mahkemece, davacının davalı tarafından başlatılan icra takibi kapsamında fazla ödemede bulunduğu hususunun tespit edildiği, bu sebeple bilirkişi raporu ile belirlenen miktar ve davacı vekilinin ıslah dilekçesi doğrultusunda mahkemelerinin .. tarih, .. Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup kararın davalı tarafça istinaf edilmesi sebebiyle Mahkememiz kararının kaldırıldığı, kaldırma kararı kapsamında ''bakiye dosya borcunun hesaplanmasında, takip tarihinden sonra işleyecek faiz oranının, takip tarihi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlük tarihi arasında takipte kesinleşen faiz oranı olan yıllık %60 oranının uygulanmasına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ise aynı yasanın 120. maddesi dikkate alınarak belirlenecek temerrüt faiz oranının avans faiz oranlarından az olmamak üzere uygulanması gerektiğinden, gerektiğinde bilirkişiden ek rapor alınarak bakiye dosya borcu bulunup bulunmadığının tespiti, bu tespit yapılırken kısmi ödemelerin ödeme tarihi itibariyle Borçlar Kanunu 100. maddesi uyarınca öncelikle icra masrafı ve hesaplanan faiz miktarından mahsup edileceği'' dikkate alınarak yeniden bilirkişi raporu düzenletildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında ve mahkemelerinin önceki kararını istinaf eden tarafın kazanılmış hak durumu dikkate alınarak davanın kabulüne ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı, talebi ve hukuki niteliği belirsiz kalan davada esasa girilmesinin usul ve yasaya aykırı olup, davanın bu gerekçeyle usulden reddinin gerektiğini, taleple bağlılık ilkesine aykırı davranıldığını, faiz türünün hatalı belirlendiğini, dava dosyasında iki farklı bilirkişiden rapor alındığını, sonuçlarının farklı olduğunu, ikinci bilirkişi raporunun da defalarca düzenlenmesine rağmen hatalı ve denetime elverişsiz düzenlenip mahkeme tarafından da kabul edildiğini, hüküm fıkrası ile gerekçe arasında çelişki bulunduğunu, davacının açık ikrarı karşısında hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının çelişkili taleplerinin TMK m.2'ye aykırı olduğunu, ikrarla sabit hale gelmiş hususlar hakkında hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE: İnceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesi ve ek beyan dilekçesinde belirtilen istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu re'sen gözetilerek yapılmıştır.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari satım ilişkisinden kaynaklanan bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti (menfi tespit) ile icra dosyasına yapılan fazla ödemelerin ve haksız tahsilatların iadesi (istirdat) istemine ilişkin olup; mahkemece yapılan yargılama neticesinde, denetime elverişli bilirkişi raporları doğrultusunda davacının takip dosyasına yaptığı ödemelerin mahsubuyla bakiye miktar yönünden borçlu olmadığı tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava Dilekçesinin Belirsizliği ve HMK m. 119 Yönünden İstinaf İtirazının Değerlendirilmesi:
Davalı vekili, davacının talep sonucunu açıkça ortaya koymadığını, HMK m. 119/1-ğ maddesine aykırı davranıldığını ileri sürmüştür. Yapılan incelemede; davacı tarafça dava dilekçesinde icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti ile haksız tahsilatın istirdadının talep edildiği, dava değerinin harçlandırılmak suretiyle gösterildiği, HMK m. 119 uyarınca dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurların mevcut olduğu saptanmıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin esasa girerek yargılama yapmasında usule aykırılık görülmemiş, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Kesin Süre, Talebe Bağlılık (HMK m. 26) ve Aydınlatma Ödevi Yönünden İstinaf İtirazının Değerlendirilmesi:
Davalı vekili, davacıya talebini netleştirmesi için verilen kesin süreye rağmen açıklama yapılmadığı, mahkemenin davacının yerine geçerek talep oluşturduğu ve davanın usulden reddedilmesi gerektiği itirazında bulunmuştur. Dava dosyası ve celse tutanakları incelendiğinde; mahkemece HMK m. 31 uyarınca hâkimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacıya talebinin niteliğini (menfi tespit / istirdat) ve miktarlarını somutlaştırması amacıyla soru sorulduğu, davacının duruşmadaki beyanlarıyla talebini icra dosyasındaki fazla faiz ve haksız tahsilat yönünden somutlaştırdığı anlaşılmıştır. Hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) çerçevesinde tarafların taleplerini açıklığa kavuşturması usule uygun olup, mahkemenin davacı yerine geçerek talep oluşturduğu veya HMK m. 26 (taleple bağlılık ilkesi) ve m. 141 (iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı) kurallarını ihlal ettiği yönündeki istinaf iddiaları haksızdır.
Borcun ve Faizin İkrarı (HMK m. 188) ile Hukuki Yarar Dava Şartı (HMK m. 114/1-h) Yönünden İstinaf İtirazının Değerlendirilmesi:
Davalı taraf, davacının icra takibi safhasında verdiği dilekçeler ile borcu ve faiz oranını kabul ettiğini, bu kabulün HMK m. 188 anlamında mahkeme dışı/mahkeme içi ikrar teşkil ettiğini, bu nedenle menfi tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığını iddia etmiştir. İcra takibi sırasında borçlunun takibe itiraz etmemiş olması veya icra dairesine borcu kabul ettiğine dair beyanda bulunması, maddi hukuk anlamında borcun ve bilhassa fahiş/kanuna aykırı işleyen faizlerin kesinleştiği anlamına gelmez. İİK m. 72 uyarınca borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibine itiraz edilmemesi veya icra müdürlüğündeki kabul beyanları, emredici kanun hükümlerine aykırı olarak hesaplanan fahiş temerrüt faizlerine karşı menfi tespit davası açılmasına hukuki engel teşkil etmez. Dolayısıyla davacının menfi tespit ve istirdat davası açmakta hukuki yararının bulunduğu (HMK m. 114/1-h) anlaşıldığından, davalı vekilinin ikrar ve hukuki yarar yokluğuna ilişkin istinaf sebebi reddedilmiştir.
Çelişkili Davranış Yasağı (TMK m. 2) Yönünden İstinaf İtirazının Değerlendirilmesi:
Davalı vekili, davacının icra safhasında borcu kabul edip sonrasında menfi tespit davası açmasının TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralı ve çelişkili davranış yasağına aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Yasal hakların kullanılması (İİK m. 72 uyarınca menfi tespit ve istirdat davası açılması) ilke olarak dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmaz. Kanunun borçluya tanıdığı hak arama hürriyeti kapsamında açılan davanın çelişkili davranış olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığından bu itiraz da kabul görmemiştir.
Bilirkişi Raporunun Denetime Elverişliliği ve Hesaplamalar Yönünden İstinaf İtirazının Değerlendirilmesi:
Davalı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunun karmaşık, düzensiz, denetime elverişsiz olduğunu ve masraflar dikkate alınmadan eksik hesaplama yapıldığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi raporu ve ek raporlar incelendiğinde; icra dosyasındaki kapak hesabı, uygulanan faiz oranları, yapılan kesintiler ve ödemelerin Yargıtay denetimine uygun şekilde tek tek kaleme alındığı, uygulanan temerrüt faizi oranlarının yasal sınırlar çerçevesinde hesaplandığı ve raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda raporda denetimi engelleyecek bir eksiklik bulunmadığından davalının bu yöndeki itirazı da yerinde bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle;... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..Karar sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf dilekçesi ile ek beyan dilekçesinde belirttiği istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken .. TL istinaf harcından peşin alınan .. TL harcın mahsubu ile bakiye .. TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davalı tarafından yapılan istinaf masrafları bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
4-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleşince ilgili tarafa iadesine,
5-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın taraflara Dairemizce tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. 14.10.2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
Emsal Karar Arama
Gaziantep BAM 11. HD
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.