Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal


TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/05/2026
KARAR TARİHİ : 15/10/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkilinin davalı şirketten cari hesap ekstresinde görülen tutarda alacağının bulunduğunu, davalı tarafın borcunu ödememesi üzerine ... 4. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2026/...E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca, yetkiye ve faize itiraz etmesi neticesinde takibin durdurulduğunu, para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edilmesi gerektiğinden ... İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, davalının ticari işi yapmadığına veya borcu ödediğine dair bir delil sunamadığını, müvekkilinin alacağına kavuşamadığı için maddi sıkıntı yaşadığını, bu nedenle davalının icra takibine yaptığı itirazın iptal edilmesini, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren devlet bankalarının dolar cinsinden bir yıl vadeye uyguladığı en yüksek faiz oranıyla veya fiili ödeme günündeki ... efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığı ile devamına karar verilmesini, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkil şirket arasında 11.04.2023 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin 12. maddesi uyarınca uyuşmazlıklarda ... Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, davacı tarafından başlatılan icra takibine hem borca hem de yetkiye itiraz edildiğini, ... 4. Genel İcra Müdürlüğü tarafından yetki itirazının kabul edildiğini, ancak davacının icra dosyasını yetkili icra dairesine göndermeden veya karara karşı şikayet yoluna başvurmadan işbu itirazın iptali davasını açtığını, bu durumun dava şartı yokluğu teşkil ettiğini, yerleşik Yargı kararları uyarınca usulüne uygun bir takip bulunmadığından davanın öncelikle usulden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca sözleşmedeki yetki şartı gereği işbu davada da yetki itirazında bulunduklarını, esasa ilişkin olarak müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, aksine davacıdan satın alınan ayıplı makinalar ve eksik işler sebebiyle müvekkilin alacaklı konumda olduğunu, bu hususta takas ve mahsup defi ileri sürdüklerini, sistemdeki rezerve tahliye sistemi, motor arızaları, paslanma, otomasyon sorunları ve sızıntılar gibi ayıpların davacıya bildirildiğini ancak kalıcı çözüm üretilmediğini, üretimin aksamaması adına 30.000 TL ve 865.750,87 TL tutarlarında ek masrafların müvekkil tarafından karşılanmak zorunda kalındığını, ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2026/... sayılı değişik iş dosyasında alınan bilirkişi raporu ile ayıpların tespit edildiğini, bu nedenlerle 28.03.2026 tarihinde ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/...E. sayılı dosyası ile davacı aleyhine ayıp oranında bedel indirimi, tazminat ve cezai şart talepli dava açıldığını, işbu davanın usulden reddedilmemesi halinde ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/...E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini, davacının haksız davasının reddini, İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca davacının haksız takibi sebebiyle %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DELİLLER:
... 4. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2026/... Esas sayılı dosyasının ... üzerinden celp edildiği, taraflar arasındaki 11/04/2023 tarihli Genel Satış Sözleşmesi ile bu sözleşmeye ek olarak düzenlenen 18/09/2024 tarihli ek protokolün, arabuluculuk son tutanağının, ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2026/... D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun ve icra müdürlüğünün yetki itirazına ilişkin kararının dosyaya sunulduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki 11/04/2023 tarihli Genel Satış Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından ... 4. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2026/... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine 60.000,00 USD cari hesap alacağının tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının 05/03/2026 tarihli itiraz dilekçesi ile öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz ederek yetkili icra dairesinin ... İcra Dairesi olduğunu bildirdiği, ayrıca borca ve faize de itiraz etmesi üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.İİK’nın 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası açılabilmesi için öncelikle usulüne uygun şekilde başlatılmış ve borçlunun itirazı üzerine durmuş geçerli bir icra takibinin bulunması gerekmektedir. Takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması ve borçlunun süresi içerisinde yetki itirazında bulunması hâlinde, yetki itirazı bertaraf edilmeden yapılan takip geçerli bir takip niteliği kazanmayacağından itirazın iptali davasının esasının incelenmesi mümkün değildir.İtirazın iptali davalarında icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde ilk olarak icra dairesinin yetkili olup olmadığı belirlenmelidir. Zira, yetkili bir icra dairesinde takip başlatılmamış ve usulüne uygun yetki itirazı var ise itirazın iptali davasının görülme koşulu gerçekleşmediğinden davanın usulden reddine karar vermek gerekecektir.İcra dairesinin yetkisine itirazın İİK 50.m. yollamasıyla HMK’nun yetkiye ilişkin hükümlerince çözümlenmesi gerekir. HMK.nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki, bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ancak HMK’nın 17. maddesinde tacirler veya kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilecekleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılacağı düzenlenmiştir.Nitekim ... Kurulu’nun 21/10/2020 tarih, 2017/()-... Esas ve 2020/... Karar sayılı ilamında; “…Anılan Kanun’un 17. madde hükmüne göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinin söz konusu olmaması kaydıyla ve (HUMK düzenlemesinde bu yöne ilişkin ayrım bulunmamaktayken) yalnızca tacirler veya kamu tüzel kişileri yetki sözleşmesi yapabilir ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava ancak sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılabilir. HMK’nın 17. maddesinin ‘Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.’ şeklindeki ikinci cümlesi hükmüne göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin, kanunda bu tabir kullanılmamış ise de münhasır yetkili mahkeme olacağı kabul edilmelidir. Münhasır yetki sözleşmesinden kast, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Görüldüğü üzere, HUMK hükümlerinden farklı olarak HMK uygulamasında, taraflar salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedirler. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar…” şeklinde açıklandığı üzere, tacirler arasında yapılan yetki sözleşmesinin aksi kararlaştırılmadıkça münhasır nitelikte olduğu, bu durumda HMK’nın 6. ve 10. maddeleri ile TBK’nın 89. maddesinden doğan yetkinin artık uygulanamayacağı, aynı ilamda yetki sözleşmesi ile belirlenen yetkinin kesin yetki niteliğinde olmadığı, bu nedenle ancak süresinde ve yetkili yer gösterilerek usulüne uygun şekilde yapılan yetki itirazı üzerine dikkate alınabileceğinin de vurgulandığı görülmüştür.Eldeki davada, taraflar arasında düzenlenen 11/04/2023 tarihli Genel Satış Sözleşmesinin “Yetkili Mahkemeler” başlıklı 12. maddesinde “Ortaya çıkabilecek her türlü anlaşmazlık için ... Mahkemeleri ve icra daireleri yetkili olacaktır.” hükmüne yer verildiği, sözleşmenin her iki tarafının da tacir olduğu, anılan sözleşmeye ek olarak düzenlenen 18/09/2024 tarihli ek protokolde sözleşme bedelinden bakiye kalan 60.000,00 USD’nin makinelerin kurulumu akabinde ödeneceğinin kararlaştırıldığı, takibe konu alacağın da bu bakiye bedel olduğu, davacı vekilinin de takibe konu alacağın bu sözleşmeye dayandığını beyan ettiği, sözleşmede genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam edeceğine ilişkin aksi yönde bir düzenleme bulunmadığından HMK’nın 17. maddesi uyarınca münhasır nitelikte geçerli bir yetki sözleşmesinin varlığının kabulü gerektiği, davalının süresi içerisinde yaptığı itiraz ile icra dairesinin yetkisine itiraz ederek yetkili icra dairesini de açıkça gösterdiği, böylece usulüne uygun bir yetki itirazının bulunduğu, ayrıca davalının ödeme emrinde gösterilen yerleşim yerinin de ... olduğu, buna rağmen davacı tarafından dosyanın yetkili ... İcra Dairesine gönderilmesi sağlanmadan eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin, arabuluculuk aşamasında yapılan yetki itirazının sulh hukuk mahkemesince reddedildiğine ilişkin beyanı ise arabuluculuk sürecine ilişkin olup icra dairesinin yetkisi yönünden mahkememizi bağlayıcı nitelikte görülmemiştir.Bu itibarla, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması nedeniyle ortada usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığı ve itirazın iptali davasının görülme koşulunun gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın HMK’nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davacının icra takibini yetkisiz icra dairesinde başlatması nedeniyle usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığından davanın HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732,00-TL harcın 31.757,77-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 31.025,77-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 7/2 ve 13. hükümlerine göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK madde 333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından ödenen 6.000,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/10/2026


Katip
¸e-imzalıdır


Hakim
¸e-imzalıdır





Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.