Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal

T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO :..
KARAR NO :..
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ..
ÜYE :.....
KATİP : ..
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KAHRAMANMARAŞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ..
NUMARASI : ..
DAVACILAR : ..
VEKİLİ : Av. ..
DAVALI : HASIMSIZ
FERİ MÜDAHİLLER DOSYA NO :..
KARAR NO : ..

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN :..
ÜYE :..
ÜYE :..
KATİP :..
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :..
NUMARASI : ..
DAVACI : ..
VEKİLİ : Av...
DAVALI :..
VEKİLİ : Av. ..
DAVANIN KONUSU :Konkordata
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : ..
YAZIM TARİHİ :..

KARAR TARİHİ :..
YAZIM TARİHİ : ..

Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davacılar vekili ve feri müdahil... vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA : Davacılar vekili, İİK 285 vd maddeleri çerçevesinde borçlarını vadesinde ödeyememe tehlikesi altına girmiş olduğundan kısa süreli yaşanacak olan bir likidite bozukluğu ve nakit sıkışıklığı nedeniyle doğması muhtemel bir iflastan kurtulmak üzere mahkememize başvuruda bulunmak zorunda olduğunu, kaldı ki şirket ve davacı yönünden 3 aylık geçici mühlet kararı talep ettiklerini, kesin mühlet akabinde borçların konkordatonun tasdikinden itibaren 24 aylık bir süreç içerisinde taksitler halinde ödenmesinin ön görüldüğünü, İİK 286 maddesindeki tüm belgeleri dava dilekçesine eklediğini, müvekkili şirketin bina veya diğer inşaat projelerinde ısıtma, havalandırma, soğutma ve iklimlendirme sistemlerinin onarım ve bakımı, iklimlendirme cihazı ve veya ısı pompası işi ile iştikal ettiğini, ulusal ve uluslar arası pazarda rakiplerine karşı üstünlük sağladığını, şirket yatırımlarını yaparken son dönemlerde ülke ekonomisinde yaşanan ekonomik belirsizlikler, kur ve enflasyon artışları, borçlanma maliyetlerinin arttığı ayrıca yatırım sürecinde ön görülemeyen fiyat artışları ve finansman maliyetlerinin aşırı yükselmesi sonucu likidite probleminin yaşandığını, şirket borçlarının ciddi surette artması nedeniyle maliyetlerinin karşılanamaz hale geldiğini, şirketin kısa vadelerle borçlandığını, bu borçlar için bir vade yapılandırılmasına ihtiyaç duyulduğu ancak keşide edilen çeklerin yazılmasının an meselesi olduğu, icra ve haciz baskısının önüne geçmek amacı ile ön proje doğrultusunda konkordato başvurusunda bulunmak zorunda kaldıklarını, davacı gerçek şahıs .. pay sahibi olduğunu, (dava dilekçesinde sehven . . olarak geçilmiştir.) davacı şahsın tacir olmadığını, şirketin ticaret ve ciro endişesi olmadığını, .. yılı dönemi ve.. döneminin mevcut cirosunun karlılık oranları dikkate alındığında şirketin likidite sorununu çözmesi durumunda ön görülen satışların üzerine çıkmasının aşikar olup ticaret kapsamında şirketin yeterli geçmiş verilerinin bulunduğu iddiası ile İİK 287 maddesi kapsamında geçici mühlet kararı verilmesini ve mahkemece gerekli görülecek tedbirlerin alınmasını talep ve dava etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI : Mahkemece, geçici mühletin amacı İİK 286 vd maddelerinde belirtilen belgelerin konkordato ön projesine uygunluğunu komiserler aracılığı ile denetiminin sağlanması ve ön projenin uygulanabilir olup olmadığının tespiti ve davacı şirketin ön proje doğrultusunda faaliyetinin tespitine ilişkin olup geçici mühlet süresince davacı vekili geçici komiser heyetinin talep ettiği ve mahkemece talep edilen mali verilerin birden çok toplantı ve talebe rağmen geçici komiserler heyetine ve mahkemeye sunmadıkları gibi şirketin bu sürede her hangi bir faaliyetinin bulunmadığı, ödemelerin olmadığı, hesap ekstrelerinde tahsilat ve ödeme işlemi bulunmadığı anlaşılmış olup, çek avansı olarak düzenlenen çeklerin % 89 una yakın olan kısmını gerçek mal alış verişine dayanmadığı bu yönü ile de alacaklıları zarara uğratma karinesinin mevcut olduğu projede belirlenen kar hedefinin gerçekleşmeyeceğinin tespit edildiği ,İİK 289 maddesindeki geçici mühletin uzatılmasına ilişkin koşulların mevcut olmadığı davacının davanın getirdiği tedbir hükümlerinden faydalanmaya yönelik açıldığı kanaatinin oluştuğu , İİK 292/1-b-c maddesi uyarınca davacıların açtığı adi konkordato davasının reddine, konkordato projesinin gerçekleşemeyeceği ve davacının mahkeme ve komiserler heyetinin talimatına uymaması, alacaklıları zarara uğratacak mahiyette borçlanması nedeniyle davacı şirket her ne kadar kayden borca batık değilse de reesen kanun kanun hükmü gereği davacı şirketin iflasına, talep eden gerçek şahsın iflasa tabi olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili, kararın gerekçesine itirazlarının bulunduğunu, mahkemenin, yeterli ve derinlikli bir mali inceleme yapmaksızın, salt geçici komiser heyetinin yüzeysel ve varsayımsal raporlarına dayanarak müvekkillerini "kötü niyetli" ilan etmesinin, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ve lekelenmeme hakkının açık bir ihlali olduğunu, çeklerin gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığını ve "fiktif borç" yaratıldığı tespitinin hatalı olduğunu, ispat haklarının kullanılmasının engellendiğini, delillerin mahkemece usulüne uygun şekilde değerlendirilmediğini, mahkemenin .. tarihli ara kararında da benzer şekilde fiktif borç nitelendirmesi yapılmış olup, işbu karar konkordatonun temel ilkelerinden olan alacaklılar arası eşitlik prensibine açıça aykırı olup hukuki bir garabet niteliğinde olduğunu, mahkemenin .. tarihli ara karar gereği istenen belgelerin sunulmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, kıymet takdiri taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, yalnızca kaydi değerler üzerinden borca batıklık değerlendirmesi yapıldığını, yerel mahkeme tarafından şirketin ticari durumu, fiili imkansızlıklar ve mücbir sebeplerin göz ardı edildiğini, iflas kurumu, ticari hayatta başarısız olan dürüst borçlular için de öngörülmüş yasal bir tasfiye süreci olduğunu, her iflas eden şirketin, alacaklılarını dolandırmış veya fiktif borç yaratmış demek olmadığını, müvekkili şirketin, ekonomik krizin mağduru olduğunu, ticari riskler aleyhine gerçekleşmiş dürüst bir tacir olduğunu, mahkemenin; eksik incelemeye, dosyaya sunulan delillerin ve taleplerinin gereği gibi değerlendirilmemesine, kıymet takdiri taleplerinin karşılanmamasına ve yeterli araştırma yapılmaksızın müvekkilleri aleyhine ağır nitelikte hukuki sonuçlar doğurabilecek değerlendirmelerde bulunulmasına dayanan karar gerekçesinin, usul ve yasaya uygun olmadığını, bu nedenle, dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek, müvekkilleri hakkında kurulan "alacaklıları zarara uğratma kastı" ve "fiktif borç yaratıldığı" yönündeki gerekçe kısmının kaldırılmasına veya düzeltilmesine karar verilmesini, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğin belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Feri müdahil .... vekili, İİK m.292 hükmü uyarınca, iflas kararı verilmeden önce davacı şirket yetkilisinin duruşmaya davet edilerek bizzat dinlenmesinin zorunlu olduğunu, buna rağmen ilk derece mahkemesince, şirket yetkilisinin beyanı alınmaksızın ve savunma hakkı tam olarak kullandırılmaksızın konkordato talebinin reddine ve şirketlerin iflasına karar verildiğini, bu hususun, hukuki dinlenilme hakkının açık ihlali niteliğinde olduğunu, komiser raporundaki tespitlerin eksik incelemeye dayanmakta olup, raporun kendi içinde ve ilk derece mahkemesi kararı ile çelişkili değerlendirmeler içerdiğini, ilk derece mahkemesi tarafından, şirketin malvarlığının gerçek piyasa değerinin tespitine yönelik herhangi bir bilirkişi incelemesi veya kıymet takdiri yaptırılmadan, borca batıklık olgusu teknik olarak ortaya konulmadan ve eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, mahkemenin, davacı vekilinin duruşmadaki "iflas kararı verilebilir" yönündeki sözlü beyanına itibar ederek, doğuran iflas kararını tesis ettiğini, oysa iflas kararının, tarafların kabulüne veya beyanına değil, kesin, somut ve denetlenebilir delillere dayanmak zorunda olduğunu, geçici mühletin herhangi bir kanun yolu öngörülmediğinden doktrinde süper geçici hukuki koruma olarak adlandırılsa da, İİK 286. madde hükmü gereği, kanunda sayılan şartların taşınmaması halinde geçici mühlet kararı verilemeyeceğini, davacı borçlu şirket tarafından, dosya kapsamına incelemeye elverişli hiçbir belge sunulmadığı gibi konkordato komiser heyeti tarafından talep edilen belgelerin dahi sunulmadığını, borçlu şirketin, alacaklılar ile alay ederek iflas kumpasını hazırlamış olup yerel mahkemece, davacılara geçici mühlet dahi verilmemesi gerekirken yargılamanın esasına girilerek borçlu şirket hakkında iflas kararı verilmesinin, adeta alacaklıların cezalandırılması anlamı taşıdığını, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararı kendi içerisinde çelişkili olup yeterli hukuki gerekçeden yoksun olduğunu, zira, mahkemenin davacıların konkordato talebinin reddi sonucuna ulaşmış olmasına rağmen, iflas kararı verilebilmesi için gerekli şartların oluştuğunu somut, denetlenebilir ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koymadığını, şirketin malvarlığı, borca batıklık durumu ve aktiflerin gerçek piyasa değerine ilişkin herhangi bir teknik inceleme yaptırmadan şirket hakkında iflas kararı tesis ettiğini, bu hâliyle kararın, hem gerekçe yönünden yetersiz hem de eksik incelemeye dayanması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğin belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
İNCELEME VE GEREKÇE : Dava hukuki niteliği itibariyle, konkordato istemine ilişkindir. İnceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödememe tehlikesi altında bulunan dürüst borçluların, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile anlaşmak ve yetkili mahkeme tarafından onaylatmak suretiyle borçlarını yeniden yapılandırmalarını ve haciz baskısından kurtularak ticari varlıklarını sürdürmelerini sağlayan bir hukuki koruma ve tasfiye müessesesidir. Türk hukukunda .. sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordato, borçlu ile alacaklılar arasında bir uzlaşma zemini yaratmayı amaçlar.Ancak bu müessese borçluya sınırsız bir koruma sağlamamakta; borçlunun konkordato süreçlerinde dürüst hareket etmesini, komiser heyetinin talimatlarına uymasını, malvarlığını ve ticari defterlerini şeffaf bir şekilde sunmasını, alacaklıları zarara uğratıcı hileli veya muvazao (fiktif) işlemlerden kaçınmasını zorunlu kılmaktadır. Borçlunun bu yükümlülüklere aykırı davranması ya da konkordatonun başarıya ulaşamayacağının anlaşılması durumunda, kanun koyucu mühletlerin kaldırılarak davanın reddine ve koşulları varsa borçlunun iflasına karar verilmesini öngörmüştür.
Yerel mahkeme kararının incelenmesinde ve yasal dayanaklarının değerlendirilmesinde uygulanan temel İcra ve İflas Kanunu (İİK) maddeleri şu şekildedir:
İİK m. 285: Borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi bulunan borçlu, vade bağlanması veya indirim verilmesi suretiyle borçlarını ödemek ya da konkordato ön projesinde belirtilmiş edimleri yerine getirmek amacıyla konkordato başvurusunda bulunabilir.
İİK m. 287 (Geçici Mühlet): Mahkeme, 286 ncı maddedeki belgelerin eksiksiz olarak sunulduğunu tespit ettiğinde geçici mühlet kararı verir ve borçlunun malvarlığının korunması için gerekli görülen tedbirleri alır.
İİK m. 292 (Kesin Mühlet İçinde Konkordato Talebinin Reddi ile İflasın Açılması): İflasa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra; borçlunun malvarlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa (bent a), konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa (bent b), borçlunun komiserin talimatlarına uymadığı veya alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa (bent c) komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına karar verir.
İflasa tabi olmayan borçlu bakımından ise b ve c bentlerindeki hallerin gerçekleşmesi durumunda mahkeme konkordato talebinin reddine resen karar verir.
HMK m. 353: Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvuru sonuçları uyarınca vereceği kararları düzenler.Dosya kapsamı, geçici komiser heyeti tarafından sunulan değerlendirme raporları ...Değerlendirme Raporu) ve tüm deliller birlikte incelenip somut olay yönünden ele alındığında;
1. Davacılar Vekilinin İstinaf Talebi Yönünden yapılan değerlendirme:
Davacılar vekili, şirket hakkında verilen iflas kararının esasına itiraz etmediklerini ancak gerçek kişi yönünden konkordato talebinin reddi gerekçesinde yer alan "alacaklıları zarara uğratma kastı" ve "fiktif borç yaratıldığı" yönündeki tespitlerin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bu yönüyle düzeltilmesini talep etmiş ise de, istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Şöyle ki; .. Raporu Tespitleri ve Faaliyetsizlik Olgusu: Geçici komiser heyetinin raporlarında açıkça vurgulandığı üzere, davacı borçlu şirketin geçici mühletin ilk ayı içerisinde..herhangi bir alış, satış, çek giriş-çıkış, nakit tahsilat ve ödeme ile banka hesap hareketinin bulunmadığı;.. tarihinden sonra da komiser heyetine herhangi bir faaliyet bildiriminde bulunulmadığı, .. . Bankası A.Ş. nezdinde açılan konkordato hesabına ilişkin ekstrelerin sunulmadığı tespit edilmiştir. Şirketin alışı, satışı, tahsilat ve ödemesi olmaksızın banka hesap hareketleri ile kasa hareketlerinin bulunmaması, şirketin fiilen faaliyetsiz durumda olduğunu açıkça tevsik etmektedir. Davacı tarafın bu hususta komiser heyetine bilgi ve belge sunmaktan imtina etmesi, İİK'nın 292/1-c maddesinde düzenlenen komiser talimatlarına uyma yükümlülüğünün açıkça ihlal edildiğini göstermektedir.
Fiktif Borçlar ve Alacaklıları Zarara Uğratma Kastı: Komiser raporunda ve dosya kapsamındaki analitik incelemelerde, şirketin toplam ..-TL tutarındaki çekli borcunun ..-TL'sinin yasal defterlerde kayıtlı olduğu, ancak bu tutarın çok büyük bir kısmı olan ..-TL'lik kısmının (çekli borçların ..'unun) herhangi bir mal ve hizmet alımına dayanmayan, avans mahiyetinde ve karşılıklı işlemlerden oluşan reel olmayan (fiktif) borçlar niteliğinde olduğu saptanmıştır. Özellikle Gaziantep'te mukim ve kendisi de konkordato sürecinde olan . . A.Ş. gibi firmalara .. tarihinde toplu ve muvazaalı şekilde yüksek tutarlı avans çekleri keşide edilerek borçlu görünülmesi, ticari hayatın olağan akışına ve basiretli tacir hareket tarzına aykırı olup, alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket edildiğine yasal karine teşkil etmektedir. Bu durum, İİK m. 292/1-c bendinin uygulanmasını zorunlu kılan en somut maddi olgudur. Bu tespitler karşısında davacıların "fiktif borç" ve "kötü niyet" olmadığına yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
.. Başarıya Ulaşamayacağı: Konkordato ön projesinde, ..-TL toplam borcun ..-TL'sinin.. döneminde faaliyetlerden elde edilecek vergi sonrası net kardan karşılanacağı öngörülmüş ise de;.. tarihi itibariyle faaliyetlerinden net zarar açıklayan, fiilen faaliyetsiz durumda olan ve tedarik zinciri kopmuş bir şirketin anılan dönemsel karları elde etmesinin teknik ve ekonomik olarak imkansız olduğu anlaşılmış olup davacı vekilinin konkordatonun başarıya ulaşacağına ilişkin istinaf isteminin de bu nedenlerle reddine karar verilmiştir.
2. Müdahil Alacaklı Vekilinin İstinaf Talebinin Yönünden Yapılan Değerlendirme; Müdahil alacaklı vekili ise, şirket yetkilisinin bizzat duruşmada dinlenilmediğini, rayiç değer tespiti yapılmaksızın eksik incelemeyle iflas kararı verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiş ise de bu yön de yerinde görülmemiştir:
Şirket Yetkilisinin Dinlenilmesi Usulü: Müdahil alacaklı vekili tarafından İİK m. 292 kapsamında borçlu şirket yetkilisinin duruşmada bizzat dinlenilmediği ileri sürülmüş ise de; dosya münderecatından davacı gerçek kişi . . . aynı zamanda şirketin tek ortağı ve yetkilisi olduğu, duruşma gününün kendisine usulüne uygun şekilde.. tarihinde tebliğ edildiği, buna rağmen mazeretsiz olarak duruşmaya katılmadığı ve beyanda bulunmaktan kaçındığı dosya kapsamından anlaşıldığından, yasal dinlenilme hakkının ihlal edilmediği ve mahkeme prosedürünün usulüne uygun tamamlandığı saptanmıştır.
İİK m. 292/1-a Kapsamında İflasın Açılması Zorunluluğu: İlk Derece Mahkemesince karar gerekçesinde İİK m. 292/1-a bendine (Borçlunun malvarlığının korunması için iflasın açılması gerekiyorsa) açıkça yer verilmemiş olsa da; şirketin somut mali tablosu, fiktif borçlarla malvarlığının içi boşaltılmaya çalışılması, ticari faaliyetlerin durmuş olması, borç stokunun tasfiyesinin başka türlü mümkün olmaması ve mevcut malvarlığının alacaklılar lehine korunabilmesinin yegane yolunun tasfiye (iflas) süreçlerinin işletilmesi olduğu komiser raporları ile sabit olduğundan, somut olayda İİK m. 292/1-a koşullarının da gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar yerel mahkeme tarafından İİK m. 292/1-a bendi tartışılmamış ve bu fıkra uyarınca davacının iflasının karar verilmemiş olması bir eksiklik teşkil etse de; dosya içerisindeki komiser raporları ve somut deliller nazara alındığında, şirketin fiktif borçlarla mevcudunu zora sokması, ticari faaliyetlerin fiilen durmuş olması ve mevcut borç stoku ile aktiflerin tasfiyesinin ancak iflas yoluyla mümkün bulunması karşısında, bu durum esasa doğrudan etki eden bir hukuka aykırılık yaratmamaktadır. Zira İİK m. 292/1-b (konkordatonun başarıya ulaşamayacağı) ve m. 292/1-c (komiser talimatlarına uyulmaması ve alacaklıları zarara uğratma kastı) bentleri uyarınca iflas kararı verilmesi hukuken tam ve yeterli yasal dayanak oluşturmaktadır. Bu itibarla, ilk derece mahkemesinin İİK m. 292/1-a bendi kapsamında ayrıca bir değerlendirme yapmamış olması sonuca etki etmediğinden eleştirilmekle yetinilmiş, müdahil alacaklıların bu yöne ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmeyerek esastan reddedilmiştir.
Açıklanan bu gerekçeler ve komiser raporundaki somut tespitler karşısında, yerel mahkeme kararında isabetsizlik görülmediğinden, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince tarafların yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacılar vekili ve müdahil alacaklı.. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Kafi miktarda harç alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-İstinaf isteminde bulunan davacı tarafça yapılan istinaf masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Müdahil alacaklı... tarafından yapılan istinaf masrafı bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleşince ilgili tarafa iadesine,
6-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
7-HMK'nın 359/4. maddesine göre kararın taraflara Dairemizce tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde İİK'nın 308/a. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. 21.10.2026



Başkan
¸e-imzalıdır

Üye
¸e-imzalıdır

Üye
¸e-imzalıdır

Katip
¸e-imzalıdır



NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.