T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :..
KARAR NO : ..
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :..
ÜYE :..
ÜYE :..
KATİP :..
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :..
NUMARASI : ..
DAVACI : ..
VEKİLİ : Av...
DAVALI :..
VEKİLİ : Av. ..
DAVANIN KONUSU : Genel kurul kararının iptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : ..
YAZIM TARİHİ :..
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar taraf vekillerince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA : Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirkette.. oranda pay sahibi olup B grubu imtiyazlı aday gösterme hakkına sahip azınlık ortağı olduğunu, müvekkili şirketin imtiyazlı aday önerme hakkını kullanmasının hakim ortaklarca hukuka aykırı olarak engellendiğini, ..tarih ve .. sayılı ticaret sicil gazetesi ilanı gereği .. tarihinde yapılan genel kurulda azınlık pay sahibine tanınan aday önerme imtiyazının şirket ana sözleşmesine ve mevzuata aykırı şekilde nazara alınmadığının tutanak ile tespit edildiğini, müvekkilinin aday önerme imtiyazının yok sayıldığını, .. tarihli olağanüstü genel kurul kararları ile müvekkilinin aday önerme imtiyaz hakkı kullanmasının davacı lehine müktesap hak sağladığını, TTK m.360 ve şirket ana sözleşmesi 7.maddeye aykırı olan.. tarihli genel kurulun iptalinin gerektiğini, genel kurulda azınlık aleyhinde alınan kararların müvekkili şirket aleyhine telafisi imkansız zararlara neden olacağından ihtiyati tedbir kararı verilmesini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirketin imtiyazlı aday önerme hakkının şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine, TTK 360. maddesine, müktesep hakka, dürüstlük kuralına aykırı olarak hakim ortakça reddedildiğini ve hakim ortak tarafından keyfi olarak kullanıldığını belirterek davacı firma tarafından Genel Kurul Tutanağında muhalefet şerhi yazılan kararlar yoklukla malül olduğunun tespiti ile genel kurulun iptali ile, dava sonuna kadar genel kurul kararlarının icrasının geri bırakılması için HMK madde 389, 390 maddeleri gereğince düzenleyici olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu kararın sicil müdürlüğüne tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacı vekilinin talep ettiği genel kurul kararının yoklukla malul olması için gerekli hukuki sebeplerin mevcut olmadığını,.. tarihinde yönetim kurulunun toplanarak pay sahiplerinin .. tarihli genel kurul toplantısına çağrıldığını, o dönemde genel kurula çağrılan yönetim kurulunun yetkili olduğunu ve tarih itibariyle üyelerin görev süreleri içerisine olduğunu, fiziken tüm ortak ve temsilcilerin bulunması sonucunda genel kurul kararları oluştuğunu, genel kurul kararlarının yoklukla malul olmasını gerektirecek herhangi bir hukuki noksanlığın ... tarihli genel kurulda vuku bulmadığını, yönetim kurulu üyesi seçimine dair alınan kararların . .. esas sözleşmesine aykırılık taşıyıp taşımadığı yokluğun tespiti davasında değerlendirme kapsamı dışında olduğunu, B grubu pay sahibinin önereceği bir üyeyi müvekkili şirketin reddetmesinde haklı sebepleri bulunduğunu, davalı şirket tarafından hukuken bağlayıcı olan birçok taahhütün yerine getirilmediğini, bir çok soruna sebebiyet verdiğini ve müvekkili şirkete fayda vermeyi bırakarak projeyi baltalayıcı hareketlerde bulunmaya başladığını, ..tarihli genel kurul toplantısında bakanlık temsilcisi bulundurma zorunluluğu mevcut olmadığını, TTK m. 395 - 396 izinlerinin iptali için herhangi bir sebep bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
YEREL MAHKEME KARARI : Mahkemece, davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile; davalı şirketin..tarihli genel kurulunda alınan 3 numaralı kararın davacı tarafından yönetim kurulu üyesi olarak önerilen . . İçel'in seçilmeyerek yerine ...'nın yönetim kurulu üyesi seçilmesine ilişkin kısmının iptaline, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili, davacının 3 numaralı genel kurul kararının yoklukla malul olduğunun tespitini talep etmesine rağmen iptalini talep etmesinin taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, .. elyaf ile .. tekstilin birleşmesiyle birlikte .. elyaf tüzel kişiliğini kaybettiğinden davacının talebinde hukuki yarar bulunmadığını, ...'ın pay sahipliği sıfatı sona erdiğinden aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, genel kurul kararının yoklukla malul olması için gerekli hukuki sebeplerin mevcut olmadığını, her ne kadar davanın inceleme kapsamında olması dahi müvekkili şirketin B grubu pay sahibinin önereceği bir üyeyi reddetmesinde haklı sebeplerinin olduğunu, .. elyaf'ın önerilen aday seçmemeye yönelik gösterdiği sebeplerin haksız olduğunu davacının ispatlayamadığını, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili, . . . yılından.... Aralık ayına kadar genel kurulları yapılmamış olup zaten şirket günlük işleyişinden uzaklaştırılarak bilgi alma hakkı önlenen müvekkili azınlığın genel kurul da yapılmayarak şirketi denetlemesinin, bilgi alma ve inceleme haklarının önüne geçildiğini, şirketin . yılı ve . yılı için ayrı ayrı olmak üzere bağımsız denetime tabi olup şirket bağımsız denetiminin gerçekleştirilmediğini, şirket hakim ortağın topluluk firmasıyla birlikte çalışmasının ticari teamül ve genel ahlaka aykırı olduğunu, yerel mahkeme her ne kadar kararında "(...) davacının talebi ancak yönetmeliğin m.32/3 hükmü kapsamında ele alınabilecektir. Bu hükme göre davacının usulüne uygun olarak talepte bulunması durumunda davalı şirketin bakanlık temsilcisi görevlendirilmesine dair başvuru yapması zorunlu olacaktır. Yine aynı yönetmeliğin m.35/1 hükmüne göre bu yönde talep olması durumunda ilgili şirketin toplantı tarihinde en az on gün önce müracaatta bulunması gerektiği belirtilmektedir. Dolayısıyla da bu noktada davacının bakanlık temsilcisi görevlenmdirilmesi talebinin de toplantı tarihinden en az on gün önce şirkete ulaşmış olması gerekeceği izahtan varestedir." hüküm ve tespitine itiraz ettiklerini, davalı firmanın.. tarihli ..Noterliğinin.. yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesi ile "(...) bakanlık temsilcisi bulundurulmasına ve toplantının kayıt altına alınmasına yönelik talepleriniz Şirketimizce uygun görülmemiştir.(...)" demek suretiyle toplantıya bakanlık temsilcisinin çağrılmayacağına dair iradesi net ve yazılı olarak belirtmesine rağmen yerel mahkemenin 10 günlük süre belirterek taleplerini reddetmesinin dosya içeriğine aykırı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükmü uyarınca anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki temel ihtilaf; davacı yabancı menşeili azınlık pay sahibi ... ile çoğunluk pay sahipleri... arasındaki kurumsal ve ticari çekişmelerden kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığın özünde, şirket esas sözleşmesinin 7. maddesi ve TTK m.360 kapsamında B grubu azınlık pay sahibine tanınan "yönetim kuruluna imtiyazlı aday önerme" hakkının, .. tarihli olağanüstü genel kurulda davalı şirketçe ihlal edilip edilmediği (3 numaralı karar), önerilen adayın seçilmemesinde kanuni anlamda "haklı nedenlerin" bulunup bulunmadığı,Yönetim kurulu üyelerine Türk Ticaret Kanunu'nun 395. (Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı) ve 396. (Rekabet yasağı) maddeleri kapsamında izin verilmesine ilişkin genel kurul kararının hukuka uygun olup olmadığı (5 numaralı karar) hususlarında ve alınan kararların hukuki geçerliliği hususları yer almaktadır.
1. Şirket Esas Sözleşmesi İlgili Maddesi
. .. Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin .. tarih ve .. sayılı .. ilan edilen Esas Sözleşmesi’nin "Yönetim Kurulu Üyelerinin Seçimi" başlıklı 7. maddesi aynen şöyledir:"Şirketin yönetim kurulu Genel Kurul kararı ile seçilen 5 üyeden oluşur. A Grubu hisse sahipleri Yönetim Kurulu'na seçilecek 3 (üç) kişiyi aday göstermek için önerme hakkını haizdir. B ve C Grubu Hisse sahipleri Yönetim Kurulu'na seçilecek 1 (bir) kişiyi aday gösterme hakkını haizdir. Yönetim Kurulu Başkanı A Grubu pay sahipleri tarafından aday gösterilen kişilerden seçilecektir. YÖNETİM KURULU BAŞKANI VEKİLİ B GRUBU HİSSE SAHİPLERİ TARAFINDAN ADAY GÖSTERİLEN KİŞİLERDEN SEÇİLECEKTİR. Yönetim Kurulu üyeleri, alınan kararlar konusunda diğerlerini sürekli bilgilendirmekle yükümlüdür."
2. İlgili Kanun Maddeleri ve Yasal Düzenlemeler
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 360 ("Belirli grupların yönetim kurulunda temsil edilmesi"): (1) Esas sözleşmede öngörülmek şartı ile, belirli pay gruplarına, özellik ve nitelikleriyle belirli bir grup oluşturan pay sahiplerine ve azlığa yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınabilir. Bu amaçla, yönetim kurulu üyelerinin, belirli bir grup oluşturan pay sahipleri, belirli pay grupları ve azlık arasından seçileceği esas sözleşmede öngörülebileceği gibi, esas sözleşmede yönetim kurulu üyeliği için aday önerme hakkı da tanınabilir. Genel kurul tarafından yönetim kurulu üyeliğine önerilen adayın veya hakkın tanındığı gruba ve azlığa mensup adayın haklı bir sebep bulunmadığı takdirde üye seçilmesi zorunludur. Bu şekilde tanınacak temsil edilme hakkı, halka açık anonim şirketlerde yönetim kurulu üye sayısının yarısını aşamaz. Bağımsız yönetim kurulu üyelerine ilişkin düzenlemeler saklıdır.(2) Bu maddeye göre yönetim kurulunda temsil edilme hakkı tanınan paylar imtiyazlı sayılır.
TTK m. 395 ("Şirketle işlem yapma, şirkete borçlanma yasağı") ve m. 396 ("Rekabet yasağı"): Yönetim kurulu üyelerinin, genel kuruldan izin almadıkça şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağı ve rekabet edemeyeceği düzenlenmiştir. Bu izinlerin genel kurulda oylanması sırasında oymakararlarında kanuni istisnalar ve genel kurul yetki sınırları söz konusudur.
TTK m. 152 ("Birleşmenin Sonuçları") ve Külli Halefiyet:
Birleşme neticesinde devrolunan şirketin malvarlığı ve borçları ile tüm hukuki statüsü külli halefiyet gereği devralan şirkete geçer. Devrolunan şirket infisah eder ve ticaret sicilinden terkin olunur.
3. Dava ., . . ve . Teşkili Yönünden Değerlendirme:
Davalı tarafça, yargılama aşamasında . . ile . .’in birleştiği, . .. tüzel kişiliğini yitirdiği ve davacının ortaklıktan çıkarıldığı ileri sürülerek husumet ve ehliyet itirazında bulunulmuş ise de;TTK’nın birleşmeye ilişkin hükümleri gereğince, birleşme anında devrolunan şirketin hak ve borçları, dava ve taraf ehliyeti dahil olmak üzere külli halefiyet kuralı uyarınca devralan şirkete geçer.
Somut olayda, devralan şirket sıfatını haiz ve halef konumunda bulunan . . Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, anılan birleşme olgusuyla birlikte davanın yasal ve külli halefi sıfatıyla dosyada vekaleten temsil edildiği, davalı vekilinin hem devrolunan şirketi hem de külli halef olan ana şirketi temsil eden vekaletnamelerinin ve savunma imkanlarının dosyada eksiksiz yer aldığı gözetildiğinde; taraf teşkilinin usulüne uygun olarak eksiksiz bir şekilde sağlandığı anlaşılmaktadır. Zira Külli halef, halef olduğu şirketin taraf olduğu devam eden davalara, ayrıca karşı tarafın açık rızasına veya mahkemenin ayrı bir devir prosedürü uygulamasına gerek olmaksızın, doğrudan "halef" sıfatıyla kaldığı yerden devam etme hakkına ve yetkisine sahiptir. Bu süreç, usul hukuku bakımından iradi bir irade beyanına değil, maddî hukuktaki külli halefiyet kuralına dayanır. Ayrıca, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davasında dava tarihi itibarıyla pay sahibi olan kişinin aktif dava ehliyetine sahip olduğu, dava açıldıktan sonra gerçekleşen kurumsal yapı değişikliklerinin veya iddia edilen ihraç işlemlerinin dava tarihindeki ehliyeti ve hukuki yararı ortadan kaldırmayacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, davacının aktif dava ehliyetinin ve hukuki yararının tam olduğu, davalı . . şirketinin ise pasif husumetinin davada mevcut olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.
4. Taleple Bağlılık ve Hukuki Tavsif Yönünden Değerlendirme:
Davalı vekili, davacının yoklukla maluliyet tespiti istediğini ancak mahkemenin iptal kararı vermek suretiyle taleple bağlılık ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. HMK m.26 uyarınca hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ancak hukuki tavsif hakime aittir. Davacı taraf, imtiyazlı aday önerme hakkının ihlal edildiğini, bu hakkın yok sayıldığını belirterek genel kurul kararının iptalini ve yokluğunun tespitini istemiştir. Mahkemece HMK m.31 kapsamında davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde talebin açıklattırıldığı, kararın iptal edilebilir nitelikteki hukuki aykırılıklar barındırdığı saptanmak suretiyle davanın iptal davası olarak nitelendirilip bu doğrultuda hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
5. Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri Yönünden (3 Numaralı Karar / İmtiyazlı Aday Önerisi):
Esas sözleşmenin 7. maddesi incelendiğinde, yönetim kurulunun toplam 5 üyeden oluşacağı açıkça yazılıdır. Bu beş üyelik kontenjanının dağılımına bakıldığında; A grubu pay sahiplerine 3 aday önerme hakkı tanınmıştır. . .. gruplarına toplamda sadece 1 aday önerme hakkı verildiği kabul edilirse (lafzi bir hataya takılıp..yapar ve yönetim kurulunun 5 üyeli yapısı matematiksel olarak tamamlanamaz.
Ana sözleşmenin aynı maddesinde, "Yönetim Kurulu Başkan Vekili B grubu hisse sahipleri tarafından aday gösterilen kişilerden seçilecektir" hükmü yer almaktadır. Başkan vekilliği gibi önemli bir makamın B grubu pay sahibine tahsis edilmiş olması, B grubunun yönetim kurulunda mutlaka temsil edileceğinin ve bu grubun kendi adayını önereceğinin en büyük kanıtıdır. B grubunun ayrı bir adayının olmaması, bu imtiyazı tamamen işlevsiz ve anlamsız hale getirirdi.
Sözleşmelerin ve şirket ana sözleşmelerinin yorumlanmasında tarafların ortak iradesi ve azınlık haklarının korunması esastır. Bir şirkette %10 oranında B grubu imtiyazlı paya sahip olan bir azınlık ortağına kurucu aşamada verilen "aday önerme" hakkının, lafzi bir eksiklik (1 aday ibaresi) bahane edilerek elinden alınmaya çalışılması dürüstlük kuralına da açıkça aykırıdır. Mahkeme, bu lafzi hatayı mantıksal bir bütünlük içinde "1'er aday" olarak yorumlayarak azınlık haklarını ve sözleşmenin ruhunu doğru korumuş olup yerel mahkemenin bu husustaki değerlendirmesi de hukuka uygundur.
TTK’nın 360. maddesi ve şirket ana sözleşmesinin 7. maddesi uyarınca, B grubu imtiyazlı pay sahibinin yönetim kuruluna aday önerme hakkı mutlak bir hak olup, genel kurulun bu adayı seçmekten kaçınabilmesi ancak kanuni ve objektif nitelikte "haklı bir sebebin" varlığı halinde mümkündür.
Somut olayda, davacının göstermiş olduğu yönetim kurulu üyesi adayının.. tarihli genel kurul toplantı tutanağını.. Sayfalarında şahsına yönelik bir iddia/haklı sebep ileri sürülmemiş, tam aksine ... aday gösteren davacı ortağa karşı birtakım iddialar ve sebepler ileri sürülmüştür. B grubu pay sahibi ... tarafından önerilen .. .’in, çoğunluk pay sahipleri tarafından somut, geçerli ve kanuni anlamda objektif bir haklı neden ortaya konulmaksızın, salt davacı ortak tarafından aday gösterilmesi, salt taraflar arasındaki ticari ihtilaflar, davalar ve genel soyut gerekçelerle reddedildiği anlaşılmaktadır. Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere, azınlık pay sahibinin yönetimde temsilini güvence altına alan imtiyazlı aday önerme hakkını bertaraf edecek haklı nedenin; adayın mesleki ehliyetsizliğinden, şahsından veya şirketin varlığını doğrudan tehlikeye düşürecek somut olgulardan kaynaklanması gerekir. Çoğunluk pay sahiplerinin birbirleri arsındaki subjektif çekişmeleri TTK m.360 anlamında haklı neden teşkil etmez. Bu itibarla, davacının imtiyazlı aday önerme hakkının hukuka, TTK'nın 360. maddesi ve ana sözleşmenin 7. maddesine aykırı olarak engellenmesi suretiyle alınan .. tarihli genel kurulun 3 numaralı kararının (önerilen adayın seçilmeyerek yerine başka bir kişinin seçilmesine ilişkin kısmının) iptaline karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı vekilinin bu yönteki istinaf başvurusunun esastan reddi gerekmiştir.
6. Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri Yönünde
Davacı tarafça istinaf dilekçesinde, genel kurulun 5 numaralı gündem maddesi ile yönetim kurulu üyelerine TTK m.395 ve m.396 kapsamında verilen izinlerin iptali gerektiği ileri sürülmüş ise de;Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma ve rekabet yasağından muafiyet (izin) verilmesi, kanunen genel kurulun yetkisindedir. Esas sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı sürece bu tür kararlar kanuni nisaplarla alınabilir.Dosya kapsamı, toplantı ve hazirun cetvelleri incelendiğinde; .. tarihli olağanüstü genel kurulun 5 numaralı maddesinin oylanmasında toplantı ve karar nisaplarına riayet edildiği, oylamada kanuna veya ana sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığı, davacının soyut iddiaları dışında anılan kararın iptalini gerektirecek somut bir kanuna aykırılık (örneğin yasak olmasına rağmen ilgili üyenin kendi işleminde oy kullanması suretiyle nisabın zedelenmesi gibi kanuni bir sakatlık) kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır.Bu itibarla, yerel mahkemece 5 numaralı karar yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun da esastan reddi gerekmiştir..
Açıklanan nedenlerle, yerel mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK m.353/1-b.1 uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf isteminde bulunan davacı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL’nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf isteminde bulunan davalı tarafından yatırılması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL’nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan istinaf masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleşince ilgili tarafa iadesine,
6-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7-HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 353/1-b-1, HMK'nın 361/1. ve 362. maddeleri gereğince, kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21.10.2026
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Üye ...
¸e-imzalıdır
...
Katip ...
¸e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."
Emsal Karar Arama
Gaziantep BAM 11. HD
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.