T.C.
İSTANBUL
19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/556 Esas
KARAR NO :2026/766
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:31/07/2025
KARAR TARİHİ:12/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı yan, inşaat sektöründe yapıların ince işlerini yapan taşeron firma olarak faaliyet gösterdiğini, davalıya ait şantiyenin ince işlerinin davacı tarafından yapılması hususunda taraflar arasında anlaşma sağlandığını, davacının sözleşme kapsamında üstlendiği ince işleri tamamladığını, yapılan işler doğrultusunda hakedişleri belirleyerek davalı adına faturalar düzenlediğini, düzenlenen faturalar ve cari hesap bakiyesi doğrultusunda davalının muhasebe yetkilisinin “...@...” adresine yıl sonu mutabakatı gönderildiğini, davalı muhasebe yetkilisinin “... GYO olarak mutabıkız” şeklinde cevap vererek davacının alacağını kabul ve ikrar ettiğini, söz konusu e-posta yazışmasının dosyaya sunulduğunu, davalı tarafından borca ilişkin kısmi ödemeler yapılmasına rağmen kalan bakiyenin davacının tüm taleplerine karşın ödenmediğini, eksik ödeme nedeniyle davacının mağdur edildiğini ve düzenlenen faturalara ilişkin KDV tutarlarını kendi kaynaklarından ödemek zorunda kaldığını, davalıdan olan alacağın tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının borca ve takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, itirazın herhangi bir hukuki ve maddi dayanağının bulunmadığını, itirazın yalnızca icra takibini uzatmak amacıyla yapıldığını, bu nedenle davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı yan, davacı tarafından .... İcra Dairesi’nin 2025/... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine haklı nedenlerle itiraz edildiğini ve takibin durduğunu, davacının bunun üzerine işbu itirazın iptali davasını açtığını, ... ...Projesi’nin yatırımcısı olan davalının gayrimenkul yatırım ortaklığı niteliğinde bulunduğunu ve SPK mevzuatı gereğince inşaat işi yapmasının yasak olduğunu, projenin müteahhitlik işlerinin dava dışı ...A.Ş.’ye anahtar teslim olarak verildiğini, davacının ise dava dışı ana yüklenicinin alt yüklenicisi olarak duvar ve ince işleri gerçekleştirdiğini, davaya ve takibe konu faturaların dayanağını davacı ile dava dışı ...A.Ş. arasında imzalanan Alt Yüklenici Ana Sözleşmesi’nin oluşturduğunu, davalının bu sözleşmenin tarafı olmadığını ve yalnızca dava dışı ana yüklenici tarafından onaylanarak kendisine iletilen hakedişlerin ödenmesini üstlendiğini, davacının ancak sözleşmeye uygun, tam, eksiksiz ve süresinde tamamlayarak teslim ettiği işler yönünden hakedişe hak kazanabileceğini, davalının alacak ve borç ilişkisinin tarafı olmaması nedeniyle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, aksi kanaate varılması hâlinde davanın ...A.Ş.’ye ihbar edilmesi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan arabuluculuk son tutanağının ticari uyuşmazlığa değil işçi-işveren uyuşmazlığına ilişkin olduğunu, ticari dava şartı arabuluculuk süreci usulüne uygun yürütülmediğinden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, davacının tüm taleplerine ve sonradan artırılabilecek taleplerine karşı zamanaşımı itirazında bulunulduğunu, uyuşmazlığa konu işlerin Marmaris’te gerçekleştirildiğini ve sözleşmenin ifa yeri Marmaris olduğundan yetkili mahkemenin Marmaris Mahkemeleri olduğunu, davacının dava dilekçesinde hangi sözleşmeye, hangi işlere ve hangi teslim belgelerine dayandığını açıklamadığını, geçici ve kesin kabul belgeleri ile alacak iddiasını ispatlayacak belgeleri sunmadığını ve somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dava dilekçesiyle bildirilmeyen veya süresinde sunulmayan delillere ve iddianın genişletilmesine muvafakat edilmediğini, davacının sözleşme kapsamında işleri eksik ve hatalı yaptığını, geçici kabul başvurusunun ardından tespit edilen eksikliklerin verilen ek süreye rağmen giderilmediğini, hatalı duvarların yıkımı, tamirat ve yansıtmaya işlemleri nedeniyle 152.570,88 TL nefaset bedeli belirlendiğini, bu nedenle davacının takibe konu ettiği tutar kadar davalı kayıtlarında iade faturası bulunduğunu, davacının ileri sürdüğü mutabakat iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının alacağının yargılamayı, keşfi ve bilirkişi incelemesini gerektirmesi nedeniyle likit olmadığını ve icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığından faiz talebinin de haksız olduğunu, faiz talep edilebileceği kabul edilse dahi ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini, davacının haksız ve kötü niyetli takip başlatması nedeniyle davalı lehine %20’den az olmamak üzere icra kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, sonuç olarak davanın öncelikle usulden, aksi hâlde esastan reddine, davacının icra kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Mahkememizce 17.07.2026 tarihinde Mali Müşavir, İnşaat Mühendisi, Nitelikli Hesaplama uzmanı vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
.... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, 2025/... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmiş ve rapor dosyamız arasına alınmıştır.
05.12.2025 tarihinde davacı vekili tarafından ıslah dilekçesi sunulmuş ve ıslah harcı yatırılmıştır.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi uyarınca bakiye alacağın tahsili için itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesine göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkûm edilir.
İtirazın iptali davalarında dava konusu farklı sebeplere dayanabileceği için görev ve yetki hususu, dava konusunun niteliğine göre HMK ve özel kanunlar çerçevesinde gözetilmesi gerekir.
İtirazın iptali davaları, icra takibine bağlı davalar olup, takibe dayanak belgelere bağlı olarak yargılama yapılır. Yargıtay HGK’nun 11/02/2020 tarih, 2017/19-2076 E. ve 2020/117 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine bağlı davalardır. Alacağın varlığının genel hükümlere göre ispatlanması imkânı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Bu sebeple itirazın iptali davalarında alacaklı, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamaz. Bu davaların konusu, icra takibine konu alacağın varlığıdır. Bu yönüyle itirazın iptali davalarının alacak davalarından farklı bir yönü bulunmamaktadır.
Davacı alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması gerekir. Alacağın likit olmasından kasıt, alacağın belirlenebilir olmasıdır. İstanbul BAM 12. HD’nin 2024/633 Esas ve 2024/610 Karar sayılı ilamında bir alacağın likit olmasında ‘ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi’ ölçütünün uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Bunun yanında davalı borçlu yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması ve kötü niyetli olması gerekir.
Dava konusu takip dosyasının usul ve yasaya uygun olduğu, takipte yapılan itirazın ve açılan işbu davanın süresinde olduğu görülmüştür. Solut olayda taraflar arasında eser sözleşmesi bulunmaktadır. Davalı iş sahibi, davacı alt yüklenici ve dava dışı... A.Ş. ana yüklenici konumundadır. Sözleşme uyarınca ödemelerin davalı tarafından yapılması ve işe dair tutanakların altında imzasının bulunması gözetilerek davalının pasif husumetinin bulunduğu anlaşılmış, husumet ve sözleşmenin tarafı olmadığı yönündeki itirazın yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde, davacının 152.570,88 TL kesilen teminatlar sebebiyle alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Takipte de talep edilen miktara göre, ihtilaflı olan alacağın bu teminatın iadesi için bakiye kalan kısım olduğu anlaşılmıştır. Davalı, iade edilmeyen bu miktarın ayıp ve eksik işlere ilişkin olarak kesinti yapıldığını ve bu sebeple davacının alacağının bulunmadığını savunmuştur. Davalının öne sürdüğü nefaset kesintilerinin tutanak ile kayıt altına alındığı ve bu tutanakta davacının da imzasının bulunduğu görülmüştür. O halde kesintilerin davacının kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Davacının yapılan kesintilere konu ayıp ve eksik işleri tamamladığını ispatla yükümlüdür. Alanında uzman bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirme sonucu, kesin hak ediş ve kesin kabullerin yapılmadığı, ayıp ve eksik işlerin davacı tarafından tamamlandığına dair bir tutanak veya belgenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından yapılan kesintilere ilişkin tutanakta davacının da imzasının olması sebebiyle, bu kesintilere itiraz edilemeyeceği, kesintilere konu ayıp ve eksik işlerin davacı tarafından tamamlandığının ispat yükünün davacıda olması, ancak buna ilişkin bir delil sunulmadığı gözetilerek, kesintilerin haklı olduğu ve kesinti sonucu davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmiş, davacının takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;
1-Davanın reddine,
2-Kötü niyet tazminatının reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 4.759,81 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 4.027,81 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin Davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin Davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, zorunlu arabuluculuk başvurusu yapıldığı ancak sarf kararı düzenlenmediği görülmekle, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek olan 2025 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret tarifesi uyarınca hesaplanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
-Sarf kararı düzenlendiğinde; arabuluculuk ücretinin tespit edilenden eksik/fazla olması durumunda bakiye miktarın iadesine ya da tahsiline ilişkin talep halinde işlem yapılmasına,
7-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/10/2026
Katip ...
Hakim ...
Emsal Karar Arama
İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/556, K. 2026/766, T. 12.10.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.