T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2026/1001 (KABUL KALDIRMA)
KARAR NO : 2026/1399
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/04/2026
ESAS-KARAR NO : 2026/74 E 2026/258 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 19/10/2026
YAZILDIĞI TARİH : 26/10/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında uzun bir süredir ticari ilişki bulunduğunu ve ticari ilişkisinin zarara uğramaması için davacı şirket tarafından davalı şirkete üstü boş olan ve sadece imza bulunan ... Bank'a ait 4804375 seri numaralı çekin teminat amaçlı keşide edildiğini, ancak ilerleyen süreçte davalı şirketin gerçeğe aykırı şekilde çekin üstünü, çek bedeli olarak 150.000,00 TL ve keşide tarihi olarak 25/02/2019 şeklinde yazmak suretiyle doldurduğunu ve bu kapsamda Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, müvekkil şirketin 150.000,00 TL borcunun bulunmadığını belirterek, çekin ve Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı icra dosyasının iptaline, söz konusu icra takibine karşı borçlu olunmadığının tespitine ve ... Bank'a ait 4804375 seri numaralı 150.000,00 TL tutalı çek ile bu miktarlar için işletilen faizler hakkında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL yönünden borçlu olunmadığının tespitine, ayrıca davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirkete sunulan çekin teminat amacıyla verilmediğini ve boş olmadığını, dolayısıyla davalı şirketin çek üzerinde oynama yapmasının mümkün bulunmadığını, davacı şirketin müvekkil şirkete cariden kaynaklanan borcunun olduğunu ve çeki söz konusu borca karşılık keşide ettiğini, ancak çek bedelinin karşılıksız kaldığını, bu nedenle müvekkil şirket tarafından Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte çekin boş olarak verildiği düşünülse dahi TTK'nın 680. maddesine göre kıymetli evraktaki noksanlıkların sonradan tamamlanabileceği dikkate alındığında bu durumun çekte tahrifat anlamına gelmeyeceğini belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket tarafından teminat olarak davalı şirkete sadece imzanın bulunduğu bir çekin verildiği, ancak davalı yanca gerçeği aykırı olarak çek bedeli ve keşide tarihi doldurulmak suretiyle çekin icra takibine konu edildiği iddiası ile borçlu olunmadığının tespiti istemli eldeki davanın açıldığı, yargılama sırasında davalı şirket tarafından takip konusu çekin teminat amacıyla ve boş olarak ibraz edilmediğinin ve cariden kaynaklanan borca karşılık verildiğinin savunulduğu, çekin bir ödeme aracı olduğu ve kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, somut olayda davacı şirketçe takip konusu çekin teminat olarak keşide edildiğine ilişkin iddiayı ispata yarar bir delil sunulmadığı, öte yandan her ne kadar davacı yanca senet bedelinin ve tarihinin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu belirtilmiş ise de, kambiyo senedinin, kambiyo senedini düzenleyen ile hamil arasındaki anlaşma hilafına hazırlandığını ispat külfetinin senedi düzenleyene ait olduğu, mevcut durumda davacı şirketin çekteki imzayı inkar etmediği ve ispat yükü üzerinde olan davacı tarafın çek bedelinin anlaşmaya aykırı doldurulduğuna ilişkin iddiasını yazılı delil ile kanıtlayamadığı dikkate alındığında çekin ödeme amacıyla verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, buna göre yapılan değerlendirmede, 2017 yılında davalı şirketten 149.658,24 TL tutarında ve 2018 yılında 40.287,56 TL tutarında olmak üzere toplam 189.945,80 TL tutarında mal teslim aldığının davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu, bununla birlikte davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtları uyarınca davacı şirketi temsile yetkili ... ... imzasına verildiği anlaşılan faturalar yönünden davalı şirketin davacı şirkete mal teslimi yaptığının belirlendiği, dolayısıyla davacı şirketin toplam 197.676,41 TL tutarında mal teslim aldığı, her ne kadar davacı şirketin defter ve kayıtlarında davalı şirkete 2017 yılında 143.017,58 TL ve 2018 yılında 44.000,00 TL olmak üzere 187.017,58 TL ödeme yaptığı görünmekte ise de, ödeme amacıyla verilen 4 adet çekin ödenmediği ve ... Bank'ın cevabi müzekkeresi çerçevesinde 114.578,00 TL bedelli çeklerin iptal edildiği, bu durumda davacı şirketin davalı şirkete yaptığı ödeme tutarının 72.439,58 TL olduğu ve söz konusu hesaba göre davacı şirketin 125.236,83 TL borçlu bulunduğu, diğer yandan davalı şirketin ticari defterlerinde davacı şirketten 130.114,81 TL alacaklı olunduğu kayda geçilmekle birlikte, 4.907,98 TL yönünden alacağın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirketin gerçeğe aykırı şekilde çekin üstünü, çek bedeli olarak 150.000,00 TL ve keşide tarihi olarak 25/02/2019 şeklinde yazmak suretiyle doldurduğunu ve bu kapsamda Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başladığını, müvekkil şirketin 150.000,00 TL borcunun bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının hukuka aykırı olduğunu, bu konuda yapılan itirazların dikkate alınmadığını, ayrıca faturalarda yer alan tüm malzemelerin eksiksiz bir şekilde teslim edilip edilmediğinin incelenmediğini ve fatura içeriklerinin araştırılmadığını, müvekkil şirketin yetkili temsilcisi ... ...'ya teslim edilmeyen malların davalı şirket tarafından alacak olarak kabul kayda geçtiğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini, davalı şirketten alınan malların...............................'e ve ... ...'ya teslim edildiği ifade edilmiş olup, davacı şirket yetkilisi ... ... dışında ismi geçen diğer kişilere teslim edilen ürünler nedeniyle oluşturulan fatura borçlarından müvekkil şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, zira ilgili kişilere gerçekleştirilen teslimlerin davacı şirkete yapılmadığını, bu nedenle dava dışı ........................'e verilen ürünlerin teslimine dair fatura bedellerinin davalı şirketin alacak hesabından mahsup edilmesi gerektiğini, bunun yanı sıra iade edilen çeklerin borç hanesine dahil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iade edilen çeklerin müvekkil şirketin siparişleri iptal etmesi nedeniyle iade alınan çekler olduğunu, buna karşın davalı şirketin siparişlerin iptal edildiğini ticari defterindeki haneye işlemediğini, sadece davacı şirkete çeklerin iade edildiği hususunu ticari defterlere yazdığını, kaldı ki davalı şirketin davacı şirketten aldığı çeke ilişkin müvekkil şirket tarafından yapılan ödemeleri ticari defterlerine ve kayıtlarına eklemediğini ve hileli davranış sergilediğini, 114.578,00 TL bedelli dört (4) adet çekin davacı şirketin borcunu ödememesine karşın iade edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, davalı şirketin sunduğu evrakın, "Tahsilat - Tediye" makbuzu niteliğinde olduğunu ve bu evrakın müvekkil şirketin ticari ilişkiye binaen davalı şirkete yaptığı ödeme aracını ve bedelini gösterdiğini, dolayısıyla söz konusu belgelerin davacı şirketin dört (4) adet çeki ödemeyip iade aldığının ispatı mahiyetinde olduğunu, müvekkil şirketin borçlu olmadığı sabit olmakla birlikte aynı zamanda alacaklı konumunda bulunduğunu, irsaliye faturalarının davacı şirketin yetkili temsilcisi olan ... ... tarafından imzalanmadığını, tam aksine müvekkil şirket ile hiçbir ilgisi olmayan kişiler tarafından irsaliye faturalarının imzalandığını, ilgili faturalarda davacı şirketin kaşesinin yer almadığını, bu itibarla müvekkil şirketin yetkili temsilcisi haricindeki kişilerin imzaladığı ve üzerinde kaşesi bulunmayan faturalarda yazılı olan ürünlerin tesliminin gerçekleşmediğini, davalı şirketin teminat çekini gerçek borç miktarına aykırı olarak doldurduğunu ve icraya konu ettiğini, bahsi geçen durumun çek üzerinde gerçekleştirilecek yazı ve imza incelemesi sonucu ortaya çıkacağını, çek üzerinde yazı ve imza incelemesi yapılması halinde imzanın davacı şirkete ait olduğu, ancak yazının davacı şirkete ait olmadığı hususunun açıklığa kavuşacağını, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında dahi müvekkil şirketin 50.000,00 TL borcu olmadığının tespit edildiğini, bu durumun çekin boş olarak ve teminat amaçlı verildiğinin ispatı niteliğinde olduğunu, bununla birlikte somut olayda davacı lehine kötüniyet tazminatı koşullarının oluştuğunu belirtilerek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili katılma yoluyla verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; basi geçen çekin davacı şirketin cariden kaynaklanan borcuna karşılık müvekkil şirkete verildiğini, bu çek bedelinin gerçek borç tutarı kadar olduğunu, her ne kadar 8.962,77 TL bedelli faturaların davacı şirket çalışanı olmayan kişilerce teslim alındığı ifade edilerek hesaplamaya dahil edilmemiş ise de, ........................... isimli kişilerin davacı şirket nezdinde ve davacı şirket adına çalıştıklarını, ismi geçen bu kişilerin sigortasız çalışma ihtimallerinin bulunduğunu, buna ilişkin bir emniyet araştırması gerçekleştirilmediğini belirtilerek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının icra takibe konu senet nedeniyle borçlu olup olmadığı ve bu kapsamda icra takibinin iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, senede dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı menfi tespit ve takibin iptali talebine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3282 Esas sayılı dosyası ile; davalı ... Tic. Ltd. Şti. tarafından, davacı ... hakkında, borcun sebebi olarak "25/02/2019 tanzim tarihli 150.000,00 TL Mik. Çek"in gösterildiği, 147.970,00 TL asıl alacak, 711,47 TL işlemiş faiz, 14.797,00 TL %10 tazminat ve 443,91TL %0.30 komisyon olmak üzere toplam 163.922,38 TL'nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı ve davacı ...'nin icra takibine itiraz etmemesi nedeniyle icra takibinin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalı tarafından davacı adına hazırlanan faturaların bir kısmına ilişkin düzenlenen sevk irsaliyelerinde malın teslim edildiği belirtilerek, teslim alan olarak "..............................ı ve ... ..." isimlerinin yazıldığı ve imzalarının alındığı görülmüştür.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan gelen yazıda, davacı şirkete ait işyerinde 2017 ile 2018 yılları arasında .....................isimli kişilerin çalışmasının tespit edilemediği bildirilmiştir.
Diğer yandan, dosya içerisinde bulunan Ticaret Sicil Gazetesi örneğine göre, düzenlenen sevk irsaliyelerinden birisinde imzası bulunan ... ...'nın davacı şirketin temsile ve ilzama yetkili temsilcisi olduğu tespit edilmiştir.
Dava, çeke dayalı alacak yönünden menfi tespit istemine ilişkin olup, verilen çekin temelini oluşturan ürünlerin tamamının tesliminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin kanıtlaması gerekir. Bu nedenle, bir kısım faturaya konu malların teslimine yönelik düzenlenen sevk irsaliyelerinde isim ve imzası bulunan, ancak davacı şirkete ait işyerinde irsaliye tarihleri olan 2017 ile 2018 yılları arasında çalışmadığı anlaşılan ................... isimli kişilerin, faturada yazılı malların davacı şirket adına teslim alınıp alınmadığına dair beyanlarının incelenmesi gerekmekle birlikte, yargılama aşamasında ismi geçenlerin teslim hususunda dinlenmediği görülmüştür.
Bu durumda, bir kısım sevk irsaliyelerinde isim ve imzaları bulunan ...........................'ün tanık/tutanak mümzisi sıfatıyla bilgi sahibi olarak dinlenerek, bu konuda yaptıkları açıklamaların değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekmektedir.
Hal böyle olunca mahkemece, tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve bu kapsamda sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırmaya dayalı olarak davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet bulunmamıştır.
Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davacı vekilinin ve katılma yoluyla davalı vekilinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin ve katılma yoluyla davalı vekilinin istinaf başvurularının AYRI AYRI KABULÜ ile;
2-Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/74 Esas, 2026/258 Karar sayılı ve 17/04/2026 tarihli kararının KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 19/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.
"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Emsal Karar Arama
UYAP Emsal, E. 2026/1001, K. 2026/1399, T. 19.10.2026
Emsal Karar Arama · UYAP Emsal
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.