TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI-ALEYHİNE YARGILAMANIN YENİLENMESİ
TALEP EDİLEN DAVALI :
VEKİLLERİ :Av.
Av.
Av.
Av.
DAVALI YARGILAMANIN YENİLENMESİNİ
TALEP EDEN DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Yargılamanın yenilenmesi
DAVA TARİHİ : 07/02/2025
KARAR TARİHİ : 22/10/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Yargılamanın yenilenmesi davasının açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davalı-yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/... Esas, 2026/... Karar sayılı dosyasında, davacı sigorta şirketinin açtığı itirazın iptali davası kabul edilmiş; karar HMK m. 341/2 uyarınca kesin olarak verilmiş ve kesinleştiği, Mahkeme, davacı sigorta şirketinin rücu talebini; müvekkili şirkete ait aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiği, bu nedenle sigortacının yaptığı ödemenin müvekkili şirketten rücuen tahsil edilebileceği kabulü üzerine bina ettiği, gerekçeli kararda da açıkça, davalı tarafın “sürücünün olay yerini terk etmediği” yönündeki savunmasının ispatlanamadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verildiği, ... Esas sayılı dosyada verilen hükmün dayandığı maddi omurga; sürücünün kazadan sonra olay mahallinden ayrıldığı, firar ettiği ve bu olgunun rücu şartını doğurduğu kabulüdür. 23.12.2025 tarihli bilirkişi raporu da aynı varsayımı tekrar etmiş; kaza tespit tutanağındaki “firari sürücü” anlatımını bağımsız ve somut bir teknik doğrulama üretmeksizin hükme esas alınabilecek kesinlikte değerlendirdiği, davalı taraf olarak talep ettiği delil araştırmaları mahkemece yerine getirilmediği, özellikle ... ... Hastanesine müzekkere yazılması talebi kabul edilmediği için şoförün olay günü hastanede olduğu savunma dikkate alınmadığı,söz konusu delil sağlık verilerine ilişkin olup ... gereği edinme şansının olmadığı bu nedenle mahkemenin toplaması gereken delillerden olduğu, kaldı ki ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/... Esaslı dosya ile birleştirme talebinde bulunmalarına rağmen bu talep, usulü gereği değerlendirilmediği, müvekkili taraf, ... dosyasında da aynı savunmayı açıkça ileri sürdüğü; mahkeme buna rağmen delili derinleştirmeden hüküm kurduğu, müvekkili taraf daha ... esaslı dosyanın ilk celsesinden itibaren; kaza tespit tutanağına itiraz ettiğini, şoförün olay yerini terk etmediğini, aracın park halinde bırakıldığını,sürücünün o mahallede ikamet ettiğini ve hareket halindeki bir araçtan kaçan kişi gibi değerlendirilmesinin hukuken ve fiilen yanlış olduğunu açıkça beyan ettiği, davalı taraf, ... dosyasına sunduğu bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de; el freninin çekilmediği iddiasının ispatsız olduğunu, şoför mahalline ilişkin fotoğraf bulunmadığını, sürücünün “firari” olduğuna dair beyanın kimden alındığının belli olmadığını, ...’ın firari olmadığını, aracı usulüne uygun park ettiğini ve aynı olayla ilgili 2024/... Esas sayılı dosyada dinlenecek tanıkların burada da delil niteliği taşıdığını açıkça ileri sürdüğünü, ayrıca dosyaların birleştirilmesi talep edildiği, 16.02.2026 tarihli 3. celsede taraflarınca, 2024/... Esas sayılı dosyanın aynı olaya ilişkin olduğu, bu dosyada lehimize deliller toplandığı, araç sürücüsü ...’ın ... ... Hastanesi’nde bulunduğu ve olay yerini terk etmediğinin sabit olduğu mahkeme huzurunda açıkça söylediği, 27.02.2026 tarihli son celsede ise yine aynı şekilde; şoförün olay anında hastanede tedavi görmekte olduğu, olay yerini terk etmediği ve savcılık dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği beyan edildiği, buna rağmen mahkeme, bilirkişi raporuna itirazları reddetmiş; dosyaların birleştirilmesi talebini de “meydana gelen hasarların farklı olduğu” gerekçesiyle geri çevirerek aynı gün hüküm kurduğu, görüldüğü üzere,müvekkili tarafın savunması sonradan icat edilmiş olmadığı, tam tersine,... dosyasında en başından beri aynı maddi vakıa ileri sürülmüş; ancak bu vakıayı doğrulayacak resmi sağlık belgeleri ve tamamlayıcı mahkeme araştırması o dosyada yapılmadığı, mahkeme, “ispatlanamadı” dediği hususun gerçekten ispatlanabilmesi için gerekli resmi delili dosyasına kazandırmadan hüküm kurduğunu, hükümden sonra, aynı olaya ilişkin ... esas sayılı dosyada resmi hastane belgeleri mahkeme müzekkeresiyle celbedildiği,... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/... Esas sayılı dosyasının 13.02.2026 tarihli celsesinde; tanıklar dinlenmiş, davalı vekili, ...’ın o gün hastanede olup olmadığının sorulmasını talep etmiş ve mahkeme de açık ara kararla, ...’ın 26.06.2023 tarihinde ... Hastanesi’nde tedavi görüp görmediğinin sorulmasına karar verdiğini, bu ara karar uyarınca ... ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne hitaben verdiği resmi cevapta; ...’ın 26.06.2023 tarihinde kurumda gördüğü tedavilere ait ayaktan muayene epikriz raporu ile yatış epikriz raporunu eklediğini açıkça bildirdiği, bu belge, sıradan bir taraf beyanı değil; doğrudan resmi sağlık kurumu tarafından mahkemeye sunulmuş kurumsal cevap olduğunu, Mahkemeye gelen ayaktan epikriz belgesinde ...’ın geliş tarihinin 26.06.2023 olduğu, acil poliklinik muayenesi yapıldığı, elektrokardiyogram, damar yolu açılması gibi işlemler uygulandığı, ertesi güne sarkan tetkik ve tedavilerin bulunduğu görüldüğü, yatış epikrizinde megaloblastik anemi nedeniyle tedavi süreci yürütüldüğü, 2 ünite eritrosit replasmanı uygulandığı kayıt altına alındığı, bu kayıtlar, sürücünün hastaneye gittiğini ve gerçekten tedavi gördüğünü resmi olarak doğruladığı, bu nedenle artık ... dosyasında “ispatlanamadı” denilerek bertaraf edilen savunma, soyut bir iddia olmaktan çıkmış; mahkeme müzekkeresiyle celbedilmiş resmi belgelerle doğrulanan objektif bir olgu haline geldiği, yargılamanın iadesi talebinin maddi dayanağı tam da bu olduğunu, ... dosyasında dinlenen tanıklar ve düzenlenen son bilirkişi raporu, ... sayılı dosyadaki hükmün maddi temelini çökerttiği, ... dosyasının 13.02.2026 tarihli celsesinde dinlenen tanıklardan ... 2017’den beri davalı firmada çalıştığını, olay yerine patronun aramasıyla gittiğini, polis ekiplerinin orada bulunduğunu, şoförün hastaneye gittiğini duyduğunu, aracın sürekli aynı yerde park edildiğini, meyil nedeniyle el freni çekili olduğu halde frenin boşalması sonucu kaydığını, kendisinin el freninin çekili olduğunu gördüğünü, sonradan elektrikçi ve frenci ustaya gidildiğini beyan etmiştir. ... ise ...’ın aracı hep aynı yere park ettiğini, kazayı sonradan duyduğunu ve olayın öğlen saatlerinde olduğunu söylemiştir. Bu beyanlar, “kazadan sonra olay yerini terk eden firari sürücü” kabulü ile bağdaşmamaktadır; bilakis aracın park halinden kaynaklanan kayma ihtimalini ve sürücünün kaza anında araç başında bulunmamasını desteklediğini, daha da önemlisi, ... dosyasında resmi hastane kayıtları ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildikten sonra düzenlenen bilirkişi raporunda şu sonuca ulaşıldığı, ...’ın hastaneye gittiği ve tedavi gördüğü gelen kayıtlardan tespit edildiği; davalı araç sürücüsü evinin yakınında boş alana aracı park edip evine gitmiş, daha sonra kaza meydana geldiğini; bu durumda kazadan sonra olay yerini terk söz konusu olmadığı, raporda açıkça, sürücü olay anında araç içinde veya yakınında değilse, sırf bu olgu üzerinden “olay yeri terk” kabulü yapılamayacağı belirtildiği, aynı olay hakkında iki ayrı teknik değerlendirme karşı karşıya geldiği,... dosyasındaki bilirkişi raporu, kaza tespit tutanağındaki “çevreden alınan bilgiler doğrultusunda firari sürücü” kabulünü neredeyse aynen tekrar ederek hükme esas olmuş; ... dosyasındaki sonraki bilirkişi raporu ise resmi sağlık belgeleri ve tanık anlatımlarıyla desteklenmiş daha derin bir inceleme sonucunda, tam tersine olay yeri terkin bulunmadığını saptadığı, bu çelişki basit bir yorum farkı olmadığı; hükmün dayandığı temel maddi vakıanın sonradan elde edilen resmi delillerle çökmesi olduğunu, ... sayılı dosyadaki hüküm, yeniden yargılama yapılmadan adaletle bağdaştırılamayacağı, ... sayılı dosyada mahkeme, “sürücü olay yerini terk etmedi” savunmasını salt “ispatlanamadı” diyerek reddettiği, oysa bugün artık ortada mahkeme müzekkeresiyle celbedilmiş resmi hastane cevap yazısı, iki ayrı epikriz belgesi, tanık anlatımları ve bunlara dayalı karşı bilirkişi değerlendirmesi olduğunu, hükmün kurulduğu sırada bulunmayan, en azından hükme esas alınan dosyaya bu nitelikte kazandırılmamış olan bu belgeler, kararı değiştirecek ağırlıkta olduğunu, çünkü ... hükmünün hukuki sonucu, doğrudan “olay yeri terk” kabulüne dayandığı; bu kabul çöktüğü anda rücu talebinin maddi ve hukuki temeli de sarsıldığını, ... dosyasında taraflarınca ... dosyasının varlığı, aynı olaya ilişkin olduğu, lehlerine deliller toplandığı ve ...’ın hastanede bulunduğu açıkça söylenmiş olmasına rağmen; mahkeme, bu uyarıları dikkate alıp kısa bir araştırma genişletmesine gitmek yerine, birleştirme talebini reddetmiş ve hükmü süratle kurduğu, bu nedenle iadesi istenen karar, yalnız maddi gerçeğe değil, usuli adalete de aykırı biçimde oluştuğu, HMK kapsamında yargılamanın iadesi şartları oluştuğunu, işbu dava, ... dosyasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle hüküm sırasında mevcut dosyaya kazandırılamayan ve sonradan mahkeme müzekkeresiyle resmiyet kazanmış bulunan belirleyici belgeler sebebiyle açıldığını, yargılamanın iadesi sebebi; yalnızca sonraki bilirkişi raporu olmadığını, asıl iade sebebi, resmi hastane cevabı ve epikrizler olduğunu,... dosyasındaki bilirkişi raporu ise bu yeni resmi delillerin hukuki ve teknik sonucunu ortaya koyan tamamlayıcı inceleme olduğunu,... dosyasında mahkeme “ispatlanamadı” dediği için hüküm kurduğu, şimdi ise aynı olgu, resmi kurum cevabı ile ispatlanabilir hale geldiğini, hukuk düzeni, gerçekte mevcut olan fakat yargılama sırasında dosyaya girmemiş ve kararın temelini değiştirecek nitelikteki bu belge karşısında, kesin hüküm zırhının maddi gerçeği boğmasına izin vermeyeceğini, işte yargılamanın iadesi kurumu tam da bu nedenle olduğunu, davalı tarafın süresinde cevap dilekçesi vermemiş olması, HMK m.128 anlamında yalnızca davacının ileri sürdüğü vakıaların inkârı sonucunu doğurur; bu durumun,inkâr kapsamında kalan savunmanın ispatı için karşı delil gösterme imkânını ortadan kaldırdığı söylenemeyeceği, Nitekim ... Hukuk Genel Kurulunun 22.01.2016 tarih, E.2014/...-..., K.2016/... sayılı kararında; süresinde cevap vermeyen davalının davayı inkâr etmiş sayılacağı, inkâr çerçevesinde savunmasını ispat için delil gösterebilmesinin hukuki dinlenilme hakkı bakımından değerlendirilmesi gerektiği, delilin çekişmeli vakıalar için önem taşıdığı ve tüm deliller birlikte değerlendirilmeden sonuca gidilemeyeceği kabul edildiği, aynı doğrultuda ... 2. Hukuk Dairesinin 03.07.2013 tarih, E.2013/..., K.2013/... sayılı kararında da, davalının süresinde cevap vermemiş olmasının delil bildirme ve savunmasını ispat etme hakkını ortadan kaldırmayacağı, deliller toplanmadan karar verilemeyeceği ifade edildiği, somut uyuşmazlıkta tartışma salt “cevap dilekçesi verilmediği halde sonradan yeni delil sunulup sunulamayacağı” noktasında da olmadığını, 2025/... Esas sayılı dosyanın daha 10.11.2025 tarihli ikinci celsesinde açıkça kaza tespit tutanağına itiraz ettiğini, şoförün olay yerini terk etmediğini, aracı park halinde bıraktığını, ikametinin orada olduğunu ve hareket halindeki bir araçtan kaçan kişi gibi değerlendirilemeyeceğini beyan ettiği, aynı celsede tanık deliline de dayanılmıştır. Davanın her aşamasında, şoförün olay günü ... Hastanesinde tedavi gördüğü, bu nedenle olay yeri terk koşullarının oluşmadığı ve davalı müvekkiliimize rücu edilemeyeceğine değinilmiştir. Dolayısıyla ileri sürülen husus, sonradan icat edilmiş yeni bir vakıa değil; davanın başından beri ileri sürülen aynı inkâr savunması olduğunu, bununla da yetinilmemiş; 16.02.2026 tarihli üçüncü celsede, aynı maddi vakıaya ilişkin ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/... Esas sayılı dosyasının mevcut olduğu, bu dosyada lehimize deliller toplandığı, araç şoförü ...’ın ... ... Hastanesinde bulunduğu ve olay yerini terk etmediğinin sabit olduğu mahkemeniz huzurunda açıkça ileri sürülmüş; dosyaların birleştirilmesi talep edilmiştir. Ayrıca dosyaya sunulan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de, firar olgusunun ispatsız olduğu, aynı olayla ilgili 2024/... Esas sayılı dosyada dinlenecek tanık beyanlarının 2025/... Esas sayılı dosyada da delil niteliği taşıdığı, iki dosyanın aynı maddi vakıaya dayandığı ve birlikte değerlendirilmesi gerektiği yazılı olarak bildirildiği, Bu aşamada artık mahkemenin, aynı olayla ilgili başka dosyada toplanan resmi ve kişisel delilleri hiç araştırmadan hüküm kurması, basit bir takdir meselesi değil; eksik inceleme olduğunu, 27.02.2026 tarihli son celsede de tarafımız, şoförün olayın gerçekleştiği anda ... Hastanesinde tedavi görmekte olduğunu, olay yerini terk etmediğini ve bu hususla ilgili savcılık dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini açıkça beyan ettiği, Buna rağmen mahkeme, bilirkişi raporuna itirazları reddetmiş; dosyaların birleştirilmesi talebini de kabul etmeyerek aynı celsede hüküm kurduğu, oysa gerek dosyaya sunulan yazılı itirazlar, gerek duruşma tutanaklarına geçmiş açık beyanlar karşısında; en azından resmi sağlık kurumuna müzekkere yazılarak sürücünün kaza tarihindeki tedavi durumunun araştırılması, ilgili dosyanın akıbetinin beklenmesi veya dosyaların birlikte değerlendirilmesi zorunlu olduğunu, Mahkeme, “ispatlanamadı” dediği hususun ispatına elverişli resmi araştırmayı yapmadan sonuca gittiğini, nitekim aynı olaya ilişkin 2024/... Esas sayılı dosyada dinlenen tanık beyanları sonrasında, ...’ın o gün hastanede olup olmadığının sorulması talep edilmiş; mahkeme 13.02.2026 tarihli celsede hastaneye müzekkere yazılmasına karar verdiğini, bu müzekkereye verilen resmi cevapta, ...’ın 26.06.2023 tarihli tedavilerine ait ayaktan muayene epikrizi ile yatış epikrizi mahkemeye sunulduğu, Sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda da, hastane kayıtlarından ...’ın hastaneye gidip tedavi gördüğünün anlaşıldığı, aracını evinin yakınında park ettikten sonra evine gittiği ve kazadan sonra olay yerini terk etme olgusunun bulunmadığı açıkça değerlendirildiği, ... sayılı dosyada mahkemenin “ispatlanamadı” dediği husus, esasen araştırılmamış; buna karşılık aynı olaya ilişkin diğer dosyada yapılan basit bir resmi araştırma ile maddi gerçek ortaya çıktığı, Bu durum, önceki hükmün eksik inceleme ile verildiğini tereddütsüz gösterdiğini, mahkemece, davanın başından beri ısrarla ileri sürülen inkâr savunmasının dayanağı olarak zikredilen resmi deliller araştırılmadan hüküm kurulduğu, oysa aynı olay hakkında başka dosyada yapılan müzekkere araştırması, sürücünün tedavi gördüğünü ve olay yerini terk etmediği yönündeki savunmanın maddi temelini doğruladığı, bu itibarla, eksik inceleme ile kurulan önceki hükmün maddi temeli çökmüş olup, yargılamanın iadesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2025/... Esas, 2026/... Karar sayılı kesinleşmiş hükmüne karşı açtığımız yargılamanın iadesi talebinin kabulüne, yargılamanın iadesi sebebinin sabit görülmesi ile, 2025/... esas sayılı dosyada verilen hükmün kaldırılmasına,yeniden yapılacak yargılama sonucunda, davacı sigorta şirketinin rücu talebinin dayanağını oluşturan “olay yeri terk” kabulü yeni resmi delillerle çökmüş bulunduğundan, önceki kararın iptali ile sigorta şirketinin davanın reddine, müvekkili ... ltd şti firmasının talebinin kabulüne,yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı taraf aleyhine yükletilmesine,karar verilmesini talep etmiştir.Davacı-aleyhine yargılamanın yenilenmesi talep edilen davalı vekili duruşmada; sayın mahkeme tarafından verilen karar miktar itibariyle kesin olduğu, gerek bu dosyada gerek diğer dosya da karşı taraf sürücüsünün kusuruyla olduğu ve olay yeri terk şeklinde gerçekleştiği tespit edildiği, yargılamanın yenilenmesi şartları oluşmadığı, hukuki yarar da olmadığı, davanın reddine karar verilsin şeklinde beyanda bulunmuşlardır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Talep , Mahkememizin 2025/... Esas 2026/... Karar sayılı dosyasına ilişkin yargılamanın yenilenmesine karar verilmesine ilişkindir.Mahkememizin 2025/... Esas 2026/... Karar sayılı dosyasında ''Toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; 26/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde davacının kendi sigortalısı ... plakalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle dava dışı üçüncü kişiye ödenilen değer kaybı tazminat bedelinden davalının sorumlu olduğu iddiasına dayalı itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesine ilişkindir. Meydana gelen kazada tarafların kusur oranı, değer kaybı bedelinin tespiti amacıyla dosya bilirkişilere tevdi edilmiş,sigorta hukuku alanında uzman nitelikli hesap uzmanı bilirkişi, trafik bilirkişisi- makine mühendisi bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda özetle;davacının sigortalısı aracını kullana dava dışı firari araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu, ... plaka sayılı araç sahibi ... nin kusursuz olduğu, ... Plakalı 2005 ... marka 1.4 ... tipi araçta 26.06.2023 tarihli kaza kaynaklı değer kaybının Yerleşik ... içtihatları kapsamında 12.000,00 TL hesaplandığın, dava konusu kazanın davacı şirket tarafından tanzim edilen tanzim edilen ... sayılı Karayolları Motorlu Araçlar ZMMMS poliçesi teminatı kapsamında olduğu, davacı sigorta şirketinin ödediği değer kaybı tazminatı ve yargılama giderleri için davalı sigorta ettirene zorunlu trafik sigortası genel şartları B4 maddesi uyarınca rücu edebileceğin, davalı sigorta ettiren şirketin takip tarihi itibariyle 31.442,52 TL asıl alacak ve 2.207,01TL işlemiş yasal faiz ile sorumlu olduğunun bildirildiği, bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporda davaya konu hususlar gerekçeli, ayrıntılı olarak açıklanmış, raporun mahkememizce hükme esas alınmaya yeterli olduğu kanaatine varılarak, 26/03/2023 tarihinde meydana gelen kazaya dayalı olarak davalının, dava dışı üçüncü kişiye ödenilen hasar bedelinden sorumlu tutulması gerektiği tespit edilerek( her ne kadar davalı tarafça sürücünün olay yerini terk etme gibi bir durumun olmadığı yönünde savunmada bulunulmuş ise de bu hususu ispatlayamadığından savunmaları kabul edilmemiştir) davanın kabulüne, buna göre davalının ... 4. Genel İcra Dairesi’nin 2024/... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminat talebinin reddine dair '' karar verilmiştir.HMK'nın 375. Maddesinde '' (1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, ... Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine ... Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir.''hükmü yer almaktadır.HMK'nın 379. maddesinde ''(1) Yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkeme, tarafları davet edip dinledikten sonra; a) Talebin kanuni süre içinde yapılmış olup olmadığını, b) Yargılamanın iadesi yoluyla kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını, c) İleri sürülen yargılamanın iadesi sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olup olmadığını, kendiliğinden inceler. (2) Bu koşullardan biri eksik ise hâkim davayı esasa girmeden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.Her ne kadar davalı tarafça, Mahkememizce verilen 2025/... Esas 2026/... karar sayılı kararına istinaden yargılamanın yenilenmesi talep edilmiş ise de davaya cevap dilekçesi sunulmadığı, tanık deliline dayanılmadığı, 2024/... Esas sayılı dosyasında toplanılan delillerin işbu dava dosyasında kullanılmasının mümkün olmadığı, 2024/... Esas sayılı dosyanın bekletici mesele yapılması talep edilmiş ise de yargılamanın yenilenmesi talebinin talep tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği,kaldı ki 2024/... Esas sayılı dosyasında verilecek hükmün davalı-yargılamanın yenilenmesini isteyen davacı taraf lehine sonuçlanacağı hususunun da net olmadığı, emsal mahiyette ... 6. Hukuk Dairesinin 18/12/2023 gün 2022/... Esas 2023/... Karar sayılı kararında ''Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebidir. Yeni bir belgenin ele geçirilmiş olmasının yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil edebilmesi için, belgenin davanın bakıldığı sırada mevcut olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması, belgenin hükmün verilmesinden sonra ele geçirilmesi, belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması gerekmektedir (Kuru, s. 5176 vd.). Sadece mevcut belgenin sonradan bulunmuş olması vakıası, başlı başına yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemez. Mücbir sebepten maksat, tarafın elinde olmayan ve bütün çabalarına rağmen aşamadığı bir engel ile karşı karşıya kaldığını iddia ve ispat etmelidir.'' hususunun belirtildiği, davalı-yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı tarafça celbi talep edilen hastane evraklarının ve tanık beyanlarının 2024/... Esas sayılı dosyasında celbedilmesinin-ortaya çıkmasının mahkememiz dosyasında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki elinde olmayan ve bütün çabalarına rağmen aşamadığı bir engel ile karşı karşıya kaldığı hususunun da yargılamanın yenilenmesini talep eden tarafça ispatlanamadığı, HMK'nın 375. Maddesinde yargılamanın yenilenmesi için gerekli sebeplerin dosyada bulunmadığı dikkate alınarak, yargılamanın iadesi talepli davanın esasa girilmeksizin usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-HMK'nın 375. maddesinde sayılan yargılamanın iadesi sebeplerinin bulunmadığı anlaşıldığından açılan YARGILAMANIN İADESİ TALEPLİ DAVANIN HMK’nın 379/2 maddesi uyarınca ESASA GİRİLMEKSİZİN REDDİNE,
2-Alınması gerekli harçlar peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı-yargılamanın yenilenmesini isteyen tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı-aleyhine yargılamanın yenilenmesi talep edilen ... Sigorta A.Ş. Davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı- yargılamanın yenilenmesini talep eden davacı ... Kargo Lojistik Taşımacılık Petrol ticaret ve San. Ltd. Şti.'den alınarak davacı-aleyhine yargılamanın yenilenmesi talep edilen ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine,
5-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK’nın 341. ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/10/2026
Katip
¸E-imzalıdır.
Hakim
¸E-imzalıdır.
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal, T. 22.10.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.