Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal


TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.

DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ : 12/01/2026
KARAR TARİHİ : 15/10/2026
KARARIN YAZIM TARİHİ: 27/10/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ... arasında 24.08.2022 Tarihli ... Kart Üyelik Sözleşmesi doğrultusunda davalı adına ... numaralı hesap açılmış ve business kart tesis edildiği, davalı borçlunun, ticari nitelikteki kredi kartını kullanımından kaynaklanan 57.324,77 TL tutarındaki borcunu ödenmemesi üzerine, müvekkili tarafından ... 9. Noterliğinin 23.09.2025 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiği, müvekkili bankanın tüm ihtar ve taleplerine rağmen davalının borcunu ödememesi üzerine, davalı/borçlu aleyhine ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalı, icra takibine konu üyelik sözleşmesi ve kredi kartı tahsisi nedeniyle müvekkiline borçlu olduğu açık olmasına rağmen süreci uzatmak maksadıyla haksız ve kötüniyetli olarak borca itiraz etmiş ve itirazı üzerine takip durdurulduğu, mahkemece müvekkili ve davalıya ait ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde davalının müvekkili şirkete borçlu olduğu açıkça anlaşılacağını, davalı, icra takibinde talep edilen faize itiraz etmiş ise de icra takibinde talep edilen faiz hukuka uygun olduğundan davalının itirazı hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalının itirazının iptali için dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmışsa da arabuluculuk süreci 25.12.2025 tarihli son oturum tutanağından anlaşılacağı üzere anlaşmama ile sonuçlandığı, müvekkilinin davalıdan alacağının sabit olması, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olması, icra takibini konu alacağın likit olması sebepleri ile asıl alacak üzerinden davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalının, ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı haksız itirazının iptali ile takibin devamına, itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle müvekkiliimiz yararına %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine,karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan huzurdaki dava ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup söz konusu uyuşmazlık görevli mahkemede açılmadığı, şöyle ki müvekkili dava konusu krediyi tüketici sıfatıyla kullanmakta olup kişisel kullanıma tahsis edildiği, kaldı ki davalı müvekkili "esnaf" sıfatına haiz olduğunu, TTK Madde 14'e göre; "Aynı Kanunun 17. Maddesi hükmünce de; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir olmadı" Şeklinde belirtildiği üzere müvekkilinin tacir olmadığı açıkça anlaşıldığını, müvekkili söz konusu krediyi esnaf sıfatı ile kullanmış olup tacir sıfatına da haiz olmadığı ... Ticaret Sicili kayıtları ve TTK'daki hükümlerden anlaşıldığını, tüm bu sebeplerle davacı tarafından açılan işbu dava görevsiz mahkemede açılmış olup görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğunu, HMK Madde 114/1' e göre "görev" dava şartı olarak düzenlenmiş olup davanın görevli mahkemede açılıp açılmadığı kamu düzeninden olduğunu, görevsiz mahkemede açılan davanın görev şartının eksik olması sebebi ile -davanın esasına girilmeden- usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili aleyhine ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğünde başlatmış olduğu icra takibi ve huzurda görülen dava yetkisiz yerde ikame ettiğini, şöyle ki; müvekkili ve davacı banka arasında imzalanan Kart Üyelik Sözleşmesine istinaden işbu sözleşmenin 28.'nci madddesinde; "Taraflar aralarında doğabilecek ihtilafların çözümünde, kanunen yetkili mahkemelerin yetkisi saklı kalmak kaydı ile ... ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğunu kabul etmişlerdir." şeklinde belirtilmiş olup davanın ... mahkemelerinde değil ... Mahkemelerinde açılması gerektiğini, davacı banka ile davalı müvekkili arasında imzalanan Sözleşme neticesinde davalı müvekkiline .... numaralı hesap açılmış olup business kart tesis edildiği, işbu kredi kartının kullanımın müvekkilinin tamamen kişisel kullanımından ibaret olup müvekkilinin borca ilişkin itirazları haklı olduğunu, müvekkilinin kasıtlı olarak ödemelerini yapmadığının kabulü mümkün olmadığını, yaşadığı ekonomik zorluklar nedeniyle ödeme güçlüğü yaşadığı, davacı tarafından, müvekkilinin kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiği iddiası da hukuki mesnetten yoksun ve gerçeği yansıtmadığını, davacı taraf, borç tutarını, faiz oranını ve temerrüt başlangıç tarihini sözleşmeye uygun şekilde ispatlayamadığını, TBK Madde 120'de; "Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur." hükmü gereğince yıllık temerrüt faiz oranının yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı belirtilmiştir. Bu nedenle davalı müvekkilie uygulanacak faiz oranlarının hatalı ve fahiş olduğunun tespiti için dosyanın bilirkişi incelemesine bırakılması gerektiği, ayrıca faiz oranını kabul etmemekle birlikte icra dosyasına yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olmadığı açık olduğunu, davacı tarafın itirazın haksız ve kötü niyetli olduğuna dair iddiasına ilişkin herhangi bir somut delil bulunmadığı, bu sebeple davacının takibin iptali, devamı ve icra inkar tazminatı talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca icra inkar tazminatı için alacağın likit olması gerektiğini, işbu davadaki alacak likit olmadığını, ancak davacı taraf alacağın varlığını, miktarını ve muacceliyetini ispatla yükümlüdür. Buna ilişkin somut bir delil sunmayan davacı tarafın iddiaları neticesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunması isabetli olmadığını, koşulları oluşmadığı için davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından kredi kartına ilişkin hesap özetlerinin borçlu tarafa usulüne uygun biçimde iletilmesi halinde borç muaccel olacağını, bu nedenle davacı tarafından gönderildiği iddia olunan ihtarname usulüne uygun tebliğ edilmediğinden borç muaccel olmadığını, işbu ihtarın tebliği Tebligat Kanununa aykırılık oluşturmakta olup ilgili ihtarın TK Madde 21/2'ye göre tebliği gerektiğini, dava dilekçesinde sunulan tebliğ mazbatasında da iade döndüğü açıkça görüldüğünü, ilgili ihtarname müvekkiline usulüne uygun tebliğ edilmediğinden davalı müvekkili temerrüde de düşmediği, kaldı ki ihtar içeriğinde davalı müvekkilie iddia olunan borç tutarının ödeme süresi 2 gün olarak belirtildiğini, işbu süre de hukuka aykırı olduğunu, davacı banka tarafından müvekkilie imzalatılan sözleşme hükümlerinin büyük çoğunluğu, Türk Borçlar Kanunu’nun 20 ila 25. maddeleri kapsamında genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu. müvekkilinin sözleşme içeriğini müzakere etme veya alternatif sözleşme koşulları arasında seçim yapma imkânı bulunmadığını, Banka tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlanan matbu sözleşme metni müvekkiline dayatılmış olup, bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil ettiğini, Genel işlem koşullarının müzakere edilmeden ve tüketiciye gerçek bir tercih hakkı tanınmadan sözleşmeye dahil edilmesi sebebiyle söz konusu hükümler TBK m. 21 gereğince yazılmamış sayılmalı, bu hükümlerden hareketle davalı aleyhine hak ve talepte bulunulması hukuken mümkün olmadığını, öncelikle görevsizlik kararı verilmesine, mahkemenin yetkisiz olduğunun kabulü ile birlikte yetkisizlik kararı verilmesine, haksız davanın reddine ve yargılama giderleri, vekalet ücretinin karşı tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi,icra takip dosyası, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı tarafından ticari kredi kartı alacağına dayalı olarak ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri usulüne uygun tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde borca itiraz etmiştir.Davalı tarafça icra takibine itiraz dilekçesinde, imza itirazında bulunulmuştur.Mahkememizce 04/06/2026 tarihli duruşmada ''Davalı Kamer’e HMK’nın 171. maddesi dikkate alınarak isticvap davetiyesi çıkarılmasına, davetiyeye ‘davaya- icra takibine konu kredi kartı sözleşmelerinde yer alan imzaların kendisine ait olup olmadığı hususunda beyanda bulunulması amacıyla ve inceleme yapılması amacıyla imza örneklerinin alınacağı, geçerli bir özrü olmaksızın gelinmediği veya gelip de sorulara cevap verilmediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı hususunun'' ihtar edilmesine ve yazılacak isticvap davetiyesine ilgili evrakların(davalının imzalarının bulunduğu evrakların) eklenilmesine yönelik ara karar kurulmuştur.Davalı asil tarafından 15/10/2026 tarihli duruşmaya gelinmediği anlaşılmış, ticari kredi kartı sözleşmesinde yer alan imzanın davalıya ait olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.Bilindiği üzere tüm davalar için uygulanan yetki kuralı, genel yetki kuralı olup; buna göre genel yetkili mahkeme davalının ikametgahı mahkemesidir. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.6/1; mülga 1086 sayılı HUMK m.9/1) Bazı davalarda ise genel yetkili mahkeme yanında başka yer mahkemeleri de yetkili kılınmıştır ki bu da özel yetki kuralıdır. Öte yandan davacının genel yetki ile özel yetki kuralı arasında seçimlik hakkı vardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yetki sözleşmesi başlıklı 17. maddede ise"(1)Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında,bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır"denilerek yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin de yetkili olduğu düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olacaktır .Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin ve icra dairelerinin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkeme ve icra dairelerinin de yetkisinin devam etmesini istiyor ise, diğer bir anlatımla, münhasır olmayan yetki sözleşmesi yapmak istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir.Bu yetki kuralları kesin olmadığından, HMK'nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Yetki itirazının ileri sürülmesi" başlıklı 19/2. maddesinde; "Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz." hükmünü içermektedir. Yine, 116/1-a maddesinde "Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı"nı "ilk itiraz" olarak düzenlemektedir. 117/1. madde ise; "ilk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez." hükmünü içermektedir.Davalı tarafın görev itirazı, uyuşmazlığın ticari kredi kartından kaynaklanması nedeniyle kabul edilmemiştir.Her ne kadar işbu itirazın iptali davası ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış ise de davacının dayanak olarak gösterdiği, ticari kredi kartı sözleşmesinin 28. Maddesinde ''taraflar aralarında doğabilecek ihtilafların çözümünde , kanunen yetkisi saklı kalmak kaydı ile ... Merkez (Çağlayan )ve icra dairelerinin yetkili olduğunu kabul etmişlerdir'' hususunun belirtildiği, davalı tarafından yasal sürede yetki itirazında bulunulduğu anlaşılarak davalının yetki itirazının kabulü ile mahkememizin yetkisizliğine, ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yetkili olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin YETKİLİ OLDUĞUNA,
2-HMK’nın 20 maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,
3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın yetkili mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesince takdirine, yargılamanın yetkili mahkemede devam etmediği takdirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
Dair,davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere karar verildi. 15/10/2026


Katip
e-imzalı


Hakim
e-imzalı




Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.