Çerez tercihleriniz

Sitemizin çalışması için zorunlu çerezler kullanılır. Analitik ve reklam çerezleri yalnızca onayınızla etkinleştirilir. Tercihlerinizi dilediğiniz zaman değiştirebilirsiniz. Çerez politikası

Aramaya dön

Emsal Karar Arama · UYAP Emsal

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1627 - 2026/1727
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)

ESAS NO : 2022/1627
KARAR NO : 2026/1727

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I


İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 07/04/2022
ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/640E., 2022/239K.

DAVA : RücuenTazminat
KARAR TARİHİ : 15/10/2026
YAZIM TARİHİ : 19/10/2026

Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili özetle: Müvekkiline ait "..." işyerine ilişkin olarak, davalı ... Şirketi nezdinde, işçileri de kapsayacak şekilde tam kapsamlı mali mesuliyet sigortası yaptırıldığını, şantiyede işçi olarak çalışan ... tarafından, 25.11.2012 tarihinde poliçeye konu işyerinde geçirdiği iş kazası nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararlarının tazmini için Denizli 1. İş Mahkemesi'nin 2013/266 E. Sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine tazminat davası açıldığını, Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8597 sayılı dosyasına 04.08.2020 tarihinde, müvekkili şirket tarafından 205.362,97-TL yatırılmak suretiyle dosya borcunun ödendiğini, yapılan bu ödemenin müvekkili şirkete ödenmesi için davalı sigorta şirketine 04/08/2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 40.000 TL alacağın olay tarihi olan 25.11.2012 tarihinden; mahkemece kabul edilmemesi halinde ise müvekkili tarafından yapılan ödeme tarihi olan 04.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden rücuen tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 20/01/2022 tarihli ıslah dilekçesinde; 40.000 TL olan dava değerini ıslah suretiyle 188.308,77-TL'ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili özetle: Sigortalıya asıl işveren - alt işveren ilişkisiyle hizmet veren alt işveren (taşeron, müteahhit) işçilerinin sayısının ve brüt ücretler toplamının poliçede belirtilen tutarlara eklenmiş olması kaydıyla teminata dahil olacağının, bizzat alt işverene düşecek sorumlulukların teminat kapsamı dışında olduğunun düzenlendiğini, genel ve özel şartlar çerçevesinde, sigortacı tarafından verilen teminatın; poliçede kişi başına belirlenen üst limitin 125.000 TL ile sınırlı olduğunu, davadan önce, müvekkili sigorta şirketi tarafından kazalı işçiye, poliçe limitini teşkil eden miktarın ödendiğini, bu miktar kadar sorumlulukları bulunmadığını, ayrıca dava konusu alacağın tamamen belirlenmiş olduğunu ve dava konusu alacağın niteliği sebebiyle kısmi dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine, ücreti vekaletin ve masrafların davacı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "...Dava dışı ...'un alt işveren işçisi olarak, asıl işveren ... A.Ş'nin işyerinde çalıştığı, işçinin 25/11/2012 tarihinde işbu işyerinde geçirdiği kazadan, Sigorta poliçesinde yapılan; sigortalıya asıl işveren-alt işveren ilişkisiyle hizmet veren alt işveren (taşeron, müteahhit) işçilerinin maruz kalacakları iş kazaları nedeniyle asıl işveren düşebilecek sorumluluğun, söz konusu işçilerin sayısı ve brüt ücretler toplamının poliçede belirtilen tutarlara eklenmiş olması kaydıyla teminata dahil edildiği düzenlemesi uyarınca sigorta şirketinin sorumlu olduğu anlaşılmıştır.
İş Kanununun 2. Maddesinin 6. Fıkrası uyarınca, asıl işveren/alt işveren ilişkisinde asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanun'da iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte sorumludur. Davaya konu işveren sorumluluk sigorta poliçesinde “Bizzat alt işverene düşecek sorumluluklar teminat kapsamı dışındadır. Sigortacının asıl işverenin halefi sıfatıyla alt işverene rücu hakkı saklıdır.” hükmü düzenlenmiş olup, anılan hükümde sadece bizzat alt işverenin sorumluluğunun söz konusu olduğu hususlar teminat dışı bırakılmıştır. Dolayısıyla, asıl ve alt işverene kusur izafe edilebilen somut olayda, alt işverene yüklenen %60 ve asıl işverene yüklenen %15 olmak üzere işverenlere yüklenen toplam %75 kusur oranı nispetinde hesaplanan tazminatın davalıdan talep edilebileceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/1280 E, 2019/2649 K, sayılı kararının da bu yönde olduğu anlaşılmıştır.
Dosya içerisinde toplanan deliller, iş mahkemesi ve icra dairesi dosya suretleri, İşveren Sorumluluk Poliçesi, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; dava konusu iş kazasının, İşveren Sorumluluk Sigortası Poliçesi kapsamında olduğu, sigorta şirketinin, poliçe kapsamında bedeni zararlarda kişi başına 125.000,00 TL ile sınırlı olduğu, bu sınırın yalnızca tazminat alacakları yönünden uygulandığı, bu sınırlamanın İşveren Mali Sigortası Genel Şartları'nın 1. Maddesinde belirtildiği üzere, mahkeme masrafları ve avukatlık ücretleri için uygulanmayacağı, maddi ve manevi tazminat tutarları asıl alacak yönünden poliçedeki kişi başına düşen sorumluluk miktarı 125.000,00 TL'yi aşmamak kaydıyla ferileri (faiz ve yargılama giderleri) ile birlikte sigorta şirketinin sorumlu olduğu, davacı tarafından icra dosyasına 25/08/2020 tarihinde toplam 205.362,97 TL ödeme yapıldığı, bu tutarın iş mahkemesi kararı ve icra dosyası kapsamında yapılan hesaplamada rücuya tabi olan kısmının 188.308,77 TL olduğu, bu tutara ödeme tarihi olan 05/08/2020 tarihinden itibaren faiz uygulanabileceği anlaşılmakla; davanın kabulüne..." karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: İşveren Mali Mesuliyet Sigorta poliçelerinde sigortacı, sigortalı işverenin işçilerinin geçirdiği iş kazası neticesi varsa sigortalısının kusur oranı nispetinde sorumluluk üstlenmekte olması, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmaması, alt işverene düşecek sorumlulukların teminat kapsamı dışında olması, avans faizine hükmedilmiş olması nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, dava dışı işçiye ödenen tazminat bedelinin rücuen tazmini taleplidir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK 355/1 madde gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK 353/1.b.1 madde gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 madde gereğince esastan reddine,
2-) Alınması gereken 7.398,57 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 1.850 TL harcın düşümü ile kalan 5.548,57 TL harcın davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına,
3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine,
4-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. 15/10/2026

Başkan Üye Üye Katip

Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye değildir.