T.C.
İSTANBUL
15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/125 Esas
KARAR NO : 2026/...
DAVA : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/03/2025
KARAR TARİHİ : 06/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; "Taraflar arasında davalı tarafın hile ve aldatması nedeniyle devre mülk satış sözleşmesi imzalanmıştır. Davalı şirket müvekkile aldatıcı vaatlerde bulunarak sözleşmeyi imzalatmış olmasına rağmen daha sonra müvekkil sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmiş olup davalı şirket yükümlülüklerini yerine getirmemiş, müvekkili oyalamış ve yeni sözleşmeler imzalatarak borçlandırmaya devam etmiştir. Bu nedenle tarafımızca .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/... E. sözleşmelerin iptali ve müvekkilin daha fazla mağduriyet yaşamasının engellenmesi amacıyla dava açılmış olup yargılama neticesinde dava konusu sözleşmeler iptal edilmiş müvekkilin sözleşmeler nedeniyle ödemiş olduğu bedellerin dava tarihinden itibaren avans faiziyle iadesine hükmedilmiştir.Mahkemece sözleşmeler iptal edilmiş ve borç doğuracak yeni ihtimallerin oluşması engellenmiş olsa da müvekkilin mağduriyeti karşılanmamıştır. Bu sebeplerle davacı müvekkilin mağduriyetinin tam karşılanması amacıyla işbu davanın açılma zarureti hasıl olmuştur.Davalı şirket tarafından müvekkile hediye tatil kazanmış olduğu belirtilerek bir kupon verilmiş ve müvekkil ... Termalde bulunan Termal Saray isimli otele götürülerek daha önceden satın almayı düşünmediği, devre tatil satın almak için de gitmediği halde, yapılan tanıtımlar, psikolojik baskı ve aldatıcı vaatler üzerine hazırlıksız bulunmuş olduğu sırada müvekkile sözleşme imzalatılmak istenmiştir.Davalı şirketin müvekkile öncesinde bu davetin satış ve tanıtım içeren bir ticari faaliyet olduğunu bildirmesi gerekirken herhangi bir açıklama yapmadan müvekkilde bir ödül kazanmış gibi bir hissiyat yaratarak hediye tatil amaçlı müvekkili işletmeye çekerek baskı ile sözleşmeyi imzalatmak istemiş ve hiçbir şekilde sağlıklı düşünme alanı bırakmamıştır. Müvekkil tatil yapacağını düşünmüş ama tesise gittiğinde sözleşme imzalatmak ve para almak için ciddi bir şekilde uygulanan baskıcı ve ısrarcı satış politikası neticesinde en son pes etmiş olup istemediği bir sözleşmeyi imzalamıştır.Müvekkilin böyle bir yeri kullanım amaçlı düşünmemesi durumunda kendisine Satış, Kiralama yapabileceği söylenmiş ve kendisine her yıl kira bedeli gönderileceği belirtilmiştir. Müvekkil hiç istemeden imzaladığı sözleşmeye istinaden dahi kendine düşen görevi yerine getirmiş, Aidat/Yıldat gibi ne bedel istenmişse yatırmıştır. Zira yıldat yatırmadığı durumda sürekli icra tehditi ile karşılaşmış olduğu için günü gününe takibiyle birlikte sözleşme tarafı olduğu için bütün taahhütlerini eksiksiz yerine getirmiştir. Tesiste bulunan kişiler, bu hususları tapuda dahi müvekkile söylememiş sanki her yıl düzenli tatil yapacağı bir yeri olduğunu müvekkile düşündürmüştür. Ama toprak tapusu niteliğinde devremülk dahi olmayan Kat İrtifakı işaretli parselli alanlar, davalı şirket tarafından müvekkil dahil 525 ve 486 kişiye satılmıştır. Çok sayıda insanın mağdur edildiği bu tesiste müvekkilim ciddi bir bedel ödeyerek nitelikli olarak sürekli anlatılan yalanlarla dolandırılmıştır. Müvekkil her ne kadar oradaki ısrar ve baskı neticesinde sözleşmeyi imzalamışsa da sonrasında bu yerden memnuniyetsizliğini bildirerek vazgeçmek, kurtulmak için şirket ile görüştüğünde davalı, "Sen artık tapu aldın bunu iptal edemezsin, Dava açsanız da kazanamazsınız, kazansanız da bizden para alamazsınız" şeklindeki söylemlerle müvekkilin Adalete ve Devlete olan güvenini sarsıcı davranışlarda bulunmuştur.Müvekkil almış olduğu yerin dahi fiili kullanım yapılamayacak bir yer olduğunu, dolandırıldığını tatil yapmak için tesisten talepte bulunduğunda ve karşılık alamadığında anlamıştır. Fazlaya dair tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla haklı davamızın kabulü ile müvekkilin tesisi kullanmadığı ve dava dışı kişilere kiralandığının tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın (hesap bilirkişisince tanzim edilecek rapordan sonra denkleştirici adalet ilkesine göre belirlenecek fazlaya ilişkin hakkımız saklı kalmak kaydıyla) sözleşme tarihinden .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/... E. sayılı dosyamızın dava açılış tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine, Müvekkilin yaşamış olduğu manevi sıkıntılar nedeniyle 3.000,00 TL manevi tazminatın, sözleşme tarihinden .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/... E. sayılı dosyamızın dava açılış tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte tarafımıza ödenmesine,
Her türlü yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini" talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; "Davacının talebi hesaplanabilir durumda olduğundan huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar yoktur. Asla kabul anlamına gelmemekle birlikte dava konusu talep bölünebilir olduğundan işbu dava ancak kısmi dava olarak açılabilir. Dava dilekçesi incelendiğinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açıldığı anlaşılmaktadır. İşbu davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini talep ederiz.Tapu devri ile geçerli halen gelen sözleşme kapsamında sebepsiz zenginleşme söz konusu olmadığından denkleştirici adalet ilkesi uygulama alanı bulamayacaktır. Bu sebeple huzurdaki davanın açılmasında hukuki yarar yoktur. Müvekkiller ile davacı arasındaki uyuşmazlık hakkında anılan mahkeme ilamı ile karara bağlanmıştır. Söz konusu davada verilen hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin sorulmasını talep ederiz. Karar kesinleşti ise uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunduğundan, kesinleşmedi ise derdestlik sebebiyle davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddine karar verilmesini talep ederiz. Taraflar arasında Hisseli Gayrimenkul Satış Sözleşmeleri imzalanmıştır. Anılan sözleşme ve protokoller, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelik kapsamında tanımlanan ve kabul edilen, ayni hak sağlayan devre tatil sözleşmelerinin bir türü olan hisseli gayrimenkul satış sözleşmeleridir.
İşbu sözleşmeler uyarınca davacıya sözleşmenin güvencesi niteliğinde tapuda hisse devri yapılmakta ve sözleşmede belirtilen tesislerde, her yıl aidat ödenmesi karşılığında 1 haftalık tatil yapma imkanı sağlanmaktadır. Davacı da bu imkanlar dahilinde tesisi, gezmiş, görmüş, beğenmiş ve kendi isteğiyle sözleşme ve protokoller imzalamıştır. Davacıya tapuda hisse devri yapılmış ve sözleşme geçerli bir şekilde kurulmuştur. .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/... Esas sayılı dosyası ile hükme bağlanmıştır. Avans faizi ile davacının ödediği bedelin iadesine karar verilmiş iken hükmedilen bedelin az olduğundan bahisle yeniden sözleşme ihlali gerekçesi ile maddi menfaat sağlamaya yönelik tazminat davası ikame edilmesi hiçbir hukuk kuralı ile bağdaşmamaktadır. Davacıya tapu devri yapılmış olduğundan sözleşme geçerli hale gelmiştir. Sebepsiz zenginleşme söz konusu olmadığından denkleştirici adalet ilkesi kapsamında alacak yahut tazminat istenmesi hukuka aykırıdırMüvekkillerin haksız fiil sorumluluğuna gidilmesi hukuken mümkün değildir. Tazminat koşulları oluşmamıştır.Davacının manevi tazminat talebi de hukuki dayanaktan yoksun olup bu talebin de reddine karar verilmelidir. Asla kabul anlamına gelmemekle birlite davacının tazminat talebi zamanaşımına uğramıştır. Davanın reddine,
Yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini" talep ettikleri görülmüştür.
DELİLLER
Delil olarak; gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur.
... İflas Dairesi'ne, ... İlçe Eminyet Müdürlüğü'ne, Kartal İstanbul Anadolu ... Asliye Ticaret Mahkemesi'ne ve İstanbul 7. Tüketici Mahkemesi'ne müzekkere yazıldığı görülmüştür.
Dosyaya bilirkişiler ... tarafından 23.07.2026 tarihli bilirkişi kök raporu sunulduğu görüldü.
Bilirkişi raporunda özetle; " Mali Müşavir Bilirliği” incelemesi neticesinde dava dosyası kapsamında yer alan sözleşmeler, ödeme belgeleri, makbuzlar ve banka kayıtları üzerinde yapılan tetkiklerde aşağıdaki tespitlere ulaşılmıştır: Davacı ... ile ... ....Ltd. Şti. arasında akdedilen 18.09.2019 tarihli ve ... numaralı ana sözleşme (15.000,00 TL) ile 20.09.2019 tarihli ve ...-A numaralı Geçiş Sözleşmesi/Protokolü (6.500,00 TL) uyarınca, davacının toplam 21.500,00 TL ödeme taahhüdü altına girdiği, Davacının sözleşmeler taahhüdü kapsamında; 18.09.2019 Tarihinde 4.500,00 TL peşinat ödemesi yaptığı, 20.09.2019 Tarihinde firma antetli kaşeli 4915 nolu Tahsilat Makbuzu ile 10.500,00 TL nakit ödeme gerçekleştirdiği, 20.09.2019 tarihli protokol kapsamında da 6.500,00TL peşinat ödemesi yaptığının anlaşıldığı, Söz konusu ödemelerin, dosya içinde yer alan ... Ltd. Şti. firma antetli kaşeli 20.09.2019 tarihli "Borç Yoktur Yazısı"(Taahhütname borçunun kalmadığının satıcı tarafından yazı ile davacıya bildirildiği, Yapılan incelemeler doğrultusunda; davacı **...’ın**, sözleşmelerden kaynaklanan toplam 21.500,00TL tutarındaki mali yükümlülüğünün tamamını ... Ltd. Şti. ödemiş olduğunun mali yönden tespit edildiği, “Hukukçu Bilirkişi” incelemesi ve hesaplamaları neticesinde; Kesinleşen ilamda sözleşmelerin tapuda pay devri yapılması ile geçerli hale geldiğinin tespit edildiği, tasfiyenin haklı fesh üzerinden kurulduğu, 21.500,00 TL’nin ilamın verildiği davanın açıldığı 03.02.2022 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline ve tapu payının ... Turizm’e iadesine hükmedildiği; denkleştirici adalet ilkesinin Yargıtay uygulamasındaki alınan geçersiz sözleşmelerin sebepsiz zenginleşme kurallasına göre tasfiyesi olduğu, kesinleşmiş ilamla geçerli hale geldiğinin ve haklı feshle sona erdiği tespit edilen sözleşmeler yönünden somut olayda kural olarak uygulama alanı bulmadığı, iadenin ve fer’ilerinin kesin hükümler düzenlenmiş olması karşısında güncelleme farkının ayrı bir tazminat olarak istenmesinin kesin hüküm ve taleple bağlılık ilkeleri yönünden değerlendirilmesinin mahkemeye ait olduğu; Mahkemeye aksi kanaatte olurane denkleştirici adalet ilkesinin uygulanabileceğinin kabulü halinde; TÜFE, Yİ-ÜFE, brüt asgari ücret, ABD doları, euro ve külçe altın göstergelerinin ortalamasına göre 21.500,00 TL ödemenin güncellenmiş değeri ile nominal bedel arasındaki farkın, davacının talep sonucayla uyumlu olan 03.02.2022 tarihi itibariyle 29.771,22 TL, eldeki davanın mahkeme kayıtlarındaki 13.02.2026 tarihi itibariyle 251.500,98 TL olarak hesaplandığı, verilerin TCMB göstere niteliğindeki kur bültenleri, TCMB EVDS külçe altın satış fiyatı serisi, TÜİK fiyat endeksleri ve ÇSGB asgari ücret tutarlarından alındığı, son ihtimalde ilamla hukmedilen avans faizi ile çakışan dönem yönünden mükerrer tazmin riskinin ve mahsubun gözetilmesi gerektiği; Manevi tazminat talebinin hesap gerektirmediği, koşullarının ve miktarının takdirinin mahkemeye ait olduğu" hususları tespit edilmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE
.... Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla), 2022/... E., 2022/... K., 17.06.2022 T. Kararında, "Davacı adına davalı ... Turizm AŞ tarafından sözleşmeye konu 424 ada, 26 parsel 27 nolu bağımsız bölümün 7/3650 hissesinin 15.000,0TL bedel karşılığı tapu devri gerçekleştirildiğinden ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istikrar kazanmış son içtihatları ... dikkate alındığında tapu devrinin yapılması ile sözleşmenin geçerli hale gelmiştir. ... Tapu devri ile sözleşme geçerli hale geldiğinden davacının sözleşmeye uygun devir yapılmadığına dair diğer fesih sebeplerinin incelemesine geçildiğinde... 1 haftalık tatil hakkının 1 yıl içerisinde hissedar sayısı dikkate alındığında fiilen kullanımının mümkün olmadığı da sabit olmakla, sözleşmeye uygun ifa olmadığından haklı fesih sebebinin gerçekleştiği anlaşılmakla davanın kabulüne" karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı ... ile ... ....Ltd. Şti. arasında akdedilen 18.09.2019 tarihli ve ... numaralı ana sözleşme (15.000,00 TL) ile 20.09.2019 tarihli ve ...-A numaralı Geçiş Sözleşmesi/Protokolü (6.500.00 TL) uyarınca, davacının toplam 21.500,00 TL ödeme taahhüdü altına girdiği, Davacının sözleşmeler taahhüdü kapsamında; 18.09.2019 Tarihinde 4.500,00 TL peşinat ödemesi yaptığı, 20.09.2019 Tarihinde firma antetli kaşeli 4915 nolu Tahsilat Makbuzu ile 10.500,00 TL nakit ödeme gerçekleştirdiği, 20.09.2019 tarihli protokol kapsamında da 6.500,00 TL peşinat ödemesi yaptığının anlaşıldığı, söz konusu ödemelerin, dosya içinde yer alan ... ....Ltd. Şti. firma antetli kaşeli 20.09.2019 tarihli "Borç Yoktur Yazısı" (Taahhütname) borcunun kalmadığının satıcı tarafından yazı ile davacıya bildirildiği, yapılan incelemeler doğrultusunda; davacı ...'ın. sözleşmelerden kaynaklanan toplam 21.500,00 TL tutarındaki mali yükümlülüğünün tamamını ... ....Ltd. Sti. ödemiş olduğu tespit edilmiştir.
Ödemelerin muhatabı Royal Doğa olmakla birlikte resmi satış senedinde bedelin ... Turizm tarafından alındığının yazılı olduğu ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla), 2022/... E. dosyasında tespit edilmekle her iki şirket için dava açıldığı anlaşılmıştır. (bu kapsamda davalının pasif husumetinin olduğu değerlendirilmiştir.)
Uyuşmazlık; davalının borca aykırı davrandığı iddiası ile oluşan zarar talebinin konusunu oluşturan zaman aralığına ilişkin piyasadaki ekonomik koşullar karşısında denkleştirici adalet ilkesi çerçevesinde eldeki davada varlığı iddia olunan zarar olgusunun oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda kesinleşen mahkeme ilamında sözleşmelerin tapuda pay devri ile geçerlilik kazandığı tespit edilmiş, davacının sözleşmenin kurulmasından önceki safhaya (irade fesadı vc ön bilgilendirme eksikliğine) yönelik itirazları bu sebeple dinlenmemiş ve tasfiye, sözleşmeye uygun ifa bulunmaması nedeniyle haklı fesih üzerinden yapılmıştır. İadenin kapsamı da ilamda belirlenmiş, 21.500,00 TL'nin davanın açıldığı 03.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline hükmedilmiş ve karar taraflarca istinaf edilmeksizin 09.09.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu tespitler karşısında denkleştirici adalet içtihatlarının uygulama alanının geçersiz sözleşmelerin tasfiyesi olduğu ve bu nedenle davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncellenmiş değeri ile nominal değeri arasındaki farkın ayrı bir maddi tazminat olarak istenmesinin, kesinleşmiş ilamla kurulan iade usulü ve denkleştirici adalet ilkesinin uygulama alanı ile bağdaşmadığı değerlendirilmekle yine ileri sürülen iddia bizzat ve somut olarak uğranılan zarar iddiasından ziyade ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalmanın zararı oluşturduğu yönünde olmakla başka bir anlatımla davacı tarafından, ülkemizdeki belirli dönemlerdeki ekonomik koşullarda mevcut olumsuzluklardan hareketle, kendi durumuna özgü şekilde açık ve somut olarak oluşan bir zarar olgusuna dair bir iddiada bulunulmadığı gibi bu yönde ispata yeter herhangi bir delil de sunulmadığından açılan davada sadece, ekonomik koşullardaki olumsuzluklardan hareketle davacının durumunda olan bir bireyin faraziyeye dayalı olarak zararın ortaya çıktığı ileri sürülmüştür.
Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Bu nedenle davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca güncellenmiş değeri ile nominal değeri arasındaki farkın ayrı bir maddi tazminat olarak istenmesinin, kesinleşmiş ilamla kurulan iade usulü (yani bu dosyada ödene bedelin denkleştirici adalet ilkesi kapsamında iadesinin talep edilmesi imkanı varken faiziyle ödenmesinin tercih edilmesi ) ve ilkenin uygulama alanı ile de bağdaşmadığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Manevi tazminat talebi bakımından ise manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötüniyetinin ve ağır kusurunun varlığı, zararı, zarar ile eylem arasında illiyet bağı ve borca aykırı davranış nedeniyle davacının kişilik haklarının zedelenme gereklidir. Dosya kapsamı itibari ile manevi tazminat için gereken koşullar oluşmadığımdan iş bu sebeple manevi tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince peşin alınan 615,40-TL' nin 732-TL nispi karar harcından mahsubu ile kalan 116,60-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 3600-TL'sı arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 4000-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-HMK. 333. md. uyarınca davacı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası davacıya iadesine,
Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 06/10/2026
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ...
E-imzalıdır
Emsal Karar Arama
İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2026/125, T. 06.10.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.