TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali ( Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/03/2024
KARAR TARİHİ : 08/10/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın İcra Müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketin detayları sözleşmede görüleceği üzere davalı şirket ile 04.12.2024 tarihinden geçerli olmak üzere müvekkili şirkete ait olan iki adet kepçe iş makinasının iki aylık kiraya verilmesi yönünde anlaştıklarını, müvekkili şirketin davalı şirkete faturayı usulüne uygun bir şekilde düzenlediğini, iş makinalarının teslim tarihi gelmesine rağmen davalı şirketin bu konuda bir bilgilendirme yapmadan iş makinalarını almaktan imtina ettiğini, müvekkili şirketin bu iş makinalarının sözleşmeye uygun bir şekilde teslim etmeye hazır olduğuna dair ... 21. Noter aracılığı ile ... nolu ihtarname gönderdiğini, yapılan ihtar ve ricalara kulak asmayan davalı şirketin, müvekkili şirketin iki adet iş makinasının çalıştırmadığını ve borcunu da ödemediğini, dolayısıyla müvekkili şirketin iki adet iş makinası ne davalı şirket işinde çalışamamış nede yapılan sözleşme gereği başka bir işte de çalışamadığından davalı şirketin hukuksuz uygulaması nedeniyle müvekkili şirketin alacağını alamadığını ve iş makinalarının iki ay çalışmadığını, bu şekilde zarara uğrayan ve alacağını alamayan müvekkili şirketin, yapılan ihtarnameden sonra ... İcra Müdürülüğünün 2024/... esas sayılı icra dosyası ile ilamsız takip başlattığını, yine davalı yanın kötü niyetli bir şekilde borca itiraz ettiğini, daha sonra tüm bunlara rağmen iyi niyetli bir şekilde uzlaşmak adına davalı ile ... Arabuluculuk Bürosunda yapılan başvuru ile yapılan müzakerelere rağmen davalı taraf ile anlaşmanın mümkün olmadığını, bu nedenle yapılan ilamsız icra takibine hiç bir gerekçesi olmayan davalı tarafından itiraz edildiğini, tarafların ticari defterlerinde yapılan sözleşmenin mevcut olmasına rağmen alacağın ödenmeyerek müvekkili şirketin mahvına neden olunduğu gibi kötü niyetli yapıldığının ortada olduğunu, ilaveten, takip konusu meblağ davalı tarafça gayet iyi bir şekilde bilinmekte olup, aynı zamanda likid bir alacak olduğunu, açıklanan ve Mahkemece re’sen dikkate alınacak tüm nedenlerle; davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, davacının ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosya ile müvekkili aleyhine 500.000,00 TL alacak için icra takibi başlattığını, ancak bu icra dosyasına istinaden açmış oldukları davada dava değerini yalnızca 100,00 TL gibi komik bir bedel olarak belirlediklerini, bu durumun tek başına davacı tarafın müvekkiline karşı başlatmış olduğu takibi "ya tutarsa" mantığı ile açtığını gösterdiğini, belirli bir alacağa ilişkin olarak açılacak itirazın iptali davalarının kötü niyetli olarak hareket edilmesi de dikkate alındığında kısmi dava olarak açılamayacağının açık olduğunu, bu sebeple huzurdaki davada davacı tarafından müvekkiline karşı başlatılan icra takibi nisabınca harcın ikmal edilmesi, aksi takdirde huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, huzurdaki davanın itirazı iptali davası olup, davanın konusu davacılar tarafından başlatılan icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğunu ve belirlenecek daha yüksek bir bedel üzerinden huzurdaki davanın ıslahının mümkün olmadığını, buna rağmen bu alacağın bir kısmı için dava açıp daha sonradan aynı dilekçesinde belirsiz alacak davası ikame edilmiş gibi rayiç bedel araştırılmasının istenmesi usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, bununla birlikte alacağın likit olmayıp, belirsiz olduğu, yargılamayı gerektirdiği durumlarda (hesaplanan alacak, takip tutarını aşmış olsa dahi) icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu haliyle huzurdaki davanın belirsiz alacak davası mı yoksa kısmi dava mı olduğunun davacı tarafından aydınlatılması gerektiğini, itirazın iptali ve alacak davası nitelikleri ve sonuçları itibarıyla birbirinden farklı dava türler olduğunu, dava dilekçesinde sadece itirazın iptali istendiği halde hem alacağın tahsiline hem de itirazın iptaline karar verilemeyeceğini, itirazın iptali ile alacağın tahsilinin birlikte istenemeyeceğini, böyle bir durumda; mahkemece davacı tarafa davasının itirazın iptali mi, yoksa alacak davası mı olduğunun açıklattırılması; buna göre davanın itirazın iptali veya alacak davası olarak sonuçlandırılması gerektiğini, tüm bu belirtilen hususlar dikkate alınarak huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın mahkemeye sunmuş olduğu sözleşmeyi kabul etmediklerini, müvekkili şirketin böyle bir sözleşme imzalamadığını, imzaya ve sözleşmeye açıkça itiraz ettiklerini, ayrıca davacı tarafından dosyaya sunulan ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla sözleşmede 2 adet ekskavatörün kiralandığının beyan edildiğini, ancak müvekkilinin bildiği kadarıyla davacı tarafın sadece bir tane ekskavatörü olduğunu, davacının sahibi olmadığı bir ekskavatörü nasıl sözleşme konusu yapabildiğinin muamma konusu olduğunu, ayrıca davalı tarafından sanki sözleşme konusu ekskavatörler teslim dilmemiş gibi ... 8. Noterliğinden ihtarname gönderildiğini ve alacak yaratmak için kılıf ayarlanmak istendiğini, müvekkili tarafından ihtarnameden hemen sonra davalı tarafın aranıp bu durumun ne olduğu ve sebebinin sorulduğunu, davacı tarafın yanlışlık olduğunun söylendiğini ve cevap vermesine gerek olmadığının söylendiğini, müvekkili şirkette böyle bir durum olmadığı için ihtarnameye cevap verme ihtiyacında bile bulunmadığını, ayrıca yine davalı tarafın göndermiş olduğu ihtarname ile sanki hiç ekskavatör alınmadığının ima edildiğini, ancak bu durumun gerçeği yansıtmadığını, nitekim davalı tarafın sahibi olduğu Seri ... şase numaralı aracın şantiye sahasına 06.12.2023 tarihinde indirildiğini ve sonrasında çalışmaya başladığını, söz konusu işte çalıştırılmak üzere ... diye bir operatör gönderildiğini, davacının operatörü tarafından sadece bir gün çalıştığını, ancak bir 70 barlık doğal gaz borusuna zarar verdiğini, bu kapsamda Ana firma ... şirketi tarafından müvekkili şirkete 13.12.2023 tarihinde ... isimli operatörünüzün yetkinlik değerlendirmesi olumsuz sonuçlanmıştır. Hat çalışması önem taşıdığından dolayı seçim yaparken daha tecrübeli elaman tercih edilmelidir." şeklinde mesaj atıldığını, nitekim doğal gaz borularından yetkin operatörlerin çalışması gerektiğini, aksi takdirde ciddi manada can ve mal kaybına sebep olabildiğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından göndermiş oldukları operatörün yetkin olmadığının bildirildiğini ve yeni bir operatör gönderilmesinin istendiğini, ancak davacı tarafın yeni bir operatör göndermediği gibi ekskavatörünü gelip sahadan aldığını, davalı şirketin ... 8. Noterliğinden göndermiş olduğu ihtarname ile kötü niyetli bir şekilde delil üretmeye çalışıldığını, davacı tarafın ekskavatörünün sadece 1 gün çalıştığını, müvekkilinin bunun karşılığında 100.000 TL para havale ettiğini, müvekkili tarafından göndermiş olduğu paranın iadesi talep edildiği için davacı tarafın böyle bir yola başvurarak müvekkilinin parasını istememesi için sindirmeye çalıştığını, ancak müvekkili tarafından karşı dava açılarak göndermiş olduğu paranın iadesinin talep edileceğini, arz ve izah ettikleri nedenler ile ; görev itirazı doğrultusunda yetkisizlik kararı verilmesini ve dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesini, usule yönelik itirazları dikkate alınarak huzurdaki davanın usulden reddine, mahkemenin aksi görüşte olması halinde davanın esasına girilerek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, kötüniyetli davacıların %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkûmiyetine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE;
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi gereğince yargılama sırasında tespit edilen dava değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa, yalnızca o celse için yargılamaya devam edilerek müteakip celseye kadar noksan değer üzerinden harcın ikmali için davacıya süre verilmesi, bu süre zarfında da bakiye harcın yatırılmaması halinde de, HMK'nın 150. maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılması, anılan maddede geçen süre zarfında harç ikmal edilmek suretiyle dava yenilenmediği takdirde ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği hususu düzenlenmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 150/1 maddesinde, "usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir", aynı Kanunun 320/4. maddesinde ise; "Basit yargılama usulüne tâbi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" hükümleri yer almaktadır. Yasanın anılan hükümleri emredici nitelikte olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan mahkemece kendiliğinden uygulanmalıdır.Mahkememizin 11/04/2025 tarihli ara karar ile davanın 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 30. Maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nın 150/1 maddesi uyarınca yasal 3 aylık süresi içerisinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı taraf işlemden kaldırılmış olan davayı yeniledikten sonra, bu kez Mahkememizin 08/10/2026 tarihli celsesinde tarafların duruşmaya katılmayarak davanın takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla, basit yargılama usulüne tâbi iş bu davanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması nedeniyle Mahkemeizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK 320/4 madde hükmü gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA ,
2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 732,00-TL karar ve ilam harcının peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 11.627,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.895,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-6325 Sayılı Kanun 18/A-13 maddesi uyarınca 3.600,00-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 7. madde hükmüne göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE
6-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/10/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal, T. 08.10.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.