Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal


TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/
KARAR NO : 2026/

HAKİM :
KATİP :

DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
VEKİLİ : Av.

DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/08/2025
KARAR TARİHİ : 19/10/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/10/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Davalı tarafın müvekkili şirkette 21.02.2012 tarihinde çalışmaya başladığını ve iş akdinin sona erdiği tarih olan 29.11.2024 tarihine kadar da ... Yöneticiliği’nde "Sürekli Dökümler Sorumlusu " olarak çalıştığını, davalı ... müvekkili şirketin ticari sırlarına, ticari bilgilerine, operasyonel bilgilere, teknik bilgi ve planlara, tasarımlara, ... müşteri ve tedarikçilerinin bilgilerine, müşteri ve piyasa bilgilerine, kaynak maliyetlerine, harcamalar ve ihale bilgilerine görevi ve görev tanımı itibariyle çalıştığı süre boyunca sahip olduğunu sebeple, davalı tarafın iş akdi sona erdikten sonra haricen edindikleri bilgiye göre müvekkili şirketle aynı sektörde, aynı alanlarda hizmet ve faaliyet gösteren "... Sanayi ve Ticaret A.Ş." firmasında çalışmaya başladığını ve böylelikle taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinde bahsi geçen rekabet yasağını ihlal ettiğini, ayıca, davalı taraf iş akdi sona erdikten ve belirtilen hususlara aykırı davranması halinde taahhüdün gereği olarak yükümlülüğe uymaması nedeniyle müvekkili işverenin uğrayabileceği bütün zararları karşılamayı, ek olarak Türk Borçlar Kanununun 446. maddesi uyarınca düzenlenmiş cezai şartı ödemeyi kabul ettiğini, bu sebeple, taraflar arasında tanzim edilen sözleşme uyarınca davalı sözleşme gereğince, Türk Borçlar Kanununun 446. maddesi uyarınca düzenlenmiş olan cezai şartı ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, davalı işçinin bu ihlali neticesinde, müvekkili şirketin ticari sırları, müşteri portföyü, fiyat politikaları ve know-how bilgileri doğrudan rakip işletmenin eline geçme riski doğduğunu, müvekkili şirketin ciddi zarara uğradığını, açıklanan bu nedenlerle, taraflar arasında düzenlenen rekabet yasağı sözleşmesinde iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren 2(iki) yıl süre ile benzer ve ilgili bir işyerinde çalışması halinde işçinin işverene cezai şart ödeneceğinin öngörülmesi nedeniyle müvekkili şirketin davalıdan cezai şart olarak şimdilik 100.000,00 TL’nin fesih tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsil edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: zamanaşımı itirazında bulunduklarını, maddi ve manevi tazminat talepleri, haksız rekabet davalarında belirli bir zamanaşımı süresine tabi tutulduğu, TTK m.60’a göre, zarar gören kişi, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde tazminat davası açması gerektiğini, davacı taraf iş akdinin sonlanmasıyla birlikte sessiz kalmış olduğundan huzurdaki tazminat davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, zarar gördüğünü ileri süren davacı şirketin zarar durumunu ispat etmesinin yanında uzun süre dava açmaması veya itiraz etmemesi halinde sessiz kaldığı salt iş yerindeki çalışanları korkutmak maksadıyla işbu davayı ikame ettiği ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığı ortada olduğunu, Türk Medeni Kanunu (TMK) m.2‘ye göre, bir kimsenin uzun süre boyunca haksız rekabete karşı itirazda bulunmaması ve dava açmaması, karşı tarafta korunmaya değer bir güven oluşturabilir​. Bu durumda, sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerekçesiyle dava reddedilebileceğini, davacı tarafın bünyesinde çalışan işçilerin çalışma şartlarından şikayetçi olduğu, emeklerinin neticesinde hak etmiş olduğu ücretleri ödememeleri, bünyesinde uzun süre çalışan işçilerinin emeklilik nedeniyle tazminat talep etmelerine rağmen kanuni hak çerçevesinde tazminatlarını ödemeyen bir şirket yapısına sahip oldukları gözetildiğinde iş yerinden kanunun tanımış olduğu sınırlar çerçevesinde ayrılmış olmasına rağmen iş sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin şartları taşımayan, karşılıklı herhangi bir edim durumunun söz konusu olmadığı, herhangi bir süre şartı olmamasına rağmen süre varmış gibi bir de mahkemeyi yanıltma saikiyle hareket edilerek salt kötü niyetli bir şekilde açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini,rekabet etmeme sözleşmesinin işçinin, müşteri çevresine veya üretim sırlarına nüfuz etmiş olması ile işverenin meydana gelebilecek zararı arasında uygun bir illiyet bağının bulunmasına gerektiğini, şayet meydana gelen zarar, işçinin, işverenin müşteri çevresi veya üretim sırları hakkında bilgi edinme imkânı olduğundan değil de işçinin kişisel yetenek, ehliyet, bilgi ve becerisinden dolayı meydana gelmiş ise burada rekabet etmeme sözleşmesinin geçerlilik koşulunun bulunduğundan söz etmek mümkün olmadığını, davacı tarafın herhangi bir zararının söz konusu olmadığı, zararını ispat edemediği, aynı bölgede dahi faaliyet göstermeyen bir firmayı rekabet yasağı kapsamında değerlendirip müvekkili - davalı aleyhine dava açmış olması akdedilen iş sözleşmesindeki rekabete ilişkin hükmü geçersiz kıldığı, müvekkili - davalının ekonomik geleceğinin tehlikeye düşeceğinden rekabet etmeme sözleşmesinin yapılması ve geçerlilik taşıması mümkün olmadığı, emsal ... içtihadından da görüleceği üzere ekonomik özgürlük, hukuk ve ekonomi düzeninin temelini oluşturan bir unsur olup bireysel anlamda da kişilik haklarının vazgeçilmez bir parçası olması sebebiyle Türk hukuk sisteminde Anayasa’nın 48. maddesi ile korunduğu, ekonomik özgürlük aynı zamanda, ekonomik amaca ulaşmak ve bunu gerçekleştirebilmek için gerekli araçları kullanma anlamında rekabet edebilme özgürlüğünü de içine aldığını, bir kişinin ekonomik özgürlüğünü ortadan kaldırma, ağır şekilde kısıtlama, ekonomik geleceğini tehlikeye sokma ve ekonomik hareketliliğini diğer tarafın keyfiyetine bırakma gibi hususları içeren tüm taahhütler ve hükümler genel ahlaka aykırı olduğunu, rekabet etmeme yasağına ilişkin sözleşmede yer, konu ve süre bakımından herhangi bir sınırlama olmadığından ve geçerli şartları sağlamadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, rekabet etmeme sözleşmesinin geçerli olacağı coğrafî bölgenin sözleşmede açıkça belirtilmiş olması gerektiğini, ayrıca bu belirlenen coğrafi bölgenin de işverenin ekonomik menfaatinin bulunduğu bölge olmak gerektiğini, menfaatinin bulunmadığı bölgenin sözleşmeye eklenmesi geçersiz olacağını, TBK m. 445/1 hükmünde rekabet etmeme sözleşmesine konu (işin türü) bakımından sınırlandırılması gerektiği düzenlendiği, konusu sınırsız olan bir rekabet etmeme sözleşmesi geçersiz sayıldığı, rekabet etmeme sözleşmesine konulabilecek olan konu, işverenin faaliyet alanı değil, işçinin işletmede yapmakta olduğu göreviyle ilgili işler olması gerektiğ, müvekkili - davalının görev tanımları dikkate alındığında esi çalışmış olduğu fabrika ile yeni çalışmakta olduğu fabrika aynı bölgede yer almadığı gibi sözleşmede de sınırları belirlenmediği, bununla birlikte her iki firmadaki görev tanımları ve meslek kodları da farklı olduğu, davacı tarafın rekabet hükümlerine ilişkin herhangi bir edim yüklenmediği, edimler arası dengesizlik durumu dikkate alındığında rekabet sözleşmesinin geçersiz olduğu görüldüğü,TBK m. 348-352 hükümlerine bakıldığı zaman, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerlilik koşulları arasında işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işverenle rekabet etmemesi karşılığında, eski işvereninin bir karşı edim ödeme yükümlülüğü düzenlenmediği, Mevcut düzenlemede karşı edimden hiç söz edilmemiş olmasına karşın, hakimin aşırı nitelikteki rekabet yasağına müdahalesini düzenleyen Borçlar Kanunu Tasarısı m.444/2 de “işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edim”den bahsedildiği, Hukukta rekabet yasağı sözleşmesi işçi bakımından bir yükümlülük getirirken; ... Ticaret K. §74/2’ye göre, rekabet yasağı kararlaştırabilmek için işçinin işyerinde işverenle rekabet edebilecek konumda olması yeterli olmadığı, bununla birlikte, işverenin yasağın devam ettiği her yıl için işçiye son ücretinin en az yarısı kadar bir ödemede bulunması gerektiğini, bu şekilde bir karşı edim kararlaştırılmamış olması, rekabet yasağını başlangıçtan itibaren geçersiz kıldığını, huzurdaki davada davacı tarafın herhangi bir edim yükümlülüğünün söz konusu olmadığı ve rekabet yasağına ilişkin hükümlerin geçerlilik şartlarının çoğunu taşımayan iş sözleşmesi dikkate alındığından huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davacı şirket ile dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında rekabet olduğu iddiası ileri sürülerek açılan tazminat davası hukuki dayanaktan yoksun olduğu, dosya kapsamında müvekkili - davalı ile davacı şirket arasında akdedilen iş sözleşmesindeki rekabet yasağına ilişkin hüküm geçerli olmadığı, zira müvekkili - davalının ekonomik anlamda hayatını idame ettirebilmesi ve rekabet yasağına ilişkin hükümlerin geçerlilik koşullarının mevcut olmadığı davacı şirket ile dava dışı şirketin farklı bölgelerde faaliyet gösterdiği, dava dışı şirketin ... adresinde faaliyet gösterdiği ve büyük çaplı bir firma olduğu dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, müvekkili - davalı, davacı şirketin ticari sırlara, müşteri çevresine veya işverenin kritik işleyiş bilgilerine vakıf olmamakla birlikte yeni iş yerindeki görevi itibariyle eski çalışmış olduğu davacı şirkete zarar verme potansiyeline de sahip olmadığını, müvekkili - davalının eski ve yeni işverenlerin faaliyet alanlarının ve müşteri kitleleri de benzer olmadığı, dava dosyası kapsamında rekabet yasağına ilişkin talep edilen tazminat miktarı fahiş olmakla birlikte tazminat miktarı da hakimin takdirinde olan bir durum olduğu, ayrıca rekabet yasağına ilişkin Rekabet yasağı sözleşmesinin kanuni geçerlilik şartları da (süre, yer, konu bakımından orantılılık) mevcut olmadığı, Ayrıca sözleşme orantılı da olmadığı,geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinden söz edebilmek için bu koşulların hepsinin bir arada olması gerektiği, rekabet yasağı sözleşmenin geçerliliği için bulunması zorunlu olan bu koşullara ilişkin hükümler emredici nitelikte olduğu ve bu koşullardan herhangi birinin bulunmaması halinde sözleşme batıl olduğu, müvekkili-davalı çalışma hayatının başlamasından itibaren aynı faaliyet alanında işi olarak çalışmış olup farklı bir faaliyet alanında çalışması ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye soktuğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın usulden ve esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan-itiraz dilekçeleri, bilirkişi raporu,... San. Ve Tic. A.Ş.'ye, davacı şirkete, ... ... İl Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, dava dilekçesinde gösterilen ve taraflar arasında imzalanmış olan Belirsiz Süreli İş Sözleşmesine,davalı tarafın aykırı davranması sebebiyle, cezai şartın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Davacı tanığı ... duruşmada ''Ben davacı şirkette 7 yıldır ... üretim mühendisi olarak çalışmaktayım. Hatırladığım kadarıyla davalı, davacı şirkette 2012 yılından itibaren ... işletme mühendisi olarak çalışıyordu. Hatırladığım kadarıyla davalı 2024 yılı kasım ayında işten ayrılmıştır. Nedenini bilmiyorum. Davalı benim şefim olarak çalışmaktaydı. Davacı şirkette çalışırken davalının, davacı şirketin ticari sırlarına, operasyonel bilgilerine, teknik bilgi ve planlara, tasarımlara erişiminin olup olmadığını bilmiyorum. Müşterilerin isimlerini biliyordu. Davacı şirket demir çelik sektöründe faaliyet gösteriyor ve vasıflı çelik üretiyor. Dava dışı ... şirketi de demir çelik sektöründe faaliyet gösteriyor. Onlarda inşaat sektöründe faaliyet gösterirken vasıflı çelik üretimine başlamıştır. Bildiğim kadarı ile her iki şirketin ürettiği mallar benzerdir. Davalının , ... şirketinde hangi pozisyonda çalıştığını bilmiyorum. Davalı metelurji ve malzeme mühendisidir. Elde etmiş olduğu deneyimler dikkate alınarak başka şirketlerde çalışabilir normal bir metelurji ve malzeme mühendisi olsaydı farklı sektörlerde çalışamazdı davalı, davacı şirketti sürekli dökümler sorumlusu olarak çalışmaktaydı. Sıvı çeliğin Alaşımlandırıldıktan sonra kalıplara dökülme işini yapar ve bu son aşamadır.Davalının üretilen ürünlerin fiyat bilgilerine sahip olduğunu bilip bilmediğini bilmiyorum. Sadece ismen müşterilerin isimlerini ve o müşterilere hangi ürünlerin üretildiğini biliyoruz dedi davacı şirkette birden fazla üretim birimi vardır ve üretim birimlerinin ayrı üretim müdürleri vardır. Örneğin ... müdürü haddehane müdürü, dövmehane müdür vs gibi. Davacı şirkette davalı ... müdürü ... Işığa bağlıydı. Diğer birimlerden haberi olup olmadığını bilmiyorum dedi. Beyaz yakalı olarak çalışanlar müşterilerin isimlerini bilir. Davalı da beyaz yakalıydı. Mavi yakalıların bilip bilmediğini bilmiyorum. Çelik hane üzerinde üretim 4 bölüme ayrılır. Son iki bölüm birbiriyle iç içe geçmiştir ayrım yapılamaz davalı İbrahim sürekli dökümler biriminin sorumlusuydu. Çelik hurda halinde üretime girer, elektirik ark ocağında eritildikten sonra üretimin ikinci aşaması olan pota ocakları birimine gönderilir burada alaşımlandırma ve vakum işlemleri yapıldıktan sonra sürekli döküm birimine yada ingot birimine dökülmek amacı ile gönderilir. Müşteri talebine göre ... biriminden haddehane birimine, dövmehane birimine yada direk müşteriye sevk edilir.davacı şirkette çalışan diğer çalışanlardan, davalının ... firmasında ... yöneticisi olarak çalıştığını duydum ancak sadece duyumum vardır''şeklinde, davacı tanığı ... duruşmada '' Ben 2023 yılının eylül ayından beri davacı şirkette ... işletme mühendisi olarak çalışıyormuş gibi görünsem de her birimizin alt dalı vardır ben davacı şirkette sürekli döküm mühendisi olarak çalışmaktayım. Ben davalı ile yaklaşık 1-2 sene çalıştım emin olmamakla birlikte 2012-2013 yıllarında davalının davacı şirkette çalışmaya başladığını duydum. Davalı sürekli dökümler sorumlusuydu. ... yöneticisine bağlıydı ... yöneticisinin ismi ... Davalı emin olmamakla birlikte 2025 yılının kasım ayında davacı şirketten ayrıldı. Üst amirim olduğu için neden işten ayrıldığını bilmiyorum. Kendisi üst amirim olduğu için bana bahsetmiş olduğunuz ticari sırlara operasyonel bilgilere, teknik bilgi ve planlara, tasarımlara müşteri bilgilerine erişiminin olup olmadığını erişimi var ise ne kadarlık kısmına erişiminin olduğunu bilemiyorum. Kendi bölgesini nasıl yönetileceğini, bilgilerini biliyordur. Davacı şirkette ünlük üretim programı vardır bu günlük üretim programında müşterinin ismi ve siparış özeti yer alır bilgisayarı olan üretim ile ilgilenen çalışanların tümü bu bilgiye ulaşabilir. Davacı şirket demir çelik sektöründedir. Ve vasıflı çelik üretmektedir. ... şirketide demir çelik sektöründedir o da davacı şirket gibi çelik üretmektedir. ... şirketinin sattığı ürünlere haiz değilim benzer ürün üretiyor olabilir. Davalı metalurji malzeme mühendisiydi. Davalının bu zamana kadarki birikmiş tecrubeleri dikkate alınarak farklı bir sektörde çalışmaya başlasa yazık olur ve en alt seviyeden başlamak zorunda kalır. Davalının, ... şirketinde müdür olarak gittiğini duydum ancak başka bir bilgim yoktur. Dedi Davalı, davacı şirkette sürekli dökümler sorumlusu olarak vardiyaları ayarlıyordu, üretim planlamasını kontrol ederdi. Bazı hatalı üretilen ürünlerin düzeltilmesi konusunda çalışmalar yapıyordu. Davalının çalıştığı birim ... nezdinde üretimin son birimidir. Davalıya bağlı olarak ben , diğer tanık ... 7 tane formen , ve 40-50 kişi kapsam içi ( mavi yaka ) çalışanlar mevcuttu davalının fiyat bilgilerine müşteri portföyüne ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorm üretimin son birimidir.''şeklinde, davalı tanığı ... duruşmada '' ben davacı şirkette çalışmam nedeniyle davalıyı tanıyorum, işten 2025 yılında ayrıldım, ben davacı şirkette 2006 yılında çalışmaya başlamıştım, davalıdan benden 6-7 yıl sonra çalışmaya başlamış olabilir, davalı davacı şirkette çeliğin çıktığı en son kısımda çalışıyordu, sürekli dökümde mühendis olarak çalışıyordu, davalı, davacı şirketten 2024 yada 2025 yılında ayrılmıştı, davacı şirketin yönetim biriminde ve genel müdür yardımcılarında değişiklik oldu bu nedenle sorun yaşamaya başladı, önceki üst yönetim idari bakımdan daha iyiydi ve alt kademedeki çalışanlara sorunlar yansımıyordu, absorbe ediyorlardı, davalının davacı şirkette çalışırken davacı şirketin ticari sırlarına operasyonel bilgilerine teknik bilgi ve planlara, tasarımlara müşteri bilgilerine eriştiğini zannetmiyorum çünkü çeliğin eritildiği ark ocağında çalışmamaktadır, sonraki aşama ise pota ocağıdır, orada çeliğin katkı maddelerinin eklendiği ve çelik halini aldığı yerdir orada da çalışmamaktadır, son aşama olan çeliğin kalıplara döküldüğü ve kalıptan çıktığı aşamada çalışmaktadır, davacı şirket yuvarlak, lama, altıköşe çelik üretmektedir, ... şirketi de çelik üretse de az önce bahsetmiş olduğum yuvarlak, lama, altıköşe çelik üretmemektedir, küp olarak adlandırılan yarı mamul olarak üretim yapmaktadır, bu da başka şirketleri satılıp başka şirketler tarafından işlenir, davalı, dava dışı ... şirketinde ... müdürü olarak çalışmaktadır, davacı şirkette ... ... yöneticisi olarak çalışmaktadır, ark ocağının yöneticisi ise .... dur, davalının o dönemde amiri ... kendisi de o dönem yöneticiydi, davacı şirketin genel müdürü mizaç olarak sertti, genel müdür yardımcıları ile muhattap olmak yerine davalı ile doğrudan muhattap oluyordu, davalının altında çalışan insanların yanında davalıya bağırır çağırır ve onu küçük düşürürdü, ben buna bizzat şahit olmadım ancak benimde başıma bizzat böyle durumlar geldi, fabrikada herkes konuştuğu için bende duydum, davalıya davacı tarafça dava açılmayacağının sözünün verildiğini davalı bana anlattı, hatta davacı taraf sürenin bitimine 2-3 gün kala davalının istifasını kabul etmedi, sonrasında davalı benden yardım istedi direk noterden ihtar çekmesini söyledik, ancak davalı kötü olmak istemedi, ben davalıyı bildim bileli döküm biriminde çalışmıştır, kendisi Metalürji Malzeme Mühendisidir, başka alanda çalışıp çalışamayacağını bilemiyorum,'' şeklinde, davalı tanığı duruşmada '' ben davacı şirkette 2014-2025 yılları arasında kalıp takım ve aparat işçiliği biriminde işçi olarak çalışmaktaydım, davalı ile davacı şirkette çalışmam nedeniyle tanışıyorum, davalının hangi yıl çalışmaya başladığını bilmiyorum ancak sürekli döküm mühendisi olarak çalışmaktaydı, tam emin değilim ancak davalı 2024-2025 yıllarında davacı şirketten ayrıldı, işten ayrılma nedeni ise işyerinde ki huzursuz ortamdı, bildiğim kadarıyla davalı nitelikli bir pozisyonda değildi, reçetinin hazırlanıp çeliğin üretilip, dökümünün alındığı son noktada çalışıyordu, davacı şirketin ticari sırlarını, operasyonel bilgilerine, teknik bilgi ve planlara, tasarımlara, müşteri bilgilerine ulaşma ihtimali yoktur, davacı şirket çelik üretmektedir, dava dışı ... şirketi de çelik sektöründe faaliyet göstermektedir, sonuçta çelik üretildiği için her iki şirketin de ürettiği benzer kalemler vardır ancak ayrıntılı olarak bilgi veremem, davalı, dava dışı ... şirketinde ... üretim müdürü olarak çalışmaktadır, davalı Metalürji Malzeme Mühendisidir başka sektörde bulunan şirketlerde çalışma ihtimali yoktur, zaten davalı ilk olarak davacı şirkette işe başlamıştır, ben davalının persoleni olarak çalışmıştım, davalı istifa dilekçesini verdiğinde 20-25 gün istifasının kabul edileceğine dair söylentiler olmuştu ve söz verdiklerini duymuştum, davalı ise sürenin dolmasını bekliyordu, sonraki süreçte istifa kabul edilmedi, davalı ise hukuki yönden süreci başlattı, davacı şirketin art niyetli olarak bu davayı açtığını düşünüyorum çünkü uzun bir süre geçmiştir, davalı benim yöneticimdi ve ben ona bağlı olarak çalışıyordum, genel müdür ... ... bizzat benim yanımda kendisine hiçbir işten anlamadığını, camdan atmakla tehdit ettiğini, sakallarını yolacağını davalıya söylemiştir, biz dahi ... ... görünce kaçıyorduk''şeklinde, davalı tanığı ... duruşmada'' davacı şirkette 2019/2024 yılları arasında yatırım biriminde Elektrik-elktronik mühendisi olarak çalıştım, davalıyı da aynı şirketten tanırım, tarih olarak bilmiyorum ancak benden önce çalışmaya başlamış olması lazım, davalı çelikhanenin ürün alınan son kısmı olan dökümhanede çalışıyordu, emin değilim ancak 2024-2025 yılında işten ayrılmış olabilir, davacı şirkette genel bir huzursuzluk vardı ayrıca davalı genel müdür tarafından mobinge uğruyordu, davalı nitelikli bir pozisyonda değildi, reçetinin hazırlanıp çeliğin üretilip, dökümünün alındığı son noktada çalışıyordu, davacı şirketin ticari sırlarını, operasyonel bilgilerine, teknik bilgi ve planlara, tasarımlara, müşteri bilgilerine ulaşma ihtimali yoktur, davacı şirket demir çelik sektöründe çelik üretmektedir, ... şirketi de demir-çelik sektöründe üretim yapmaktadır, şirketlerin ürettikleri mallar müşterilerin talebine ve portföyüne göre ayarlanır, davalının dava dışı ... üretim biriminde çalışmaktadır, üretim müdürü olarak çalışmaktadır, davalının bana anlattığına göre ve fabrikada konuşulanlara göre insan kaynakları biriminin davalıya dava açılmayacağı yönünde beyanda bulunduğunu duydum, kendisi Metalürji ve Malzeme Mühendisi olduğu için demir-çelik birimi dışında çalışması zordur''şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
Mahkememiz dosyasının yargılaması sırasında tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi amacıyla dosya sektör bilirkişisine ve nitelikli hesap uzmanı bilirkişisine tevdi edilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen raporda özetle; Taraflar arasındaki rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün, TBK. m. 445/1 hükmünde yer alan “yer bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir sözleşme olmadığı,Sayın Mahkemenin aksi kanaate olması halinde, rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün TBK. m. 444/2 hükmünde öngörülen “müşteri çevresi veya üretim sırları ile ilgili elde idilen bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması” şartını da taşıdığı, dolayısıyla davacının sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tazminatını talep edebileceği, cezai şart tazminatının fahiş olup olmadığının takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, ancak işçi-işveren arası bu gibi sözleşmelerde, bu miktarda cezai şartın yüksek olmadığı taahhüdünden ziyade, Sayın Mahkemece hakkaniyet indirimi yapılmasının sözkonusu olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; davalının, davacının iş yerinden ayrıldıktan sonra taraflarca akdedilen iş sözleşmesine aykırı olarak hareket ettiği iddiasına dayalı olarak haksız rekabete istinaden cezai şart bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davalının eylemlerinin haksız rekabete teşkil edip etmediği hususunda gerekli araştırmalar yapılmış,davalının özlük dosyaları, ... hizmet döküm cetvelleri celbedilmiş, taraf tanıkları dinlenilmiş ve dosya bilirkişilere tevdi edilmiştir.Davalı,davacı şirkette 21/02/2012 -29/11/2024 tarihleri arasında son süreçte ... sorumlusu olarak çalışmıştır. Taraflar arasında 21/02/2012 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi akdedildiği,sözleşmenin 4.11. Maddesinde ; ''Personel, işverenine karşı rekabet memnuniyetine riayet zorundadır. Bu bağlamda; A) İşçi, şirket faaliyet ve gelişmeleri ile ilgili olarak edindiği teknik, idari ve ticari bilgileri, sırları saklamak zorundadır. İşçi görevi nedeniyle sahip olacağı işverenin ve işyerinin sırlarını üçüncü şahıs ve kurumlara veremez. İşçinin bu hükümlere aykırı hareket etmesi halinde işverenin tazminat hakkı saklıdır. B)İş bu sözleşmenin hitamından sonra 2 yıl süresince, personel kendi namına işveren ile rekabet edeceği bir işi yapmayacak, rakip bir işyerinde çalışmayacak ve böyle bir rakip müessesede ortak veya sair sıfatla alakadar olmayacaktır. '' hususu yer almaktadır. Davacı tanıklarına göre, davalının, davacı şirkette çalışırken ticari sır, teknik bilgilere tasarımlara erişiminin olup olmadığının bilinmediği, davalı tanığı ... ve davalı tanığı ... beyanına göre de davacı şirketin teknik bilgilerine, tasarımlara, müşteri bilgilerine eriştiğinin zannedilmediği, çeliğin eritildiği ark ocağında çalışmadığı, taraf tanıklarının beyanlarına göre davacı şirket ile dava dışı ... firması aynı sektörde faaliyet gösterse de taraf tanıklarının beyanları dikkate alınarak davacı şirketin ticari sırlarının, müşteri portföyünün, teknik bilgilerinin, tasarımlarının dava dışı ... şirketinde kullanıldığı ispatlanamadığı, ayrıca taraflarca akdedilen sözleşmede belirtilen '' sözleşmenin sona ermesinden itibaren iki yıl boyunca rakip bir işyerinde çalışmayacak ve böyle bir rakip müessesede ortak veya sair sıfatla alakadar olmayacaktır'' maddesinin TBK'nın 445/1 hükmünde yer alan “yer bakımından” uygun sınırlamalar içeren geçerli bir madde olmadığı,kaldı ki sözleşme kapsamı incelendiğinde cezai şart miktarının somutlaştırılmadığı( örneğin brüt maaş-net maaş, kaç aylık maaş vs.) dikkate alınarak, davalının taraflarca akdedilen belirsiz süreli iş sözleşmesine aykırı hareket ettiği ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.707.75 TL'den mahsubu ile artan 975,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Arabuluculuk Ücret Tarifesi kapsamında ... Hazinesinden karşılanan arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye ÖDENMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yargılama dolayısıyla yapılan 500,00 TL lik yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 19/10/2026


Katip
¸E-imzalıdır.


Hakim
¸E-imzalıdır.



Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.